|
|
| . |
|
|
|
| ||||||||
ATILGAN BAYAR'IN YENİ ORTAM'INDA...
İçeri girdim, etrafa baktım, aradığımı bulamayınca "Nerde o?" dedim. O, yani Türk medyasının Yul Brynner'ı, sevimli kelimiz Atılgan Bayar. Derken geldi, yüzünün üçte ikisini kaplayan gülüşüyle. İlk bakışta hayret ettim. Şu an yayında olmayan o şık Ajan Net'in sembolü olan şapkasını, yanmayan kaloriferlere rağmen almamış, 'açık alnını' Yeni Ortam'ın kuzey-doğu rüzgârlarına terketmişti. Editörlerini çağırıp tanıştırdı ve hemen Yeni Ortam'ı anlatmaya başladı. İşte o zaman anladım ki, içi kaynıyor keratanın, üşümemesi ondan. Yaptığı işin yani sıcak haberciliğin atmosferine öyle bir kapılmış ki, şairin "kar koysan köz olur aşkın külüne" hükmünce, üşüyorsan gözlerime bak, ısın deyiverecek sanırsın. "Kaloriferler bu Cuma (iki gün sonra) yanacak merak etme!" dedi. "Yakında hem burası hem de üst kat çok ısınacak!" Bir zamanlar, Ajan Net hoş bir siteydi. Göz alıcıydı. Emre Aköz'den Elif Dağdeviren'e, Cengiz Çandar'a kadar "klas" yazarları vardı. Gazete iktibaslarıyla internet aleminde yeni bir kapı açacak gibiydi. Birden vazgeçti Ajan Net'ten, bir haber sitesi oluşturmaya çalıştı, Ajan Türk'ü kurdu. Ufuk Güldemir'in Haber Türk'üne rakip olacak gibiydi. İddialıydı. Ajan Türk'ü de kapattı nagehan ve bir de baktık ki Atılgan Bayar, Haber Türk yazar kadrosuna geçivermiş. Çok geçmedi, oradan da kayboldu. Benim gibi onlu yıllar kabusunun beşincisini yaşamaya hazırlananlar hatırlayacaktır, radyolu günlerde bir otobüs reklamı vardı: Gene öyle yapmıştı. Ajan Net'in şapkası yere düşmeden Yeni Ortam'la yeniden çıkıverdi karşıma.
Anlaşılan Haber Türk'e öykünüp hadiseyi bir de içerden görmek hayli faydalı olmuş Atılgan Bayar için. Mevlana'nın "Kemale eklenen şey fazla da olsa noksanlığın ta kendisidir" hükmünün özellikle "haber" için geçerli olduğunu, unsurları yerli yerinde olmasına rağmen, sırf ilgi çeksin, sayfam tıklansın, bana reklam getirsin diye içine yorum, analiz, övgü, sövgü, hırboluk, gırgır, şamata, maytap sokuşturulan haberlerin, çadır tiyatrolarındaki hilkat garibelerine dönüşmesinin, haberciyi de sirk maymununa çevirdiğini farketmiş, belki özellikle gözleriyle görmek istenmiş olmalı. Ben de bu farkın farkını onun gözlerinden okumak istedim: "Asla!" dedi. "Burada sadece habercilik yapıyoruz. ne başlıkta, ne spotta ne de haber metninde yoruma kesinlikle yer vermiyoruz. Hatta başka sitelerden yahut gazetelerden alıntıladığımız haberlerin içinde yorum olarak nitelendirilecek sıfatlar varsa, onları da ayıklıyoruz. Bu konuda son derece titiz davranıyoruz." Biraz daha zorlasam, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Gazeteciler Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi'ni ezberden tilavet ediverecekti. Zorlamadım. Zaten haberlere kendisi asla müdahale etmiyormuş. "Mutfağa girmem!" dedi. "Sadece mutfağın neye ihtiyacı varsa onu temin ederim, o kadar. Mutfağın başında genç bir arkadaşımız var. Bütün yetki ona ait." 'Genç arkadaş' Yeni Binyıl gazetesinde editörlük yapmış vaktiyle. Kendini "başarılı gazeteci" olarak addeden kimi genel yayın müdürlerinin duıyduklarında mide krampları geçirdiği "etik" kavramına takmış "sapkın" gençlerden. Etik denilen o fettan kelimenin yat, kat, lüküs hayat ve dahi hiçbir iş yapmasa ömür boyunca standardını bozmadan faiz geliriyle yaşayabilecek bir özel hesap sahibi olmasına engel teşkil edeceğini bile bile, kaloriferleri yanmayan bir internet gazetesinin kuzey-doğu rüzgarları esen salonunda paltolar, boyunbağları, eldivenlerle çalışmayı yeğleyen ve yüzlerce benzeri şimdi sokakta işsiz gezen akılsız gençlerden biri işte. İsmini zikretmeye bile değmez, merak eden Yeni Ortam'ın Künye sayfasına bakıversin! İstikbaline bakmadan karşıma geçip nutuk atmaz mı bir de: "Yeni Ortam; sadece gazetecilik yapacaklar için ideal bir site. Kaybolan saygınlığımızı ve güveni sağlamak için, ilkelerimizden kıl kadar taviz vermeyeceğiz. İşimizi seviyoruz. Kendimize güveniyoruz. Başaracağımıza da inanıyoruz." Peki ne yer ne içer yahut en azından şu bilgisayarlar nerden gelir, bu hangar gibi salonun kirası nasıl ödenir? Öyle ya... Etik karın doyursaydı, Bill Gates'i yamak tutardık yanımızda. Doyurmadığına göre... "Az da olsa bizi destekleyenler var..." dedi Atılgan Bayar. "Araç gereçler barter yoluyla geliyor. Daha da gelecek. Para bulduğumuz zaman paylaşıyoruz. reklam sorumlumuz son derece iyi şartlarla çalıştığı işini bırakıp bizimle beraber oldu. Gece gündüz demeden çalışıyor. Çok güzel projelerimiz var ve ilk kez bu kadar heyecanlıyım Tezcan, bu işi başaracağız, eminim." Projelerden biri haftalık gazete. Bu kadarını internette de ilan ettiler. Fazlasını bana bile söylemediler. Emre Aköz elde var bir gibi. Net'te de yazıyor zaten. galiba gazetede de yazacak. Ötekiler... Şimdilik bir tebessümde gizliler. Sanki her şeyi açıklarsa birileri çomak sokacakmış, kem nazar edecekmiş, çelme takacakmış gibi tedirgin ve mütereddit bir ifade de var bu tebessümde ve bence son derece haklı da. Bu memlekette gazeteciysen fırsat buldun mu kendine bile çelme takacaksın arkadaş cibilliyeti var oldukça, kimse aklından, gönlünden geçeni dile dökmeyecek rahatlıkla. Atılgan Bayar ve arkadaşlarının anlattıklarıyla yüreğimdekiler bire bir örtüşüyor. Umarım başarılı olurlar. Dilerim kaloriferler yandıktan, cepler ısındıktan sonra da aynı sadakat ve şevkle devam edebilirler. Kaloriferler yanmıyordu. Hava soğuktu. Hangar bücürü salonda Kuzey-Doğu rüzgarları esiyordu. Fakat içim sıcacık ayrıldım Yeni Ortam'dan. Yüreğim ısındı. Sevdim. Sevindim. Hoş geldin Yeni Ortam! Tekrar merhaba Atılgan! Nice seyirlere!
03 Aralık 2001 Pazartesi
| ||||||||||
|