BASININ 10 YILLIK PLAZA MACERASI SONA ERİYOR DKM(Özel)-Türk basını, Babıali defterini kapayıp İkitelli’deki plazalara taşınalı tam
tamına 10 yıl oldu… Katkıdan çok Türk basın sektörüne verdiği maddi manevi
zararla hatırlanacak olan bu süreç artık sona ermek üzere… Medya patronları , bu binaların artık masraflı gelmeye başladığını
farkettiler. Kimi şehir içine taşınmayı düşünüyor, kimi de tüm çalışanları
bir yerde üstüste oturtmayı… Metre karesi dolarla hesaplanan bu plazaların en üst katlarında oturan ve
son krizden eleman atarak kurtulduğunu sanan yönetici ve patronlar
bugünlerde epey düşünceliler; doluya koysalar almıyor, boşa koysalar
dolmuyor… Sektör çalışanlarının neredeyse yüzde 50’sinin işine son
verilince, plazalarda epey yer açıldı. Ama, lambaların hepsi açık,
radyatörlerin hepsi sıcak olmak zorunda… Bu da, geride kalanların şirkete
maliyetini arttırıyor. Kriz öncesi karlılık zamanlarında kazandıkları paraları, arabın yağı bol
bulunca yaptığı gibi, şehir dışında inşaatlara, italyan mobilyalara yatıran
kartel medyası, bugün tekrar biraraya toplanıp krize karşı hedef küçültmeye
çalışıyor. Bunun ilk örneğini, Dinç Bilgin hapse girmeden önce Sabah
gazetesi başlatmış ve gazeteyi Samandıra’ya taşımayı düşünürken, İkitelli’de
ayrı bir bina işgal eden dergi grubunu şehir içine, Nişantaşı’na taşımıştı.
Aynı sıralarda Doğan Grubu da Hadımköy’de satın aldığı 90 dönümlük araziye
dergi grubu, matbaa ve dağıtım şirketi için bir tesis yapma telaşındaydı.
Önce, Nişantaşı’nda bir apartman dairesine üst üste sığan Bir Numara
Yayıncılık, Dinç Bilgin ve üst düzey yöneticilerinin DGM’lik olmasıyla zor
günler yaşamaya başladı. Maaşlar ve masrafların ödenmesinde başlayan
problemler, eleman çıkarılması ve dergi kapanmasıyla sürdü gitti. Borçlarını
devralarak Dinç Bilgin’i “munis bir rakip” yapmayı, iki grubun birikimiyle
de bir “sinerji” yaratmayı planlayan Aydın Doğan ise, ekonomik krize tam bu
sırada tosladı. Üstelik, Doğan grubunun şirketleri, Bilgin grubununkilerden
daha dağınık konuşlanmıştı. Hürriyet, CNN Türk, D&R ve Yaysat İkitelli’de,
Doğan Ofset Halkalı’da, Kanal D Mecidiyeköy’de, DBR Hadımköy’de, Doğan
Holding Kadıköy’de, Dışbank Gümüşsuyu’nda, vs… Krize karşı hedef küçültme operasyonu önce eleman atmayla başladı… Kimde çok
eleman varsa, o çok adam attı. Şu anda piyasada çalışan gazeteciden çok
işsiz gazeteci var. Bu operasyonlar da daha bitmiş değil; sessiz ve derinden
bir şekilde sürüyor. Örneğin; geçtiğimiz günlerde Hürriyet’te birim
yöneticilerini toplayan Ertuğrul Özkök, çalışanların morallerinin yüksek tutulması
için “tensikat sürecinin sona erdiğinin ilan edilmesi”ni; bunun yanısıra
işine son verilecek elemanların mümkün olduğunca sessiz seçilmesini rica
etti. Ne var ki, çalışanların neredeyse çoğunun atılmasıyla yarı yarıya boşalan bu
tesislerin işleyişinde tasarrufa gidilemiyor. Örneğin; Hürriyet ve
Milliyet’in bulunduğu plazalarda katlar yarı yarıya boşaldı denilebilir.
Ama, aydınlatmadan ısınmaya, servisten yemeğe kadar hemen herşey eskisi
gibi… Bu yüzden, Hadımköy’deki DBR’nin İkitelli’deki Hürriyet Medya
Towers’a; Dışbank’ın, DBR’nin boşalttığı Hadımköy’e, Kanal D’nin Milliyet
Plaza’ya taşınması gibi çözümler öneriliyor. Yani, özellikle Doğan grubu
şirketlerinin yeni yıla yeni mekanlarda girme olasılıkları çok yüksek…
Ama, büyük bir sorun var: Grubun “headquarters”ı sayılabilecek Hürriyet Medya Towers’a taşınması
öngörülen şirketlerin müdürleri bu durumdan çok rahatsız. Bu kişilerin
başında da DBR’nin genel müdürü Neslihan Tokcan geliyor. “Şimdi bile söz
geçiremiyorum, Medya Towers’a taşınırsam dergi müdürlerini hiç kontrol
edemem, orada herkesin bir tanıdığı var” diyen Tokcan, Vuslat Sabancı’nın
“DBR’yi buraya taşıyın’ talimatına rağmen taşınmamak için ayak sürüyor. Ne
var ki, bugüne kadar şehir içinde metrekaresi 9 dolardan aşağı bir yer
bulabilmiş de değil; oysa, Medya Towers’ın metrekare maliyeti bundan çok
daha ucuz… Diğer taraftan, Milliyet ve Hürriyet üzerinde Mesut Yılmaz ve Turgut
Yılmaz’la satış pazarlığı içinde olduğu rivayet edilen Aydın Doğan’ın,
sahibi olduğu gazete ve yayınların isim haklarını devrettikten sonra, kalan
şirketleriyle Milliyet’in binasına yerleşeceği de kulislerde konuşulanlar
arasında… İlk göz ağrısı Milliyet’in binasını satmayacağı, bunun dışında
sahibi olduğu bütün tesisleri gözden çıkardığı söyleniyor. Özal iktidarının “2,5 gazete” kalması için başlattığı “Babıali’yi boşaltma”
operasyonu, 10 yıl içinde gerçekten sonuca ulaşmış görünüyor. 2,5 gazetesi
ve 5.000 işsiz gazecisiyle Türk Basını bugün yine bir dönüm noktasında gibi…
Bu 10 yıllık süreçte dahli olan yeteneksiz yöneticiler, hiç kuşkusuz, vip
salonları ve barlarında sefahat sürdükleri bu plazaları da terketmek zorunda
kalacaklar. Biraz daha geç kalırlarsa, bir yer karosunun, bir klozet
kapağının çalışan elemandan daha değerli tutulduğu bu plazalar, Türk
basınının gömüldüğü İkitelli mezarlığının “görkemli mezartaşları” olarak
hatırlanacaklar… 
14 Aralık 2001 Cuma |