Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    
    


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA D. ARSAN
             FERZENDE KAYA
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KORAY DÜZGÖREN
             MURAT SEKMEN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN

Dördüncü Kuvvet Medya, herkesin görüşlerini rahat bir şekilde ifade edebileceği bir tartışma ortamı oluşturdu. Burada görüşlerinizi aktarabilir, düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

DKM FORUM SAYFALARI

Uzan Grubu ile Doğan Grubu arasındaki mücadele ilginç bir yöne doğru kayıyor.

MESELELERİNİ KENDİ YÖNTEMLERİYLE HALLEDİYORLAR!

Demokratik toplumlarda medyanın görevi, "Halkın çıkarlarını yönetenlere karşı korumak" olarak algılanır. Bu mücadelede asıl kaybeden Türk Halkı oluyor. Ülkemizin hergün yığılan sorunlarını gündeme taşıma beceresi gösteremeyen medya, sahiplerini haklı göstermek için her yola başvuruyor. Türkiye belki de tarihinin en kötü ekonomik krizini yaşıyor ama; Türk toplumunu dünyada olup bitenler hakkında bilgilendirmekle mükellef medyamız, sahiplerinin arasındaki sorunları mahkemeler yerine kendi yöntemleriyle hallediyor. Hem de gazetecilere kurşun asker muamelesi yaparak...

Uzun süredir devam eden Uzan-Doğan medyatik savaşı dün, Star Ana Haber bülteninde Aydın Doğan'ın damadı ve Doğan Holding medya grubu başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'la, Doğan Holding Finans Direktörü Soner Gedik arasında geçen ve Milliyet Gazetesi'nin satışı sırasında yapıldığı söylenen bir konuşmanın ses kayıtlarını yayınlamasıyla yeni bir boyut kazandı. Bu gelişme üzerine dünkü Star Ana Haber Bülteni'ni Ali Kırca'nın yerine Erhan Ertürk sundu. Bugünkü Star Gazetesi marşetten Aydın Doğan'ı eşkıya ilan ederek şu cümleleri kullandı. "İşadamı değil resmen eşkıya!"

Doğan Grubu da karşı atağa geçerek Telsim üzerinden Uzan Grubu hakkında çeşitli iddialar ortaya attı. Hürriyet'tin "Telsim herkesi dinliyor" başlığıyla verdiği haberde, Star'da yayınlanan ses bandının sıradan bir konuşma olduğu savunuldu ve Uzanlar'ın istedikleri kişileri dinledikleri iddia edildi.

"Telsim Telefon Şirketi'nin sahibi Uzan Grubu'na ait Star Televizyonu, dün akşam dünya telekomünikasyon tarihinin en büyük skandalına imza attı. Uzan Grubu'nun Telsim Şirketi, iki telefon müşterisi arasındaki sıradan bir ticari konuşmayı, kanunsuz bir şekilde dinleyerek Star Televizyonu'ndan yayınladı. "

Doğan Grubu'nun ikinci büyük gazetesi Milliyet'te de benzer idddialar vardı. "Uzan Grubu, dün akşam yeni bir skandala neden oldu. Kendilerine ait telefon şirketi TELSİM aracılığıyla iki müşterisi arasındaki ticari konuşmayı dinleten Uzanlar, bu konuşmayı yine kendilerine ait Star televizyonunda yayınlayarak dünya tarihinde benzersiz bir skandala neden oldular. "

Star'da yayınlanan kasette neler konuşuldu?

Star Gazetesi'de yayınlanan şekliyle, konuşma Mehmet Ali Yalçındağ ve Soner Gedik arasında şöyle geçiyor.

"Aydın Doğan'ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ (MAY), Doğan Medya Grubu Başkan Yardımcısı Soner Gedik'i (SG) arıyor...

SG: Mehmet Ali Bey.
MAY: Soner nasılsın?
SG: Sağolun valla... Sabah'tan arkadaşlar var
MAY: Soner, bu iş kalabilir bu akşam, Milliyet işi.
SG: Hee.
MAY: Tamam mı. Şu 6 milyon dolar almıştık ya. Diyorum ki, onun 1 milyonunu fatura et de...
SG: Hıı...
MAY: Hiç yoksa 1 milyonu kalsın bizde.
SG: Evet. İki taraftan 500-500.
MAY: Ne demek o?
SG: Yani, yarısı Hürgüç'ten 500 bin dolar, şimdiden 500 bin dolar.
MAY: Hayır hayır. Onu sormuyorum. Milliyet'i satın alan Korkmaz Yiğit'ten.
SG: Tamam.
MAY: Hürgüç'e kes Milliyet'e 500 bin dolar kes. 1 milyon dolar.
SG: Tamam.
MAY: Tamam mı?
SG: Okey, onları kesip hemen yollıyim. Kime yollıyim?
MAY: Haa...
SG: Korkmaz Yiğit'inkini kime yollıyim.
MAY: Ya kes fatura şeye yolla.
SG: Kime yolliyim.
MAY: Yaşar Eroğlu'na gönder ya da kes dursun sende.
SG: Dursun.
MAY: He Aydın Bey'e söyleriz.
MAY: Peki bişey söylicem, ordan 1 milyon dolar alıyoruz. Hala kesiyo muyuz?
SG: Şeyi mi?
MAY: Oğuz'a söyle, 1 milyon doları hiç kesmedim. Hiç kesmeden ne kadar dağıtabiliyor?
SG: Tamam.
MAY: Yalnız anladın mı bak. Hiç kesmeden.
SG: Adamlar hiç kesmiyecek fatura.
MAY: Adamlar, Avrupalılar bize hiç fatura kesmiyecek. Sadece 1 milyon dolar koyduk, şeyden alacağımız. Geri kalan da 500 bin koyduk. Ondan sonra bir hesap yaptık. Ne kalıyo. Bak bakalım belki Dışbank'tan denkleştiririm.
SG: Tamam.
MAY: Dışbank'ın parası var. Biliyorsun her ay veriyo.
SG: Hee, o veriyo zaten.
MAY: Sonra bir konuşalım senle. Bugün ama çıkmadan. Tamam mı?
SG: Tamam.
MAY: Hadi eyvallah.

Damat Yalçındağ'dan talimatı alan Soner Gedik (SG), reklam muhasebesinden Oğuz Bey'i (O) arıyor.

SG: Oğuz bak. Şu Yiğit grubuyla ilgili. Hangi şirkete kesersin bilmiyorum ama, 1 milyon dolar fatura keselim, çıkacak reklamlar diye. Az bişey ya. Onu herhalde geri vericez o parayı da. Vermeden bari bu kadarını faturaya bağlayalım. Bi fatura kes onların hangi şeyine kesiyorsan. Eskiden bi yayınlanıyodu Yiğit grubuyla. İlanlar çıkıyodu sizde.
O: Evet.
SG: Sen oraya da 1 milyon dolarlık bir fatura kestir. Aslını bana bi yollarsın. Bir şekilde formüle edip.
O: 1 milyon dolar, yani reklam faturası mı yapcaz?
SG: Reklam faturası evet.
O: Ama yani o kadar reklam.
SG: Ne kadar işte, ne zaman çıkacaksa, artık öyle avans olarak aldık. Faturaya bağladık, çıkacak reklamlarda falan de bari. Nasıl dersin ama...
O: Yani çıkacak... şimdi adamlar kabul eder mi?
SG: Onu biz alaşağı yapacaz dostum. Sen neticede bir şekilde formüle edip, konuşacaksın, halletcen işte.
O: Çıkacak ilanlara mahsuben öyle mi?
SG: Yani öyle mi devralalım şimdi bilmiyorum ki?
O: Yani bu adamların bugüne kadar 3-5 ilanı çıktı, onlar da faturalanmıştı.
SG: İlanlara mahsuben de. Grubunuza keselim de.
O: 1 milyon dolar karşılığı, hangi tarih?
SG: Dünkü, 2 gün önce falan yani.
O: 10 Ekim falan gibi keselim veya 20 Ekim.
SG: 20 Ekim veya 18 Ekim.
O: O, yani faturalarda tek tek dergiler belirtiliyor.
SG: Yaa bu uyduruk. 18 Ekim falan diye kes.
O: Şimdi, Neslihan hanım yurt dışından yarın geliyo.
SG: Neslihan hanımla ne işin var. Kes bu akşam.
O: Yani renkli olarak kesmiycem mi?
SG: Renkli sen söyle muhasebesine. Onu sen hemen kes, 17-18 neyse bir tarihte. Sonra aslını bana yolla.
O: O zaman tek bi açıklama yapalım. Kasım-Aralık 98 ilanlarınıza mahsuben diye. Ya da 20 Ekim.
SG: Kasım deme artık, Ekim.
O: 20 Ekim - 31 Aralık.
SG: Aralık falan deme.
O: Demiyim mi?
SG: Grubunuzun Hürgüç'ler grubuna verilen ilan bedelleri karşılığıdır. Öyle bir şey de, genel bir şey de.
O: 20 Ekim'e keselim, 1 Ekim kuruyla yapalım, di mi?
SG: Evet.
O: 1 Ekim TL karşılığı neyse.
SG: 1 milyon dolar neyse onu kes canım.
O: O zaman onu fakslayayım mı?
SG: Sen kes faturanın aslını bana yollarsın. Mümkün olduğunca erken tarihe kesersen, mümkün olduğunca dediğim şöyle, 18 Ekim falan gibi bir tarih.
O: O zaman, 18 Ekim tarihli bi fatura kesiyoruz. Grubumuz dergilerinde kullanılan, yayınlanacak ilanlar bedeli diye. 1 milyon dolar karşılığı kesip hemen yollarız. Önce bi kesip fakslayalım. Bir bakın okeylerseniz aslını yollıyalım.
SG: Ahmet'e sor istersen. Ben neticede 1 milyon dolar kesersem, adamlara zaten kesmiştik diye çamur yapacam. Yani tamam, oldu.

Aydın Özdalga'ya göre kayıt Meral Akşener ve Tansu Çiller'in ürünü

Korkmaz Yiğit'in Kanal 6'yı almasından sonra Kanal 6 Haber Dairesi'nin başına geçen Aydın Özdalga sahibi olduğu internet sitesi Haber3.com da konuyla ilgili yaptığı yorumda, bu bandın Tansu Çiller ve Meral Akşener'in bir ürünü olmasının kuvvetli bir ihtimal olduğunu belirtti. Ancak bu kasetin başkaları tarafından Uzanlar'a satılmış olabileceğinin de altını çizdi. Özdalga ayrıca bu bandın Hürriyet binasına yakın bir araçtan veya bir telsiz alıcısı yardımıyla ya da devlet içindeki bir örgüt tarafından kaydedilip Uzan'a sızdırıldığını iddia etti.

Bir zamanlar Korkmaz Yiğit'in televizyonu olan Kanal 6'nın haberlerinden sorumlu olan Aydın Özdalga'nın yorumu şu şekilde.

"PEKİ BU GÖRÜŞME NE ZAMAN YAPILDI ? HEMEN KESİN TARİH VERELİM. BU KONUŞMA EYLÜL-EKİM 1998 YILINDA YAPILDI. NERDEN BİLİYORSUN DERSENİZ, BU İŞLEMİN İÇİNDE HEM KORKMAZ YİĞİT’İN, HEM DE YAŞAR EROĞLU’NUN ADI GEÇİYOR. BİLİNDİĞİ GİBİ MİLLİYET’İN SATIŞI SIRASINDA YAŞAR EROĞLU DOĞAN GRUBU MEDYA GRUBU BAŞKANIYDI. MİLLİYET SATILINCA KORKMAZ YİĞİT’E TRANSFER OLDU. MİLLİYET RESMEN EKİM 1998’İN BAŞINDA SATILDI. MEHMET ALİ YALÇINDAĞ “ FATURAYI YAŞAR’A YOLLA “ DEDİĞİNE GÖRE KONUŞMA SIRASINDA YAŞAR EROĞLU HALA DOĞAN GRUBUNDAYDI. KORKMAZ YİĞİT İLE İLGİLİ BİR ÖDEME OLDUĞU İÇİN SATIŞ SÜRECİ YAŞANIYORDU. TARİH, DAHA KESİN BİR DİLLE 15 EYLÜL-5 EKİM 1998 ARASI OLMALI. O GÜNLERE TANIK OLDUĞUM İÇİN BİLİYORUM. BU BİLGİYE GÜVENEBİLİRSİNİZ !!

PEKİ BU BANTI KİM KAYDETTİ ? DEVLET OLAMAZ. ÇÜNKÜ KAYIT CIZIRTILI. DEVLET OLSA DİREK SANTRALDAN DİNLER. BU BÜYÜK İHTİMALLE MERAL AKŞENER VE TANSU ÇİLLER’İN DÜZENLEDİ ÖZEL OPERASYONUN ÜRÜNÜ. BU OPERASYONDA KAYIT EDİLEN HÜRRİYET’İN TELEFON BANTLAR DAHA SONRA 1999 MARTINDA AKŞENER TARAFINDAN BASIN TOPLANTISIYLA DUYURULMUŞTU. AKŞENER GÜNEŞ TANER VE ERTUĞRUL ÖZKÖK ARASINDAKİ İŞ TAKİBİ GÖRÜŞMESİNİ AÇIKLAMIŞTI. SESLER AYNI O BANTTAKİ GİBİ CIZIRTILI. O KAYIT, BÜYÜK OLASILIKLA HÜRRİYET BİNASININ YAKININDAKİ BİR ARAÇTAN YA DA EVDEN TELSİZ ALICILARIYLA YAPILMIŞTI. BU KAYITIN HİKAYESİ % 100 DEĞİL AMA, % 90 BÖYLE. . YA DA DEVLET İÇİNDEKİ BİR BAŞKA ÖRGÜT TARAFINDAN KAYDEDİLİP, UZAN’A SIZDIRILDI. . AMA ÇOK AZ OLASILIK !! UZAN GRUBU BÖYLE BİR KASETE YÜZBİNLERCE DOLARI “ TRİNK “ DİYE VERİR...

AYDIN ÖZDALGA "

Gazeteciye kurşun asker muamelesi...

Demokratik toplumlarda medyanın görevi, "Halkın çıkarlarını yönetenlere karşı korumak" olarak algılanır. Ülkemizin hergün yığılan sorunlarını gündeme taşıma beceresi gösteremeyen medya, sahiplerini haklı göstermek için her yola başvuruyor. Türkiye belki de tarihinin en kötü ekonomik krizini yaşıyor ama; Türk toplumunu dünyada olup bitenler hakkında bilgilendirmekle mükellef medyamız, sahiplerinin arasındaki sorunları mahkemeler yerine kendi yöntemleriyle hallediyor. Hem de gazetecilere kurşun asker muamelesi yaparak...



05 Ekim 2001 Cuma