Yalçın Bayer patronu Aydın Doğan'a, Dördüncü Kuvvet Medya'da yayınlanan fotoğrafı sordu. Aydın Doğan şu cevabı verdi: "İnternet için henüz hukuki yaptırımlar yok ki, mahkemeye gideyim." AYDIN DOĞAN AÇTIĞI DAVAYI ÇABUK UNUTTU
Hürriyet Gazetesi'nde "Yeter! Söz milletin" adlı köşesinde halkın sorunlarını gündeme taşıyan Yalçın Bayer, köşesini son iki gündür Patronu Aydın Doğan'ın sorunlarına ayırıyor. Yalçın Bayer'in patronuna sorduğu sorulardan biri de Dördüncü Kuvvet Medya'da yayınlanan ve bu yüzden 25 milyarlık tazminat davası açtığı Almanya'da 1995 yılında çekilmiş fotoğraflar. Aydın Doğan, 19 Haziran 2001'deki ikinci duruşmaya çıkmadığı için kaybettiği davadan hiç haberi yokmuşcasına, kendini şu cümlelerle savunuyor. "Sözde basın etiği adına hareket eden bir site bu fotoğrafı koydu. Bize düşman insanlar da onu alıp oradan oraya gönderdiler. İnternet için henüz hukuki yaptırımlar yok ki, mahkemeye gideyim. Elimde yazılı basın organları için alınmış mahkeme kararları var." Dördüncü Kuvvet Medya'ya herhangi bir şekilde tekzip de göndermeyen Aydın Doğan, ayrıca İnternet için henüz huhuki yaptırımların olmadığını da ileri sürdü. Dava savunmasında yer almayan ifadeler
Aydın Doğan, mahkemeye verdiği savunmada yer almayan ve 1995 yılında Almanya'da çekilen fotoğrafların hikayesini ise şöyle anlatıyor. "Bu olayın hikáyesini bütün açıklığı ile anlatayım. Neler çektiğimi göreceksin. Beni bir gün Aydınlık Dergisi'nden Ferit İlsever aradı. 'Sizinle görüşmemiz lazım' dedi. 'Ben Bodrum'dayım o yüzden görüşemeyiz, ne soracaksan telefonda sor' dedim. 'Siz Almanya'nın Baden Baden şehrinde Özer Çiller ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Orhan Karabulut ile birlikte olmuşsunuz. Yanınızda da Hüseyin adlı bir uranyum kaçakçısı varmış' dedi.
Ben böyle bir adamla birlikte olmadığımızı söyledim. O da 'Ama elimizde fotoğraf var' dedi. Ben de 'Öyleyse yayınlayın' dedim.
Masada oturan kişi Ankaralı bir mimardı; adı da Esen Kale idi. Özer Çiller'in de yakın dostu idi. Çok esprili bir insandır. Yani fotoğrafta ismi verilen kişi ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Bunu anlattım. Aydınlık Dergisi, Esen Kale'nin fotoğrafını ayırarak yayınladı. Üstelik fotoğrafı çeken de o sırada bizim Almanya Temsilciliği'ni yapan arkadaşımız Bülent Zarif'ti. Ancak aynı fotoğraf bir süre sonra yanılmıyorsam Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandı. Onlar Aydınlık kadar titiz davranmamışlar. Altına uranyum kaçakçısı diye, yine Hüseyin adını yazmışlar. Bir süre sonra bir Yunan gazetesi bunu alıp yayınladı. Yunanistan'da yargıya gittik. Koskoca bir sayfa tekzip yayınladılar. O da bitmedi, bu iftira kampanyası internete sıçradı. Sözde basın etiği adına hareket eden bir site bu fotoğrafı koydu. Bize düşman insanlar da onu alıp oradan oraya gönderdiler. İnternet için henüz hukuki yaptırımlar yok ki, mahkemeye gideyim. Elimde yazılı basın organları için alınmış mahkeme kararları var. Esen Kale orada Ankara'da oturuyor. İşini dürüstçe yapan bir mimar. Gidip sorsunlar. Ama sormuyorlar. Çünkü amaç beni ve grubu yıpratmak." RTÜK yasasına karşı çıkanlar 1917 solcuları
Aydın Doğan, Yeni RTÜK yasasına karşı gelenleri 1917 solcularına benzetti. Ayrıca meslek kuruluşlarının yasayı karşı gelmelerine üzüldüğünü belirterek şöyle konuşuyor. "Bizi suçlayanlara bir bakın... Bu yasa çıkmasın; peki ne olsun? Kamuoyu, bazı TV kanallarının kime ait olduğunu biliyor mu? Sırf Aydın Doğan'a karşı olmak için yeni yasaya karşı çıkıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde bu mantıksızlık yok. Ben bu görüşü savunanlara '1917 solcuları' diyorum. Maalesef bunlara bazı meslek kuruluşlarımız da katılıyor."
"Pornoculuktan ceza aldığım doğru"
Aydın Doğan pornoculuktan ceza aldığı şeklindeki yayınların doğru olduğunu ve mahkeme tarafından bu tür bir ceza aldığını doğruladı. "Bu olay TEMPO Dergisi'nde yayınlanan bir yazı ve fotoğrafla ilgili... Bundan ben de üzüntü duydum. Ama şunu bilmeni isterim ki, beni yakından tanıyanlar gayet iyi bilir, benim aile yapım da, ahlak anlayışım da, kafa yapım da bu tür yayınlara karşıdır. Şimdi benim de karşı olduğum bir olay, bana karşı kullanılmak isteniyor. Ne diyeyim, bizler başkalarını eleştirme hakkını kendimizde görüyorsak, onların da bizi eleştirme haklarını kabul etmemiz gerekir. Yine de adımın porno kelimesi ile yan yana telaffuz edilmesinden büyük üzüntü duyduğumu söylemek istiyorum."
"Bütün yolsuzlukları benim gazete ve televizyonlarım ortaya çıkardı"
Aydın Doğan medya ve siyaset arasındaki ilişkiler konusunda kaçamak cevaplar verirken ülkedeki bütün yolsuzlukları kendisinin gazete ve televizyonlarının ortaya çıkardığını iddia etti. "Süleyman Demirel, muhalefetteyken her hafta bir dosya verirdi basına; kendi araştırma ekipleri tarafından yapılmış, yolsuzluk, hırsızlık, suiistimal gibi olayları kapsayan.... Ne yazık ki, 1994'ten sonra bir şey oldu Türkiye'de: Muhalefet iktidarla mücadeleyi bıraktı, medya ile savaşa girdi. Eksikliklerini örtmek için en iyi yol medyaya sövmektir, onlarca... Ne kadar vurgun, üçkáğıt varsa benim sahip olduğum gazete ve TV'lerin ortaya çıkarttığını iftiharla söylerim."
"Devlet Bankalarından kredi alan şerefsizdir"
"Her gün bunlara doğru değil diye cevap veremem ki... Yoksa sen de mi buna inanıyorsun. Tekrar ediyorum, her kim devlet bankalarından siyasileri kullanarak kredi aldıysa o adam ahlaksızdır, şerefsizdir, namussuzdur. Kim bana bu iftiraları, yalanları söylüyorsa, onlar için bunları söylemiyorum, zaten onlar böyle..."
"İştin atılan gazetecileri yayın yönetmenleri çıkardı" "Bakın, bunlar benim işim değil, gazeteciyi işten çıkarmak. O gazetenin Genel Yayın Müdürü var. 20 yıldır çalıştığım arkadaşlara, 28 Şubat süreci de dahil sorun; hiç kimseyi, falancanın baskısıyla işinden attı mı diye... Kimse evet diyemez. Çünkü ben atmam, bu işlere karışmam. Ama baskıyla işten insan çıkarılmasına da asla izin vermem. Tabii şundan rahatsızım; bir köşe kapıp, mesnetsiz yazı yazanlara, karalayanlara ben de içerliyorum. Kimsenin insanlara iftira atmaya, yalan yazmaya, hakaret etmeye hakkı yok. Adamın dilinin kemiği yok, elinin ayarı yok." "Şirketlerimin üzerinde spekülasyon yapılıyor" "Şimdi buna ne diyeyim? Benim şirketlerimin büyük çoğunluğu halka açık. Bilançoları şeffaf. Rakamlar ortada, isteyen bakar. Bu tür şeyleri yazanlara karşı dava açıyorum. Kazanıyorum. Ne yazık ki Türkiye'de hukuk geç işliyor, kararlar geç veriliyor.
Grubum adına kendim, şirketlerim ve ailem, yasalara ve etiğe aykırı herhangi bir muamele yaptılarsa, ben dahil şerefsizdirler, haysiyetsizdirler, namussuzdurlar. Utanmadan öldü, battı, borcunu ödeyemedi diye yazan ve manipüle edildiğini söyleyenler de benden çok, yatırımcıya zarar veriyorlar. Bunlar da ahlaksız ve şerefsizdirler." Aydın Doğan basın kartı olmayanları gazeteciden saymıyor "Verilen rakamlar çok abartılı. Bizim gruptan abarttıkları gibi gazeteci çıkarılmadı. Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Fanatik, Gözcü, Finansal Forum; TEMPO, Atlas gibi yayınların bulunduğu dergiler grubundan çıkarılan basın kartlı gazeteci sayısı 85 kişidir. Bunların yarısına yakını da emekliliğini hak etmiş arkadaşlarımızdır. Bir kısım stajyerler vardı; onlar ayrı... Ayrılanların çok büyük bölümü, idari, teknik personeldi. Türkiye'de sadece tekstil sektöründe 25 bin kişinin işini kaybettiğini de unutmayalım. Bu tedbirleri almasaydık, şirketlerimiz yaşayamaz, öteki arkadaşlarımız da işlerini kaybederlerdi. Ama çok üzüldüğümü, içimin kan ağladığını herkesin bilmesini isterim." --------------------------------------------- Hürriyet'te yer alan söyleşinin birinci bölümü >> Hürriyet'te yer alan söyleşinin ikinci bölümü >> 
22 Temmuz 2001 Pazar |