Veto edilen RTÜK Tasarısı'nın görüşmeleri devam ederken, televizyon sahipliğindeki hileli hisse gerçeği Doğan Grubu gazeteleri tarafından bol bol ikrar edildi. Şimdi sıra bu hilekarlığın yasal olarak önlenmesinde. Görev; kanunsuzluğu yasallaştırmaya çalışan koalisyona düşüyor. Maliye Bakanlığı'nın RTÜK tarafından defalarca suç duyurusunda bulunulan hileli hisselerin üstüne gidip cezalandırması gerekiyor. TAKIYYECİ MEDYA HADİ ÇIK ORTAYA Ahmet Tezcan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve topluma dayatılan RTÜK Tasarısı, her ne kadar özgürlüğe, insan haklarına ve Anayasa'ya aykırı hükümler içerse de, önemli bir işlevi de yerine getirdi. Doğan Grubu'nun başı çektiği "bir kısım" medya, 3984 Sayılı Yasanın 29'uncu maddesini bilerek, isteyerek ihlal ettiklerini, dolayısıyla suç işlediklerini defalarca itiraf ettiler. Hatta daha da ileri giderek televizyon yayıncılığının ne kadar masraflı olduğunu, reklam gelirlerinin bu giderin ancak yarısını karşıladığını, diğer yarısını karşılayabilmek için de "kara para"ya kadar bin türlü yöntem kullanıldığını da açıkladılar. Doğrusu bu da diğeri kadar net bir itiraftı. Doğan Grubu; itiraflar.com sitesine bir hayli malzeme olacak itiraflarıyla başı çektiler. Hürriyet'te Ertuğrul Özkök, bu konıuda biraz da kantarın topuzunu kaçırdı, "kara para" konularına bile yaklaşmaktan çekinmedi. Bu rahatlık, RTÜK Tasarısı'nın mutlaka yasalaşacağına dair hükümet ortaklarından aldıkları teminat sayesinde olabilir. Gerçekten de, tasarının yasalaşacağına o kadar kesin gözle bakıyor olmalılar ki, televizyon hisselerinin hileli olduğunu, gerçek sahiplerinin perde arkasına gizlendiğini, Aydın Doğan'ın da bu gizli patronlardan biri olduğunu açıkça yazabildiler. HÜKÜMETE DÜŞEN GÖREV RTÜK Tasarısı'nı medya patronlarının arzuları doğrultusunda biçimlendirerek Meclis'ten geçiren Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz koalisyonunun, topluma ve devlete karşı da biğr görevleri var: Mevcut yasalara sahip çıkmak ve yasayı ihlal edenlerin yakasına yapışmak. RTÜK Başkanı Nuri Kayış; medya patronlarının 3984 sayılı yasanın 29'ncu Maddesi'nin ihlal edildiğini bir kaç defa Maliye Bakanlığı'na yazılı olarak bildirerek suç duyurusunda bulunduklarını, ancak bugüne kadar hiç bir şey yapılmadığını söylüyor. Yani RTÜK bu konuda yapması gerekeni yapmış, devleti hileli durumdan haberdar etmiş ve gereğinin yapılmasını istemiş. Ancak devletin ilgili birimleri bu kanunsuzluğun üstüne hiç bir şekilde gitmedikleri gibi, kanunsuzluğu yasal hale getirecek düzenlemeler içeren bir tasarıyı da Meclis'ten geçirmiş. Koalisyon hükümeti; şimdi bu ayıbının ve medya patronlarıyla giriştiği suç ortaklığının keffaretini ödemek; televizyon kuruluşlarındaki hileli hisse sahiplerinin üzerine gitmek zorundadır. VETOYLA BAŞLAYAN YENİ DÖNEM Cumhurbaşkanı Sezer'in vetosu; siyasetçilere çok önemli bir ders niteliğindedir. Gazeteciler için de... İnancımız ve ümidimiz odur ki; bu veto, dile getirdiği gerekçelerinin ışığında medya ve siyaset ilişkisinde yeni ve "şeffaf" bir dönemin başlangıcı olacaktır, olmalıdır. Umarız siyasetçiler, medya gücünü kullanarak parlamentoya tahakküm etmek isteyen tekelci zihniyetin oyuncağı haline gelmezler artık. Çünkü, görüldü ki bu yaklaşım toplumun her katmanında nefretle karşılanmakta, siyasetçilerle birlikte parlamenter sistem de yara alarak bütün inandırıcılığını ve gücünü kaybetmektedir. Gazeteciler ve "Güç bende artııık!" naralarıyla gazetelerini He Man kılıcı gibi sallayarak parlamentonun -yani halkın- üstüne yürüyen medya patronları da, halka rağmen, halka karşı yapılan her türlü saldırının geri püskürtüleceğini görmüş olmalılar. Bu noktadan sonra, medya patronlarının Cumhurbaşkanı aleyhine yapacakları her salvo, tıpkı bir bumerang gibi geri dönecek ve yine kendi tepelerinde patlayacaktır. Çünkü halk, toplumsal özgürlüklere sahip çıkan dürüst, temiz ve sağduyulu bir Cumhurbaşkanları olduğunu bilmekte ve ona destek vermektedir. RTÜK tasarısı'nın dayatıldığı süre içinde düşen tiraklar ve izlenme oranları, aslında halkın temel görüşünün ne olduğu komnusunda dolaylı bir anlatımdı. Ancak ihale histerisi içindeki takıyyeci medya bu lisanı çözemedi. Bu noktadan sonra da aynı kör ve sağırlığa devam etmesi halinde, Takıyyeci Medya'nın gazete satacak veya televizyon izletecek insan bulamayacağı son derece açıktır. Cumhurbaşkanı'na yönelik her olumsuz haber veya yorum, o gazetenin tirajının yahut o televizyonun ratinginin düşmesine neden olacak ve "okumayın-izlemeyin" kampanyalarıyla karşılanacaktır. İTİRAF ET KURTUL Bu yeni dönemde Takıyyeci Medya'nın yapması gereken bir tek şey var: İtiraf ve İmtina! Önce bugüne dek kamu ihalelerinden yararlanmak için medya gücünü nasıl kullandıklarını; "Gazete güç demektir! Güç kötü bir şey mi?" diyerek soyundukları medya patronlarını ekonomik çıkarlarına nasıl alet ettiklerini itiraf ederek Türk halkından özür dilemeleri gerekiyor. Ardından, bir daha asla medya gücünü olması gerekenin dışında kullanmayacaklarına dair sör vermeliler. Bu tür davranışlardan kaçınacaklarını ve medya patronluğunu sadece halkı bilgilendirmek, halka hizmet etmek amacıyla üstleneceklerini deklare etmeliler. Olanlar olmuştur. Önemli olan ettekrarü ahsen velev kane yüzseksen bedeviliğinin yüzsüz anlayışını terketmektir. Sezer; RTÜK Vetosu ile onlara bu fırsat kapısını açmıştır. Dileriz bu kapıyı kendi suratlarına kapatmazlar. 
19 Haziran 2001 Salı |