| Özgür Gazeteciler Platformu 15 Ekim 2000 Noktayı henüz
koymadık... Taha Kıvanç / Yeni Şafak Yıllardır basının içinde yer alan, dünya ve Türkiye
gerçekleri üzerinde kalem oynatan Rauf Tamer'in kendisini düşürdüğü durumu
anlamakta zorlanıyorum. Biraz sıkı durabilse, karşısındakinin 'blöf'
yaptığını anlayabilseydi hâlâ yazmaya devam edecekti. "O para 30-40 yıllık
dostum Rauf'a değil, onun evindeyken bana geldi; tersanedeki hissemi satın
almak isteyen Murat Demirel'in gönderdiği kaporaydı" diyen Mete Has da
nereden çıktı Allah aşkına?
Rauf Tamer'in Egebank'la ilişkisi olmadığını söylemiyorum.
Tersine, Sabah yazarının Egebank ile 'bence yanlış' bir kredi ilişkisi
içinde olduğunun fena halde farkındayım. Şimdi vereceğim bilgiler, eğer
arşivci değilse, "Bu durumda yazamam" deyip yazılarına ara veren Rauf
Tamer'de bile olmayabilir:
Bendeki bilgi şu: Egebank, Murat Demirel'in özel
tâlimatıyla, 23 Temmuz 1998 tarihinde, Rauf Tamer'e kredi açtı. 320 bin
dolarlık kredi 48 ay vâdeliydi ve faizi sadece yüzde 1,5'tu...
Zekeriyaköy'de almayı düşündüğü bir villayla ilgiliydi kredi. İşin garibi,
48 ay vâdeli krediyi, Rauf Tamer, açılmasından sadece üç ay sonra (5 Kasım
1998 tarihinde) kapattı. 4 Ağustos 1998 tarihinde 75 bin dolar ödedi,
ertesi gün de 9 bin dolar; nakit olarak... Geri kalanı yine Egebank'tan
açılan (herhalde şartları biraz değişik) 254.700 dolarlık yeni bir
krediyle ödendi...
İşlemlerde tuhaflık görülüyor. En başta, nakit ödenen 75
bin dolarla ilgili dekontta para dökümü yok… Bir önceki işlem Murat
Demirel'in kurdurduklarından biri olduğu anlaşılan Namer Kauçuk'la ilgili;
firmanın nakit hesabından biri 250, diğeri 45 bin dolarlık para çekildiği
görülüyor… Durum biraz karışık yani…
Şu bilgiye ne dersiniz? 5 Şubat 1999 tarihinde, Murat
Demirel'in sekreteri Yasemin Göktürk'ün tâlimatıyla özel limitli kredi
kartı açılması istenen dokuz kişi arasında Rauf Tamer de bulunuyor; ancak
aynı tâlimatla 'özel limitli' kredi kartı verilenler arasında o dönemin en
önemli devletlusunun ağabeyi ve yeğeni ile bir ANAP'lı bakan ve bir başka
ünlü gazeteci de var…
Bunları bilmeme rağmen "Rauf Tamer'in öne atılması
gerekmezdi" diyorum işte...
Gerekmezdi, çünkü konuyu ilk açan Emin Çölaşan'ın iddiası
bir kredi yolsuzluğu değildi; "Ünlü bir gazeteciye çanta ile ödenen
rüşvet" iddiasını seslendiriyordu Çölaşan... Ayrıca, sözü edilen miktar da
320 bin değil, 1 milyon dolardı... Para 'rüşvet' olmak zorundaydı, çünkü
iddiaya göre "Marmara taraflarında bir arazinin pürüzlü işini halletme
karşılığı iki yıl önce ödendiğini" ileri sürüyordu Çölaşan... "Marmara
tarafında bir arazi" denildiğinde ortaya çıkartılan Dil Ovası
taraflarındaki Murat Demirel'in sudan ucuz kapattığı lebiderya topraklar
sekiz yıldır yargı önünde; yani iki yıl öncesiyle ve hatta Egebank ile bir
ilişkisi yok o olayın...
Şimdilerde, televizyon ekranlarına çıkarak, "Ben dedim mi
doğrudur" tafrasını satan Emin Çölaşan aslında blöf yapıyordu sizin
anlayacağınız... Muhtemelen o kısa süreli kredi yanlışlığının ezikliğini
duyan Rauf Tamer sesini çıkartmamasının zararını gördü...
Bu sonuca varmamın bir başka sebebi daha var: 'Şık giyimli,
iyi konuşan' sürpriz konuğun ihbarına dayanarak yazdığını söylediği
yazısında, Çölaşan, isim vermedi. Üzerine gidildiğinde bildiği ismi bakana
teyit ettirdiğini iddia etti, ama yine isim vermedi. Daha sıkıştırılınca,
"Elde bilgi, belge yok, yüksek tazminat ödemek istemem" diye kıvırttı.
Düşünsenize, bilgi ve belge olmayınca yazamayan bir Çölaşan!
Kendisi sustu ama, çetesine mensup yeni yetmeler, etrafı
e-mail bombardımanına tuttular... İlk yazının çıktığı gün, ben dahil
binlerce kişinin elektronik posta kutusuna, "Çölaşan'ın kastettiği '1
milyon alan yazar' R.T." diye mesajlar gönderildi; kodun açılmış biçiminin
Rauf Tamer olduğu da kulaklara fısıldanmaya başladı. Konuya taraf bir
yayın yönetmeni, bana, "Rauf Tamer, ama nasıl açıklayalım?" dedi
sözgelimi...
Ancak, ilk gün bu yaylım ateşi açanların, hemen ardından
tavır değiştirdikleri fark edildi. Kuva-yı Medya olarak "1 milyonluk
gazeteci R.T." diye yazanlar, dergilerinin ilk çıkan nüshasında (226),
'R.T.' rümuzuyla bir başka basın ünlüsünü kast ettiklerini açıkladılar...
Onlara göre, bu R.T.'nin kızı, evdeki para ve mücevherleri de alarak Adnan
Oktar'ın peşine takılmıştı. Kastedilen, Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Gözcü
gazetesinin yönetmeni Rahmi Turan'dı (R.T.)...
Herhalde anladınız: Emin Çölaşan ve çetesi, "Marmara'da bir
arsa mukabili kendisine 1 milyon dolar rüşvet verilen ünlü gazeteci"
iddiasının Rauf Tamer üzerine oturmadığını anlamış (veya ikna edilmiş),
ilk gün ortalığa 'R.T.' rümuzunu sürdükleri için başka 'R.T.'leri işin
içine çekerek iz kaybetme telâşına kapılmışlardı... Rauf Tamer, o noktada,
kendisinin Egebank'la ilişkisini bütün açıklığıyla anlatan, rüşvet
iddialarına meydan okuyan bir tavır takınsaydı bugünkü duruma düşmezdi...
Acaba, basiretini bağlayan, gazetesinin kendisinden fazlaca
hazzettiği söylenemeyecek yönetimi mi oldu? Yönetim, blöfü ortaya çıkacak
diye ne yapacağını şaşırmış Çölaşan'la pazarlığı yeğlemiş olabilir mi?
Size bir şey söyleyeyim mi? Emin Çölaşan bu tartışmaya kapı
aralamakla hayatının en 'yararlı' işini yaptı; Rauf Tamer köşesini kapattı
ama, tartışmaya açtığı "Batan bankalardan beslenen gazeteciler" konusuna
henüz nokta konulmuş değil...
|