| Özgür Gazeteciler Platformu 09 Ekim 2000 "TRT'NİN DE OMBUSMANI OLMASI LAZIM" Milliyet
Gazetesi'nin ombudsmanı Yavuz Baydar ile 18
Temmuz 2000'de özel görüşme Söyleşi: Sevdican Güneş Çalışmalarınız
nasıl başladı? "Ben Umur Talu ile yaptığım görüşmelerde ombudsmanlık
uygulamasının ilk defa Türkiye'de uygulamaya konulabileceğini, denenmeye değer
olduğu izlenimi edindim. Kendisine bu konuda istekli olduğumu belirttim.
Böylelikle yaptığım çalışmaları anlattım ve 1 Ocak 1999'da ombudsmanlık sayfasının
açılmasıyla işe başladım. Ombudsmanlık
kurumunun işlevini anlatır mısınız? Bu
konuda üç temel argüman var. Birincisi; gazetenin sahibi açısından, gazeteyi
bir mal olarak düşünürsek her üretici, tüketiciye ulaşan ürünlerinin kalite
kontrolünün bir şekilde yapılmasını isteyecektir. Bu rekabet koşulları, serbest
piyasa koşulları, ürünün satışının arttırılması, karlılığını arttırması ürün
kalitesi babında ele alınması gerekir. Sonuçta 1960 yılından itibaren
gazetelerde de böyle kalite kontrol mekanizması kuruldu. Çeşitli aşamalarda
gazetede çıkan içerikle ilgili kalite kontrol yapılıyor. Ombudsman tüketici tarafından
bakarak gördüklerini açıklıyor. Onun gazeteye sayfaya yansıyan tespitleri,
gazetenin sahibi açısından dikkate alınması gereken birşey. Yönetim
tarafından Milliyet gibi bir gazetenin evrensel normlara uyması bekleniyor.
Ombudsmanlık kurumuda onun bir parçası olarak görüldü. Ombudsman sayfasını, bir
gazetenin hava raporu gibi ifade edebiliriz. Okurla gazete arasındaki dialoğun
güçlendirilmesinde büyük payı var. İkincisi;
Milliyet okurla kopmuş olan bağını yeniden kurma ihtiyacını hissediyordu.
Tıkanmış olan kanalı yeniden açmak gerektiğini düşündü. Okur böylelikle
gazeteye daha yakınlaştığını hissetmeye başladı. Göndermiş olduğu şikayetlerin
gerçekten dikkate alındığını hissetmeye başladı. Eleştirilerinin haklı
bulunduğunu gördü. Çalışma
yönteminizi açıklar mısınız? Faks,
telefon, telesekreter ve e - mail ile gelen tüm sorunlara cevap veriyorum. Uygulama
gerçekten boşluğu doldurdu. Bir buçuk ay gibi kısa bir sürede gazetedeki
sayfamız rutine girdi. İlk başlarda tekrar tekrar aynı kişilerle karşılaştık fakat
daha sonra onlarda topluluğun içinde kaynadılar. Herhangi
olumsuz yönü var mı? Olumsuz tek yönü eğer okur temsilcisi, hukuki boyutları da
olan bir hatayı sayfasına taşıyıp, gazete burada hata yaptı derse o eleştiri
gazete aleyhinde ilgili kişi yada kurumun dava açmasına da yol açabiliyor. Bir
anlamda o kişiyi uyandırıyor. Tersi de olabiliyor. Dava açacak olan bir kişi
çok kızmış öfkelenmiş şekilde okur temsilcisini arayıp da onunla yaptığı
konuşmadan sonra ben dava açmaktan vazgeçtim diyebiliyor. .. Gazeteye
etkileri neler? Burada
en önemli şey, okur temsilcisi fonksiyonunu iyice yerleştirdikten sonra, gazete
içinde okur temsilcisinin eleştirilerin hedeflendiği hataların bir daha
yapılmamasını sağlayıcı teknik eğitim ve düzenli haftalık gözden geçirme mekanizmasının
kurulması gerekiyor. Genç
muhabirler bu sayfadan çok faydalanıyorlar. Nelerin hata olduğunu, nelerin
tartışmalı, nelerin bulanık, nelerin övgü aldığını öğreniyorlar. Ciddi
gazeteler başta olmak üzere tüm gazetelerin ve CNN Türk, NTV gibi haber
kanallarının ayrıca TRT'nin ombudsman mekanizmasını kurması gerekiyor.. ONO'nun
Mayıs ayında Amerika'da yapılan toplantısında hangi konular ele alındı? ONO'nun
konferanslarında bir yıl içerisinde başımızdan geçen ilginç olayları ele
alıyoruz. Etik konuları tartışıyoruz. Her konferansa önde gelen editörler gelip
konuşuyor. Bu yıl Washington Post gazetesinin başyazarı David Brother katıldı.
Siyaset ve toplum ilişkileri üzerinde durdu. Medyanın rolünün toplum
ilişkilerine etkisini ele aldı. Feredom Forum'un başkan yardımcısı Robert Janes
ise, hakkaniyetli, adil davranma konusunda yapılan bir çalışmanın ilk
sonuçlarını dile getirdi. Biz
çalışmalarımız sırasında hep tek kişiyiz. Bu konferanslar bizim biraz bu
yanlızlığımızı giderici oluyor. Başka gazetelerdeki ombudsmanlarla
ilişkilerimizi geliştirmemize olanak sağlıyor. Orada öğrendiklerimiz, bizi
birleştiriyor; çalışmalarımıza yol göstericilik, kılavuzluk ediyor.
Yanlışlıklara yönelmememizi ve yenilikleri daha kolay anlamamıza yardımcı
oluyor... Kurumun
geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bana
doğru olan şey herkesin evinin içini temizlemesi. Bireysel çalışmalardan
başlayarak daha temiz bir medya, daha temiz bir toplum yaratmak. Bir gazete
kendi haberciliğine, içeriğine ne kadar güçle, inançla sahip çıkarsa, etik
kurallar açısından o gazetenin saygınlığı, konumu, okurun ona bakışı
etkileniyor. Ama dışardan bir bağımsız mahkeme gibi bir basın konseyinin
medyayı denetim altında tutmaya çalışması günümüzde pek kabul görmüyor.. Gazetenin
satışının artması, sadece ombudsmanın tavrına bağlı değil. Tiraj, bir gazetede ombudsmanın
yazacak şeyi kalmadığı zaman artar." * Bu söyleşi Sevdican Güneş'in Ombudsmanlık Kurumu adlı araştırmasından alınmıştır. |