| Özgür Gazeteciler Platformu 23 Ekim 2000 Pazartesi HEM GAZETECİ HEM BASIN DANIŞMANI OLUR MU? Ahmet Tezcan Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD)’nin web sitesi yayına başladı. Sitede duyurular
faaliyetler ve EMD ilkeleri de yer alıyor. Duyurular sayfasında gazeteci Fehmi
Köfteoğlu’nun bir başvurusu yer alıyor. EMD sayfasından , Fehmi Köfteoğlu’nun; Kendisinin
asıl mesleği olan gazetecilik faaliyetini yürütürken, 1995-1999 yılları
arasında TÜRSAB'a basın ve strateji danışmanlığı hizmeti verdiğini, ancak Aralık
1999’da TÜRSAB yönetiminin değişmesi üzerine ayrıldığını, TÜRSAB’ın yeni
yönetiminin Köfteoğlu’nun bir takım maaş, masraflar gibi maddi haklarını
ödemediği, daha sonra çalıştığı Ekin Yazım Merkezi’ne baskı yaparak işten
çıkartılmasını istediğini” öğreniyoruz. EMD Yönetimi anlaşılan bu başvuruyu görüşmüş, tartışmış ve
bir gazetecinin işten çıkartılması için baskı yapılamayacağına ve Köfteoğlu’nun
haklarının korunması için sessiz kalınamayacağına karar vermiş. EMD kararında bir gazetecinin “asıl mesleği olan gazetecilik
faaliyetlerini yürütürken, herhangi bir özel yahut kamu şirketinin basın
danışmanlığını yapıp yapamayacağına değinilmemiş. Bu durum önemli bir soru olarak duruyor: Meslek etiği açısından; bir gazeteci normal görevini
sürdürürken bir özel yahut kamu kuruluşunda “basın danışmanı” olarak çalışıp
para alabilir mi? EMD sitesinde yer alan “etik ilkeleri” arasında da bu
soruya cevap oluşturacak bir madde yok.
Gerçi “EMD Üyesi kamu ya da özel sektör kuruluşlarından, bunların
yetkililerinden ve bunlar adına basınla ilişkileri sağlayan birim ve
kuruluşlardan herhangi bir gerekçeyle hediye kabul edemez.” diye bir madde var ama bu madde yukardaki sorunun
cevabı kabul edilebilir mi? Yoksa EMD üyeleri sorumuzun cevabını bu maddeden “karine” yoluyla mı çıkarmalılar? Kamu ya da özel
kuruluşlardan herhangi bir gerekçe ile hediye kabul edilemediğine göre; bu
kurumlarda basın danışmanlığı da yapamazlar sonucuna
mı varılacak yoksa “hediye alamazsınız ama maaş alabilirsiniz” diye mi anlaşılacak? EMD ilkelerinde yahut Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti’nin Türkiye Gazeteciler Hak
ve Sorumlulukları Bildirgesi’nde veya Basın Konseyi’nin İletişim Meslek İlkeleri’nde “gazeteci-basın danışmanları” hakkında açık bir hüküm bulunmuyor. Bu durum, söz
konusu meslek kuruluşlarının gazeteci-basın danışmanlığı’nı onayladığı anlamına
mı geliyor? Uygulamada, gazeteci-basın
danışmanlarının bir hayli fazla olduğunu herkes biliyor. Sadece özel ya da kamu kuruluşlarına değil, kimi
milletvekillerine yahut parlamento dışı siyasilere basın danışmanı olarak
hizmet veren gazeteciler de var. Peki olması gereken
nedir? Bir gazeteci; basın danışmanlığı ile gazetecilik faaliyetini bir arada
yürütebilir mi? Yoksa ikisinden birini fiilen bırakması mı gerekir? Bu soruları EMD Yönetimi’ne
gönderdik, cevap bekliyoruz. Ancak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Basın
Konseyi’nin de aynı cevap arayışında olması gerekiyor. Cevabı net olarak ortaya
konulduktan sonra, ilgili meslek örgütleri tarafından gazeteci-basın danışmanlarının “haklarının
korunması” mı yoksa “üyelik haklarının askıya alınması” mı gerekiyor daha iyi
anlaşılabilecek. |