| | | Özgür Gazeteciler Platformu Fatih Altaylı anlatıyor: "Nasıl MİT Ajanı oldum!"(1) Söyleşi: Ahmet Tezcan
Önce kinayelerle başlayan daha sonra iyice ayyuka çıkan MİT Ajanlığı suçlaması var. Nedir bu, nerden başladı?
Bu nerden başladı. Bunu ilk başlatan kişi editör Haluk Şahin, Uğur Dündar'ın yardımcısı Haluk Şahin. O'nun dayanak gösterdiği ise, Tuncay Özkan, Kanal D Haber Müdürü. Tuncay Özkan'la yazılarımızla bir dönem birbirimizle atıştığımız zamandı.
Hakim Akman Akyürek meselesiyle ilgili olarak Tuncay Özkan, Hakim Akman Akyürek 'in mezarının başında "kanın yerde kalmayacak" demişti. Ben de bir gazetecinin böyle bir şey söylemeye hakkı olmadığını söylemiştim radyoda. Daha sonra aramızda bir gerginlik oluştu Tuncay Özkan'la. Bunun üzerine ve ben hakim Akman Akyürek'le ilgili kimi yazılar yazdım. Tuncay Özkan da kendi arkadaşını savunmak için (hangimizin haklı olduğu çok önemli değil burda) bir takım yazılar yazdı. Ben kendi tezlerimi koydum, Akman Akyürek'in kimliği, kişiliği ilişkileriyle ilgili olarak; O da kendi tezlerini koydu. Ve aramızda düzeyli diyebileceğim bir atışma dönemi yaşandı.
Ancak bir süre sonra bu düzey ortadan kaybolmaya başladı. Bir televizyon programında ben konuktum. NTV'de Enine Boyuna programında ve karşımızda oturan kişi de eski MİT müsteşarı Teoman Koman'dı. Ben Teoman Koman'a çeşitli sorular soruyordum. Yani hem MİT hem de JİTEM ile ilgili çeşitli sorular soruyordum. MİT müsteşarlığı döneminden ilişkileriyle ilgili ve JİTEM ilişkileriyle ilgili, Tuğgeneral Veli Küçük ile ilgili olarak sorular soruyordum. O sırada telefonla oraya bağlanan Tuncay Özkan, MİT'i savunan, Teoman Koman'ı savunan bir takım laflar etti bana. Ve o günden sonra bizim aramızdaki bu tartışma zemini biraz çığrından çıkmaya başladı.
Bir süre sonra Türkbank ihalesiyle ilgili olarak kimi iddialar gündeme geldiği zaman, Tuncay Özkan'la biz başbakanlık konutunda dönemin başbakanı Mesut Yılmaz'ın huzurunda kavga ettik, atıştık diyeyim daha doğrusu, sözlü bir atışma meydana geldi. Atışmanın gerekçesi şuydu; Mesut Yılmaz, Tuncay Özkan'ın Allaattin Çakıcı, Eyüp Aşık ve Korkmaz Yiğit üçlüsü arasındaki telefon konuşmalarını içeren bir bandı Tuncay Özkan'ın kendisine getirip dinlettiğini, köşkte bununla ilgili Tuncay Özkan'la bir toplantı yaptıklarını ve daha sonra da bu bantların Fikri Sağlar tarafından basına açıklandığını söyledi. Ben de orda şunu sordum Mesut Yılmaz'a dedim ki "Bir gazetecinin size bu bantları kendisi yayınlamayıp size getirip dinletmesini ve dinlettikten sonra hala yayınlamamasını nasıl karşılıyorsunuz?"dedim. Tuncay Özkan buna çok bozuldu. Orda da bir atışma oldu. "Ben gazeteciyim sen benim ne yapacağıma karar veremezsin, karışamazsın" dedi. Orda bir gerilim yaşadık biz Tuncay Özkan'la. Zannediyorum bu gerilimlerin sonucunda da Tuncay Özkan bir gün benimle ilgili benim onun bir yazısının tersine yazdığım bir yazıyla ilgili olarak şunu söyledi: "Kimileri gidip MİT'ten zarf alırlar, kimileri o zarfların içeriğini bilirler." Tuncay Özkan'ın kastettiği, daha sonra ben kendisine sorduğumda ne kastetti diye, kastettiği benim MİT'ten bilgi aldığımdı. Ve bu aldığım bilgileri değerlendirmeden yazdığım şeklindeydi. Kendisinin ise bunları değerlendirerek yazdığını söylüyordu. Ve ben bu bilgilere zaten haizim diyordu. Fakat bunu kendisi bana bu şekilde açıkladı. Dedi ki ben bunu demek istedim.
Daha sonra editör Haluk Şahin, Tuncay Özkan'ın bu yazısından hareketle benim aleyhime bir yazı yazdı. "Siyah Kod Adlı Kalem"diye. MİT'te benim bir kod adım yok. MİT'de bana Fatih Altaylı derler, size de sanırım Ahmet Tezcan derler. Çünkü bir kod adım olması gerekmiyor benim, sizin de gerekmiyor. Normal insanın kod adı olmaz. Şimdi baktığınız zaman, benim MİT'le ilişkimin olması çok kabil değil, gazetecilik ilişkisinin ötesinde bir ilişki, ki benim gazetecilik ilişkilerim MİT'le çok düşük düzeydedir. Çünkü yazdığım konular istihbarat konuları değil, yani ben MİT'in tarihçesini anlatan kitaplar yazmadım. Ya da üzerinde "Çok Gizli" yazan belgeler yayınlamıyorum hiç bir zaman ya da normalde edinemeyeceğim görüntüleri bulup da yayınlamıyorum. Gizli kamera görüntüleri yok bende. Ya da polis kamerası görüntüleri yok.
Haluk Şahin bunları yazdı. Şimdi Haluk Şahin'in bunları yazdığı döneme baktığınız zaman, benim Haluk Şahin'in iş vereniyle de kimi sorunlar yaşadığım bir dönemdir bu. Haluk Şahin'in parasını kazandığı kişiyle benim aramda meydana gelen kimi gerginlikler sonucunda Haluk Şahin'in bu yazıyı yazdığını düşünüyorum ben. Kolaydır tabii bir insana MİT mensubu demek. CIA mensubu da diyebilirsiniz. Şimdi ben de size CIA mensubusunuz desem, siz de bunun tersini veyahut düzünü kanıtlayamazsınız. Ben de bunu kanıtlayamam. Şimdi benim ne yapmam gerekiyor? Gidip MİT'ten "Hayır ajanımız değildir" diye yazı alsam neyi ifade eder veyahut da tam aksine MİT "bu bizim ajanımızdır" dese neyi ifade eder. O yüzden ben bunu çok ciddiye almamaya çalıştım. Yani Haluk Şahin bunu yazdı diye...
Haluk Şahin'in bunu yazmasını kişisel bir husumete mi bağlıyorsunuz?
Kişisel bir husumeti var. Burada sözünü etmek istemediğim kişisel bir husumeti var. Kendisinin ve işverenin çıkarlarına dokunduğumu düşünüyor Haluk Şahin.
İşvereni derken, ikiniz de aynı yerde çalışmıyor musunuz?
Yok, o başka bir kişiye bağlı başka bir birilerine bağlı olarak çalışır. Başka bir programa bağlı olarak çalışır.O programla benim aramdaki gerginlik, artı Haluk Şahin'in şirket içi, yani grup içi meselelerinden kaynaklanan sorunları var. Tabii bunlar çok özel olduğu için açıklamanın gereği yok ama, sorunları var benimle sorunları o şekilde halletmeye çalıştı. Yani bana karalama kampanyası açtılar. Çünkü Haluk Şahin ve onun gibi kafalar böyledir,.birincisi parayla satın alınabilir insanlar olduğunu düşünüyorum ben bunların,.ikincisi de yalancıdırlar. Çünkü Haluk Şahin o yazıyı yazınca ben doğrudan doğruya Doğan Medya grubunun ya da Doğan Yayın Holding'in başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'a gittim. Dedim ki bu yazının beni hedef aldığını söylüyor kimileri, ben bir ajan değilim ama tariflerle bana ulaşmaya çalıştığı söyleniyor. Lütfen kendisini çağırınız ve sorunuz, eğer bu kişi bensem bunu lütfen kanıtlasın ve siz bir işveren olarak bir gizli servis mensubunu çalıştırıp çalıştırmama konusunda kararınızı veriniz ve beni kovunuz ya da kovmayacaksanız da MİT ajanı olduğumu biliniz onun ispatlayacağı doğrultuda veyahut da eğer ispatlayamıyorsa lütfen bunun işine son veriniz. Mehmet Ali Yalçındağ bu yaklaşımımı son derece doğru buldu ve Haluk Şahin çağrıldı. Haluk Şahin o yazıda kastettiği kişinin ben olmadığımı söyledi Mehmet Ali Yalçındağ'a. Mehmet Ali Yalçındağ'ın bu duruma ne derece inandığını bilemiyorum ama, Haluk Şahin'in ben Fatih Altaylı'yı kastetmiyorum dedikten sonra yapabileceği bir şey yoktu.
Peki şöyle bir takım iddialar var. Haluk Şahin'in haber merkezi danışmanlığından ayrıldıktan sonra, Uğur Dündar'ın haberi bırakması üzerine o da oradan ayrıldıktan sonra haber merkezi danışmanlığı....
Danışmanlık ücreti olarak ekstradan aldığı paranın kesildiği ve bu paranın kesilmesinden beni sorumlu tuttuğu şeklindeki iddiaları söyleyecekseniz bundan beni sorumlu tuttuğunu söyleyebilirim size kendisinin.
DEVAM EDECEK...
| | |