| | | Özgür Gazeteciler Platformu Alev Alatlı İdeolojisizlik ideolojisi!
Merve Kavakçı vakası uzadıkça asıl meselenin üstüne yığılan toprağın
hacmi daha da artıyor. Asıl mesele yani Amerikan, İngiliz, Sudan, Çin,
Alman ya da herhangi başka ülke vatandaşlarının TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ'nde ne işleri olduğu meselesi. Geleceğini başka bir ülkenin bayrağı
altında gören, başka bir ülkenin, bu durumda ABD'nin, bayrağına biat etmiş,
ABD'nin çıkarlarını koruyacağına dair kutsal bildiği herşeyin üstüne YEMİN
ETMİŞ birisinin TÜRKİYE Büyük Millet Meclisinde ne işi var?!
Çocuklarını doğurmak üzere New York'a taşınan yeni zengin eşlerini,
ülkeyi dolandırdıktan sonra ABD'nin müşfik kollarına atılan hırsızları
uğursuzları bilirdik ama bu arsızlığın, bu utanmazlığın Türkiye Büyük Millet
Meclis'ine de taşınmış olması düpedüz dehşet verici! Daha da dehşet verici
olan, sol, sağ, orta, Cumhuriyetçi, liberal ya da muhafazakar ya da İslamcı
basından hiç bir kalemin, parlamentoyu fiilen sömürge parlamentosu haline
getiren bu uygulamaya, bu ağır tahkire işaret etmemiş olmaları! Kavakçı'nın
evliliği hülle olsa ne olur, aşk evliliği olsa ne olur?! Amerikan
vatandaşlığını siler mi? Kadının geleceğini 'Amerika'da görürken, bir de
milletvekili olmaya soyunmuş olması gerçeğini siler mi?
Başka ülkelerin vatandaşları bu insanlar, bu YABANCILAR, yarın TBMM'nin
muhtelif komisyonlarında görev almayacaklar mı? Ya da ve mesela "Dışişleri
Bakanı" olduklarında, Türkiye'nin ve sadece Türkiye'nin çıkarlarını
kollayacaklarına ihtimal verilebilir mi? Bu insanlara "devlet sırları"
emanet edilebilir mi?
Namus ve şeref kavramlarından nasiplerini asgari ölçülerde almışlarsa,
asla! Onlar namuslu insanlar ise, üzerine yemin ettikleri bayrağın - bu
durumda ABD'nin - çıkarlarını korumakla yükümlüdürler. Şeref, onur,
dürüstlük bunu gerektirir. Dünyaya vatandaşı oldukları ülkenin gözlükleri
ile, vatandaşı oldukları ülkenin çıkarları doğrultusunda bakmaları gerekir.
Ahlaklı olanı budur. İyi. İyi de, çıkmaz sokak. Ahlaklı iseler de
Amerika'ya yararlar, ahlaksız iseler de Amerika'ya - veya Almanya'ya, veya
Sudan'a veya başka bir ülkeye. Kavakçı durumunda katmerli ironi kadının bir
de İranlı idealistleri sokağa döken 'Müslüman' olması.
Bize gelince, 'hoşgörü' diye diye törpülediğimiz ideolojilerimizi
sonunda 'ideolojisizlik' düzeyine indirmeyi başardık. Bundan böyle ne
'muhafazakarlar'dan fayda var, ne de 'ilericiler'den. Akit'le Cumhuriyet'in
birleştiği 'ideolojisizlik' noktasında, 'Aman ABD çıkarları Türkiye'nin
çıkarları ile hep çakışsın, hiç çelişmesinin!' diye dua etmekten başka
çaremiz yok.
| | |