NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Habertürk’de yer alan habere göre, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanlığı görevini Tayyip Erdoğan’a devrettikten sonra 55 koruma memuru ve 45 hizmet personelini kendi hizmetine aldığı öğrenilmiş. Gül’ün ayrıca 18 aracı da kendisine tahsis ettiği belirtilmiş... Kayda geçiriyoruz.
Eski Cumhurbaşkanlarının yasal olarak Çankaya Köşkü’nden ayrılırken personel ve makam aracı alma hakkı bulunuyormuş . Gül’ün yanına aldığı personelin maaşları da aynı hak kapsamında devlet tarafından ödenecekmiş .
Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Gül çiftinin halen Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde kaldığını, personel sayısının daha sonra düşürülüp revize edilebileceğini belirtmişler.
AB’ye uyum sürecimizde bir türlü frekans tutturamadığımız evrensel normlar ve zihniyetimiz açısından mukayese olur diye hatırlatıyorum , yakınlarda Danimarka Adalet Bakanı Sosyal Demokrat Partili Haekkerup, Landbrug & Födevarer adlı çiftçi kuruluşunun başına geçecek olması nedeniyle bakanlık ve milletvekilliğinden istifa etmişti, buyrun buradan yakalım hep beraber , söylemek istediğimi takdirlerinize bırakıyorum ve kayda geçiriyoruz.
Dizilerinden, tv formatlarına öykünmeye doyamadığımız , filimlerimizi onların uzay , kovboy filimlerinin paradisi haline getirerek gişe rekoları kırdığımız ABD’in bu sefer eski Başkanlarına nasıl uygulama yaptığına bir bakalım.
Efendim ‘Former Presidents Act‘ basitinden Eski (sabık ) Başkanlar Yasası 1958‘den önce başkanların hiç birine emekli maaşı vermiyormuş . İş bitti , yapı paydos diyor.
1912 de bir öneri oluyor ama kabul görmüyor.
Derken Truman’ın kısıtlı maddi kaynakları olması (düşünün yaşamını idame ettirecek kadar parası olduğu şüpheli , var ama az ayrıntıya girmiyorum , ve bu adam dünyayı değiştiren kararlar alan bir güçte, Japonya’ya atom bombası attı , gücünü hatırlatırım, demek ki gücü para zulalamaktan değil ...) yüzünden ofisinde çalışan memurlara , Başkanlara bazı olanaklar tanıyan bir yasa çıkarılıyor bu süreçte esasen hayatta iki Başkan var zaten, Truman ve Hoover .
Sabık Başkanlara yasada gizli servis koruması tahsisi de var. 1997’de bu 10 yıl ile sınırlandırılıyor ama daha sonra sabık başkanlar ve eşleri için bu sınır tekrar kaldırılıyor ve ömür boyu oluyor.
Halen eski başkanların emekli aylığı , ofis ve personel , sağlık harcama varsa sigortaları ve gizli servis koruma masrafları devlet tarafından karşılanıyor.
Sağlık konusu durumları elverişliyse özel sigorta tarafından değilse askeri hastaneler sorumluluğunda .
Bu harcamaların kıstasları belli , sabık başkanın emeklilik ödeneği 200 bin dolar civarı, herhalde yıllık. Eşi için başka geliri yoksa 20 bin dolar civarı uygun görülmüş , her yerde açıkça yazılı rakkam rakkam.
İsteyen öğrenebilir.
Mutlaka bizde de kurallar bellidir, ama ben bulamadım. ABD de durum açık bizde bul bulabilirsen.
Bu ömür boyu korunma işi ilginç, 1997‘den öncekiler, sonrakiler derken Obama 10, 2013 de kendisi ve George W Bush’u ve bütün başkanların ömür boyu korunmasını kapsayan yasayı imzalıyor.
Çok ilginç olan gizli servis tarafından korunma hakkından feragat eden tek ABD Başkanı Nixon , yıl 1985.
Nixon’la ilgili çok filim yapıldı bu feragat bile başlıbaşına çok senaryo kaldırır.
Ama bu filimlerden biri var ki, izlemediyseniz mutlaka izleyin derim ,
‘Frost / Nixon ‘ Peter Morgan’ın aynı isimli oyunundan Ron Howard’ın yönettiği ve Frank Langella ve Michael Sheen’in sahneden sonra tekrar bir araya gelerek oynadıkları Frost ve Nixon rollerinde , mimik ,benzerlik değil karakterlerin bütününü yorumluyorlar , bizim Atatürk filimlerinde beceremedikleri.
Atatürk’e benzeyeceğiz diye yorum yapamadılar Yavuz Sepetçi hariç (Yol Ayrımı ).
Frost/Nixon pek çok dalda Oscar adayı oldu , kazanamadı .
Filim ‘ tarihi drama’ ama içinde bir sahne var ki günümüzde esen global fırtınanın yazar Peter Morgan tarafından kalbine saplanan bir oktur .
Nitekim filimde , bir gece kafayı çektikten sonra Frost’u arayan Nixon’un telefonda söylediklerinin doğru olmadığını söylüyor Nixon’un resmi biyografisinin tarihçileri, artistik bir icat yapmış senarist diyerek sitemde bulunuyorlar .
Doğru olabilirler, olmayabilirler , ama gerçek olan şu ki ; filmde Nixon’un o sahnede söylediklerinin inandırıcı olduğu ve kafa çekmeden söylenemeyeceği , ve bu güne dayandığı .
Ne söylediğini öğrenmek size kalmış, ben izlemenizi tavsiye ederim.
İnandırıcı olmak önemli , sanatın gerçeği böyle bir şey gerçeği gerçek olmayan sanat anlatma cüretini gösteriyor , bizimkilerin ne yazık ki yapamadığı.
Yoksa, TRT’yi Hülya Avşar aramış mı, Kaya Çilingiroğlu için ne istemiş, Kaya zaten programa başlıyormuymuş , Hülya Kaya’nın velisi miymiş , yok mafya değilmiş, Nasuhi Bey başka alternatifleri düşünürken bu telefon haberi çıkıca seçenekler ortadan kalkmış mıymış, Telegol kaldırıldığında Acun Çilingiroğlu’nun tazminatını ödemeyince Kanaltürk’de Kaya feryat ettiğinde Nasuhi’yi arayan Hülya niye yakın dostu Acun’u aramamış bana sorarsanız bunların hiçbiri inandırıcı değil, artistik değil, sofistike bile değil her taraftan dökülüyor boyalar.
Bir filmin bir sahnesinde bazen bütün insanlık dünyada oynanan büyük oyunları bir oyun perdesinin aralığından seyrediyor tarihçilere de madara olduklarında sitem etmek kalıyor.
Sanatın Gücünü Kayda geçirelim.
Nixon ve Nasuhi Güngör’ü kayda geçirelim.
Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu’nu kayda geçirip geçirmemek sizlerin takdirine kalmış.
Sevgiyle Efendim