Sezen Aksu Cem Karaca, Yasemin Yalçın Perran Kutman ve Ertuğrulcan...
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Ne değişimi , birileri bizimle dalga geçiyor. Değişime,’ Yeni Türkiye’ ye kimin itirazı olabilir ,değişmesi gereken bu kadar çok berbat şey varken. Lakin bu istek en Osmanlı hayranı iktidardan gelince insan öyle mi böyle mi yoksa bizimle dalga mı geçiyorlar diye şüpheleniyor.
Cumhuriyetimizin ‘devrimleri’ , ‘inkılapları’ sözcüklerinin kullanılmasının neredeyse yasak olduğu uzun bir süreç yaşadık, reform da diyemedik şimdi geldiğimiz nokta ise ‘Yeni Türkiye’ ama devrimler olmazsa yenilik nasıl olacak çok çelişkili bir durum.
Belki bu yüzden bir türlü değişemiyoruz.
Değişememenin mazeretleri hiç bir şeyi değiştirmez, sadece geçici rahatlık sağlar , ve kısa sürer , hepsi bu.
Medyada değişim , ben bu adamı değiştirdim yerine bunu koydum , bu iyidir bizdendir ya da bizim istediğimiz gibi konuşuyor şeklinde oldu hep .
Aynı şeyleri yapan farklı adamlar gördük AKP iktidarında , aynı şeyi yapan aynı adamlardan sonra geçici bir ferahlık verdiler ama bitti.
Aslında ülkemiz; ben aynı kalayım ya da gizli ajandam olsun ama değişmiş gibi yapayım iki yüzlülüğünde olduğundan değişim olamadı.
Esasen değişim kolayda bir iş de değil , planlı, işini iyi bilen insanlarla mümkün ve değişimi özümsemiş siyasi yapıyla paralel koşarken sanatın eleştirel niteliğini unutmadan.
Bunca insan değişim değişim diye diye nasıl aynı kalır , tembellikten mi, cahillikten mi, çıkar ilişkilerinden mi, her halde konjuktürü yakalayamamaları...
Değişim akıllı insanların işi , geleceğe yönelik bir operasyon .
Farkındalık , kabulleniş halka düşen en önemli kısım , ama kafa değişime basmazsa geçmişle oyalanarak bu gün geçirilir ve gelecek olamaz.
Değişimin coşkusuna halk katılmadan toplumlar nasıl değişir, birlikte dans bile edemiyoruz, hasatın coşkusu halay , kamu yayıncılığının eğlenceleri , diziler ve görsel sanatlar dahildir .
Mevsimleri , rüzgarın yönünü değiştiremeyiz ama kendimizi değiştirebiliriz , bu ülkenin halkı bunu bilmez olur mu , değişime açıktırlar , diziler bu yüzden çakılıp duruyor , değişik hiç bir şey yok.
Sanatçılar mesuliyet yüklenmeden değişim nasıl olacak, olmuyor zaten .
Sanatçıların ezici çoğunluğu değişimi , yeniliği , yapıtlarıyla , duruşlarıyla öneremedi , sadece siyasi duruma uygun kendilerine pozisyon belirlemekten helak oldular.
Şimdi de fotoğraflarda rezil oluyorlar.
Hiç kıvırmayalım para tatlı geldi , çok da haksız değiller.
Duruşu olanların başlarına gelenleri gördükten sonra......
Şimdi bir iki sözde çıkış , aykırılıkla ‘yiğidim aslanım’ olmaya çalışanlar beyhude gayret içinde , sosyal medya üzerinden halkın kızgınlığını , kırgınlığını yatıştırmak zor .
Geçenlerde Halk TV de Cüneyt Akman ve Hakan Aygün, Sezen Aksu meselesini , sosyal medyadaki infiali konuştular . Cem Karaca üzerinden alaka kurarak Sezen Aksu’yu anlatmaya çalıştılar. İnsaf !
Cem Karaca yurtdışında yıllarca resmen süründü.
Anacığı burada anlatmaya dilim varmıyor ortaklarının üstüne bıraktığı vergi borçlarıyla boğuştu.
Rahmetli Özal Cem Karaca’nın yurduna dönmesini sağladığında aslında bu bir lutuf değil olması gerekendi Allah Razı olsun bir haksızlığı giderdi .
Ne alakası var Sezen Aksu ile Cem Karaca’nın durumunun ? Aksu aç mı , sürgün mü, işsiz mi siyasi duruşu yüzünden. Lütfen yapmayın Allah Aşkına.
Bir kere daha insaf !
Ayrıca Babası Rum’du diye tam attılar, ne alaka Mehmet Karaca çok meraklıysanız kökenine Acem asıllıydı çok meraklıysanız tekrar altını çiziyorum bir zahmet öğrenin konuşmadan önce.
Derken annnesi Rum’du diye düzelttiler, Maaşallah bu ikiliye dikkat derim .
Toto Karaca Ermeni asıllıydı , operetlerden yetişmiş , aynı zamanda balerin, bir aktristi ve adı İrma idi.
Babamın kadim dostu , İrma Teyzem , canlarım benim cennet mekan olsun onlara, biri Karacaahmette Müslüman mezarlığında öbürü Şişli’de Ermeni mezarlığında Allah Kabir Rahatlığı versin .
Son kere bir ‘insaf ‘ daha, yok saymanın bu kadarı biraz fazla oluyor .
Cem Karaca baş kaldırdı , ağır bedeller ödedi , lütfen biraz saygı gösterin.
Dünyada sanat baş ağrıtır , müesses nizama uyumsuzdur , asidir çünkü olan biteni farklı görür , kuralları sevmez ve statükoya saygısı filanda da yoktur.
Sanatkarları sevmeyebilir veya hayran kalabilirsiniz, yerin dibine batırabilir, övüp tapınabilirsiniz ama yok sayamazsınız , çünkü bazı şeyleri onlar değiştirir onlarsız değişim olmaz.
Çünkü sanatçılar dünyayı değiştirebileceklerini zannedecek kadar çılgındırlar.
Medya uzun yıllar işine gelmeyeni yok saydı , bu ölümcül bir günahtır ve şimdi can çekişiyorlar.
Ertuğrulcan erkekliğini nasıl kaybettiğini filan anlatıyor , insan hali herkesin başına gelebilir önemli olan paçayı nasıl kaptırdın onu anlatıp hesaplaşacaksın , kime ne senin top patlamış testislerden.
Gelelim Yasemin Yalçın’ıma , dizisinin kaldırılışını Perran Kutman’ın aynı konuyu işleyen yeni dizisine, ilişkilere bağlamış , kısmen haklı olabilir ama temel sorun bu değil .
Sorun değişimi yakalayamamaları.
Hep aynı konu olunca ve iş yürümeyince kabahatli aranır, üretim düzeneğinin ortağı yazarsa oyuncuya patlar, oyuncu ise yazara.
Ama esas mesele bu değildir.
Yıllar önce pek kıymetlim Yasemin Lucille Ball’dan adapte bir diziside oynadı, bu projeyi kabul ederken acaba konunun ABD’nin ( o zamanlar ) bir wasp kadınla bir Hespanic adamın evliliği üzerinden etnik farklılıkların işlediğinin farkında mıydı ?
Sonra iş tutmadı , zaten niye tutsun , Yasemin WASP değil eşini oynayan Hespanic değil ama ne oldu , Yasemin’in dizi kalktı sonra farklı bir kanalda aynı diziyi bir başka kıymetlim Demet Akbağ oynadı, peki bu sefer tuttumu, hayır, ama devam etti !
İşin bir başka düğüm noktası budur.
Yasemin galiba başına gelenleri fark etmiş, ha gayret çözecek !
Gecikmiş bir itiraz !
Yasemin o güzel sesiyle şarkı söyledi konuk olduğu bir programda , ama başkasının şarkısını halbuki biz onun için sözler yazar, besteler yapardık kendi şarkılarını söylesin diye.
Fark yaratmak kendi şarkılarını söylemektir.
Düşün Yasemin’ciğim , ha gayret.
Değişim mi , birileri bizimle dalga geçerken para kazanıyor....
Sevgiyle Kayda Geçiriyoruz , elimizden gelen budur




