Sema Çelebi’den İskender Pala, Yusuf Kaplan’a İnciler
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Geçenlerde çarpıcı bir haber vardı. Hindistan'da lanetli olduğu düşünülen bir kız ile bir köpek evlendirilmiş ki lanet köpeğe geçsin ileride kızın evleneceği erkekler ölmesin. Gerekçe bu.
Geleneklere uygun damat gibi giydirilen köpekle gelinin yanyana görünce insan bu ilginç düğün resminden gözünü alamıyor haliyle .
Kız tarafı yani köpeğin kayınpederi, kayınvalidesi , köy halkı konu komşular eğlence gırla gibi duruyordu yanlız damat tarafını temsilen başka köpek görmedim muhtemelen gelini tasvip etmemiş olabilirler.
Batıl bir inanışın eğlenceli bir resmi , ne diyeyim.
Ama kime ne zararı var, malum bizde dedesi yaşında adamlarla evlendirilen kız çocukların düğün resimlerini görüyoruz.
Dedesi yaşında adamlardan 12 yaşında hamile kalan kız çocuklarının resimleri , çoğu saklansa da , içler acısı bir trajedi , sapkınlığın fotoğrafları .
Hindistan’daki bu düğün büyü bozma gibi bir şey kız 18 yaşında ve köpekten çocuk sahibi olmayacak. Muhtemelen köpekçik düğünden sonra kemiklerini kemirecek sonra kulübesinde uyuyacak.
Hindistan’ın durumu 1956 öncesi ve sonrası hepinizin malumudur, halen Hindistan 28 eyalet, 7 birlik bölgesinden oluşan federal bir cumhuriyet.
Cine 5’de Sema Denker, Seren Serengil, Sema Çelebi’nin programında bu habere yer verildi ve yorumlar yapıldı .
Sema Çelebi durumu ‘ilkellik’ olarak nitelendirdi.
Her ‘Sema’ bir değil tabii, Sema Denker ilkellik değil töre , inanç düzleminde yaklaştı meseleye , akıllı bir kız çünkü bu haberden kısa bir süre sonra Hindistan Mars’a attığı uyduyu yörüngesine oturttu.
Hal böyle olunca Sema Çelebi’nin ‘ilkellik’ teorisi de şapa oturmuş oldu.
Dünyanın önemli doktorları arasında Hintliler var biliyorsunuz, ayrıca Bolywood sineması bizi taklit etmiyor tam aksi taklit eden biziz geçen sene hatırlarsanız kopyası çekilen Beren Saat’in oynadığı filminin telifini çatır çatır aldılar.
Slum Dog Millioneer filmini unutmayalım, Hindistan çivili tahtada yatan Hint Fakirleri , yılan oynatıcılarından ibaret değil.
2010 yılında 4 milyon bilgisayar mühendisi istihdam edilmiş durumdaydı .
Dünyanın 3. büyük ekonomisi, lakin nüfus çok olunca hala elektrik gitmeyen yerler var.
Sema Çelebi belki konuşurken bir kere daha düşünür bir daha ki sefere , düşünmezse kendi bilir elbette malum ülkemizde , medyada konuşma, fikir özgürlüğü var ama saçmalamak şartı ile ! Saçmalamaya bir sınırlama yasak yok.
Şahsen Sema Çelebi’nin bu Hindistan analizini çorap üzerine giydiği mayosuyla tramplenden atlayıp yüreğimizi ağzımıza getirdiği programa tercih ederim, hiç olmazsa hayati tehlikesi yok. saniyen Hindistan’ın ‘Vay Sema bize ilkel dedi Türkiye’ye nota verelim filan diyecek hali ve vakti olduğunu sanmıyorum yükselen ekonomileriyle Çin’e rakip olmakla meşguller.
İnciler yanlız Sema Çelebi’den mi, hayır hatta onun incileri komik ve zararsız ve hep olsun isterim.
Lakin nedir edebiyatın , dramanın üzerine karabasan gibi çöken İskender Pala hali !
Uzunca süredir de devam etmektedir maddenin üç hali misali.
Ne var ki her iki cenahın baş tacı olsa bile ve ciltler dolusu yazmaktan harab olmuş İskender Pala , sanki hala aramaktadır kendisini var edecek sözleri .
Hem geçmiş Osmanlı arkasında , hem şimdi İstanbul Belediyesi Şehir tiyatrolarında önünde , lakin beyhude bir gayret içinde çünkü gelecek zor , maddenin iki hali tamam ama üçüncü yok.
İnsana ; o Sezai Karakoç’tur , yakalanmaz, ele avuca sığmaz , ne isterse söylesin, hangi partiden olursa olsun ,
dağlarda saçılmış kurşunlardaki türküler , deniz diplerinde kadın elleri arayan , mumun ardında pusuya yatmış rüzgarda saklı bir erkeğin sallanan ruhudur , bir aşk itirafçısıdır dedirtemiyor İskender Pala.
Bir kadına, Mona Roza’ya bir şiir yazıp bin kadını kendine aşık etmiş Sezai Karakoç değildir ki İskender Pala , varsın konuşsun , ne derse desin diyelim.
Kim kimden niye özür diliyor , neler söylüyorsun Pala , nereye yürüyordun omuz omuza , yanlız uzun bir yürüyüştür aslolan bir edebiyatçı için , kim ne omuz verdi anlat belki orada bulacaksın senden korkup, yazdığın ciltlerde bir türlü yazamadığın sözleri.
Başörtüsü mağduru tanıdığım ilk erkek , neyse başörtülü kardeşler fark etmesiyse ben ne yapabilirim ki.
Yusuf Kaplan’a gelince , hani şu Erasmus Programı neticesi 1 milyon çocuk doğduğunu açıklayarak Sema Çelebi’yi fersah fersah geçen Yusuf Kaplan !
Nixon’un meşhur Çin ziyaretinden 9 ay 10 gün sonra da Çin’in nüfusu bilmem kaç milyon artınca ABD medyası acaba Nixon’dan mı diye makaraya almıştı durumu.
Yusuf Kaplan aslında donanımlı bir adam, 1989 MEB bursuyla ver elini İngiltere ! Yüksek lisans çalışmaları yaptığı süre içerisinde İngiltere ve çevresinde doğum artışı var mı incelemek lazım, benim vaktim yok ilgilenenlere tavsiye ederim.
Yusuf Kaplan’ın iddasına gelince , biz duygusal bir milletiz çocukları Erasmus’la yurt dışına gidenler arasından şimdi torunlarına sahip çıkmak isteyenler çıkarsa şaşmam.
Yusuf Kaplan gerçekten fenomen, daha önce de Avni Özgürel’le , Mahpeykeri 1.Ahmet niye öptü diye birbirlerine girmişler hatta mahkemelik olmuşlardı , hani şu 2010 Avrupa fonları dağıtımıyla yapılan filim yüzünden, sahi Yusuf Kaplan o sırada hangi filme ne kadar fonla ilgileniyordu , zannederem Çolakoğlu da bu çalışma grubunun içindeydi de sonra istifa etti...!
Hem filmin yapım gerekçesi Osmanlı soyu Mahpeyker olmasa devam etmezdi olacak hem 1. Ahmet Mahpeykeri niye öptü diyeceksin, kardeşim soyu devam ettiriyorlar işte, bir taraftan başlamışlar , filimde ancak o kadarı gösterilir .
Son günlerde daimi metafor kuyudaki Yusuf, Firavun üzerine ya, Yusuf Kaplan Firavun’u sinir eden Yusuf olarak tarih yazmakta. Kayda Geçirdik hepsini ,Elimizden gelen budur.
Sevgiyle...




