TV Dizileri Çakılırken Muhatap Kim?
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
TV Dizilerinin bir bir çakıldığını izliyoruz, hoş sonuç değişmeyecek inatla yayınlanacaklar çünkü arkalarındaki düzenek izlenme payı, beğeni , kamu yayıncılığı ,kamusal yarar filan üzerine kurulu değil, verimlilik denetimi zaten hiç bir yerde yokken dizilerde mi olacak .
Milli Takım gibi olduk çakılıyoruz ama devam, eski tas eski hamam.
Lakin görünen köy ortada , zorla güzellik olmuyor.
Yabancı bir romandan yabancı filmi yapılmış sonra burada dizi haline getirilmiş bir senaryo çok para ediyorsa ve bunun yurtdışına satılma iddiası varsa , bu normal bir tv eleştirmenin sınırlarını aşan bir konudur.
Fena çakılıyor diziler, tamam tuttu gibi yapılacak , sonra yayın günü değişecek , araya mezarlık sahneleri konacak , olmadı kötü kadın eklenecek , yanlız Hatice Aslan bu yıl çoktan anlaşma yaptı hapı yuttunuz çünkü açıkara en iyisi !
Patronların hiç mi gücüne gitmiyor , bu çok pahallı prodüksiyonların ; pert olmuş eski gündüz kuşağı Amerikan soap apartmalarını prime time’a taşıyıp cast ajanslarının sokaktan topladığı kabiliyetler karşısında pas pas olması hoş mu ?
Sorun yabancı filim, roman, dizileri adapte kabiliyeti olmayan yazarlar demek işin kolay yolu , geçiniz.
Lakin onlarda okumuş gençler hem okuyorlar , hem izliyorlar .
Sorun yazamıyorlar !
Pes , arabayı almışsın açmışsın kaportasını , her şeyin yeri belli ben bunun yerlisini yaparım diyorsun , orijinale yatırım yerine bu çakma arabaya yatırım yapılıyor herkesler kazanıyor fakat araba yürümüyor , dizilerin durumu budur.
Bu düzeneğin içinde yer alan herkes , görünenler görünmeyenler (Medya Şebbihaları - kelimeyi hortlak , hayalet anlamında kullanıyorum ) bu düzenden şahane besleniyorlar .
Sahil yolunda atılan artıklardan beslenen , kuş olmanın haysiyetini unutmuş ve şişmanlıktan uçamayan yerde gezinen martı ve balıkçıl kuşlarına döndüler !
İşin dışında olanlar izleyiciler kayıpta , algı yönetiminde , kendi öyküleri , sorunlarından uzak kılınan masum seyirci zararda.
İşin içinde olup harcanan değerli yorumcular zararda .
Yoksa işin içinde olan diğerleri için müthiş bir kazanç zinciri var .
Uyanık antrenörler gibi oldular, her maç kaybedişinden sonra kovulma riski olmayan ,kendini garantiye almış çünkü , kovarsan ödenecek tazminat korkunç, niye kovuyorsun başarısız diye, o zaman bu kadar tazminat niye ?
ABD ile ilişkilere bu düzlemde bakmak lazım, geçenlerde basket maçı izledim ufkum açıldı , ABD karşısında Sırbistan , fena da değiller önce öne geçtiler sonra anlaşıldı ki ABD güçlerini ölçüyor ikinci yarıdan sonra ABD’nin antremana çevirdiği bir maç ve açık ara galibiyet.
Aksaraydan abiye kıyafetleri toplayıp uyduruk marka takıp yurtdışına kakalamaya benzemez dizi işi .
Bu ülkenin olan biteninden sual edecek hal kalmadı , kimseninde bu köşelerden sura borusu öttürmek hoşuna gitmiyor, hele benim .
Bunu da önemle kayda geçirelim.
Kazancımız ise tek taraflı aşka dönen vatan , millet sevgisi , ve yeni dünyada gelecek nesillerin sağlam basarak yer alabilmeleri isteği.
Yoksa olursun bu düzenin parçası sonra bu dizilerin çaputlarını doldurursun tır’lara , törenle alıyor Kızılay , hayır hasenata katkıları oluyormuş , 55 bin kişiye ! Herhalde vergiden de düşülüyor ... depolarıda boşaltmış olursun .
Kayda Geçsin.
TRT eski Genel Müdürü İbrahim Şahin ise Samsun’a vali tayin edilmiş , 19 Mayıs’a denk gelseydi daha anlamlı olurdu, artık ‘ eylül’le idare edeceğiz.
TRT favori adayım Nasuhi Bey TRT genel müdürlüğüne yükseldiği an çocuğu kaymakam olunca sevinçten makamını ziyarete giderken canlı tavuk götüren anneye döneceğim, kendisi sevimli bir adam, yükseliyor , yükseliyor, yükseliyor Allah insanı yükseklerden korusun. Ön yağcılık , hazırlık sanmayın beni tanır takdir eder bildiğim kadarıyla , ama tövbe iş vermez , tanış olupta öyle asker arkadaşı filan değiliz. Bir ortak dostun evinde Bulgur Pilavı kaşıklamışlığımız var hepsi bu. Hatta ortak dostumuz belki unutmuştur kendisine Naaaasuhi diye 'a'ları uzatıp hitap ediyordu .
Bu arada Sayın Arınç’ın TRT’de yayıncılık nasihatları verdiği iftar yemeğinde çayının açık ve limonlu olması gerektiğini unutmadığı için işini iyi yapanlara gecede tek örnek verdiği bir genç garson vardı o acaba ne oldu , Samsun’da mı yoksa Ankara’da mı manasız merakım kayda geçsin.
Süreyya Yalçın arabasında çita gezdirirken ülkede olan bitenlere bakın , Süreyya Yalçın’ın yaptığında edebi bir anlam buluyorum aklıma Dürrenmattın meşhur ‘Ziyaret’i geliyor ... ki formatı tv dizilerinde en çok araklananlardan eserlerden biridir , aşkolsun Süreyya Kıza edebi değeri olan bir eylemde bulundu !
Ve son olarak kayda geçireceğimiz gene büyük bir Türk Buluşu , Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’ın bazı medya temsilcileriyle yani, basınla görüşmeleri oldu ki işin orijinal yanı bu basın görüşmesinin basına kapalı olması !
Ülkede olağanüstü bir durum varsa bu konu basının tümüne toplantıda bildirilebilir, sadece ikidara yakın medyanın ‘seçkinleri’ çağırılmış anladığım kadarı ile aralarında hanım gazetecilerde yok galiba, lakin Ocaktan’ın toplantı sonrası anlattıkları daha doğrusu anlatamayacağını söylediklerine göre ortada tembihat yok fikir sorma var .
Sayın Başbakan sonra beni muhatap alın diye sitem buyuruyorlar !
Hoş biz halka değil bu sitem, medyaya da değil çünkü muhatap aldıkları belli , gerisi zaten muhatabı değil , Sayın Kılıçdaroğlu’na olayım senin muhatabın diyerek hiç olmazsa onu muhatap almıştır Sayın başbakan.
Bizi , halkı zaten ipleyen yok.
Burada açık net olan , bu medya ekibinin ‘borazanlık’la suçlanmalarının ötesinde danışılan bir konumda oldukları.
Bu hayli sıradışı durumu medya, basın , gazetecilik , politika açısından kayda geçirelim.
Yazımız burada bitmiştir.
Kayda Geçsin, elimizden gelen budur.




