Ne Sanatı, Atmayın Kardeşim Din Kardeşiyiz...
ETİKETLER:Necef Uğurlu
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİNSayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyen ‘sanatçı’ larla ilgili polemikler sürüyor. Sanatın tespit, değer tahmini değil bu tartışmaların odak noktası. Ülkemiz maalesef bu ortamdan çoook uzaktadır.
Kulaklar, yürekler pas tuttu , nereden mi belli ?
Canım el dokuması her biri bir şiir halıların yerini çoktan makina dokuması paspaslar aldı bile.
Sanatın pek çok alanında paspas olduğumuz bir gerçektir .
Parçası olmak istediğimiz AB’ye bu halde adım atamadığımız istisnai bazı kişisel gayretler haricinde sanatsal değer üretemediğimiz de bir gerçektir.
Nuri Bilge , Ahmet Uğurlu , Fazıl Say uluslararası değerler üretmişlerdir , deliller ortada son ikisi ne sıkıntılar yaşamış ve yaşamaktadırlar o da ortada.
Sanat : estetik ve güzellik teorileri bağlamında , içeriğinde toplumda sanat algısının oluşmasına rasyonel bir temel oluşturmak amacıyla yapılır. Böyle bir sorumluluğu vardır.
Bizde oluşturulan algılar ise sosyo-ekonomik hareketin sonucudur , parlak değildir sanat değeri üretememiştir.
Howard Stern’in ‘Fart Man’ ‘Gazman’ taklidi Hamdi ,
‘Borat’ ın insanı fena halde aşağılayan , bol küfürlü ve aslında müthiş faşist ögeler içeren ve aşırı sağcı, milliyetçi filmi bizde İvedik’ te sanki hayat bulmuştur , pek benzeşirler.
Bir ara arabesk namı altında esen furyadan sonra gelen pop kızların şarkıları gideni aratmıştır
Bu sözde sanat ortamı birbirine gaz verenlerin pazarı olmuş , hala gaz vermektedirler .
Örneğin Gülben Ergen Mustafa Sandal’ı programında Mahsun’un filmindeki rolü için ‘Döktürmüş’ diye göklere çıkarır çünkü Sandal’ın bir parçası albümündedir sonra birbirlerine girerler ayrı mesele ! Aynı ortamda oldukları sürece birbirlerini pohpohlayıp dayanışanların işi değildir sanat .
Bu zihniyetle sanat adı altında alıp vermeler son yıllarda bir asset ( mal ) halini almıştır . Sanatın para kazanmasında sakınca yoktur ‘sanat kazanmalı ve kazandırmalıdır ama ortada sadece mal olur sanat olmazsa sorun vardır .
Bu durum bilhassa Amiral Gemisi diye bilinen Mainstream Medyanın oyun kuruculuğuyla bu hale gelmiştir, sonuçta siyasetçiler gelip geçmiş ama onlar plak şirketleri, televizyonları baskın magazinleriyle bu oyunun en önemli kurucuları olmuşlardır.
Bu işbirliğiyle Sanat sosyo-politik şartları aşamamış daha doğrusu baş edememiştir .
Özkök’le baş etmek kolay mı , bakın iktidarlar edemiyor bir çiçek gücünde sanat neylesin ! Çok , çok acı.
Uygar ülkeler sanatın sosyo-politik şartları aşmasına müsaade eder, ne müsaadesi haktır çünkü hukuk vardır .
Baş kaldırıyı, sanatı baş tacı etmek ulusal çıkardır .
Elbette artistik hareketlerde bölünmeler farklı disiplinlerin çekişmeleri olur , sanat gül bahçesi değildir ve disiplinler arası farklı kriterler çarpışır ama biz oralarda değiliz .
Ne sanat, ne farklı disiplinler ve kriterleri söz konusu, tek mutlak kriter onlara yön veren para ve yozluk , belli odakların zevksizliği olmuştur.
Başbakanın Cumhurbaşkanlığı kampanyasında yer alanlar bu oyunun parçalarıdır, çok paralı kurbanlardır , sanatla filan ne alakası var bu işlerin ?
Eğri oturalım doğru konuşalım Başbakan’la da alakası yoktur, kucağında bulmuştur , itiraz etmemiştir kendi mahallesinden eklemlemiştir .
Gelmiş geçmiş bütün hükümetler , Kültür Bakanları elbette bu noktaya gelmeden sorumludur , bu oyunu bozmak bir tarafa dengeleyememişler sanat denen şahdamarı kesip bağlamışlardır.
Zamanında kaçak oynayıp ‘ben bir darı tanesiyim, ne yapayım’ diyen müsteşarlar gazete köşelerinden şimdilerde Maaşallah atıp tutmaktadırlar !
Ak Parti ile başlayan bir süreç değildir bu .
Ak Parti Haliçte toplantıda sonuçları bir araya getirmiştir.
Araştırmalar, analizler acaba gençliğin filmlerine teveccüh gösterdiği Şahan’ı gençliğin lideri mi görüyor da sayın Başbakan çağırdı bilemem .
Ama ne Şahan gençliğin ne Alabora Gezinin lideridir , kimse atmasın din kardeşiyiz.
Esasen ikiside aynı mahallenin mağduriyetle alakaları olmayan ama mağdur gençliğin ‘idol’leri yapılmak istenen ikizleridir.
Mehmet Ali Alabora’yı linç ‘mağdur’u ilan eden Hürriyet Yazarı Kanat Atkaya’ya katılmıyorum, nitekim Haliç’tekileri koruyucu üslubu savımı doğruluyor !
Ortadoğuya apartma diziler satıyoruz sevinciyle gelinen bu ortamdan sanat icraa etmeden sanatçı olan ve paralar kazananlar elbette Haliç’te yerlerini alacaklardır peki yanlız orada mı,
listeler yapılıyor tam karşı köşelerden bu bir al birini vur ötekine durumudur.
Olmayan sanatın kutuplaşması, ayrışması temelini farklı disiplinler çatışmasından mı alıyor yani ?
Bir fark göremiyorum aralarında , Hepsi araba plakalarına , teknelerine , apartmanlarına adlarının baş harflerini koyuyorlar !
Ötesi, tweetler, cevap vermeler hikayedir , cehalet konuştukça batar .
Zaten bırakın kara parayı , insanlar kayıt dışı olmuş, kimliklerini aramaktan ,nelerle karşılaşacaklarından korkuyorlar... sanat mı kalacak kayıtlarda .
Haliçte ayakta kalmaya çalışan sanat filan değil .
Ve Golden Horn , Anadolu neler gördü .....burnu oyulmuş , gözleri kazınmış mozaikler , uzuvları koparılmış heykeller ‘ biz bakın asırlar sonra hala varız soluk alıyoruz ama siz yaşarken yoksunuz‘ der gibiler.
Bu arada demokrat olmayanları destekleyen , varlıklarıyla onurlandıran sanatçıların , istediğimi yaparım demokratlık , demokrasi budur demeye hakkı var mıdır ?
sevgiyle kayda geçsin




