Başbakan Musul’u Alır mı?
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Kendi cinsine özgü özellik taşıyan bir medya oluştu jenerik ilaç gibiler , her biri farklı kanal isimlerinde aynı lafları döndürüp duruyorlar.
Tepkileri jenerik , cevapları jenerik. Bunalıyorum.
Sanki bir kutu içinde yaşıyorlar ve bu kutunun dışında kalan herkese ;
Yaratık, tuhaf, garip, Müslüman değil, fikir sahibi değil, cahil,hiç bir şeyden haberi yok , bu ülkenin insanları değilmiş , ve beyazmışlar kendileri ise zenciymişler gibi davranıyorlar.
Sünni - Alevi ayrımı yetmiyormuş gibi Beyaz Türk Siyah Türk ayrımı ilave edildi ayrılıklarımıza !
Bunalıyorum
Tartışmalarda bir ağızdan konuşmaya bayılan, bağırarak tartışmayı kazanacaklarını , konu saptırma uzmanlıklarını zeka zanneden bu jenerik insanlar labaratuarda geliştirilmiş, büyütülmüş saksı bitkileri gibi oldular ekranlarda .
Sanki genlerine müdahele edilmiş ve cahil edilmiş gibiler.
Bireysel özgürlükleri ağızlarından düşürmezken hepsi genelleşti.
Ve durmadan aynı sonuç veren soruların sorulduğu araştırmaları bilimsel bir gerçekmiş gibi sunup duruyorlar ve hep aynı sonuca varmak ister gibiler .
Bunalıyorum
İçinde olduğumuz bu süreç aslında bizlerin bir insanlık dramı .
Sistemin içinde yer alıp olağandışı şeyler yapmak istedikçe batanlar ise ayrı trajedi .....
Ne var ki olağandışı işler sistemin içinden çıkmaz.
Hatta olağandışı insanlar bu kaba sığmazlar ve bunu bile göremediler.
Bunalıyorum.
Aralarında pek çok değerli insanda sürüyü takip edip içinde kayboldular ve bu kayboluşun farkındalar mı pek emin değilim çünkü para kazanmaya devam ediyorlar başka şey görmüyor gözleri .
Bunalmıyorum, oh olsun diyorum müstehaktır onlara .
Yanlız siyasi, tartışma alanında değil, diziler de , filimler de bu sürünün içinde kaybolan değerlerle dolu.
Sisteme sığan, sığdırılanlar öğrenmeye çalışmadılar, araştırmadılar, uğraşmadılar .
Arayanlar, karşı çıkanlar, ve sürüleşmeye direnenler bu sisteme sığmayanlardı.
Ve bu ülkeyi, kabına sığmayan Türkiye’yi ileri götürecek olanlarda onlardı, bu iktidar dönemi çok çektiler.
Çok üzülüyorum.
Bu kör kuyularda dolanırken ‘Çatı Aday’ arayışında Cumhurbaşkanlığı adayları için adları geçenler böyle bir ortamda bizlere soluk aldırdı.
Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül arasında daraltılan ortamda çıkan adaylar sanki memlekette sadece bu iki kişi kalmış duygusunu yok etti hiç olmazsa ,çok şükür diyorum . Çok ezik duruma düşmüştük sadece iki adam var memlekette gibilerden.
Bunaldım tabii.
Beğeniriz, beğenmeyiz , oy veririz, vermeyiz ama ismi geçen adayların hepsi donanımlı isimlerdi ve kutu içindekilerin adaylarından fazlaları var eksikleri yoktu.
Yılmaz Büyükerşen , İlhan Kesici , Abdüllatif Şener, Kemal Derviş , Rıza Türmen . hepsi donanımlı insanlar, liste daha da uzayıp gidebilir bir kere bu seçenekler seçmeni rahatlatmış olmalı , memlekette adam çok diye.
Şimdi üzerinde uzlaşılan Çatı Aday Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu bu konjektüere en uygun aday olarak belirlendiyse MHP ve CHP tarafından ;
Her iki parti genel başkanına ; siyasi deneyimlerine ve ayrıntıları gözden geçirmiş olduklarından emin olmak , onlara güvenmek istiyorum .
Ama içim tam rahat değil, hele Taha Akyol Ekmeleddin Bey’i büyük bir coşkuyla savunmaya başlayınca içime iyice kurt düştü.
Adı üstünde ‘Çatı’nın kafamıza inmesini önlemeye çalışıyorlar , evet çatıdan gelen çatırtıyı duymayan kulaklara birşeyler anlatmaya çalışıyorlar MHP ve CHP liderleri ama daha açık net olmaları gerekecek gibi.
Üstü kapalı konuşmalardan bunalıyoruz, yanlız değilim dikkat çekerim.
Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Beyaz Türk’lerin adayı olduğunu açıklayanlara ise sormak lazım Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanı siyahi mi oluyorlar ?
AKP’nin apartheid özlemi öldürecek beni.
Gene bunalıyorum.
Nevzat Çiçek’in Ekmeleddin adının ‘d’ ile mi yoksa ‘t’ ile mi yazıldığı hususudaki hassasiyetini ise pek anlayamadım .
Nevzat olursa İncil, Nevzad olursa Kuran mı okuyor anlamına geliyor ?
Sormak lazım Nevzat Bey’e ‘Tayyip’ isminin de anlamı ‘ çok temiz ‘ , Cumhurbaşkanlığı için uygun manasına mı geliyor ?
Nevzat isminin anlamı ise bildiğiniz gibi yeni doğmuş demek, otuzunu geçince bu ismi değiştirmek şart , o yaşta ‘yeni doğmuş’ anlamı ‘ismiyle müsemma olmuyor , komik oluyor !
Şaka bir tarafa ,
Nevzat Bey değerli bir araştırmacı, gazeteci bu ‘D’ ve ‘T’ meselesine takmasının elbette bir nedeni olmalı , fakat doğrudan giremedi lafa (HAbertuk Didem Yılmaz Programı ) .
Madalyonun öbür yüzünde onu tedirgin eden ne var acaba diye merakta bıraktı beni, Şimdiki Cumhurbaşkanımız’da Exeter’den Ekmeleddin İhsanoğlu gibi ... adı Abdullah diye mi yırtmış oluyor Nevzat Bey ?
Cumhurbaşkanı ‘Tanınmış’ biri olmalı, Ekmeleddin Beyi tanımıyoruz diyenlere ise Cast yapmasıyla ünlü Tümay Özokur’u tavsiye edeceğim, kendisiyle yapılan röportajda şöyle diyor Tümay Hanım ;
‘..... 1999 yılında Portakal Ajans adı altında cast işine başladım. Yapı olarak, insan biriktirmeye bayılırım,....’
Ee bir sormak lazım kendisine elinde birikmiş Cumhurbaşkanı adayları var mı ?
Ayrıca anladığım kadarıyla bir atölyede kurmuş siyasetçiler için, Tümay Hanım Flash TV’de sunucu programcı olarak başlamış işe halka yakın biri , malum Flash TV ‘Beyaz Türk’lere yayın yapmıyor .
Çok bunaldım, bu cast işine zaten depresyonluyum.
Ben oyumu ‘çatı aday’ a vermeye meyilliyim milletimin bir parçası olarak yanlız açık söyleyeyim Sayın Başbakan Musul’u alırsa oyum kendisine.
Ömrümün sonuna kadar da Yeni Şafak, Star, Akşam, Sabah, Takvim okurum, ATV, 24, Sky 360, Show ve TMSF’nin el koyup sonra Ethem Beye devretmeyi planladığı sıradaki TV’leri izlerim.
Çok bunalıyorum.
Ekmeleddin Bey’in muharip bir yapısı yok gibi, Musul’u almasını ummuyorum.
Ama Başbakanımız yapar mı yapar, o yapmazda Ahmet Davudoğlu Musul’u alırsa bende Davudoğluna oy veririm .
Beni öyle kömür , makarna, beyaz eşya, kalem, şapka, bayrak, gıda yardımı kesmez, Ama Musul farklı bir durum milli menfaat.... ha yanlız savaş sevmem istemem İngiliz usulü olsun pergel, cetvelle çizerek Gertrude Bell usulü ! Musul bize çizilsin .
Durumu, bunalımımı kayda geçiriyorum.
Sevgiyle...




