Hırsızları anlamaya çalışmak, mesele buymuş!
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Bizim Cumhuriyet apartmanında, şehrin ortasında güpegündüz eve giren hırsızlar tarafından herkesin gözü önünde soyuluyoruz.
Artık gece fena rüya görmiyeyim diye 6 dan sonra yemek bile yemiyorum , ama nafile kabuslardan kaçış yok.
Hayırdır İnşaalllah gündüz niyetine sabaha karşı rüyamdan uyandım sizlere hemen unutmadan ayrıntılarıyla yazıyorum.
Aradan vakit geçerse unuturum, malum rüyalar çabuk unutulur.
Rüyamda , sabah sabah kapı çalıyor açıyorum marka giyimli hırsızlar içeri paldır küldür girip ne yapıyorsunuz demeye fırsat vermeden başlıyorlar evde ne varsa paketlemeye.
Ne yaptıklarını soruyorum, hani acaba evden eve nakliyatçılar da yanlışlıkla bizim eve mi girdiler acaba diyorum , yoo açıkça söylüyorlar sıra bizdeymiş.
Ne sırası diye soruyorum cevap açık net.
Bizi soymaya gelmişler.
Yüzlerinde maske filan yok, kimilerini tanıyorum , kimilerini bir yerlerden gözüm ısırıyor muhtemelen televizyonlarda gördüm , yabancı değiller, Türkçe konuşuyorlar çoğunluk üzerlerinde muska taşıyorlar Elhamdülilllah hepsi Müslüman.
Aslında meslekleri , titrleri var her birinin, hırsızlığa ek gelir olur diye başlamışlar sonra bakmışlar çok karlı asıl işleri olmuş.
Pek rahatlar , hatta bana ‘Siz güçlük çıkarmayın biz işimizi bir an evvel yapalım daha soyacağımız diğer daireler var ‘ diyorlar.
Tepem atıyor ‘Utanmıyor musunuz beni soymaya , Mülkiyet Hakkı Gülhane Hattı Hümayunu filan ‘ diyorum .
‘Sokayım Gülhane Hattı Hümayununa senin, tarih biz ne dersek o , dizilerde ne izliyorsan o ‘ diyor en cevvali , üstelik kendi evimde bana ne hakaretler ediyorlar, aman efendim ne terbiyesizliğim kaldı, ne kabalığım .
Bir tanesi ‘ İnsan önce bir hoş geldiniz der, bir kahve yapar böyle mi karşılanır hırsız ‘ demez mi.
Çok hırsız gördüm ama bunlar gibi yüzsüzünü ilk defa.
Sizlere rüyamda hırsızlarla aramda geçen konuşmaları ve olayları aynen aktarıyorum ;
Ben ‘ Hırsız Bey sana niye kahve yapayım gel beni soy diye ben mi davet ettim ?’ diye cevap verince
‘İlle davet şart mı, aramızda teklif tekellüf mü var , bu vatan hepimizin , sen dua et buraya şimdilik çökmüyoruz eşyaları alıp gideceğiz.’ diye bir de posta koydu, o zaman anladım ki evde gidecek , daha hangi müteahhid karar verilmemiş.
Ben inatla ‘ Beni soyuyorsunuz bunun vatanla ne alakası var ‘ diye soruca , aklımca sıkıştırıyorum....
Aralarında ufak tefek saçları patates adama benzeyeni atlıyor
‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün üstünde milyarlarca dolar yutanı ..diyince dayanamıyorum
‘O üstünde değil altında ve hırsızlık yapan değil kefensiz yatan ‘
Patates kafa gülüyor kahkahalarla halime diğerleride katılıyor ‘Şaka yaptım şaka, ben şakacıyım , bilmez miyim, allta yatanı üstte yutanı ‘ diyor.
Aa hem beni soyuyorlar hem makaraya alıyorlar.
Haysiyetiyle oynana oynana soyulmanın böylesi görülmemiş, vay başıma gelenler, 63 yaşımda hırsızların maskarası olacak insan mıyım ben , çok üzülüyorum.
Aralarında en arsızı yazdıklarımı, halıları rulo yapmış yetmiyor disketlerimi torbaya dolduruyor , elinden almaya çalışıyorum vermiyor bir itiş kakış başlıyor
Ben ‘ Onlar benim yazdıklarım ne yapacaksın alıp benim fikirlerimi işe yarasa bana yarardı ‘ diye sorunca
Arsız Hırsız pişkin pişkin ‘ İşe yarayanlardan dizi yapacağım , film yapacağım , kitap yaparım, program yaparım , ziyan olmazlar’ diyor.
Eşya, para, saat, fikir, isim, şehir, nehir ne varsa götürüyorlar .
Midesi ne varsa alıyor, buzdolabını da silip süpürürken ‘ Rabbim bana mide yerine işkembe vermiş ‘ diye sırıtıyor.
Dayanamıyorum ‘ Sen ne nefretlik bir herifsin’ der demez dikleniyor ;
‘Sen ne imansız karısın yaradılanı yani beni bu halimle mecbursun seveceksin yaratandan ötürü , nefret suçu işliyorsun dikkat et ‘ demez mi !
İnancımı sorgulayan bir hırsızla karşı karşıyayım , kalıyorum, donuyorum ne halt edeceğimi bilmiyorum.
Kenara köşeye sıkıştırdığım kefen param, borcuma harcıma ayırdığım üç beş kuruş, anneannemin örtüleri kırık dökük neyim varsa gözümün önünde paketleniyor .
Anılarımı yazdığım defterim, aile albümümü alıyorlar, gücüme gidiyor çok.
Karşı koyuyorum , hiç olmazsa onları kurtarmaya çalışıyorum , itiyorlar beni kıç üstü oturuyorum canım yanıyor bağırıyorum.
Çığlıklarıma karşı dairede oturan sizden iyi olmasın Kemal Bey adlı komşum yetişiyor açık kapıdan giriyor, yerden beni kaldırıyor , ne olduğunu soruyor .
‘Soyuyorlar Kemal Bey ‘ diyorum , Kemal Bey büyük bir soğukkanlılıkla benden yana çıkıyor , haktan hukuktan bahsediyor , derken hırsız kalabalığından bir genç kopup geliyor Kemal Beyin gözüne yumruk atıyor ve utanmadan ‘Ben bu yumruğu atmayı kafama koymuştum ‘ diyor.
‘Yalan söylüyor Kemal Bey , bunda kafa mı var ki içine bir şey koysun ‘ diyorum, Kemal Bey bana hak veriyor , gözüne pansuman yapıyoruz fakat kafasız çocuk bu sefer bana kızıyor ‘Sen ne çok konuşuyosun car car ‘ diye bir tane de bana patlatıyor, Kemal Bey’le karşılıklı birer gözümüz mor bir o bana pansuman yapıyor bir ben ona. Allahtan Selvi Hanım yetişiyor , ikimizin de yaralarına melhem sürüyor.
Ağacın dallarına konmuş popoları bize dönük kargaların kahkahalarını duyuyoruz, kargalar kıçlarıyla gülüyorlar halimize gülün siz daha diyorum içimden yarın tünediğiniz o ağaçta gidecek.
Komşular bir bir bizim kattan gelen gürültüye geliyorlar aşağı kata yeni taşınan Kahtalı komşum Metiner Bey geliyor , şimdi bu rezalete karşı bir kişi daha fazlayız diye düşünürken Metiner Bey ‘ Bunları konuşmanın zamanı değil , önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimleri var ‘ demez mi . Maalesef o da kafayı yemiş.
Ahmet Hakan işe el koyuyor ‘Durun tartışacağız herkes fikrini söyleyecek vaktimiz var’ diyince hangi vakit kardeşim soyuluyorum , bak Metiner bile bu hırsızlara laf ettirmiyor ‘ diyince
Metiner ‘ Benim şu an kimden yana olduğum önemli değil, hırsız olabilir bunlar , münferit olaylardır, kaldı ki hırsız yok, hepsi saygın kişilerdir yargı gereğini yapar biz burada bu gece Kıbrıs , Suriye, Kırım, , İran meselelerini konuşalım ‘ diyor yeri değilmiş hırsızlığı konuşmanın sabrım taşıyor ;
Karşısına dikiliyorum ‘Metiner hırsızlığı tartışmaya yer mi tutacağız burası olay yeri işte daha ne diyorum’ Metiner dinlemiyor bile aa hırsızlarla el sıkıyor, öpüşüyor hal hatır soruyor , çiğ köfteye davet ediyor ! Mamafi o herkesi çiğ köfteye davet eder ama yapmaz , beni de davet etmişti.....
Kemal Bey’le zaten birer gözümüz kapanmış o gene Gandi tavıyla ‘Göze göz dersek toplum kör olur’ diyor , haklı .
Kaba kuvvete asla başvurmuyoruz , kaldıki bunlar bizi isteseler evire çevire döverler , üstümüze gaz sıkmıyorlar daha ev içlerinde kullanmaya başlamamışlar , ev tipi boylar gümrükteymiş.
Polise haber vermek için telefon açıyoruz, teyp çıkıyor ‘ Tayin halinde olduğumuzdan yoldayız size cevap veremiyoruz’ diyor ses.
Hırsız herifler karşımızda halimizle alay ediyorlar. Henüz soyulmamış olan komşularda onlara uyuyorlar.
Savcılığa başvuracağız ama güya savcıları Bolu’ya toplamışlar hepsi kayak yapıyorlarmış rüya bu olur a...
Türk düşün dünyasının Türk ama Türklerden hoşlanmayan eşsiz Eseri Profesör bütün bu olanları apartmanın isminin ‘T.C’ anlamında ki Cumhuriyet’ olmasına bağlıyor , Profesörün eşi görevdeymiş Türkiye cumhuriyeti’ni temsilen, ‘sizin hanım ne olacak Laponları mı temsil edecek diye soruyorum , aldırmıyor Cumhuriyetin yerine isim arıyorlar , ben çaresiz Yeni Cumhuriyetin ismini numaralamayın burası Türkiye yol açılır habire her sene rakkam değişir gelin ,
Cumhuriyet eğer kız ise Emine erkekse Tayyip koyalım diyorum hadi ben yüzüme gelen sadmenin tesiriyle saçmalıyorum , ama profesör yumruk yemeden zaten saçmalıyor , Kemal Bey Allah Razı olsun nereden bulduysa kafuru koklatıyor kendime geliyorum , ben ne bok yedim , ne dedim oluyorum.
Benim küçük apartman katı nasıl kalabalıklaşıyor anlatamam , akın akın geliyorlar.
Komşulardan mütedeyyin kendi halinde namazında niyazında olanlardan en sesi çıkmayanlar yanımıza geliyor lokma döktükçe, helva kavurdukça görüştüğümüz
komşular , öğreniyoruz ki onlar zaten soyulmuşlar ama şikayetçi olamamışlar çünkü hırsızlar arasında yakınları varmış, hem de bir değil iki değil.... ne yapacaklarını soruyoruz Pensilvanyadan aile büyüğüklerinden haber bekliyorlar , haber bir türlü gelmemiş ABD’de telgrafın tellerine kuşlar konmuş arıza varmış.
Derken her yazısı ‘çok konuşulacak‘ şeklinde kaşat edilmiş yazar komşumuz hanım en bilge haliyle katılıyor bu deliler evine, bir bilgeye ihtiyaç var diye kulağına gelmiş hemen hedefi Kemal Beye yöneliyor .....
Yılmaması daha çok çalışması gerektiğini öğütlüyor, evde oturmamalıymış, onları anlamaya çalışmalıymış , kapı kapı gezip dinlemeliymiş !
Kemal Bey efendi bir adam, zaten öyle olmasa benim yüzümden yumruk yer miydi, ses çıkarmıyor , anne tarafından da peygamberlerle akraba her halde çünkü çok sabırlı ama ben dayanamıyorum
‘ Kızım sen manyakmısın hırsızların psikolojisi üzerine doktora tezi yazacak hali yok adamın niye kapı kapı gezip neyi anlamaya çalışacak ‘ diye hırsımı kızdan alıyorum hiç oralı değil geniş bir arkadaş , ezber geçiyor bu gün yazar gününde yarın oyuncu günü olabilir , devam ediyor nasihatlerine , bana dönüp ‘Bir yere gitmek, kaçmak yok’ diyor, bir evliya kadın Küçük Rabia sanki hırsızları anlamayı öğütlüyor.
Kalabalığın arkasından Sayın Gülerce yapmayın hepimiz din kardeşiyiz diye lafa giriyor , barışalım iş büyümesin istiyor niyeti fena değil ama benim ev çoktan kamyona yüklenmiş işte bu sırada Mahçupyanı bir kenarda not alırken görüyorum , halimizi yeni filmine senaryo yapacakmış , röntgen ve MR istiyor içimizi daha iyi görmek içinmiş , ‘ Mahçupyan bende bir şey yok sen bu hırsızların içyüzüne bak diyorum ‘ 6 paragraflık bilimsel olduğu izlenimi veren bir cevap veriyor.
İşte tam bu sırada içeriye Sayın Başbakan’ım giriyor onun kulağına kadar gitmiş, öfkeden kükrüyor , soyulduğumu öğrenince, ‘Bula bula bu garibanı mı buldunuz ben garibanlardan çalmayı yasak etmedim mi diyor, Kemal Beyin ve benim gözüme bakıyor .
Kemal Bey’e öpeyim gözünü geçsin diye teklif ediyor Kemal Bey razı değil ‘öyle öpmekle geçmez ‘ diyor , ben Kemal Bey’e bırakın öpsün geçmez ama gözden öpmek tez ayrılık getirir kurtuluruz diyorum Kemal Bey bana gene kafuru koklatıyor .
Birden Sayın Başbakan hepsini alıp Balkona çıkıyor , aşağısı mahşeri kalabalık balkonda benim evi soyanları evire çevire pataklıyor bazılarını aşağı atıyor ... rüya bu ....
Kemal Bey , Selvi Hanım şaşırıyoruz ama kendisini alkışlıyoruz , bizi alkışlarken görünce ‘Ben sizin lafınızla hareket etmem ‘ diyip vaz geçiyor , balkondan attıklarını geri toplatıyor , kafa göz yaralı balkonda yerlerini alıyorlar . Ben adeta yalvarıyorum Sayın Başbakan’ım bir daha sizi alkışlarsam ellerim kırılsın , benim lafımın ne önemi var bunlar beni soydu ‘ desem de nafile Tayyip Bey çetin ceviz öyle kırıp kırıp yassı kadayıf üstüne koyulacak bir ceviz değil, bu yanı hoşuma gidiyor da beni soyanları benden çok sevmesi kırıyor beni.
Aşağıda halk ‘Türkiye Seninle Gurur duyuyor ‘ diye bağırıyor ev ahalisi beni uyandırdığında bende bağırıyormuşum...
Kabus Kayda Geçsin
Sevgiyle...




