Balkon Çöktü
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Alpaslan Türkeş’in ölümünün ardından ana akım medya mensupları, kanaat önderleri tv programlarında öyle bir yas tuttular ağıtlar yaktılar ki sanırsınız hepsi ülkücü!
Ecevit öldü arkasından aynı adamlar öyle bir yas tuttu ki sanırsınız hepsi sosyal demokrat !
Derken Özal öldü arkasından aynı adamlar öyle bir yas tuttu ki sanırsınız hepsi serbest ekonomi yanlısı , liberal .
Benim Türkiye’nin dar çevresi olarak nitelediğim değişmez bukalemunları , adamları kutuya koyduktan sonra hem ülkücü, hem sosyal demokrat, hem serbest ekonomi yanlısı, hem liberal, hem muhafazakar renkten renge bürünebildiler.
Aslında söyledikleri, düşündükleri hiç bir şey değillerdi sadece iktidarlara yakın durmayı hayatlarının ana amacı yapmış para kazanma derdinde insanlardı, zaten paralı kahramanlık dünyada olmaz, bizde nasıl olsun !
Bakmayın Ertuğrul Özkök’ün gecikmiş kafa tutmalarına o da biliyor bu takımdan kendisi dahil kahraman asla çıkmayacağını .
Nitekim işten çıkarıldıklarında yeri göğü inleten ‘ekmeğimle oynandı‘ triplerine giren ; villalı, tekneli, emlak alıp satan milyoner takımı hep bunlardan çıkıyor.
Şimdi bu muhit epey genişledi , eskilerle yeni eklemlenenler arasındaki kıyasıya yarış ibretlik .
Başbakan’ın balkonuna tıkıştılar, balkon sallanıyormuş umurları olmadı.
Başbakana aşağıdan balkon sallanıyor diye anlatmaya çalıştık bizi duymadı sesimiz kısıldı sonra sustuk , susturulduk .
Suskunluk gerçekleri örtüyorsa yalanın taa kendisi olurmuş ,
Bizde gözümüzün önünde sallanan balkonu izlerken yalan olduk .
Kayda Geçsin.
Gerçek şudur ;
Balkon çöktü ve bu göçükten çıkmaya, kurtarmaya çalışıyoruz.
Kahramanlık kırıp sarmaya çalışanlar var hala , başka bir acı , utanmazlıktır bu.
HALA ÖĞRENEMEDİLER , bu ülkede kahraman olmak için ölmek gerekiyor , ya da göze almak ekmek alırken öldürülmeyi .
Veya ölümü aklından geçiremiyecek kadar çocuk olmak .
Berkin çocuktu.
Şimdi 14 yaşında polis şiddetine maruz kalıp hayatını kaybeden bir çocuğun yasını bunların tuttuklarına inanmamı mı bekliyorsunuz?
Berkin’in yasını sokaklar , evler , halk tutuyor , hemde yıllardır susmanın vicdan azabı , susturulmanın gazabıyla.
Berkin’in yasını tutanlar birleştikçe söylenenlerin tam aksine bölünmüyor bütünleşiyoruz tıpkı gezide olduğu gibi , Hırant’ın cenazesinde olduğu gibi belkide korkulan bu bütünleşmedir.
Kayda Geçsin.
Artık yediğimiz bunca kazıktan sonra ;
Emeksiz zenginliğe, şuursuz hedonizme, insanlığını kaybetmiş bilim dünyasına, kişiliğini yitirmiş bilgi sahiplerine, ilkesiz siyasete, ahlaki değerleri olmayan ticarete, ve fedakarlık nedir bilmeyen tapınmaya karşı birleşiyoruz.
Gandhi’nin tanımladığı ahlaksızların yedi ölümcül günahından söz ediyorum.
Ekranların kınalı yapıncağı Nagehan Kütahyalı hala anlamıyor ve bilmem kaç Alevi vali olmalıdır diye rakkam veriyordu geçen gece, yurttaşlar arası kontenjan belirliyor ne haddineyse vah vah vah...
ana akım medyanın ıllardır göz bebeği Egemen Bağış bağışlanmaz sözlerine devam ediyor , daha önce kafasına yediği yumurtanın kabuklarında hayati tehlike görmüştü, vah vah vah,
Yalı köşk delisi bilge kadın gene kerametler sıralamış iki ekstra arası aman eksik kalmasın vah vah vah,
Bunlar bizim ne umurumuz yahu !
Hep beraber bir zamanlar oy vermesekte , kalpten sözler söylediğine inandığımız Başbakan’ın balkonunu üstümüze çöktü kimler sağ çıkacak göreceğiz , Allah’ın işine karışılmaz lakin korkarım gidenlerin arkasından yine Sezen Aksu ağıtlar söyleyecek.....
Yaşarken birbirimizin hayatına izler bırakırız , çoğu zaman birbirimizi tanımadan izler bırakırız , ama kalplerde birakılan izler hiç unutulmaz .
Berkin’in arkasından göz yaşları dökebiliriz, ya da gözlerimizi açıp ardında neler bıraktığını görebiliriz .
Ben onu ölümünde kumsaldaki denizkabuklarını görüyorum .
Deniz kabukları ölümün arkasından bıraktığı güzelliklerdir , bu ülke ölümleriyle arkalarında deniz kabukları gibi güzellikler bırakmış insanların kumsalı.
İşimiz zor, ama barbarlara karşı savaş verirken insanlığımızı , yalancılara karşı savaş verirken dürüstlüğümüzü kaybetmemek zorundayız ve olanları asla unutmamalıyız.
68’liler Birliği Vakfı, 12 Mart 1971 Muhtırası’nın 43. Yıldönümünde Ziverbey İşkence Köşkü’nde zincirle bağlanarak işkence yapılan, aynı zamanda Ziverbey İşkence Köşkü’nü Uğur Mumcu ile birlikte ilk kez kamuoyuna tanıtan E. Kurmay Yarbay- Araştırmacı Yazar Talat Turhan ile E. Binbaşı-Yazar Erol Bilbilik’i unutmadı , unutturmadı ve bir plaketle onurlandırdı.
Talat Turhan ve Erol Bilbilik’in kitaplarını okuyanlar , televizyonlarda izleme fırsatını bulanlar bilirler , sıradışı zeka, akıl , bakış açısı , bağımsız tabiatları, cesaretleriyle rütbelerine orantılı sonsuza kadar genç kalmayı başarmış iki askerdirler.
Çetin geçen yaşamlarında sanki daha büyük rütbeler mi , yoksa hep genç kalacakları yarbay, binbaşı rütbelerinde kalmak mı seçiminde zor olanı seçmişler gibi gelir bana .
Onlar bu ülkenin deniz kabuklarıyla dolu kumsalında hala sırtlarında kabuklarıyla hayatı taşımaya devam ediyorlar , bin yaşasınlar.
Kumsallarımızda ışıldayan bütün deniz kabuklarını kayda geçiriyoruz.
Sevgiyle...




