Tepeden inen ‘Medya Paraşüt Birliği’ni kayda geçirelim
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
‘Bu Memlekette bir yere gelebilmek için arkan olması lazım’ sözleri toplumumuz tarafından kabul edilmiş bir gerçeği yansıtır, Türkiye’mizin gerçeğidir.
Kayda Geçirelim.
Ülkemizde arkasında;
Amcası olan iş kadını...
Babası olan yönetici, iş adamı ...
Mafya Babası hamisi olan şarkıcı, filim yıldızı, dizi oyuncusu...
Eşi olan yazar...
Memleketlisi olan siyasetçi...
Siyasetçi olan sanatçı...
İktidarda Mahallelisi olan yapımcı...
Kayınpederi olduğu için köpeksiz köyde değneksiz dolaşan gazeteci yok mu ? Var.
Medyada mesleği özgürlüklerini yıllarca doya doya kullanan ağzına geleni söyleyen ve başına iş gelmemiş ve arkasında ailesinde istihbaratçı olan yok mu ? Var.
Yeğen meselesini de unutmayalım !
Özellikle meşhur edilecek pek çok kabiliyetsiz yeğen kadrosundan medyaya dahil olmuşlardır .
Kız yeğenlerin kendilerinden önce ‘dayıları’ meşhurdur , hatta dayısıyla dost hayatı yaşayan yeğenler serisi de bilinir !
Arkasında medya patronları olan medya kadınlarını da unutmayalım , hatta bir medya kuruluşunun adı başta anılarak ‘........ motorları’ diye alay konusu olmuşlardı.
Yıllardır bu bilinenleri medya mensuplarının bu durumdan rahatsız olup dile getiremedikleri bir başka gerçektir.
Elbette bulunduğu yere hakkıyla gelmiş , bu hallerden rahatsızlık duyan insanlar vardır ama onlar ezik ezik susmak zorunda kalmışlardır , hemde çoğunluğu evlerine ekmek götürmek için , öyle gucci ayakkabı, ferrari araba, iyi marka şarap uğruna değil.
Susmayana cıs yaparlar!
Bu sağlıksız ortamda her türlü ‘arka’ serbesttir ama ‘Abi’ yasak , öyle mi !
‘Abi’ ile kastım Gülen Hareketi içinde yer alan abiler.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım, yukarıda saydığım onca ‘arka’ oluyor ama ‘abi’lerin rahatsızlık veriyor olması kamu vicdanında kabul edilebilir bir şey mi ?
Peki bu ‘abi’ler ne yapıyor ?
Çocukları ders çalıştırıyor, yönlendiriyor.
Benim okulum dahil pek çok okulun ‘Abi’ ‘Abla’ sistemi vardır, bir işe yararlar yaramazlar ayrı konu. Gülen Hareketininki işe yarıyor ki rahatsızlık yaratmış !
Fraternity , sorority yani örgütlü kardeşlik konularını ele alan çok filim izlemişsinizdir, Mesela ‘Skull and Bones’ Yale üniversitesinin 1832‘den beri ‘elit güçleri’ yetiştiren kardeşlik, birlik, beraberlik örgütlenmesi.
Bütün üyelerin listesi üniversitenin arşivlerinde kayıtlıymış, kendilerine ‘bonesmen’ diyorlar. Fakat 1982‘den itibaren resmi görev listesi basılmıyormuş . Sık sık ülkemizi ziyaret eden Kerry üyelerden biri ve 2004’de gene üyelerden Bush’a karşı siyasi bir savaş vermişti, yani bazen kardeşler karşı karşıya gelebiliyor ama neticede kardeşlerden biri seçiliyor !
Hımm, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eğer iki aday olacaksa Sayın Gül ve Sayın Başbakan neyse vaz geçtim yazmayacağım.....
Peki Gülen hareketinin ‘Abi’ leri şu vahşi dünyada örgütlenmişler çok mu ?
Üstelik şeffaflar, okullar, dersaneler ve hizmet hareketinin dünya faaliyetleri açık, her türlü denetime tabii, Nagehan Alçı’nın açıkça CNN Türk kanalında söylediği gibi ‘sinsi’ , ‘sızma’ cı iseler ‘Bir içim Su Hanım ‘ daha somut olmalı. Kaldı ki ‘sızma’ kelimesi saçma, insan kendi ülkesine niye sızsın ?
Nagehan Alçı’nın medyanın asıl sorununun sızma gibi saçmalıktan değil ne gazetecilik, ne yayıncılık deneyimi olmadan son yıllarda tepeden inme gelen ‘Medya Paraşüt Birliği’ olduğunu söylemesini ve birliğine ihanet etmesini elbette beklemiyorum.
Bu gün Gülen Hareketine ‘Sızma’ diyen iki gün sonra benim gibi ülkesinden başka aidiyeti olmayanları da ‘sızma’ bulabilir , İnşallah bulur da Gülen hareketine içine kapanmak yerine kendileri dışında kalan bu toprakların bağımsız , onurlu insanlarıyla kucaklaşma ivmesi sağlar.
Ak Parti zihniyeti geçimsiz bir zihniyet, propogandistleri de öyle, hadi peki Gülen Hareketini beğenmiyorsunuz , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne etmediğiniz kalmadı, onların ne günahı veya sizi rahatsız eden gücü vardı ?
Siz çocuklar okuyup sorgulasın istemiyorsunuz anlaşılan.
Medyamız Nagehan Alçı , Rasim Ozan ve ‘Medya Paraşüt Birliği ‘ ile ne kadar yol alacak acaba ! Herkese bir yalı yetiştirecek hali yok patronların ...onlarda insan ver ver nereye kadar.
Biz neticede herşeyi kendine yontan değil dünya ile uyum sağlayabilecek soran, sorgulayan ve humaniter bilimlerden payına düşeni alan bir nesil istiyoruz.
Sen Bilal Beyin Vakfının kuracağı İmam Hatiplerde ‘Pıtırları ‘ nı okut istiyorsan Nagehan Hanım .
Ya da , sığ sağcılık yapacağına sosyal devleti savun eğitimde bunları devlet sağlasın , Prof. Kalaycıoğlu yıllardır öğrenci yurtlarıyla ilgili meseleyi , taa yıllar önceye dayanan araştırmaları anlatıyor . Bu arada sizde oturma yerinizi değiştirin Sayın Kadri Gürsel ne kadar muhalafet ederseniz edin gözünüz açı bakımından Nagehan Alçı’da kalmış gibi duruyor algı meselesi önemlidir .
Ve tabii haftanın en tarihi Tayyip Erdoğan savunması gene Nagehan Alçı’dan geldi , Gülen Hareketi ‘sinsi’ ama Sayın Başbakan ‘Bodoslama’ giriyormuş !
Başbakan’ın kalpten söylediği sözlere (Balkon konuşması gibi ) kimsenin diyeceği yok, ama ‘bodoslama’ iltifat mı oluyor , dünyada başbakanına ‘Bodoslama’ girer diye methiye düzen kaç gazeteci var acaba ?
Sayın Başbakan’ın yandaşları artık ne diyeceklerini bilemiyorlar, sözlerin bittiği yer.
Bu akım kakım laflara kapılanlar, dolduruşa gelenler geminin akıntıya kapılmasını önleyen baş bodoslama pervanelerini dağıtırlar Vallahi....
Ama rekor Aslı Aydıntaşbaş’ın Başbakan’ın sert üslubu hakkındaki sorusuna ‘Eylem ayrıdır, söylem ayrıdır’ diye yandaş medyada tarih yazan Fadime Özkan’da .
Meğer hoyratlığı ölüm döşeğine yakın Prof. Türkan Saylan’a yaptığı acımasız röportajıyla sınırlı değilmiş. Resmen Sayın Başbakan’ı söyledikleri ayrıdır, yaptıkları ayrı diye yaftaladı, Başbakan’a bu kadarını muhalafet Liderleri bile yapmadı !
Bir sonrası bakmayın lafına, öyle konuştuğuna, yaptıklarıyla tutmaz gelebilir.
Sayın Başbakan sandıkta kazandıklarını kendi medyasında kaybediyor.
Medya patronluğu böyle bir şey , sağ çıkan yok !
Nitekim gelinen nokta ;
X :Alo Fatih
Fatih : Ne var efendim ?
X : Bir şey yok vazifenin başında mısın diye kontrol etmeye aradım...
noktası gibi gözüküyor.
Sevgiyle...
Not: Medyada son yıllarda olanları mutfağından cesaretle kayda geçiren Sabahattin Önkibar ve Mustafa Hoş’un kitaplarını okuyorum, okumanızı tavsiye ederim bitirir bitirmez yazacağım , çok yaşayın deli yürekli gazeteciler , şaka değil yazdıkları .




