Şok, Şok, Şok...
NECEF UĞURLU
Bakmayın ekranlarda ikide bir ‘Şok’ ‘Şok’ ‘Şok’ anonslarına. Artık ekranlarda hiç bir şey şok etmiyor.
Transparan pabuç giymiş, hamileymiş, nikah ertelenmiş, sette doğumgünü kutlanmış, bomba gibi diziyle dönüyormuş , gece kulübü çıkışında zommuş, en yakın arkadaşının sevgilisiyle görülmüş haberleri kimseyi ‘şok‘ etmiyor.
Halbuki bize şok geçirtecek ne çok öykü var etrafımızda , yürek ister , sanat ister , ve hepsinden önemlisi duyarlılık ister yapmaya , yazmaya .
Dünya artık göründüklerinden ibaret olmayan ne varsa açık edildiği bir döneme girdi .
Ve kitle iletişimi görevini dramalarla yerine getiriyor.
Açıkça anlatamıyorsa dizisini yapıyor derin güçler bile , yeni dünya dengesi diyebiliriz.
Artık hiç bir şeyin göründüğünden ibaret olmadığı açık ediliyor .
Bunun için ABD ‘Homeland‘ dizisini yaptı, bu sene ‘Black List‘ kasıp kavuruyor.
Hiç bir şey göründüğünden ibaret değil tekrar kayda geçirelim silik çıkmasın.
Tıpkı ABD’nin ABD’den ibaret olmadığı,
Dersane Meselesinin Dersane Meselesinden ibaret olmadığı,
Gezi Direnişinin Gezi Direnişinden ibaret olmadığı,
Fenerbahçe’nin Fenerbahçe’den ibaret olmadığı ,
Ekranlarda gördüğümüz bazı gazetecilerin gazetecilerden ibaret olmadığı ve hatta medya dünyamızı yönlendiren bazı kişilerin göründüklerinden ibaret olmadığı gerçeği gibi.
Her biri şifrelerle dolu öyküler uçuşurken nerede filimleri, dizileri ?
Hala Sinem ve Arda’nın darılıp barışmasına mı şaşırmamızı bekliyorlar !
Dünyayı hep kendi halinde , alçakgönüllü insanlar şaşırtmıştır , din adamları, ceolar, siyasetçiler, yönetenler, kısaca egemenler , büyük ve akıllı olanlar değil.
Merakla bekliyorum, bizden kim şaşırtacak dünyayı .
Şu ana kadar sadece gençlerimiz şaşırttı, Gezi Direnişi şaşkınlığıdır bazı kesimlerin.
Şimdilerde dürüst dik duruşlu insanlar şaşırtıyor .
Hırsız, arsız, kendinden başkasını düşünmeyen insanlara kimsenin şaştığı yok.
Birde zalim, egoist, acımasız , umursamaz insanların hayvan sevgisi şaşırtıyor , yanlızken neler yapıyorlar kimbilir hayvanlara, dilleri yok ki zavallılar anlatsınlar.
Velhasıl Türkiye’li olmanın anlamı değişti, tam anlamaya başlıyorum onu da değiştiriyorlar.
Ağızlardan düşmeyen ‘Kardeşlik’ , ‘Barış’ ‘Sevgi’ bitmeyen teraneler, ekranlarda kimlerin ağzında ayrı konu....
Düşmanlık eden kötüyü de sevmek acaba sevgiye ne katar , bu yalakaları gördükçe aklıma takılan bir sorudur.
Gazete eklerindeki çengel bulmacalarda artık İngilizce kelimeler soruluyor , ne şirin değil mi ?
Bunun İngilizce öğrenmemize ne katkısı var, yoksa Türkçe kelime darlığına mı düştü çengel bulmaca hazırlayanlar ya da kafayı mı buluyorlar , ki büyük ihtimalle öyledir memlekette içki içmeden kafayı bulan bulana.
Son günlerde yoğunlaşan ; Rahmetli Ahmet Kaya ‘nın Magazinciler derneği gecesinde başına gelenler üzerinden 14 yıl sonra konuşulanlar ise o gece kadar utanç verici , düzeysiz .
Utanç, suçluluk, hüzün , anlamak ve dinlemek 14 yıldır kapısını çalmamış bazılarının.
En son bir magazin programında program sunucularından biri herkes Gülten Kaya’dan özür dilesin iş tatlıya bağlansın mealinde buyurmaz mı !
Eski Türk filimlerindeki semt karakolunda babacan komiserin , kavga eden mahalleliyi ‘Hadi öpüşün bakalım’ diye barıştırması gibi....
Sayın Kılıçdaroğlu’ nun sanatçılara yönelik son derece haklı eleştirileri ibret olsun ortalıkta sanatçı rolü oynayarak yıllardır bir yutturmacanın parçası olanlara .
Şaşkınlıklarımızı kayda geçiriyoruz.
Sessiz çoğunluğa güvenmek risklidir, sessizlik kırılgan bir haldir ve bir yüksek ses o büyülü güçlü sessizliği bozar.
Sinmiş, organize olmayan sessiz çoğunluğun sesi ormanda vahşetin içinde bir çığlıksa kim duyacak ?
Nesiller boyu efendiler insan sesine kulaklarını tıkamış yaşayıp gidiyorlar.
Ama şimdi sessiz çoğunluğa güvenenler kazanacak , gençler kazanacak , kadınlar kazanacak ve onlara güvenme riskini alan Siyasi Liderler kazanacak.
Umudumuzu Kayda Geçiriyoruz.
Sevgiyle...




