KARA LİSTE’de kimler var? Bu işi medya çözer...
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Seçim atmosferine girdiğimiz şu günlerde her vatandaş gibi bende iktidar ve muhalefet partilerinin getirdikleri, götürdükleri üzerinde vicdan muhasebesi yapmaya çalışıyorum.
Çünkü siyasetle çıkar bağları olmayan benim gibi sıradan insanlar oy vermeden önce daima ellerini vicdanlarına koyar.
Bu iktidarın en büyük özelliği sorunları inkar etmemeleri oldu , inkarcı siyasetten uzak durdular.
Ateşteki kestaneleri toplamaya ellerini uzattılar .
Buna razı güçlü bir taraftar tabanlarıda oluştu.
Örneğin Kürt meselesi, Rahmetli Erdal İnönü belki yeterince destek görmediğinden tıkandı kaldı.
Türkiye gecikti.
Gecikme zaten inkarın en büyük faturasıdır ve halklar, insanlık canıyla öder.
Ama Sayın Başbakan ‘Durmak Yok Yola Devam ‘ diyebildi.
İnkar kötü bir şey, ekranlarda ki en edepsiz tartışmaları bile inkara tercih ederim doğrusu.
İşte bu noktada iktidar kontrollü bir tartışmayı tercih etti , baskın medyasının sıkça kullandığı ‘ Demokrasi yok diyorsunuz ama işte burada tartışıyoruz ‘ sözleri demokrasi göstergesi olmaktan ziyade alicenaplıkları olarak algılandı, hoş olmadı.
İnkar ortadan kalkınca yerini karşılıklı razı gelme, kabulleniş alır zaman ister , olsun.
Kaosun yerini düzen, kafa karışıklılarının yerini netlikler alacaktır.
Bir gün bölüştüğümüz lokmalar ziyafet, binalar yuva, yabancılaşanlar dost olacaktır.
Bunca yıl bekledik umarız kaybedilen zamanlar mümkün olan en kısa sürede kapanır.
İyi niyeti kayda geçirelim.
Meseleler karşısında çözümü demokratikleşme yerine orduyu göreve davet etmeye alışmış, alıştırılmış bir halk karşısında yılmadı Sayın Başbakan , ilginçtir demokrasi yerine ordu talep eden halka rağmen inkar etmedi ve taban oluşturdu.
Bunda ordunun katkıları olduğunu da gördük. Malum davalarda ordunun yalnız bıraktığı komutanları yüzünden sevimsizleştiği de bir hakikat.
Peki ya muhalefet ne yaptı ?
Ak Parti’den daha fazla demokrasi istemeliydi muhalefet partileri , senden daha fazlasını isteriz diyebildiler mi , evet demek zor.
Ama CHP’nin lideri bu konuda insaflı bir muhalafet yaptı diyebiliriz.
Demokratikleşebildik mi, doğrusu pek çok ayağı aksak bir demokrasi ama tadını aldık işin ucunu bırakmayız artık diye düşünüyorum.
İnkarcılar , meseleleri halı altına süpürenler ‘Biz realiteleri kabulde seçkinci’ davranıyoruz mazeretine sığınamazlar .
Kanıtlar sunulmadıkça inanmamak rasyonel bir pozisyon almaktır amma; kendi bildiklerimiz ve bize öğretilenler dışında kalanları inkar etmek ipe sapa gelmez bir davranıştır bunu artık biliyoruz, öğrendik.
Bunları yaşadık ve Ak Parti bu koşullarda iktidar oldu nedense bu koşul pek konuşulmaz.
Halkı yıllarca meseleleri inkar ede ede yanıltanlar oldu.
Ve Ak Parti iktidarında büyük kitleler gerçekleri öğrendiklerinde allak bullak oldular.
Şimdi gerçekler biliniyor , Türkiye bu dönemde herkesin bildiği sırlar ülkesi oldu ama gereği ne, ne kadar yapılıyor üzerinden Hukuk ciddi yaralar alıyor.
Baransu’nun Artı 1 kanalında feryadı belki bundandır , ama Avni Özgürel’in ‘Haklısın ama ...’ cümlelerinde frene basmalarınında mutlaka bir nedeni olmalı, zamanla her şey daha netleşecektir.
Sanat, edebiyat , televizyon dizileri yeni dönemde yardımcıdır diyemeyiz.
Elbette Kurtlar Vadisi 11 yıllık paralel iktidarını ilan etmekte haklı, ve tek örnek ama rakiplerinin bir tanesi bile tutunamadı. Düşünmek lazım.
Seçmen kendisini aldatandan intikamını bir şekilde almak isteyecektir ama nasıl ?
Bu yüzden inkarcıları başka kılıkta Ak Parti , CHP , MHP etrafında görmeleri partiler açısından ortak bir sorundur bu insanların tamamiyle tasfiyeleri imkansız mıdır ?
Ve demokrasisi bizden daha ileri ülkelerde sanat, sinema, diziler belkide bu yüzden halka özlemini çektikleri daha da ileri demokrasinin önündeki maniaları , öykülerini anlatıyorlar ve rahatlatıyorlar.
Diziler sakinleştirici olduğu kadar bazı odaklara kendinize gelin mesajıda veriyor ve çok etkileyici ki Homeland dizisindeki senaryo’da olanlardan sonra Dick Cheney kalbindeki pilin hasteneden kumanda edilebilmesini hackerlerin suikast ihtimaline karşı durdurdu.
Bu dizi işleri öyle basit işler değil nerede ise siyasetin yüksek stratejilerini takip edebiliyorsunuz ABD dizilerinde.
Eksiğimizdir.
Medya kuş sütü eksikmiş gibi duran ama eksiklerle dolu bir sofra gibi.
Demokrasi talepleri bu kadar artmış bir kitleyi daha ne kadar mevcur işlerle oyalayabilir bilemem.
Geçen yıl ABD’de hit dizi Homeland’di. Bu yıl ‘ The Black List’ . FBI’ın peşinde olduğu kaçaklardan Raymond Reddington birden FBI merkeze gidip teslim oluyor. Ve FBI’ı ortak amaçları olduğuna ikna ediyor. Ortak amaç son derece tehlikeli terörist ve suçluların yakalanması. ‘Red’ asla küçük adamlar, maşalarla uğraşmıyor , meselenin başındakiler ve zararlılar listesindekiler onu ilgilendiriyor, diziye adını veren işte bu ‘Kara Liste’ . Red resmen FBI’ın bile erişemediği, hatta bilmediği derin yapıda , derin yöntemleriyle biçmeye başlıyor.
İnkarla beslenme yılları Ak Parti’yle bitmiştir, inkar etmek vicdansızlık olur , gerçekçi olmaz.
Barış çözüm sürecinde herşey olması gerektiği gibi mi gidiyor acaba, doğrusu bilmiyorum .
Çözüm sürecinde sorunlar var mı , var.
Dengelerde problem var mı, var.
Hukuk alanı dudakları uçuklatıyor.
Bütün eksiklere rağmen yol alınıyor mu, alınıyor.
Dar çevre insanları duruyor mu ? Duruyor .
Eski dar çevre yok olmadı mı ? Hayır yeni dar çevreye eklemlenen çok , veya tam tersi oldu.
Türkiye’nin yenileşme ve değişimine çok ters fikirler hala iktidar çevresinde var mı ? Var.
Peki hiç mi değişme yok, haksızlık etmeyelim var.
Basit bir örnek ; içkiyle mücadelenin en kötü yolunun içkiyi yasaklamak olduğunu Star Gazetesinde Moda İskelesi olayları sırasında yazmıştım, kısa bir süre sonra başımızın tacısın dedikleri gazeteden kovuldum. Ama şimdi iktidarın Bakanı Sayın Babacan hemde yazıda verdiğim örneklerle içkiyi yasaklamanın içkiyle mücadelede hatalara yol açacağını söyleyebiliyor.
Bu önemli bir gelişmedir, Ak Parti açısından ama benim 8 yıldır işsiz kalmamın acısını hafifletmiyor . Elbette seni o yazı yüzünden kovmadık diyenler çıkabilir, özrü kabahatinden büyük kimler geldi kimler geçti medyadan , öyle olsun.
Muhalefet partileri yüzleşmektense inkar etmekten vaz geçmek ve daha ileri demokrasi istemek zorunda
Hakikat o ki, dönem Tayyip Bey’le var oldu veya dönem Tayyip Bey’i tarihe kaydetti .
Bu İlüzyonunu yaratmak , rekabet etmek , yakalamak zor, bozmak ise daha ileri demokrasi gerektiriyor.
Sayın Erdoğan , Laik oldu, şeriatçı oldu, Atatürkçü oldu, belediyeci oldu, ortadoğuya lider oldu, halkçı oldu, sosyal devlet dedi, sağlık hizmetlerinde devrim niteliğinde işler yaptı, özel sektör dedi, derken madenleri kendine bağladı velhasıl herşey oldu kafalar karıştı. Ama en önemlisi müesses nizama karşı durdu, kafa tuttu ve insanlar ikna oldu.
Gezi olaylarına yaklaşımı bu bağlamda kendisini inkar oldu.
Baş kaldırdı baş kaldıranları anlamayı reddetti.
Rivayet edilen, gezi üzerinden oynanan oyunları çocukları kucaklayarak bozabilirdi, yapmadı.
Ve bunca meseleyi inkar etmezken , ne tuhaftır kendini inkar etmiş oldu .
Gençler dedi, genç nüfus dedi gençlere karşı Gezide ayrımcılık uyguladı.
Ve en önemlisi Ortadoğunun lideri olmaya soyundu ama Ortadoğu üniversitesinin Ak Partinin nefret odağı olmasına müsaade etti.
Oysa üniversitenin adı bile çok büyük anlam taşıyor.
Fütürist projelere bu kadar önem veren bir liderin neden böyle yaptığını çözemiyorum.
Ama herşey Sayın Başbakan’ın kontrolü altında seyrediyor.
Gezi olaylarını ateşleyen Sırrı Süreyya’yı Rahmetli Meral Okay, daha önce Tuncay Özkan medyasının kanatları altından bizlere tanıtan unutmayalım ki Ak Parti Medyasının baş tacı etmesi oldu.
Şimdilerde yeni siyasi projelerini nüktelerle süslemekle meşgul.
Umalım ki bu projeler şakadan ibaret olmaz, siyasetin esprili retoriğine hiç itirazım yok , ciddiyeti beslediği müddetçe.
Sırrı Bey ilginç bir adam, Butros Gali gibi hatırlayın o da Afrika’lıydı ama çoğunluk gibi siyahi değildi, Mısır’lıydı ama çoğunluk gibi Müslüman değildi , Birleşmiş Milletlerde bayağı tuttu. Diyeceğim o ki Sırrı Beyin yolu açık Birleşmiş Milletlere kadar !
Türkiye’nin ‘Black List’ yani ‘Kara Liste’ si ise tasfiye edilemiyor , hani operasyonların o bacağı, bu bacağı eksik deniliyor ya , hiç olmazsa ‘Black List’ gibi yeni bir dizide tasfiye edilirlerse seçmenin ufuneti dağılır diye düşünüyorum.
Süper güç ABD , devletin yapamadığını dizilere yaptırıyor , fena fikir değil.
Sıradan insanların kimin aday olduğu pek umuru değil, yeter ki çok sinir olunanlar olmasın ve vicdan azabı olmasınlar, zira bu dönem en hafifinden çok hevesli diyebileceğimiz arsızlarla da dolu bir dönem oldu.
Ama altında Tayyip Erdoğan imzasını kimsenin inkar edemiyeceği bir dönem .
Eli vicdanında düşünen sıradan bir vatandaşın düşüncelerini paylaşmak istedim , sıradanlık asla beni değersizleştirmiyor, bağımsız ve vicdanı hür yapıyor ve aidiyetim Türkiye’ye ve halklarına . Bu yüzden ‘Kara Liste’ de kimler var merak ediyorum ve diziyi bekliyorum.
Sevgiyle..




