'TÜRK MEDYASI'NDA OLAĞANÜSTÜ BAŞARILAR
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Televizyonlarda eğlenmek için izlenen bir yarışma programında ‘şaibe’ nasıl olabilir?
Yarışma programı sonuçta ihale değil. Üstüne oturulabilir miri arazi değil, tayin yapılabilecek bir kurum değil, bir yarışma programı yahu, ve biz yarışma programında ‘şaibe olasılığını becerdik.
Ne kadar iftihar etsek azdır .
Bu bir başarıdır.
Her dizi kaldırılışında medyada kıyametler kopuyor ,
Her kaldırılan dizi ‘çok izlenen’ , ‘beğenilerek izlenen’ diziler oluyor.
Hem çok izlenecek, hem çok beğenilecek ama kaldırılacak bu tuhaf durumu izah etmek çok güç.
Çok beğeniliyor ve izleniyorsa ve kaldırılma nedeni kamu yararına olmaması ise başından böyle diziyi niye koydunuz sorusu kime sorulacak ?
Bu durumda bize has büyük bir başarıdır .
Dizilerin neden kaldırıldığı üzerine polemikler haber yokluğunda iyi malzeme ama beğenilmeyen, izlenmeyenlerin neden devam ettiği sorusuna henüz gelemememiz ayrıca pek tuhaf bir durum.
Bunu da becerdik tebrikler.
Özcan Deniz’in son kaldırılan dizisiyle ilgili ‘ Dizinin arkasında durulmalıydı’ sözlerinin altını çizelim.
Demek ‘arkasında durulan’ veya ‘durulmayan’ diziler var ve her tutan dizi aslında tutturulmuş dizidir, dizi kendi başına tutamaz.
Yani dizilerin arkasında korumalık yapan body guardları var, buna da bravo .
Sanki diziler gönüllü kamu hizmeti yapıyorlar ve arkada durulmayınca mağdur oluyorlar !
Korumalı diziler yapmayı becerdik tebrikler.
Mağdur diziler yapmayı becerdik ayrıca tebrikler.
Muhteşem Yüzyıl dizisi harem odaklı olduğu Sultan Süleyman’ı at sırtında yeterince göstermediği için eleştirildi devam ediyor. TRT’de kaldırılan ‘Kıyam’ da çok at var ve devamlı at üstündeler izlenmediği için kaldırıldı!
İki zıttan eleştirileni devam etttiren, övüleni bitiren bir medya düzeni kurmuşlar tebrikler.
Birde yıllarca devletten, özel sektörden trilyonlar kazanmış onca yıl hangi faydadan yayınlandığı meçhul ama artık yayından çekilmiş dizilerin sitemleri var, bu da ayrı bir sorun.
Onlarda tekrar yayına girmek yani bir nevi kayıp yılların parası telafi edilecek ‘iadeyi itibar’ istiyorlar, yakında mecliste bu talebin dile getirildiğini duyarsak şaşmayalım
İş dizi kaldırılması noktasına gelince çoğu toplumsal meselede suskun diller (kyoto hariç ) sayın Başbakan’a çağrıda bulunuyor.
Başbakan’ı açıkça müdaheleye davet eden edene.
İstekler ‘Dizi kalksın‘ ya da ‘Dizi kalkmasın’ şeklinde polarize olmuş durumda .
Bunca etnisite ,yıllardır hayli arıza, yol kazası ve yurttaşlık , insan hakları ihlallerine rağmen bölünmedik dizilerde bölündük ne kelime, yarıldık.
Diziler yüzünden Amerikan İç savaşına Allah Korusun dönmekten korkuyorum.
Dünya siyasi tarihinde diziler yüzünden nerede ise iç savaş eşiğine gelen ilk ülke olmayı becerdik tebrik ve teessüflerimi sunarım.
Allah'tan çok sıkışılınca Sezen Aksu duruma bir devlet adamı bilgeliğiyle son noktayı koyuyor , Ajda Pekkan’da onu onaylıyor ve sayın Başbakan’ın üzerinden bir yük almış oluyorlar.
Ama nereye kadar, onlarında başka işleri güçleri var ve bu dizi işinde uzmanlıkları ‘Muhteşem Yüzyıl’ la sınırlı, haklı olarak diğer dizilerle meşgul olamıyorlar.
Meydanda akıbetleri belli olmayan yüzlerce dizi var. Dert bununla da bitmiyor ; bir o kadarda yayındakilerin kalkmasını ve sıralarının gelmesini bekleyen çekilmiş, çekilmemiş sırada bekleyen diziler var .
Şu işe bakın hastanelerde kuyruk kalmadı ama dizilerde yayın sırası kuyruğu okyanusa köprü olur.
Duyumlarıma göre gelecek otuz yıla yetecek dizi hazırlığı var.
Amerikan sinemasını bitirdiklerinden Uzakdoğu filimleri, ve eski dünya sineması filimlerinden apartma çalışmaları yapılmış. Godzilla’yı dizi mi yapıyorlarmış ne !
Sayın Başbakan’ın mecliste Bütçe görüşmeleri esnasında anlattığı icraatlarına kendisine verilen süre yetmezken her dizinin durumu ile ilgilenmesi bunca önemli işi arasında mümkün mü ?
Öte yandan dizi deyip geçemeyiz , görünen o ki diziler ülkeyi idare ediyorlar.
İdare etmekle kalmayıp, baksanıza döviz getirip bütçemizi ayakta tutuyorlarmış.
Özgürlük, demokrasi, muhafazakarlık , sol hangi değeri isterseniz artık dizilerin varlığı yayına devamı ile kaim izlenimi var.
Bu da elbette ayrıca tebrike şayan bir durum.
Naçizane kanaatim, artık dizilerden sorumlu bir kurum, hatta neredeyse bakanlık şart oldu; çünkü : Öncelikle ; Medyada ki gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki yani indeks çalışmasını yapabilecek kamikaze yürek ve cesaretinde , bilgi , birikimi ve yaptıkları işe saygısı olan , gerçek vatansever insanların çalışabileceği korunaklı binası olan bir kurum lazım , yoksa parçalarlar bu insanları .
Mediokrasinin en büyük zaferi müptezelliğe esir düşmüş olduğumuz gerçeği esas meselemizken ve tartışılamaz hatta çeşitli karartmalara uğrarken, Star Gazetesinden Mustafa Karaalioğlu’nun 13 Aralık tarihli yazısını okudum, tavsiye ederim. (http://haber.stargazete.com/yazar/reklam-butceleriyle-korunan-eski-medya-duzeni/yazi-710609 )
Karaalioğlu’nun bu yazısı çocukken oynadığımız bir oyunu hatırlattı bana, bir eşyayı saklar sonra ‘sıcak, soğuk’ oyunu oynardık. Ebe objeye yaklaştıkça ılık, soğuk diye bağırır çok yaklaşınca ‘sıcak sıcak’ diye haykırırdık.
Karaalioğlu’nun yazısını okuyunca ‘Çok ılık, ılık’ diye bağırasım geldi !
Kapsayıcı büyümenin ekonomi ve sosyal politikalar fasıllarının medya ayağının fena halde çuvalladığını görmemek ve suçu tek bir odakta toplamak sanık ayağa kalksın ; "Reklamcılar, siz para vermeseydiniz bunlar olmazdı" demek veya demokrat, çok sesli, yaratıcı medya oluşturmak için reklam gelirlerine güvenmek çok eksik bir yaklaşım olur.
Gene de Sayın Karaalioğlu’nun yazısını okuyun içinde pek çok tespit var .
Ne var ki , demokrat, çok sesli ve yaratıcı bir medya oluşamadı gerçek budur.
Bu nedenle üniversi yansıtmayan bir panelden, öbür panele gitmek, kaostan yararlanan uyanık dizi tacirleri yaratır. Eskiyi yok etmez sadece yeniler eklemlenir.
Bu esnada çanağı paylaşmada sorunlar çıkması tabiidir nüfus çoğalıyor, pay kavgası denir buna rekabetin erdemi farklılığı yoktur!
Daha derini, Polarizasyonun rantı panellere yansımayacak kadar büyük bir ranttır.
At, avrat, silah, bizde yaptık niye az para veriyorsun, niye kaldırdın, ayrıntıdır.
Mesele büyüktür Başbakan’ın elini öper.
Çünkü bedelini halk ve iktidar ,muhalefetle birlikte öder.
Sevgiyle kayda geçiriyoruz efendim...




