KARARTMACI UTANMAZLAR!
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
28 Şubat sürerciyle ilgili suçlu, mağdur kimdir karışmış sapla samana döndü. Bu şartlarda adaletin tecelli etmesini beyhude bekleriz.
Zihniyet hesaplaşmaları kolay değil elbette lakin hukuk ; pozisyonunu kaybetmemek için her türlü şaşırtmayı vermeye bütün hızıyla devam eden ve dimdik ayakta işi hınzırlık bir dar çevreyle baş etmek ve sapı samandan ayırmak zorunda.
Karartmacı utanmazlıklara pabuç bırakılacak zaman değil.
28 Şubat ve benzeri müdahalelerin temelinde yatan rantı çözmeden mağdur edilen insanların yerine konulan çapsız, ahlaksız, negative seleksiyonla ciddi bir savaş mümkün gözükmüyor. Bu kısım ülkemizin geleceği açısından en önemli nokta. Negatif seleksiyon hale devam ediyor.
Bu süreçte yaptığı pis işleri utanmadan fonda Arapça Yazılı bir tabak önünde anlatanları ‘Bakın itiraf ediyor, bir daha yapmayacak’ zihniyetiyle televizyonlarda konuşturarak bir yere varmayı düşünenleri de kınıyorum.
Özürler ise kabahatlerden büyük, eğer öyle yapmasaymış o sırada banka alması önlenebilirmiş ! Almasaydın bankayı, sen banker misin gazeteci mi ? Sonra aldın da ne oldu ? Kimler boşalttı ? Niçin içi boşalmış bankalar durmadan kurtarılmaya çalışıldı da iflas ettirilmedi ?
28 şubat bireylerin pişmanlık gösterisiyle yedikleri haltları örtecekleri veya Nazlı Hanımın sınırlarını askerle çizdiği ve gerisinin sorgulanmasının ülke için iyi olmayacağını yönünde ‘dostça uyarı’ larılarının kale alınacağı bir süreçse başımız bu zihniyetle hala hatta daha da ciddi biçimde dertte demektir.
Bu garip karartma ve örtbas gayretlerine ilk itiraz www.rotahaber.com daki ‘Ey Birant , ey Ilıcak, ey Akyol ‘ başlıklı yazısıyla Ünal Tanık’dan geldi. Okumanızı tavsiye ederim. Hesaplaşma sürecini en ahlaklı, en tarafsız, en rasyonel biçimde değerlendiren nadir akıllardan biri Tanık.
Bu vesileyle belki ‘Çakma Mağdur’ları ayıklama fırsatı da olur, bir de bunla uğraşıyoruz hayatında işsiz kalsa maaşsız kalmamış, işkence görmemiş, yasaklanmamış, dışlanmamış, hava köprüleriyle yalıları birleştirmiş, her iktidarın tefini çalmış babadan anadan oğla hanedanlar kurmuş, kendini ‘ideolog’ zanneden , çıkarlarından başka derdi olmamışlar, ‘başkaları’ nı kullanmaktan öte umursamamışlar , daima eklemlenecek , sığınacak bir parti, bir hareket, bir camia bulup çatısında şer yağmurlarından korunmayı becerenler , utanmadan mağduriyetten söz ediyorlar, mücadele edilmesi gereken zihniyet tamda budur, bir de karşımıza geçmiş işi fazla genişletirsek ülkenin zararına olur diye tehdit savuruyorlar , bunlar ne pervasız, ne yüzsüz insanlar. Hukuk devleti sorar, ceza yoksa suç da yoktur hukuk hiç yoktur. Hukuk’a da saygısız bunlar.
Ben kanlı bir katilim azap çekiyorum diyen adamı yıllar önce sen kahramansın diye lanse etmekten de utanmamışlardı, adam dayanamadı bunların yalanlarına kendini ifşa etti yahu, bunlar hala o ekran senin bu ekran benim dolaşıyor.
Bu zihniyetle mücadele ‘Para’ yı takiple başlar, edindikleri servetler hangi emek, üretim neticesidir hesabını vermek zorundalar.
Mümtazer Türköne’nin intikam hislerinin bizi götüreceği yer ise çıkmaz sokaktır. Ne manisi vardı Sayın Türköne’nin , sorsaydı hesap, dizilere danışman olacağına ! Kendisinde retorik çok iyi lakin uygulama berbat.
Medyayı uzun yıllardır laiklik kalkanında kuşatan korunaklı lojmanlarda büyümüş çocukların ne ülkelerine, ne gücünü aldıkları babaları, amcalarına ne laikliğe ne Cumhuriyet’e ve ne de muhalefete faydaları da olmamıştır , sapır sapır dökülmekteler .
Son olarak kayda geçirmek istediğim savcılar tarafından bazı komutanlara sorulduğunu www.postmedya .com da okuduğum
‘…o dönem televizyonlarda yayınlanan Süper Baba, Bizimkiler, Tatilciler gibi dizilerde laiklik vurgusu yapılması istenip istenmediği’ sorusu.
Evet yaptık deseler ne olacak, laiklik vurgusuyla kimin sorunu olabilir ?
Sayın Cumhurbaşkanı her gün söylüyor Türkiye Cumhuriyeti laiktir diye, Sayın Başbakan Mısır’da meydanlarda bu vurguyu yaptı Mısır halkına.
Bu esası karartan soru yerine, dizilerde laiklik vurgusu veya dizilerde başörtülü var mı yok mu sorusundan çok daha önemli soru söz konusu dizileri destekleyen yapının hangi gizli reklamı bal gibi yapıp buna itiraz edenlere , ( ‘edenler’ demeyelim sadece bir kadın itiraz etti hem de o dönemde belgeler ortada ) hayatı dar edildi .
İşte bu sorunun cevabı medyanın hesabının dökümünün anahtar sorusudur.
Kayda geçiriyoruz ve Hakka Sığınıyoruz.
Sevgiyle...




