SİZİ EVLENME VAADİ İLE Mİ KANDIRDILAR BEYLER?
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Dünya geçmişiyle hesaplaşma sürecinde. Filmler, romanlar bu sürece şüphesiz önemli katkıda bulunuyor. Her şeye bütün çıplaklığıyla yeniden bakmayı göze alıyorlar.
Acıları, pislikleri , yanlışları , hakikatleri estetize etmenin en sağlam yolu . Bizim eksiğimizdir, palavralarımız , karartmalarımızın en acı yanıdır.
J. Edgar filmi bu hesaplaşmaya bir örnek. FBI’ı yarım yüzyıl yöneten Hoover’ın ömrü homoseksüeller, siyahlar ve komünistlerle didişmek ne kelime savaşla geçmiş .
Amerikan Başkanlarından Truman’ın , Hoover ve FBI için hiç de iyi düşünceleri olmadığını ‘ Gestapo veya gizli polis istemiyoruz . FBI bu istikamete eğilimli . Seks skandalları ve şantajla çamurlaşıyorlar …. Hoover insanları esir almak için gözünü bile verir ,bütün kongre üyeleri ve senatörler ondan korkuyorlar’ mealinde yazdıklarından anlıyoruz. A.B.D’yi korkudan titreten bu adamın ismine kurulan vakıf filmin yönetmeni Eastwood’a filimde Hoover’ı açık eşcinsel ilişkisi olan bir şekilde canlandırmamasını şart koşmuş. Bu nedenle filimde Hoover eşcinsel ama FBI da çalışan refiki Clyde Tolson’la açıkça eşcinsel bir ilişki , birliktelik yaşarken görmüyoruz, hayli trajik bir çift olmuşlar, kavuşmaz olmaları onları nerdeyse Leyla ile Mecnun misali Edgar-Clyde yapmış. Hoover’ın tehdit, şantaj için kullandığı özel dosyaları Amerikan siyasetinde ne kadar etkili oldu sorusunun cevabı bir kuşku olarak kalmış. Nixon’un Hoover’ın ölümü ardından kamuoyuna yaptığı Hoover’i göklere çıkartan açıklamalarıyla özel meclislerde ise ağza alınmayacak küfürleri birbiriyle ciddi çelişiyor.
Bu hafta yüzleşme , hesaplaşmaları kayda geçiriyoruz. Bu gibi çalışmalara arşivlerini açarak , itiraflarıyla bazı büyük şirketler bile katılıyor. Geçmişte ne haltlar karıştırdıklarını kabul ederek bir nevi vicdanlarını temizliyorlar. Edwin Black’in çalışmaları bunlara örnek.
Bu hesaplaşma süreci uygar toplumlarda estetiği, sanatsal hinliği ve edebi değeri olan yapıtlarla bambaşka boyutlar kazanırken, adeta çöpler , pislik dönüştürülerek eserler ortaya çıkıyor , hakikatleri ortaya koyan eserler .
Bizde hakim olan anlayış ise bu gayretleri ortaya koyan filimleri geriye çekerken hamaset, ve düzeysizleri ortaya çıkartan bir stratejiyle bu süreci baltalıyor, bu hali de kayda geçirelim.
Ekranlarda kavgalardan kafa karıştırma ve karartmalardan hala bu süreci ertelemek isteyeler var.
İtirafı göze alan ayakta kalır gibi yaygın bir inanış da hakim kılınmaya çalışılıyor , itirafçılar arasında. ‘Tamam ben yaptım, aldatıldım pardon’ diyen bile var ! Koskoca adam sanki evlenme vaadi ile kandırılan genç kız ! İktidar değişikliklerinde pozisyon değiştirmeye her daim hazır oldukları malum, lakin doktrinel değişiklerde yeni pozisyonlarını almaya hazır olduklarını şimdi itiraflarına ‘pardon’ ilave ederek ilan ediyorlar !
Dördüncü Kuvvet Medya’nın düştüğü hale bakın ,bu adamlar gazeteci ama işlerini yapacak haber verecek vakitleri olmamış memleketi idare etmekten , madem gazetecilik yapmaktan hoşlanmıyorsunuz sevdiğiniz işi yapsaydınız siyasete atılsaydınız. Bakın Oktay Ekşi gel- gitleri de olsa sonunda kesin kararını verdi !
Gazetecilerin meslek birlikleri, cemiyetleri, dernekleri bu işe nasıl bakıyor, bu gazetecilerle ne yapacak , bu soruyu da kayda geçirelim.
Peki ne olacak şimdi? ‘Pardon’lar çıkalı aklananlar çoğaldı mı diyeceğiz ?
İtiraflar çorap söküğü olacak belli de hesaplaşma nasıl olacak Hukuk devletine yaraşır bir şekilde ? Bu soruyu kayda geçiriyoruz.
Mahvettikleri yaşamları nasıl tazmin edecekler , bu soruyu da kayda geçiriyoruz.
Patronları ekranlarda kahkahalar atıyordu , zor durumda olan Tarzan’lar anlaşılan.
Ben asıl bu çöplerden dönüştürdükleriyle sanatsal değeri olan filimleri kimler yapacak sorusunu kayda geçirmek istiyorum.
Kalıcı , koruyucu, arındırıcı olan bu filimler olacak , gerisi yalan dünya.
Sevgiyle...




