KAYDA GEÇSİN MESELESİ!
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Okuyucularımdan çok sayıda ‘Ece Temelkuran, sizin köşenizin adını "apartıp" kitap adı yapmış: Kayda Geçsin... Gördünüz m ?’ mealinde uyarı almaktayım.
Kitap Everest yayınlarından yeni çıkmış, henüz almadım Temelkuran’ın evvelce yazdığı bazı kitapları kütüphanemde mevcut. Doğrusu okuyucusu olduğum Temelkuran’ı 2 yıldır yazdığım ‘Kayda Geçsin’ köşemde bu şekilde kayda geçirmek aklımın ucundan geçmezdi. Özgüveni, sağlam bir duygu dili olan bu güzeller güzeli kadın niye böyle yaptı anlamadım. Kalbinde ki milyonlarca sözcük arasından neden benim köşemin adını seçti en ufak fikrim yok. Onlarca kitabı, şiir metinleri olan Ece Temelkuran’a şu dar dünyada kitabına kapak yapacağı sözcük mü kalmadı!
İşin hukuki boyutu ile ilgili değilim bu günlerde ilahi adalete sığınmayı tercih ediyorum , ama ahlaki açıdan , yazarlığın conduct’u açısından bakacak olursak bu ülke çoktan ve uzunca bir süredir oyun parklarında çocukların birbirlerinin elinden şeker, çikolata kapıp kaçtıkları bir yer haline geldi. Bu sefer elinden şeker kapılan altmışlık, kapan otuzluk iki yetişkin olmuş. Kaptıran , alık, aptal benim . Kapan zeki, uyanık Ece Temelkuran ! Meselenin aslı budur kayda geçsin.
Temelkuran doğru bir şey mi yaptı, hayır. Yazılarımı eklerle takviye edilmiş , köşemin adıyla kitap haline getirmek üzereydim başka bir isim bulmam gerekecek. Mamafi ‘ Ben bu ‘ kayda geçsin’ lafını çok sevdim , acelem var verir misin’ deseydi tereddütsüz al sende kullan derdim.
Çünkü malum bir zamanlar içinde bulunmaktan pek zevk aldığını düşündüğüm medya şu an onu linç etmekle meşgul. Doğrusu Temelkuran’ın fikirlerinin müridi olduğum için filan da değil bu toleransım, kendi fikirlerim bana yetiyor. Sadece güç durumda olduğunu düşündüğüm için yüreğim elvermezdi üzmeye. Lakin rızamı almadığını kayda geçiriyorum.
Dansözle göbek attığı, şarkılar söylediği programını, fikirlerini ‘takır takır’ saydırdığı tartışmalarda gazeteci meslektaşlarıyla atışmalarını , şakalaşmalarını izlerken içimden hep, ‘Genç kadın, belli ki ekranda olmak hoşuna gidiyor , yakışıyorsun da ama bu pervasızlığını cesaretinden sayma sakın, yanılma. Burada konuştukların şimdilik konuşulsun isteniyor olmalı işlerine gelmediği gün yıkarlar seni ‘ demek geliyordu. Daha sonra ‘Bornova Bornova’ filminin Altın Portakal süresinde kardeşinin yanında yer aldı, öyle ki film festival süresince ve sonrası Temelkuran’ın gölgesinde kaldı.
Bakıyorum işsizlik ve yasaklardan yakınıyor şimdi, istese de, tenezzül etmese de anlaşılıyor ki ‘Mağdur Medya Kahramanı’ kadrosunda bir müddet konuk olacak sağa sola. Ya da etrafına bakıp medya , yazım dünyasında nice değerli, cesur, sözünü sakınmayan insanın neden uzak kalmayı tercih ettiklerinin farkına varacak, bu uzak kalmanın inandığı fikirleri savunmaktan vaz geçmek anlamına gelmediğini anlayacak.
Esasen medyanın şöhret ve para dünyasında yazarların en büyük sınavı o şöhret ve paraya erişmekten ziyade ne pahasına olduğunu anladıkları noktada ellerinin tersiyle itme iradesi, basiretidir. Bunu önemle kayda geçiriyor ve Ece Temelkuran’a vesile olduğu için teşekkür ediyorum. Yoksa benzeri olaylar başıma çok geldi , aldırmamayı öğrendim .
Everest yayınları Temelkuran’ın kitabını "Ece Temelkuran, kayıtları çok titiz tutulması gereken zamanlardan bildiriyor bu kitapta. Son iki yıllık tarihine o titizlikle bakıyor. Artık yazamaz hale getirilmenin, kaçınılmaz bir keskinleşmenin tarihine yani" diye takdim etmiş.
Biz ne yapıyoruz yıllardır Everest Yayınevi? Filmlerimde, dizilerimdeki kayıtlarım bir tarafa , adını ‘Kayda Geçsin’ koyduğum Internetteki köşemden , yazılarımdan hiç mi haberiniz olmadı , yoksa siz prensip olarak sadece kendi bastığınız kitapları mı okuyorsunuz ?
Hadi Dördüncü Kuvvet Medya’da okumadınız, Hür Haber’de okumadınız, Gerçek Gündem’de okumadınız Sacit Aslan’da da mı okumadınız?
Dünyada da yayınevlerinin ‘okumadıkları’ konusu epey yaygın bir kanaattir ama , tweetleri saymıyorum, binlerce insana internet ortamından ulaşmış ‘Kayda Geçsin’ başlıklı yazılarımı demek yok sayıyorsunuz , bravo!
Yayınevleri yazarları ayrı ayrı değerlendirir, korur kollar. Birinin köşesinden konsept ve fikri alıp öbürüne vermez. Türk, dünya düşünce tarihinde bir kitabın yani bir fikrin basılabilmesi için hayatını vermiş yayıncıları hatırlamanızı tavsiye ederim. Beni incittiniz , doğru bir iş yapmadınız. En çok da kendinizi incittiniz. Sizleri de üzülerek kayda geçiriyorum.
Hayal kurabilmenin bilgi ve deneyden daha büyük güç olduğuna inanırım, yoksa yazamazdım.
Halkın ortak hafızasından aktarılan söylencelerin tarihten çok daha etkili potansiyel gücü olduğuna inanırım , hiçbir sosyolojik meselenin tarihçilere bırakılmasından yana da değilimdir, aksi halde yazamazdım.
Benim için düşler gerçeklerden daha güçlüdür.
Başıma gelenler karşısında umudum daima zafer kazanmıştır.
Acıların; mizah, kahkahalarla iyileşeceğine inanmasam kalem oynatamazdım.
Ve en önemlisi sevginin ölümden daha büyük bir güç olduğuna inancım tamdır.
Bu elbette sizi sevdiğim anlamına gelmiyor Everest Yayınları . Sadece benim kadar okurları rahatsız eden bu konuda yanlış davranışınızı bir nefret hikayesi haline getirmediğimi size hatırlatmak isterim.
Bir yazar uğruna diğerini incitmekte beis görmeyen bir yayınevi olarak Everest Yayınlarını kayda geçiriyoruz, umurları olur mu bilmem, bildiğim bana özür borçlu olduklarıdır.
Burası doğu, uygarlığın güneşinin doğduğu yer.
Burada insanlar hata yaptıklarında özür dilerler, bunu da kayda geçiriyoruz.
Sevgiyle...




