ALTIN KELEBEKLER PARTİSİ CHP
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Doğan Grubu mensupları, eski mensupları veya grup tarafından ‘medyatik koruma altına’ alınmışların CHP’de toplanıyor olmaları bana CHP iktidara yaklaşıyor duygusundan ziyade, CHP her an yayına geçebilir hissi veriyor.
‘Yeni CHP’ tanımı da pek oturmadı zaten.. (Niye innovation ‘Yeni CHP’ diye tanımlandı onu da anlamış değilim) ‘ÖZ CHP’ daha sevimli olurdu. Hani ortaklar bir süre sonra kanlı bıçaklı olur ayrılır ve firma bir ortağa kalır, diğeri de aynı firma isminin başına ‘Öz’ koyup devam eder ya, öyle bir şey .
Ama durum gösteriyor ki CHP, ‘YENİ CHP’ den ziyade ‘ALTIN KELEBEKLER’ partisi gibi bir hal almakta. Eh, marşı da vardır hazır ‘Sol, Sol, Sol kelebekler, sol’ . Trampet takımının başında da Gürsel Tekin… Yavrukurtlar 23 Nisanda !
CHP’nin solcu ve sosyal demokrat yanı için hazin bir durum. Açık söyleyeyim üzülüyorum. Ve partiden istifa ettim. İstifamı Berhan Şimşek’e yolladım. Pek umuru olmadı.
Zaten yerinde ‘Doğan Yelleri’ esmekte ve kendisi milletvekilliği peşinde. Hoş milletvekili olamasa da her kademede hizmete devam edeceğini söylemişti. Bu durumda muhtemelen parti bu fedakar, cefakar kardeşlerine nasılsa hizmet edecek diye gereğini düşünecektir.
Neyse bu arada ben de bu töhmetten kurtuldum. Yıllar önce meclis dışında kalmış bir CHP’ye destek amaçlıydı bizim partiye yazılmamız. Yoksa ne ben ne eşim politika gibi geçici mutabakatların insanları olmadık hiç. Değişik siyasi görüşlerden siyasetçilerle dost kalmayı daima sürdürdük. Ortak mevzuu sanattı. Kendi halinde terbiyeli insanlar olma gayretimiz işimizi ciddiye alma noktasında iddiamıza engel olmadı hiç.
Başka hesabı olmayan dostluklardı bizimkisi. Bu yüzden ‘yahu bu insanlarla görüşüyorsunuz niye köşe olmadınız’ sorusu bize sıkça sorulur. Kaldırım, büfe ihaleleri işimiz değildir. Hakkımız olanı bile istemeye aracı koymadık .
****
Medya ve siyaset ilişkisinde ki kara tünellere dönecek olursak;
Medya’ya yaslanan siyasi partiler hep kaybetmiş, medyaya kafa tutanlar ise daima kazanmıştır. Artık “bilinçaltı ele geçirildi bugün” diye düşünenler varsa yanılırlar.
‘Yandaş’ diye etiketlenen medya’nın bile AKP ve Tayyip Bey’e destek mi, yoksa köstek mi olduğu tartışılır. Bence apaçık ortada. Bırakın siyasi partilerle medyanın ilişkisini bir tarafa bu medya öylesine küçük mutabakatların kaypak zeminindedir ki, kendi grubuna hükmedemeyen medya patronlarının akıbetleri ortada değil mi ?
Bir televizyonu, medya grubunu hattı müdafaa ederek değil sath- müdafaa ile koruyabilecekken şu
Tabii
Başarılı olduğu projeler ortadadır, lakin mesleki bir hastalık onu da çarpmıştır. ‘Her şeyi ben yaparım, üç senedir, ben bizzat senaryoyu çalışıyorum’ yanlışı. TV yöneticilerinde bu ‘ ben yaparım olur, zaten ben söylemiştim, aklı ben verdim, bebek bar’da oturuyorduk hikayeyi uydurdum ‘ hastalığına eskiden beri rastlanır, alay konusudur.
Yaşlı dönemlerinde rahmet olsun, Eşref Şefik gibi atmalarına neden olur, bazıları bunları ciddiye alıp program bile yaptırıyor.
Son zamanlarda da bir evvelki kendi dizilerinden apartıyorlardı. Meşhur üçgenler, o kadına mı gitsem bu kadına mı, ya da iki adam arasında mekik dokuyan kadın klasikleri !
TOTAL PRIME-TIME SONUÇLARI
SHOW TV: 27.9
ATV: 18.2
KANAL D: 7.1
STAR: 5.9
STV: 3.1
KANAL 7: 2.9
FOX: 2.6
FLASH: 1.2
AB PRIME-TIME SONUÇLARI
SHOW TV: 41.9
ATV: 14
KANAL D: 6.7
STAR: 4.5
FOX: 1.8
KANAL 7: 1.1
STV: 1
“Ne var bunda. Kaldırır tutmayan diziyi yenisini koyar. Rekabeti iyi hesaplar, proje seçiminde alternatif distractionlar arar” diyebiliriz. Lakin bu ciddi bir düşünce sürecidir, çünkü iki kanal güç kazandığı için işi iki misli zordur eminim, farkındadır.
Bunları yazarken bilinsin isterim. Kendisini tanırım, anlaşamadık çalışmadım. Bundan sonra da çalışacağımız yok hele bu yazıdan sonra. Yani diyeceğim böyle bir maksat veya hesapla bu yazıyı yazmıyorum. Çıkış noktası doğru bir adamın harcanması hoşuma gitmiyor. İrfan g itsin Melis gelsin tarzı yazıların ötesinde analizler beklerken iş iyice
MEDYA HER ŞEY Mİ ?
Dizilerle insanların kafaya alındığı bir çağ… “Sen tüket, düşünme, sana dayatılanı izle toplumu’”gerçeği Chomsky’nin söylediği kadar etkili mi acaba ayrı bir konu. Televizyonlar ne kadar sapı samanı karıştırsa da izleyici kısmen, özellikle seçimlerde sandık başında karışmış sap ve samanı ayıklıyor sanki, nereye kadar bilemem.
NEDENDİR BU İŞPORTA HALİ ?
‘Kalan süre 180 dakika’ rezaleti. Yanı uzun dizilere de bu bağlamda bakmakta yarar var. Aynı sürede bir tek ve çok uzun yerine 3 değişik dizi yayınlandığı zaman piyasada istihdam artar. fiyatlar normale gelir. En önemlisi ‘haksız rekabet’ yani ‘unfair trade practice’ yerini ‘haklı rekabete’ yani ‘fair trade practice’ e bırakır. Şöyle ki, özgün, evrensel ve kendi meseleleriyle ülkenin yarar, çıkar ve planlarıyla örtüşen meseleler izler seyirci. Bilinçlenir , bilgilenir ve arasından seyredilebilirliği iyi olanı seçer. Kötüler elenir. Bu elemeyi ölçmenin kriterleri, yayın saatlerinin yapılan işlere ve kanallara dağılımı RTÜK tarafından ancak o zaman düzenlenebilir. Haklı rekabet olur.
Televizyonların şimdi ki durumu dayatma bir işportadır
Bu işportanın düzenlemesini yapar gibi yapmak devlet kurumuna yakışmaz. RTÜK bu haliyle yayıncılar arasında sıkça kullanılan tabiriyle maalesef sadece ‘Televizyon Jandarması’ olmuştur. RTÜK üyesi olmak da bu durumda hiç de zannedildiği gibi çok prestijli bir iş değildir gerçek yayıncılar arasında. Elbette üyeler arasında değerli insanlar olabilir, lakin Türk Televizyonlarının içinde bulunduğu hali düzenleyici olabilmek için gerekli değişimin felsefesini ortaya koyan ciddi atılımlar, niyet göremiyoruz. Yerine ‘bu uzun dizilerle ilgili talimat verdik dünya da nasıl oluyor araştırıyoruz’ veya ‘hassasiyet’ eksenli uyarılar işin ciddiyetine hiç yakışmıyor. Bu güne kadar binlerce personelinizle araştırmadınız mı ?
Anadil hassasiyeti ayrı bir konu. Dahi, yerine daahi diyen, bir kelimenin vurguları arasındaki farkı ayıramayan sunucular mı istersiniz, ‘Yapcez’ ‘gelcez’ diye konuşan anlı şanlı siyasi yorumcular mı?.. Hani bir kereliğine görüşü alınmıyor, “kutsal kase” her hafta program yapıyor. Yani bu ‘hassasiyet’ meselesini geçelim efendim.
RTÜK esas hassasiyeti düzenleme yani asal görevini yerine getirmesinde mani unsurları öğrenme, araştırma konusunda ne yapmıştır ?
RTÜK’de kaç ekonomist çalışıyor ve mevcut kaos’u besleyen işin mali yapısını izliyor mu? Bu konuda ne raporlar var merak ediyorum.
RTÜK MASAK’tan kaç bilirkişinin görüşüne baş vurdu ? RTÜK’de sürekli çalışan MASAK üyeleri var mı? RTÜK Organize Suçlar’dan yararlanıyor mu ?
Bu konuda yapılmış herhangi bir çalışma var mı ?
Dizilerdeki ‘Rıza Baba’ tarzı polislerden ziyade ihtiyaç olan
Kısaca asıl BALYOZ medya yapılanmalarını çözdüğünüz zaman iner.
Bu işlere ciddi kafa yormuş, cesaretle gitmiş gazeteciler (Örneğin Şamil Tayyar ) bu alana hiç girmiyor.
Ya farkında değiller, ya da bu alan gerçek kırmızı çizginin ta kendisi.
Ben de burada kesiyorum… Canıma susamadım.




