|
|
| . |
|
|
|
| ||||||||
Amerika'daki terör saldırısı bizim medyanın da aklını başına getirdi (!)YAPTIKLARINIZI NE ÇABUK UNUTTUNUZ!
Televizyon Yayıncıları Derneği, ABD televizyonlarınca gerçekleştirilen ilkeli yayın anlayışınının Türk televizyonları için ders olması gerektiğini belirtti. Oysa daha birkaç hafta öncesine kadar Üzeyir Garih'in kanlı görüntülerini yayınlamak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Televizyon Yayıncılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Çolakoğlu ile birlikte TRT, Show TV, Kanal D, atv, CNN Türk, TV8, HBB, Ege TV, Kanal 7 ve Meltem TV genel müdürlerinin imzasıyla yapılan açıklamada, ABD televizyonlarının saldırının ardından yayınlarıyla halkın korkuya kapılmasının ve böylece teröristin istediği sonuca uluşmasının önüne geçildiği belirtildi. Açıklamada ABD televizyonlarının yapmadığı şeyler şöyle sıralandı ve bunlardan ders alınması gerektiği ifade edildi: ABD'deki bu yayın anlayışı neticesinde terörün yüceltilmediğine dikkat çekilen açıklamada, "Bunun, özellikle de genç arkadaşlarımız için çok önemli derslerle dolu olduğu kanısındayız" denildi. Ne çabuk unutuldu TV Yayıncılar Birliği'nin bu açıklamasının ne kadar etkili olacağını kestirmek hiç de güç değil. Daha birkaç hafta önce Üzeyir Garih cinayetinin kanlı görüntülerini yayınlayan, serbest bırakılan zanlıları serbest bırakıldıktan sonra kapmak için İstanbul'u birbirine katanlar hakkında herhangibir tavır ortaya koymayan medya mensupları kendilerini haklı çıkarmak için her yolu denemişlerdi. Hatta ve hatta Amerika'daki terör saldırısından bir gün önce Taksim'deki intihar saldırısının kanlı görüntülerini vermek için birbirleriyle yarışan yine bizim medyamızdı. İş ders aldık demekle bitmiyor... Peki onlar neden kanlı görüntüler yayınlamıyorlar? Radikal yazarı ve Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin bugünkü yazısında bu konuya değindi. Şahin'e göre Amerikan medyasının daha sakin ve sağduyulu davranmasının nedeni olarak, kültürel farklılıktan ve Amerikan medyasının bu tür olayları içselleştirmesinden kaynaklandığını yazdı. "Bu bir kültürel fark. Bu kültürel farkın medyaya yansımasını da aynı pencereden seyrediyoruz. On binlerce ölü ve yaralı olmasına rağmen televizyon görüntülerinde ne kan, ne kopmuş kollar, ne de yanmış cesetler var. Bizim ticari televizyonların tam tersi yani. Oysa ki, onların televizyonları da özel, onların televizyonları da reyting sistemine göre değerlendirme yapıyor. Orada da kanallar arasında rekabet olduğuna göre, bu nasıl oluyor? Kültür yüzünden: Amerikan televizyonları 'özel yaşam' denen kavramın insanın ölümünden sonra da devam ettiğine inanan bir kültürün içinde iş yapıyorlar. Can vermiş bir insan vücudunun gösterilmesinin özel yaşam ihlali olabileceğinden çekinmenin ötesinde, bunun insana saygısızlık sayıldığının farkındalar. Bu konuda yasaklayıcı bir yasa olmadığı halde neyi gösterip neyi göstermeyecekleri konusunda fevkalade dikkatliler. Etik ilkeleri çiğnedikleri zaman toplumdan gelen tepkinin büyüklüğü de frenleyici bir etki yapıyor. Bu gibi etik kaygılar bazı eyaletlerde meslek ilkeleri şeklinde kodifiye edilebiliyor. Örneğin Florida eyaletinde üzeri örtülmemiş bir ceset asla görüntülenmiyor. Kamera zoom yapmak yerine, saygılı bir mesafede kalıyor. Bu türden kurallar medya mensupları tarafından içselleştirilmiş, neredeyse otomatik bir refleks haline gelmiş. Bir 'kültür' haline gelmiş de diyebiliriz. Televizyon denen pencereden bu kültüre bakıyoruz. Amerikan usulü yasta bazı şeyleri anlamakta zorluk çekmemiz biraz da bundan." 14 Eylül 2001 Cuma
| ||||||||||
|