Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    
    


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA DOĞRU
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KEMAL BELGİN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN


Medya konusundaki tartışmalara katılabilmek, medya eleştirilerinizi Dördüncü Kuvvet Medya'da yayınlatabilmek ve sayfalarımızdaki değişiklikleri size bildirmemiz için lütfen listemize üye olun.

Gelen Mesajların Listesi


Dinç Bilgin; Aydın Doğan sayesinde yeniden Sabah Gazetesi'nde. Karamehmet-Ciner-Vargı konsorsiyomu kapı dışarı edildi. Aydın Doğan medyada "tek imparator". Operasyon aynı zamanda Mesut Yılmaz'a karşı "cevabi" bir harekat mı? Siyasetçilerin ve Yılmaz'ın tavrı ne olacak? Bu terazi, bu sıkleti çeker mi?

CEKETİNİ ALDI GİTTİ, DOĞAN MARKA PALTOYLA DÖNDÜ!

Dinç Bilgin Hazine Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Etibank'a el konulmasından sonra "Ceketimi alıp gidiyorum, medyadan tamamen çekiliyorum." diyen Dinç Bilgin; Sabah'ın MTM konsorsiyomuna satışın kesinleşmesine çeyrek kala, Aydın Doğan desteğinde geri döndü. Kredi kartlarına kadar mtütn mallarına ihtiyati tedbir konulan Bilgin'in dönüşü "protokol"den ibaret.

Medyaya bomba gibi düşen bu operasyonun arkasında Türk Telekom ihalesine yönelik hesaplarla birlikte, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ı "bitirme" amacı taşıyan politik manevralar olduğu da düşünülebilir. ANAP'a yakınlığı bilinen MTM konsorsiyomunun devre dışı bırakılmasının yanı sıra Doğan Grubu gazetelerinin ANAP ve Yılmaz'la ilgili haberlere yaklaşımı ve Başbakan Ecevit'i bile çileden çıkartan "Beyaz Enerji" manşeti, kılıçların çekilmek üzere olduğunun ilk işaretleri sayılabilir.

AYDIN BEY EMANETÇİ Mİ?

Telekom'un Ankara'daki alt yapı çalışmaları yüzünden sayfalarımızı yenileyemediğimiz anlarda bol bol görüşme yaptık ve sonraki gelişmelerin neler olabileceğini öğrenmeye çalıştık.

Öğrendiklerimiz Fehmi Koru ve Cengiz Çandar'ın Sabah Operasyonu'nun arkasındaki ana etkenin İş Bankası olduğu yolundaki görüşlerini doğrular nitelikteydi. Gelişmeleri büyük bir ilgiyle takip eden sermaye gruplarından birine yakın kişiler, Aydın Doğan'ın Sabah operasyonu'ndaki fonksiyonunun "emanetçilik" olduğunu söylediler. Bu iddiaya göre POAŞ'ta Doğan'ın ortağı olan İş Bankası bir süredir medya alanına girmek istiyordu. Bu amaçla TGRT konusunda İhlas Holding'le görüşüldü, ancak daha sonra "imaj" nedeniyle bu grubun kendilerini sıkıntıya sokacağı düşünülerek vazgeçildi. Daha sonra Sabah Operasyonu kotarıldı ve Aydın Doğan, "emanetçi" olarak iş ortağına yardımcı oldu.

Duram gerçekten böyle ise; eve dönen Dinç Bilgin'in bu meseledeki yeri ise "suyunun suyu" niteliğinde. Kredi kartlarını bile kullanamaz durumdaki Bilgin'in bu haliyle "patron" olamayacağı son derece açık. Fehmi Koru'nun Taha Kıvanç adıyla operasyon ertesinde yazdığı gibi, Dinç Bilgin büyük bir medya grubunun başında olmanın kendisini şu anda cezaevinde olan diğer banka boşaltıcılarıyla aynı akıbeti paylaşmaktan kurtaracağını düşünüyor olabilir.

HEDEF GSM İHALESİ

Operasyondaki ilk hedefin GSM ihalesi olduğu söyleniyor. Nihai hedef ise Türk Telekom. Arada hem ekonomik hem de politik olarak erilmesi gereken menziller de var. Etibank Operasyonu ardından Dinç Bilgin'in ceketini alıp gitmesiyle ortaya çıkan Reklam ve Dağıtımda tekel ortaklığının bozulması, operasyonu Doğan Grubu açısından zorunlu hale getirdi. Şimdi bu tekel çok daha güçlü olarak yeniden oluşturulacak, hatta baskı birliği de gerçekleştirilebilecek. Bu durum medya patronları açısından olağanüstü bir tasarruf imkanı sağlıyor. Diğer bir imkan ise eleman kısıntısına gidilmesi. Şimdilik Ahmet Vardar ve Can Ataklı ile yazar kadrosunda sınırlı kalan "tensikat"ın ilerdeki günlerde yüzlerce gazetecinin sokağa atılmasıyla ivme kazanması bekleniyor.

SİYASİ İNTİKAMA CEVAP:
"MADEM ÖYLE İŞTE BÖYLE"

Operasyonun siyasi boyutu ise ANAP'la intikam hesaplaşması olarak değerlendirilebilir. ANAP ile Sabah Grubu arasındaki "eski düşmanlık" Etibank'a el konulmasından sonra hortlamış, ANAP lideri Mesut Yılmaz çok sert bir açıklama yaparak "Banka batıranları affetmeyelim" demişti. Bu düşmanlığın boyutlarını Etibank Sabah'a Siyaset Tuzağı başlığı ile daha önce yazmıştık. Kapılar bir anda Bilgin Grubu'na kapatılmış ve Dinç Bilgin-Zafer Mutlu Ankara'da sadece Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile görüşebilmişlerdi. Etibank satın alöındıktan hemen sonra Bilgin Grubu'nda Medya Holding Yönetim Kurulu Üyesi olan "bankacılık dehası" ANAP'lı Güneş Taner, bankanın Fon'a devredilmesinden hemen önce istifa etmiş, daha sonra da "Biz onlarla eskiden beri kavgalıyız" demişti. Dolayısıyla son Sabah Operasyonu Bilgin-Mutlu ikilisi açısından ANAP ve Mesut Yılmaz'a karşı "madem öyle işte böyle" türünden başlıklandırılmayı hakeden bir tavır olarak da yorumlanabilir.

Doğan Grubu açısından bakıldığında yine ANAP ve Yılmaz faktörü çıkıyor. Yılmaz'ın, öteden beri Sabah Grubu'nu almayı düşündüğü söylenen Aydın Doğan'ın sürekli olarak önünü kestiği, Aydın Doğan'ın buna çok kızdığı söyleniyor. ANAP'a yakın çevrelere göre Yılmaz'ın bu tavrı "Türkiye'nin medya tekeli tehlikesiyle karşı karşıya kalmasın" düşüncesinden kaynaklanıyor. Kimi çevrelere ise Yılmaz; Sabah'ı da yutarak devleşecek bir medya imparatorluğunun siyasetçilerin kontrolünden çıkacağı gibi politik pragmatik bir düşünceyle hareket ediyor. Her ne düşünceyle olursa olsun Aydın Doğan'ı kızdırdığı öne sürülen bu tavır; özellikle Sabah'ın Karamehmet-Vargı-Ciner konsorsiyomuna satışından sonra, ANAP ve Mesut Yılmaz'la ilgili "olumlu" haberlerin Doğan Grubu gazetelerinde "yok" mesabesine inmesine yol açtı. Daha çok Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli manşetlere çıkarılırken, Yılmaz tek yahut çift sütunla yetinmek durumunda kaldı. Hatta Deniz Baykal ve Tayyp Erdoğan kadar bile yer bulamadı. Yılmaz'ın "Beyaz Enerji" kapışması sırasında da "yeniler lanse ediliyor" diyerek ifade ettiğiğ bu durum, Doğan Grubu ile ANAP arasındaki gerginliği ortaya koyuyor. Bu durumda Sabah Operasyonu'yla Doğan Grubu da Mesut Yılmaz'a "Nadem öyle, işte böyle" demiş oluyor.

VAROLMA KAVGASI

Beyaz Enerji ile son deerece net ve son derece erken patlayan Doğan-ANAP kavgasının önümüzdeki günlerde bir "varolma kavgasına" dönüşmesinden endişe ediyoruz. Önümüzdeki günlerde Doğan Grubu yayın organları Sabah Grubunu da yanına almanın rahatlığı içinde ANAP'a daha fazla yüklenerek, ülkeyi erken seçim atmosferine sürükleyecek, bu arada ANAP'ı bitirmeye yönelik bir yayın politikasını benimseyebilir. Bunun ilk işaretleri de verilmedi değil. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi'nin birinci sayfasında yayınlanan bir anket MHP'yi birinci, DSP'yi ikinci gösterirken, koalisyonun 3. Ortağı ANAP'ın oy oranının yüzde 7.5'a düştüğünü ortaya koyuyordu.

Gerçi Doğan Grubu'nun Kral Gemisi Hürriyet'in kaptanı Ertuğrul Özkök; Mehmet Ali Birand ve Mehmet Yılmaz desteğinde CNN-TÜRK'te konuşurken ANAP'a karşı özel tavırları olmadığını söylüyordu ama bu söylem -belki de kimin ağzından çıktığına bakılarak- gazeteciler arasında pek inandırıcı bulunmadı.

Öte yandan bugüne kadar üzerine gelindiğinde medya ile kavgadan hiç çekinmeyen Mesut Yılmaz'ın Doğan Grubu ile ilgili bir takım dosyaları koltuk altından çıkartabileceği de yaygın bir görüş. Hatta gazeteciler arasında "ANAP işe Dinç Bilgin'i Etibank nedeniyle Murat Demirel'in yanına göndererek işe başlayabilir." deniliyor.

GAZETECİLER ENDİŞELİ

Dinç Bilgin'in ceketini alıp gittikten sonra Doğan marka bir palto ile geri dönmesi, Mehmet Barlas'ın tabiriyle "Kartel'in Tekel'e dönüşmesini" sağlarken, medya mensupları arasında "alternatif iş imkanları özgür habercilik" açısından endişeye yol açtı. Doğan Grubu'nun Sabah Grubu üzerindeki ekonomik egemenliği medya gücünün yüzde 90'ının tek ele geçmesine yol açarken, habercilikte de bu gücün tek seslilik olarak kendisini göstermesi bekleniyor. Bu noktada Tekel oluşumuna ilk açık tepkinin gazetecilerden, daha sonra halktan gelmesi gerekiyor. Ancak burası Çek Cumhuriyeti olmadığı için, gazetecilerin ve halkın her zamanki sessizliğini koruyacağı ve durumu sineye çekeceği de bir Türkiye Gerçeği olarak belirtiliyor.

09 Ocak 2001 Salı