Haber Türk, öncülüğünü yaptığı haber hırsızlığından Dördüncü Kuvvet Medya'nın uyarıları sonucunda nedamet getirip pişmanlık bildirgesiyle özür diledi ama onun başlattığı hastalık hızla yayılıyor. Haber hırsızlarının son kurbanı gazeteci Figen Akşit oldu.Hırsızlığın birinci dereceden suçlusu ise Milliyet! HABER HIRSIZLIĞI SALGINA DÖNÜŞÜYOR!
Lanet olsun! Tam bir şeyler düzeliyor, yoluna giriyor derken, ummadığınız yerden daha büyük bir darbe yiyor ve "Lanet olsun!" diyorsunuz. Umudunuz kırılıyor ve tersine akan suların içinde boşuna çırpındığınızı düşünüyor, her şeye yeniden başlamakla terk-i diyar fikri arasında bikarar kalıyorsunuz. Ama yok! Bob Marley'in "Asla savaşmaktan vazgeçme" dediği gibi, yılların mücadelesini bırakıp bir kenara çekilecek değiliz. Gerçekten güzel şeyler olmaya başlamıştı. Haber hırsızlığının öncüsü olan Haber Türk, Dördüncü Kuvvet Medya'nın yerinde uyarıları sonucunda, bu hastalıktan kurtulmak için Ufuk Güldemir'in kaleminden bir pişmanlık bildirgesi yayınlayarak özür dilemiş, haber hırsızlığına bir daha meyletmeyeceğine dair söz vermiş ve "Beni deneyin" demişti. Bizimle birlikte bütün medya mensuplarını memnun eden bu gelişmenin ertesinde çok daha beter bir hırsızlık olayı yaşandı. NTV Radyo editörlerinden gazeteci Figen Akşit'in, haber sitesi NTVMSNBC için hazırladığı "Tantan Meydanlara Çıkıyor" başlıklı ve Figen Akşit imzalı özel haber, bazı gazeteler tarafından mahreç gösterilmeksizin çalındı. ( Tıkla ve Bak:"Tantan Meydanlara Çıkıyor" EN GÜVENİLİR HIRSIZ: MİLLİYET Figen Akşit'in imzalı haberini çalan hırsızların başında, bir süredir kaybettiği imajı "Türkiye'nin en güvenilir gazetesi" sloganlı reklam kampanyalarıyla yeniden kazanmaya çalışan Milliyet Gazetesi geliyor. Milliyet, Akşit'in imzalı haberini olduğu gibi kopyalamış, sadece aradan bir kaç cümle çıkarmakla yetinmiş ve üstüne de hayasız bir yüzsüzlükle "Ekonomi Servisi" imzasını koyarak sahiplenmiş. (Tıkla ve Bak: "Tantan Gizli Örgütleniyor") Merak ediyorum; gazetenin yöneticileri bu hırsızlık olayı ile güven reklamlarını nasıl bağdaştırabiliyor? Manşetlerini hırsızlık ve yolsuzluk haberlerine hasreden Milliyet, kendi hırsızlığını nasıl izah edebilecek? Bu hırsızlığın; başkalarının yaptığı banka boşaltma ve kara para olaylarından ne farkı var? Milliyet'in hırsızlığı, diğerlerinden daha hayasızca, daha gayr-ı ahlaki, daha adi bir hırsızlık değil midir? Gazete Korkmaz Yiğit'e satıldığında "Biz bu adamla çalışmayız?" diye başkaldıran gazeteciler, şimdi bu hırsızlık olayı karşısında ne diyecekler, nasıl bir akıl yürütecekler? HABER TÜRK'Ü BİLE GEÇTİLER Hırsızlığı tescillenen ve güven arayışında duvara çarpan Milliyet; bu konuda çok sayıda sabıkası olan ve fakat bir kaç gün önce "Pişmanım! Bir daha yapmayacağım!" diyen Ufuk Güldemir'in Haber Türk sitesini bile geçti. Figen Akşit'in haberini kopyalayıp yayınlayanlar arasında Haber Türk de var. (Tıkla ve Bak: Haber Türk'teki Alıntı) Haber Türk; Figen Akşit'in haberini arabaşlıktaki yazım hatasıyla birlikte kopyalayıp yayınlamış. Fakat hiç değilse Milliyet gibi haberi sahiplenmek ahlaksızlığına başvurmamış. Haberin sonuna (ntv) diye bir parantez açmakla yetinmiş. Gerçi gazetecilik etiği açısından bu yeterli bir kaynak gösterimi değildir. Haber Türk; haberi hazırlayan Figen Akşit'in de adını zikretmeli ve kopyaladığı kaynak olan NTVMSNBC'nin tam adını ve haberin www.ntvmsnbc.com sitesindeki sayfasının linkini de koymalıydı. İşine geldiği zaman alıntı yaptığı gazetenin ya da televizyonun adını ana safyadaki spotlarında zikreden Haber Türk'ün bu yaptığı da yarı yarıya bir hırsızlıktır. Fakat Milliyet'in yaptığıyla kıyaslanamayacak kadar masum kalıyor ve sadece kurtulmaya söz verdiği kleptomani hastalığının nekahat devresinde olması yüzünden şimdilik mazur görülebilecek bir hastalık kalıntısı sayılıyor. Oysa Milliyet'in hırsızlığı affedilir gibi değildir. YENİ ŞAFAK DA HABERİ KIRPMIŞ Akşit'in haberinin başına gelenler bunlarla sınırlı değil. Yeni Şafak da kullanmış aynı haberi. (Tıkla ve Bak:Yeni Şafak'taki Hırsızlık) Yeni Şafak Gazetesi, Akşit'in haberini olduğu gibi almak yerine kısaltmayı tercih etmiş,bir paragrafa indirmiş ama aradan çektiği cümleleri değiştirmeye gerek duymamış. Peki bu kabul edilebilir bir şey midir? Elbette hayır. Hırsızlık, azı da çoğu da haram olan bir suçtur. Üstelik burada bir emek gaspı söz konusudur ve arabanın tamamını gaspetmekle radyosunu gaspetmek arasındaki farksızlık gibidir. Bu nedenle Yeni Şafak ile şu günlerde göğüs göğüse savaştığı Milliyet, haber hırsızlığı konusunda omuz omuza el ele vermiş durumdadır. Tıpkı Milliyet gibi yolsuzluk manşetleri atan Yeni Şafak'ta da "güven" imajı yerle bir olmuştur. FİGEN AKŞİT NE DİYOR? Haberi çalınan mağdur gazeteci Figen Akşit'le görüştük. Çok üzgündü ama şaşkın değildi. "19 yıldır bu işi yapıyorum ve bu tür hırsızlıklarla çok karşılaştım." diye konuştu ve şunları söyledi: "Özel haberimin içeriğini çalıp kitap yazanlar oldu. Nokta'da iken hazırladığım özel kapak haberini yine Milliyet için çalıp kendi haberiymiş gibi yayınlayan ve hatta bu çalıntı haberiyle gazetecilik başarı ödülü alanlar bile oldu. Bunlara alıştım. Eskiden 'Boş ver hiç değilse haberini daha çok insan okuyor' diyordum. Ancak şimdi öyle düşünmüyorum. Yaptıkları çok ciddi bir gasp olayıdır. Emeğinizi ve birikiminizi gaspediyorlar. Bunlara sessiz kalmamak lazım. Hep birlikte mücadele etmeliyiz." Akşit; Milliyet'teki hırsızlık için gazetenin ombusmanı Yavuz Baydar'a bir e-mail göndererek durumu kınamış. Haber Türk için de Ufuk Güldemir'e yazmış ve kaynak gösterme biçimini eleştirmiş. Hukuki yollara başvurmak için düşünmesi gerektiğini söyleyen Akşit, haberi nasıl hazırladığını da anlattı: "Tantan'ın bulunduğu Ardı Grubu'nun toplantısında üç gazeteci vardı. Ben, CNBC-E'den Ahu adında bir arkadaş. Milliyet Gazetesi'nden de ekonomi yazarı Serpil Yılmaz. Orada konuşulanları yazmamamız için bir ambargo duyurusu yapılmadı. Ben Tantan'a bir soru yönelttim, daha sonra da yanına gidip konuştum, bir söyleşi yapmak için randevu talep ettim. Ve haberi NTVMSNBC için yazdım. Bu arada Ahu aradı beni ve 'O toplantıyla ilgili haber yazmamamız istenmişti, niçin yazdın?' dedi. Ben de böyle bir anons yapılmadığını ve kimsenin de beni uyarmadığını söyledim. Tantan'ı aradım, haberi yazdığımı söyleyerek 'Bu sizi rahatsız ederse haberi geri çekebilirim' dedim. Etmediğini söyledi. Arı Grubu'nu arayıp haber için özür diledim ve beni ambargo konusunda uyaran olmadığını söyledim. 'Sorun olacaksa haberimi çekeyim.' dedim. Sorun olmadığını söylediler, ben de haberimi çekmedim. Sonra bir baktım ki Milliyet haberimi olduğu gibi yayınlamış." Öğrendiğimize göre, Milliyet yönetimi Akşit'in haberini görünce Serpil Yılmaz'a "O toplantıda sen de vardın, haberini yaz." diyor. Yılmaz ise; "Bize haber yapmamamız söylendi, ben yazmam." diyerek reddediyor. Bunun üzerine Milliyet yönetimi Akşit'in haberini kopyalıyor ve üzerine Ekonomi Servisi imzasını atıyor. Serpil Yılmaz'ı tebrik ediyoruz. Eğer Milliyet yönetimi kendi yazarının onda biri kadar haysiyetli davranabilseydi bu rezil konuma düşmeyecekti. Ne diyelim... Üzgünüm Leyla... E-mail: 02 Ağustos 2001 Perşembe SON DAKİKA: .Yukardaki yazıyı sayfamıza yerleştirdikten sonra internet haber sitelerini gezerken aynı haberin İnternet Haber sitesinde de kaynak gösterilmeden kullanıldığını gördüm. (Tıkla ve Bak: İnternet Haber'deki Kopyalama)Son zamanlarda iyi bir çizgiye oturduğu görülen İnternet Haber'in de böyle bir yola başvurması, bieze "Lanet olsun!" dedirten umut kırıcılığı pekiştiriyor. Galiba gazeteci arkadaşlar "Bir haberi alıntıladığın kaynağı göstererek yayınlamak beni küçültür." diye düşünüyor ve başkalarının emeği üzerinden prim yapılabileceğini zannediyor. Oysa alıntı kaynağını açık bir şekilde göstermek gazeteciyi küçültmez, yüceltir ve güven kazandırır. Bir ara haber ve fotograf hırsızlığından çok yakınan İnternet Haber'i ve büyük bir fedakarlıkla çalıştıklarını yakinen bildiğimiz meslektaşlarımızı uyarıyoruz. Ya kimseyi eleştirmeyin ya da aynı eylemi yapmayın |