ALTAYLI ÖZÜR DİLEYEBİLİR Bu gece Kanal D'deki Teke Tek programını sakın kaçırmayın. Sektöre
gireli beri birbirinden düzgün (!), kurallara uygun (!), dürüst (!) ve
kişisel haklara saygılı (!) haberler vermesiyle ve yorumlarıyla
tanınan,
bu çizgisinden milim bile sapmayan (!) "değerli gazeteci" Fatih
Altaylı,
"özel hayatların kutsallığı" gibi, çok iyi bildiği bir konuyu
işleyecek. Bu izleyiciler için olduğu kadar, Altaylı'nın kendisi için de büyük
fırsat. En belirgin örneğini hatırlatalım: Bir iki yıl kadar evvel,
gazeteci Andrew Finkel'in Sabah gazetesinde Kürtlerle ilgili yaptığı
bazı yorumları beğenmediği anlaşılan Altaylı, Hürriyet'teki köşesinde,
Andrew'in eşi, tarihçi Caroline Finkel'e açıkça iftira atmış, onu
"arşivden belge çalmakla", yani hırsızlıkla suçlamıştı. Caroline
Finkel,
Altaylı'ya açtığı tüm davaları, çok sayıda Türk arşiv görevlisinin de
kendisinden yana yaptığı tanıklıklarla kazandı. Hemen gazeteden bir
tekzip ve özür talep etti. Ama asla bir yanıt alamadı. Tek bir satır
bile yazılmadı. İtibarı asla iade edilmedi. Atılan çamur, bir yazarın
ve
gazetenin yanına kar kaldı. Bu, ötekilerle birlikte, Türk basın
tarihine
bir "yüz karası" olarak geçti. Günün sorusu: Acaba Altaylı bu geceki programına bu yediği haltın
özeleştirisiyle başlama cesaretini gösterebilecek mi? Bu insanın ve
başkalarının özel hayatlarıyla ilgili yerli yersiz dedikodulara yer
vermenin bir utanç vesilesi olduğunu teslim edebilecek mi? Göreceğiz.
İzleyin ve bekleyin. Dilerseniz, programa katılabilirsiniz. Açın
telefonu ve "Finkel olayında attığın iftiranın özeleştirisini ne zaman
yapacaksın?" diye sorun.
Beklenen olmazsa, soranlara, "Türkiye'de gazeteciliğin geldiği nokta
budur. Ahlak bekçiliği de şu aşamada" diyerek bu programı son örnek
olarak gösterebilirsiniz. İmza: Mahfuz UĞRAŞIN SADECE DÜŞENE VURMAK MI? Sevgili Tezcan,
SABAH ile ilgili başlattığın yazı dizisini şimdilik kaydıyla durdurmanı
anlayabiliyorum. Ancak gerekçen tutarlı mı?
"Bazı gazeteciler borçlu diye" öyle mi?
Dalga mı geçiyorsun, yoksa başka bir gerekçe mi var, ertelemende?
Her şeyden önce 100 yıl, gazetecilikten başka bir uğraşı olmayan bir ailenin
son ferdi, nasıl olmuş da bankacılığa kadar pek çok alana yönelmiş?
Gazete ve televizyonları yönetenlerin, yönlendirmeleri olmamış gibi nasıl
davranırsın?
Kendi sitende, bir manken kardeşimize gazetecilik yaptırıldığını yazıyorsun.
Dinç Bilgin mi bu kararı veren?
Sahi, sen de kendine gelen yanıtları(söylediğin halde) niye
değerlendirmiyorsun?
Seni severim ve saygı da duyarım. Uğraşın gazeteciliği doğru zemine çekme
uğraşı mıdır, yoksa "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışı ile sadece
düşenlere vurmak mıdır?
Gerçek düşenin; gazeteci sorumluluğundan fersah fersah uzakta, eğitim ve
öğretimleri de başka alanlarda olan işgalciler olduğunu görmüyor musun?
Burada benim de senin de sorman gereken sorular, şunlar olmamalı mı?
"Ey Dinç Bilgin. Seni asırlık gazete sahipliği geleneğinden uzaklaştıran
sadece sen misin? Sektörü, gelenekten yoksun patronlarla, meslek eğitim ve
öğretimini almamış işgalcilere bırakırken, verdiğin payeler ve akıl almaz
paralar için, bir değerlendirme yapmayacak mısın? Yoksa her şey, geleneği
terkedip, tatlı sularda yüzmek için yazılmış bir senaryo mudur?"
Saygılar sevgiler. Adil Korkut TAM ÖZGÜR DEĞİLSİNİZ Selam,
Çok güzel bir düşünce 4.Kuvvet Medya,ama sizin de tam özgür olmadığınız
anlaşılıyor SABAH olayının anlatımındabn vazgeçmekle...sizce 1 milyon dolarlik
evlerde oturmak için ne kadar ürettiler o yazarlar da şimdi korunmayı hak
ediyorlar? Bu ülkede zaten haksızca maduru koruma iç güdüsü var,eger
zamanında hak etmediklerini almasalar şimdi korunma gereği olmazdı...ama
özgürüm diye ortaya çıkanlarda dahi bir limitin olmasını anlamak ilginç bir
elde ediş bence...
Sizin için üzgünüm, haksızsam lütfen söyleyin. Kadir Öztürk HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM Sayın Tezcan,
Web sitenizin devamlı bir okuyucusu olarak Sabah Gazetesiyle ilgili yayınınızı merakla izliyordum. Ancak bu yayına ara verdiğinizi açıkladığınızda doğrusu bu ülke hakındaki endişelerim iyice arttı. Haber alma özgürlüğümüzü sizin gibi birkaç değerli yayın karşılama çabasındaydı. Zira basında yazılabilenlerin gerçeklerin ancak küçük bir yüzdesi olduğunu tahmin edebiliyorum. Her ne olursa olsun bu yayınınızın devam etmesini beklerdim. Bilmenizi isterim ki sitenizin başlığındaki özgür gazeteciler platformu sloganınıza ters düşen bu uygulamanız bende hayal kırıklığı yarattı.
Saygılarımla. M.G.Demiray 
|