Yavuz Baydar kışkırttı. Fena halde tahrik oldum. CNN'İN KUM HAVUZUNDA OYNAMAK ZORUNDA MIYIM? Yavuz Baydar'ın, bizi hayaller dünyasında gezmekten vazgeçmeye çağıran kışkırtıcı yazısı amacına ulaşıyor. Çünkü fena halde tahrik oldum. Sait Faik psikozu içindeyim: "Yazmasam çıldıracaktım!"
Çok daha kışkırtıcı yazılar da yazıldı benzer konularda. Mesela Deniz Arman; haberciler mahallesinin sarhoş kabadayısı olarak, medya eleştirisi yapanları "başarısızlığın kompleksine kapılmakla" suçlayıp, naralar patlattı: "Hadi bakalım, çok bilmişler, gazetecilik düşmanı sözde gazeteciler, vizyonları, maaşları kadar olan sarı basın kartlılar, yarı-resmi gazeteciler, akademisyen kimliklerinin ardında saklanan korkaklar, tatlısu entelleri, kurdukları her içki sofrasında gerçek gazetecilere küfreden kifayetsiz ve muhteris bab-ı ali kalemşorları, cehaleti, övünç malzemesi yapan köşe işgalcileri... Hadi aslan parçaları, artık kaçmayın arenaya gelin!" Ciddiye alan olmadı. Afyonu patladıktan sonra kendisi de farkına varmış olmalı ki, attığı ilk naranın izlerini internet sayfalarından siliverdi. Milliyet'ten Mehmet Yılmaz da az kışkırtıcı değildi hani: "Siyasette başarısız mı oldunuz, hırsızlık yaparken mi yakalandınız, çevirdiğiniz dolaplar gazetelerde yayınlanmaya mı başladı? Çözüm çok kolay: Türk medyasını suçlamak. Bu eğilimin yayılmasında mesleki kıskançlık ve başarısızlıklarını, medyaya yönelik 'etik' eleştirileri arkasına saklayan bazı gazetecilerin de rolü oldu elbette." Üslupları siyah ve beyaz kadar farklı olmasına rağmen Deniz Arman ve Mehmet Yılmaz, aynı noktada buluşuyor ve medyaya yönelik etik eleştirilerin mesleki kıskançlık ve başarısızlıktan kaynaklandığını öne sürüyorlar. Bu birliktelik son derece önemlidir. Üzerinde durmak gerekir. Bu denli farklı üsluba rağmen aynı hükümde birleşmelerinin altında yatan gerçek, her iki tarafın da aynı etik yoksunluk nedeniyle çok yoğun eleştirilere muhatap olmaları. Arman, "hırsızın avukatı" olarak bütün renkleri farklı göstermek zorunda, esrik tavrı bundan. Bilgi, birikim ve emek gaspının İkiz Kuleleri'ni diken ve hiçbir değere saygısı olmayan mezhepsiz bir ufuk, kendi dışında kalanları elbette başarısız addedecek ve sürekli olarak her şeyi ters gösteren aynasının karşısına geçip "Var mı benden güzeli?" diyerek kendinden menkul bir kalite halesi yaratmaya çalışacaktır. Yılmaz ise, yarım asırlık güven imajını tetikleye tetikleye yerle bir ettikten sonra, bir tır dolusu reklam ve yazarla yeniden elde etme çabası içinde, kendi başarısızlığını başkalarına yüklemekte beis görmeyecektir. Zaman zaman birbirlerini hırsızlıkla suçlayan bu iki farklı üslubun, aynı hüküm noktasında buluşmalarının altında yatan 't' faktörü, etik diyen herkese tetik yöneltmelerine yol açacaktır. Normaldir. Psikolojik literatürde yeri de vardır. Bu iki vak'a, ancak o literatür kapsamı içinde kaldığı için, oraya havale edilmeleri gerekir. Buna rağmen sözkonusu iki vak'ayı girizgahta zikredişim, Yavuz Baydar'ın kışkırtıcı yazısı üzerinde tartışırken, pirinçle taşı birbirinden ayırmak içindi. Çünkü Baydar, verimli bir tartışma açmak için kasten kışkırtıcı ifadeler yüklediği yazısında, yer yer ilk iki vak'ayı çağrıştıran sıfatlar kullanarak pirince taş görünümü veriyor, zekamızın tefrik yeteneğini de tahrik ediyor. Baydar; "iler tutar yanı olmayan genellemeler"den yakınırken, kendi genellemelerinin iler tutar yanının altını örneklerle çizmeye çalışıyor. Ancak sık sık bütün genellemelerin genel tuzağına düşmekten kurtulamıyor. Mitosların balonunu söndürürken, başka mitosların balonuna binmek gibi... Sondan başlayalım. CNN'in Provokasyon Haber Yakalandı başlıklı haberimizle ilgili olarak, başkalarıyla birlikte bizi de çamur atmakla suçladığı kısımdan. Olayın özeti şu: Brezilyalı üniversite öğrencisi Marcio Carvalho'nun bir mektubu yayınlandı Counter Punch'ta. Carvalho, CNN'in, 11 Eylül saldırısının alevleri yükselirken sevinç gösterileri yapan Filistinlilerle ilgili filminin 1991 yılına ait olduğunu öne sürüyordu. Bu mektubun çevirisi Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı. Dördüncü Kuvvet Medya da hem Yeni Şafak'taki haberin hem de Carvalho'nun mektubuna yer veren Counter Punch'un linklerini bir spot haberle duyurdu. İki okurumuz (Zeynep Erdim ve Fikri Sönmez), Carvalho'nun iddiasının doğru olmadığı yolunda işaretler bulunduğunu belirterek bizi uyardılar. Erdim'e göre, Fransız Haber Ajansı (AFP)'nın haberleri Filistinlilerin ve diğer Araplar'ın saldırıları sevinç gösterileriyle karşıladıklarını bildiriyordu. Sönmez ise, iddiayı ortaya atan Carvalho'nun daha sonra kendi iddiasını yalanladığını haber verdi. Baydar'ın da çok iyi bildiği son derece kısıtlı imkan ve ortam içinde hemen araştırmaya başladık ve ilginç anekdotlarla karşılaştık. Carvalho, ilk iddiasını geri çekmişti. Bu doğruydu. Ancak Carvalho iddiasını yalanlamıyor, sadece iddiasının kaynağı olan öğretmeninin "bütün sınıfın önünde söylediği sözleri daha sonra inkar ettiğini" söylüyordu. Bütün sınıfın önünde "Bu görüntülerin aynısı bende de var" diyen öğretmeni, iki gün sonra Carvalho'ya "Hayır yok." demiş ve önceki sözlerini inkar ederek daha fazla konuşmaktan kaçınmış. Carvalho bunun üzerine ikinci bir mektup yazarak olanları anlatmış ve "Kendi sözlerini inkar eden öğretmeni tarafından yanıltılmış olabileceğini" belirterek insanları uyarmış. Bu olayda Baydar'ın yazısından daha kışkırtıcı yönler var: Carvalho'nun öğretmeni -sıradan bir öğretmen değil, bir üniversitenin öğretim üyesi Profesör bir kadın- öğrencilerine neden "CNN'in yayınladığı görüntülerin aynısı bende de var. Bu görüntüler 1991 yılında çekilmişti." dedi? Carvalho, bu ifadeye güvenerek Counter Punch'ta yayınlanan mektubu yazdıktan bir gün sonra, Profesör hanım neden bütün sınıfın önünde söylediklerini inkar ederek "hayır bende böyle bir bant yok" dedi ve neden "daha fazla konuşmaktan" kaçındı? Carvalho'nun ikinci mektubu, sadece CNN'in haklılığını gösteren bir mitos gözlüğüyle değil, dikkatlice okunduğunda, profesör bayanın sınıfta söylediklerinin internet aracılığıyla bütün dünyaya duyurulmasından tedirgin olduğu, bir anlamda telaşa kapıldığı anlaşılıyor. Neden acaba? İmkanlarım olsa Brezilya'ya gidip şu işi etraflıca soruşturmak isterdim. Çünkü fena halde tahrik oldum. Üstelik bu tahrikte hiçbir ideolojik, dini, sosyal, psikolojik saplantı da sözkonusu değil. Carvalho'nun ikinci mektubunu Baydar'la aynı mitos gözlüğünü takarak okuyan CNN-Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav'ın yerinde olsam ya atlar giderdim yahut bir muhabiri Brezilya'ya göndererek şu olayı bir soruştur bakalım, derdim. Şimdi hiç bir ideolojik, dini, sosyal ya da psikolojik saplantı sözkonusu olmaksızın, salt gazetecilik merakı içinde, deneyimlerden de kaynaklanarak bu olay üzerinden "fikir yürütmek" istiyorum: Bütün bunlardan sonra bize kalan iki "inanç" ihtimali var: a- Carvalho doğru söylüyor. CNN arşiv görüntüsü kullandı. Bunun bandı Carvalho'nun hocasında mevcut.
b- CNN'in yalanlaması doğru. CNN arşiv görüntüsü kullanmadı. Görüntüleri Reuters'ten aldı. Bunlar Doğu Kudüs'te çekildi ve bandın yayınlanmayan kısmında Filistinlilerin Usame Bin Ladin'i öven sözleri var. Carvalho, kuyuya bir taş atıp sonra kendisini yalanlayan bir deli. Baydar ve Boratav aynı kelimeleri kullandıkları için ben de "inanç" kelimesini kullanıyorum. Eğer (a) görüşüne 'inanıyor' isem şu soruyu sorar ve kaynaklarım elveriyorsa cevaplarını araştırırdım: Acaba CNN, Reuters ekibinin sevinç gösterileri çektiğini haber alınca, görüntüler kendisine ulaşmadan önce, habercilikte öne geçmek saikiyle ilk anda arşiv malzemesi kullanmakta beis görmemiş olabilir mi? 11 Eylül günü defalarca yayınlanan bu görüntü, Carvalho'nun iddiası ortaya atıldıktan sonra neden yayınlanmaz oldu? -Yayınlandı da ben atladıysam, görevi gereği sürekli CNN izlemek zorunda olan sevgili Ferhat Boratav beni uyarsın.- Zılgıt çeken Filistinli kadın görüntüsünün olduğu bandın devamında Usame Bin Ladin'i öven konuşmalar vardı madem, CNN neden bunları da yayınlamadı? Reuters sadece birkaç saniyelik görüntü mü aktarmıştı? Carvalho'nun iddiası geniş bir tartışma ve kabul zeminine yayıldıktan sonra, CNN bu bandın tamamını yayınlayarak "İşte gerçek bu!" demek yerine, neden kısa bir açıklama ile yetindi? Ve son soru: Bunları sormak, araştırmak ve "üzerinde fikir yürütmek" hangi idelojik, dini, sosyal ya da psikolojik saplantıyı gösterir? Sormamak ise hangi bilgi, birikim, deneyim ve mesleki kriteri ortaya koyar? Şayet (b) görüşüne yani CNN'e 'inanıyor' isem; şunları sormam ve 'üzerinde fikir yürütmem' gerekir: Carvalho da kim? Bir deli mi? Niyeti ne? Gizli bir müslüman mı? Bahsettiği "bayan öğretmen" kim? Ne diye bütün sınıfın önünde o iddiayı ortaya attı? Sonra niye inkar etti? Derdi ne? CNN'le ne alıp veremediği var? Bir deli mi? Deli ise üniversitede nasıl öğretim üyesi olabilmiş? Adı ne? Filistinli ya da Usame'ye bağlı terör örgütleriyle bağlantısı olabilir mi? - Çünkü kadın bu bandı 1991'de kendilerinin çektiğini ve CNN'in de bulunduğu bir takım haber organlarına verdiklerini söylemiş öğrencilerine - Ve son soru: "Bazı haklı eleştirilere geçmişte maruz kalan CNN", acaba yine mi....? diye düşünüp fikir yürütecek olursam, "sürü psikolojisi" ile mi hareket etmiş olurum? Nasıl? Siz tahrik olmadınız mı hâlâ? Baydar'ın fena halde kışkırtıcı yazısı, beni balon patlatmaya da kışkırtıyor. Hadi bir kaç balon da ben patlatayım bari: Delinin biri kuyuya bir taş attı ve hıncını birkaç kez çıkardı:
Çok önyargılı bir yaklaşım. Deli olan kim? Carvalho mu yoksa onun kaynağı olan üniversite hocası bayan mı? Baydar, bu iddianın "hınç"tan kaynaklandığını nerden biliyor? Carvalho ve bayan öğretmenle gizlice görüştü de biz mi duymadık? Yoksa onların psikiatrı Baydar'ın yakın dostu mu? Carvalho ya da hocasının CNN'e veya onun sembolü olduğu anlayışa hınç duydukları iddiasının temeli, belgesi ne? Yoksa onlar da mı siyasi ya da ideolojik saplantı içindeler? Baydar bunu nasıl anladı? İddiayı ortaya atan kendisi yalanladı:
Farklı gözlükle okuma, yanlış fikir yürütme ve peşin kabul. CNN yetkilisi öyle diyor diye ben de öyle düşünmek zorunda mıyım? Carvalho iddiasını yalanlamadı, sadece kaynağının çelişkili ifade ve davranışları olduğunu söyleyerek, mektubunu okuyanları kaynağına karşı uyardı. Ortada net bir yalanlama değil, kaynağın kalitesi sorunu var. CNN'in düzeltmesini kimse yayınlanmadı:
İşte bu yalan! Yukarda da anlattığım gibi, biz -Dördüncü Kuvvet Medya- okurlarımızdan uyarı mektupları aldıktan hemen sonra, Carvalho'nun ikinci mektubunu yayınladık. Yetinmedik neredeyse sıfır imkanlar içinde, internette geniş bir tarama yaparak Poynter Enstitüsü sayfalarındaki bir forumda CNN Haber Yönetmeni Eason Jordan'ın bir yalanlamasını bulup yayınladık. (Tıkla ve Oku: CNN'in Açıklaması ). CNN'in, daha sonra Ferhat Boratav tarafından basına dağıtılan ve Dördüncü Kuvvet Medya'ya gönderilen resmi açıklamasını da Boratav'ın mektubuyla birlikte orijinal ek olarak yayınladık. Şimdi soruyorum; sürü psikolojisiyle hareket etmeyen, idelojik, dini, sosyal, psikolojik saplantısı olmayan bir gazeteci isem, sadece CNN'in yalanlamasıyla mı yetinmek zorundayım? Hayır. Yetinmedik. Hem CNN'in açıklamasını destekleyen Fransız Haber Ajansı haberlerini, hem de Carvalho'nun ilk iddiasını destekleyen Amerikalı doktora öğrencisi Andrew Clarno'nun Counter Punch'taki makalesini ve sanal forumlarda bu konuyla ilgili diğer tartışmaları da özetleyerek okurlarımızı (b)ilgilendirdik. Gerek Ferhat Boratav'ın ve gerekse Baydar'ın "CNN'in açıklamasını görmediler, çamur at izi kalsın yaklaşımı sergilediler" suçlaması Dördüncü Kuvvet Medya'ya atılmış bir çamur değil midir? Bu çamuru hangi saplantı ya da yetkinlik ile izah edeceğiz? CNN açıklamaları tıpkı kutsal kitaplardaki "nass" hükmünde olan tartışılamaz, üzerinde fikir yürütülemez doğrular cinsinden bir şey midir? Ben ille de CNN'in kum havuzunda mı oynamalıyım? CNN'i zayıflatan aksi görüşlere de yer vermem beni sürüler içinde sürmeli koyun kategorisine neden sokuyor? Eğer gerçekten saplantısız bir gazeteci isem; CNN'in tavrı kadar açıklamasına da kuşkuyla yaklaşır, denetler, sorgular, üzerinde fikir yürütürüm. Bu basit bir mesleki prensiptir ve bu basitlik sağlık işaretidir, "sığlık" olarak adlandırılamaz. Baydar ve Boratav, Dördüncü Kuvvet Medya'yı da kapsayan "düzeltme" isteklerini ve suçlamalarını düzeltmek zorundadırlar. Boratav, Tekzip-Açıklamalar sayfamızda yayınlanan mektubuna yazdığımız mektuba cevap vermedi henüz. Fakat Baydar mutlaka cevap verecek ve en azından Dördüncü Kuvvet Medya'yı genellemelerinden ayıracaktır umudundayım. Baydar'ın kışkırtıcı yazısında şaşmaz doğrular ve başka yanlış değerlendirme-genellemeler var. Onları da başka bir yazı da ele almaya çalışacağım. Tekzibe ve kışkırtmaya devam! 
24 Eylül 2001 Pazartesi |