Türkan Şoray , Kadir İnanır’dan Selenay, Çağatay’a çakma aşk sendromu
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Selenay ile Çağatay dizi bitince ayrılacaklarmış haberi son damlamız , aşk gerçek değil rol icabıymış, dizinin illüzyonu bozulmasın diye!
Dizinin illüzyonu bozulmasın diye baş rol oyuncularının aşk yaşamaları şartı nerede ise kontratlara konulmak üzere belki çoktan koyuyorlar , benim haberim yok.
Diziler dünyasının alternatif evreninde etkili olmak ile inandırıcı olmak arasında gelgitler yaşanıyor.
İşin iyice suyu çıktı.
Oyuncuların özel hayatlarında güya yaşadıkları çakma aşklarla bir dizinin gerçekliğine yalancı tanıklık etmesiyle dizi tutar mı ?
Hayır. Bölüm başı hesabıyla aşk yaşatarak kurtulan dizi yok dünyada !
Nasıl tutar , tutturulur meselesini yazamam bir kısmı meslek sırrı diğer kısmı tehlikeli.
Ama Sanatçıların meslek haysiyetine yakışmayan bu bayat , faydasız numarayı bırakmaya niyetleri yok muhayyelesizlerin.
Yalan dolanla iş mi olur !
Filimler içinde aynı şey yaşandı .
Sinemamızın tarihindeki en kadim çakma aşk malum Kadir İnanır Türkan Şoray’ın aşkıdır.
Yıllarca aşklarıyla oyalandık durduk ve sonunda aralarında aşk maşk olmadığını öğrendik , bozum olduk.
Fakat en acısı Kadir İnanır’ın filimleriyle ilgili yanlız oyunculuğu değil sosyolojik , siyasi anlamda tahlil edilmesi gereken performansları hep bu uyduruk aşkın gerisinde kaldı.
Sonunda söyleyecek sözü olan , Moretti gibi meydanlara tek başına yüzbinleri toplayacak güçte bir aktör , yönetmen , ‘Akiller’le turneye çıktı ve Oktay Vural’ın ‘Bunlara kim inanır, Kadir İnanır ‘ sözlerinin öznesi oldu , niyeti şüphesiz ülkesinde barışa katkıydı ama ismine zararı oldu barışa katkı ise tartışılır. Çakma Aşk yaşatılmaktan beter bir durum ama biz ‘çakma aşk’ lara dönerlim.
Merily Streep onca Oscar’ı dizerken raflara başarısını her filimde başrolü paylaştığı erkek oyuncuyla yaşadığı aşklara mı borçlu ?
Yoo kadın yıllardır bir doktorla evli eşinin adını sanını bile bilmiyoruz.
Ama hep yaptığı işlerle gündemde olmayı başardı.
Değerlerin çakma aşklarla ziyan edilmesi bir yana , maalesef sanatçılar bu tuzağa hep düştüler ya da bu uygunsuz sisteme karşı duramadılar !
Halbuki sanatkar karşı durmayı bilendir ya da ben yanlış biliyorum.
Kadir İnanır tuzağa düşmemeliydi .
Ortada Türkiye’nin değişim, evrim, gerileme, ileriye gitme , devletleşme, karşı çıkma akla ne gelirse bütün sosyolojik , siyasi macerasını filimlerinden takip etmek mümkün.
Eserler ; film okulları , enstitüleri , sosyologlar master tezleri , doktoralar, araştırmalarla incelenip kayda geçirilmeliyken , Kadir İnanır en son ‘akil’ lerle anıldı .
Ne oldu , Kadir İnanır hoyratça kullanılmasına izin verdiği ismiyle hala var , ama anılmayı hak ettiği değeriyle değil, iyi mi oldu ?
Sanatçılar ; aşkı veya ülke sevgilerini firmaların ticari kaygıları ya da siyasi partilerin oyunlarıyla sıradanlaştırmalarına ve özel hayatlarına , isimlerine dokunulmasına müsaade edebilirler, keyif , isim onların , bunun maddi karşılığı cazip gelebilir.
Ama bedeli hak etmedikleri kadar ağır , üzüntü verici ve toplumsal yansıması çok zararlı olabilir .
Neticede , aşk iki kişi arasında paylaşılan hiç bir şeye alet edilemeyecek çok büyük bir anlamdır ama vatanseverlik daha tenha,
Vatanseverlik yanlız başına ve karşılıksız yaşanır.
Dünya aşklarıyla , işleriyle , vatanseverlikleriyle tarihe geçen çok değerli sanatçılarla dolu, hayatı pahasına faşizme kafa tutan hangisinden başlayayım , bizde yazik ki olamıyor, oldurulmuyor, kahramanlara izin yok sanki.
Olsa olsa sığ ‘anı’ kitapları biyografilerle geçiştiriliyorlar.
Ya da Can Dündar’ın zorlama, yakıştırma belgeselleri var , ona bile razı haldeyiz.
Sanatçıların en tecrübelileri bile bu yalan rüzgarlarla yelkenlerini doldurmaya razılar, gücüme giden budur , ne yazık ki bu düzende ellerinden gelen bu herhalde .
Türkan Şoray son örnek.
Halka ‘Gavat’ diye bağıran ve diğer marifetleri saymakla bitmez sevimsiz Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’un elinden ‘Yılın Annesi ‘ ödülü alması yakışık aldı mı ?
Valinin kim olduğu hakkında fikir sahibi olmadığını varsayarsak durum daha da vahim, ülkesinde olan bitenle alakayı kesmiş o zaman.
Üstelik Şoray törende ‘ hayatının en anlamlı gününü yaşadığını’ ve hüngür hüngür ağlamak istediğini söylüyor .
Ağlasaydınız efendim, ne maniniz var çok da uygun düşerdi.
Türkan Hanımın bu haline hüngür hüngür ağlayan asıl halk olmalı ....
Yazım incitme maksadıyla yazılmadı ama bu gidişe dur demeden , silkelenme vaktinin gelip geçtiğine tanık olup susmak insanlık onuruma dokunuyor.
Hüngür hüngür ağlıyorum, göz yaşlarım çakma değil.
Olmuyor Türkan Şoray, Olmuyor Kadir İnanır bağışlayın beni ama olmuyor.
Sevgiyle Kayda Geçsin




