SERAP, CEYLAN, UĞUR VE DİĞERLERİ...
DİLEK YARAŞ / Altına da şunu yazın:
BU ÖLÜMLERİN SORUMLULARI BİR VE AYNIDIR!
…
Serap için göz yaşı döküp de Ceylan’ı ve Uğur’u unutan, Ceylan ve Uğur için kahrolup da Serap’ı umursamayan bizden değildir. İnsan da değildir…
Gözyaşlarımız bütün masumların ve mazlumların ölümü için aynı yoğunlukta akmıyorsa; hepsinin faillerinden ve sorumlularından hesap soramıyorsak hakettiğimiz gibi idare ediliyoruz, hakettiğimiz gibi terörize oluyoruz demektir.
Ortada ne Kürt’ün Türk ile ne de Türk’ün Kürt ile savaşı var.
Sadece Türkiye’ye, bu topraklarda yaşayan herkese düşman olan güçlerle bu ülkeyi sevenlerin ve -her ne olursa olsun- huzur ile barış içinde bir arada yaşamak isteyenlerin mücadelesi var.
Hiçbir şey doğal ve kendiliğinden gelişmiyor… Son derece bilinçli yönetilen, milleti birbirine düşürmek ve ülkede kaos çıkarmak üzere kurgulanmış bir tuzak var ortada.
Ne olursa olsun bu tuzağa düşmemeliyiz. Sağduyumuzu kaybedersek, duygularımızın bizi sürüklemesine izin verir ve öfkemizin esiri olursak tuzağa düşmekten kurtulamayız.
İideolojik ve siyasi bir durum yok ortada. Bir ülkenin var olma, kaosa sürüklenmeme mücadelesi var sadece.
Şu anda yapılacak en doğru hareket. Oyuna gelmemek, sabırlı olmak ve durumlara siyaset üstü bir pencereden bakmak.
Gün siyaset günü değildir. Halkın duygularını kirli politikalarınıza alet etme günü hiç değildir.
Olayları abartarak, duyguları kışkırtarak reyting toplama günü de değildir.
Gün, itidal günüdür. Akıl günüdür. Tüm olumsuz duygularımızı kontrol günüdür.
Ve bugün, en büyük sorumluluk medyaya aittir.
Yangına körükle giden, bir tarafı diğer tarafın üzerine kışkırtan her türlü yayın organı üstüne alacağı vebalin ağırlığını düşünüp ayağını denk atmalı.
Kurduğumuz her cümleden, gösterdiğimiz her resimden tarihe karşı sorumlu olduğumuz günlerden geçiyoruz.




