|
|
| . |
|
|
|
| ||||||||
POPÜLER BASINDA YER ALAN MAGAZİN HABERLERİNDE KULLANILAN FOTOĞRAFLARDA ETİK SORUNU
/Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Sinema Bölümü Popüler kültür ürünü olan magazin haberlerinin popüler basın içinde hayat bulduğu ve magazin haberlerinde kullanılan bu fotoğraflarda ünlülerin ve sıradan vatandaşların (ya da bunu kamuya malolmuş ve kamuya malolmamış kişiler olarak da ifade edebiliriz) kişilik haklarına saldırıldığı; özel hayatlarına müdahale edildiği gerçeğinden yola çıkarak bu çalışma yapılmıştır. Magazin haberlerinde kullanılan fotoğraflar araştırma konusu olmalı mıdır? Evet, çünkü günümüzde magazin gazeteleri ve dergileri satılmakta, kendisine önemli ölçüde alıcı kitlesi bulmaktadır. Televizyon kanallarında ise hemen hemen her gün ve üstelik de "prime time"da paparazzi ve televole programlarının yer aldığı görülmektedir. Kaldı ki günümüzde ana haber bültenlerinde ve gazetelerin vitrin sayfalarında gündemin ciddi haberleri de magazinleştirilerek verilmektedir. Kısaca magazin haberlerinin hayatımızda önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü sürekli bu tür haberlerin bombardımanı altındayız. Günümüzde magazin haberleri gazetelerin satışını arttıran en önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle sansasyonel olan her enformasyon, dedikodu ya da söylenti sınanmadan yayımlanmaktadır. Sansasyonel haber ya da "magazin haberciliği" uğruna magazine konu olan insanların kişilik haklarına rahatlıkla saldırıldığı görülmektedir. Gazetecilerin bir kişi hakkında yeterli bilgi edinmeden karalayıcı yazılar yazmaları, kurmaca ya da gereksiz yere özel hayata girmek pahasına teleobjektifle görüntü avına çıkmaları, yakaladıkları (avladıkları) görüntülerin gazete ve dergilerde büyük formatlarla ve görsel ilgi merkezinde yayımlanması doğru mudur? Böylesi magazin haberlerini ve fotoğrafları gazete sayfalarına taşıyan editörler doğru seçim ve değerlendirme yapabiliyorlar mı? Liberal-çoğulcu yaklaşım gazeteciliğin bir etik kurallar bütünü olduğunu belirtir. Günümüzde sorumlu yayıncılık anlayışına dayalı basın politikaları geçerlidir. "Sosyal sorumluluk kuramı"na göre gazeteciler vatandaşlara doğruyu aktarmalı ve onları doğru olarak bilgilendirmelidir. Peki bu kuram işliyor mu? Gazeteciliğin sadece "magazin" boyutuna bakarak bu soruya "nesnellik, tarafsızlık ve objektiflik gazetecilik mesleğinde büyük bir yalandır" şeklinde cevap verebiliriz. Magazin gazetecisinin veya paparazzinin izlemeye gittikleri bir olayı kendi kültürel birikimleri, kendi dünya görüşleri çerçevesinde, kendi fotoğrafçılık becerileriyle ve en önemlisi çalıştıkları kurumun ideolojisini göz önünde bulundurarak görüntüledikleri bilinmektedir. Aslında bu sadece magazin gazetecileri için değil; gazeteciliğin tüm alanları için geçerli bir sıralamadır. Gazeteci ya da haber fotoğrafçısı izlemeye gittiği olayı eğitimi, kültür düzeyi ve dünya görüşü doğrultusunda izler ve görüntüler. Fotoğraf editörü ise yine gazetenin ideolojisi doğrultusunda masasına getirilen haber fotoğraflarını değerlendirir ve sayfaya uygun olanını seçer (çoğu zaman bunun için kadrajlama yapar) ve kullanır. Demek ki bir haberin ya da fotoğrafın etik değeri önce gazetecinin sonra editörün seçiminden geçmektedir. Bu da tamamen gazetenin ve gazete sahibinin ideolojisine paralel bir seçim olacaktır şüphesiz. Günümüzde dünyanın her yerinde gazetecilik etik sorunlarla karşı karşıyadır. Bu anlamda gazetecilikte "etik" konusu araştırmacıların öncelikli inceleme alanı haline gelmiştir. 1990'lardan günümüze piyasaya çıkan medya üzerine kitapların, yayınlanan makalelerin, araştırmaların, düzenlenen kongre ve seminerlerin genellikle "etik" üzerine olduğu görülmektedir. Yazılı ve görsel medyada günden güne artan etik değerlere aykırı yayınlar görülmektedir. Bu yayınlar farkedilmekte, ancak bunlara olan tepkilerimiz kızgınlık biçiminde şekillenmektedir. Bu çalışmada ahlâki yozlaşma bilinenin, hissedilenin, görünenin akademik dile çevrilmesi ile deşifre edilmeye çalışılmıştır. Gazetecilikte sorumlu yayıncılık anlayışının terkedilmesi her türlü haberin magazin ve paparazzi anlayışıyla gerçekleştirilmesi basının genel olarak gazetecilikten uzaklaştığının işaretidir. Çalışmanın ana konsepti magazin gazeteciliğinin problemli yapısını ortaya çıkartmaktır. Magazin yalan haber değildir, gazeteciliğin önemli bir koludur ve en az diğer ciddi haberler kadar önemsenmelidir. Ancak Bugün basın kapı, kilit tanımadan evlere girebilmektedir. Özellikle ünlü kişilere özel hayatlarını özgürce yaşama hakkı tanınmamaktadır. Bunun da ötesinde haklarında iftira ve yalan haberler yazabilmekte, hiç çekinmeden kurgulanmış fotoğraflar yayınlanmaktadır. Sebebi ise tamamen tiraj kaygısıdır. Sansasyon ve tiraj uğruna gazetecilik meslek etiğine aykırı tutum ve davranışlar sergilemektedirler. Bunu yaparken de kullandıkları en önemli silâh ise fotoğraftır. Magazin basınında yaşanan etik sorunlar genel olarak kişi haklarına saldırı ve özel yaşama müdahale şeklinde kendini göstermektedir. Görsel açıdan magazinciler bu ihlâli şu üç yolla gerçekleştirmektedirler. 1- Gizli kamera kullanımı Gizli kamera kullanımı özel yaşamın gizliliği ve korunması hakkını ihlal etmektedir. Bu yöntem kamuyu ilgilendiren bir olayın ortaya çıkartılmasında kullanılmalıdır. Gizli kamera bir aldatma içerdiği için gizli kamera gazetecinin son çaresi olmalıdır. Aynı bilgileri elde edebilmek için bu metot dışında tüm metotların kullanılması gerekir. Bu klâsik metodlarla (görüşme, gözlem, bilgi ve belge araştırması) sonuç alınamıyorsa gizli kamera kullanımına başvurulmalıdır. Gizli kamera becerikli, konuyu derinlemesine araştırmış, yetkin gazetecilerin eline verilmelidir. Konuya hakim olmayan, tecrübesiz bir gazetecinin böylesine ciddi bir yöntemi kullanmasına izin verilmemelidir. Çekim anında yanlışlıkla konuyla ilgisi olmayan kişiler görüş alanına girebilir ve önemli gerçekleri ortaya çıkarayım derken bu masum insanlar üzerinde derin yaralar açabilir. Televizyon ekranlarından yayınlanan gizli kamera görüntüsünün içinden çarpıcı bir kare de ertesi gün gazetelerde kullanıldığı için gizli kamera yöntemini yazılı basına dahil etmek mümkündür . Teleobjektiflerle genellikle paparazzi fotoğrafları çekilmekte ve insanların özel alanlarına girilmektedir. Bu yöntemle kamuya malolmuş kişiler fotoğraflanmaktadır. Kamunun ilgisini çeken kişiler sürekli olarak paparazzilerin avı durumundadırlar. Bu meslek her ne kadar "av" ve "savaş" alanlarında kullanılan sözcüklerle (paparazzi yakalar, avlar, iz sürer, pusu kurar, flaş darbesiyle yakalar vs...) ifade edilse de dünyada ve ülkemizde bu alan büyük bir sektör haline gelmiştir. Ünlülerin fotoğrafları fahiş rakamlarla yayın organlarına satılmakta ve bunları alan gazete ve dergilerin tirajları da bu haber fotoğraflarının etkisiyle artmaktadır. Tirajı bu kadar etkileyen bir alan olan paparazzinin kullandığı bu yöntem (teleobjektifle görüntü almak) çoğu zaman özel hayata girildiği ve kişilik haklarını zedelediği için eleştiri almaktadır. Dünyada ve ülkemizde bu iki alanın korunması için belirlenen birtakım etik ilkeler ve yasal düzenlemeler mevcuttur. Ancak yine de en çok etik sorun bu alanda yaşanmaktadır. Magazin basını bilgisayar ortamında gerçekleştirdiği kurgularla da kamuya malolmuş kişilerin kişilik haklarına saldırabilmektedir. Bir görüntünün bilgisayar ortamına geçirilip orada işlendikten sonra bir çıkış alınmasının tümüne kısaca dijital görüntüleme denmektedir. Dijital fotoğrafçılık özellikle basında fotoğrafın kullanımında büyük kolaylıklar getirmektedir. Her şeyden önce filme ihtiyaç duymayan makineler sayesinde film kullanımının dezavantajları ortadan kalkmıştır. Bir basın fotoğrafçısı yanında çeşitli ASA gruplarında film taşıması gerekmekteydi. Şimdi böylesi bir sorumluluğa gerek yoktur. Dalgınlıkla filmin yakılması, yanlış film veya kart baskısında doğabilecek hata riski ortadan kalkmıştır. Basın fotoğrafçılığı açısından en önemli olan avantaj ise hızdır. Bir haberin ömrü günümüzde saatler ve hatta dakikalarla ölçülmektedir. Gazeteleri okutan en önemli faktörün fotoğraflar olduğu kabul edilecek olursa hız bu durumda en büyük avantajdır. Haberin görüntüsü hızla sayfaya girebilmekte, yüksek çözünülürlüğe sahip olan bilgisayarlarla en mükemmel görüntü elde edilebilmektedir. Sayısal teknolojiler sayesinde artık karanlık oda ortadan kalkmış, fotoğrafın gerçeklikle olan tarihsel ilişkisi sorgulanmaya başlanmış, daha önceleri negatifin belli bölümlerinin temizlenerek basılması (cropping), artık yerini, negatife gerçekte var olmayan kısımların eklenmesine (reverse cropping)'e bırakmıştır. Günümüzde çok daha fazla para kazanmak ve yeni pazarlara ulaşmak adına fotojurnalistik pratikler sayısal teknolojiler kullanılarak, kurmaca bir anlayışla yapılmaktadır . Ancak basında dijital teknolojinin yaygınlaşması ile birlikte birtakım etik sorunlar ortaya çıkmıştır. Fotoğrafa eklenen ve çıkarılan görüntülerle yalan ve uydurma haberler üretilmekte en önemlisi fotoğraflar manüpülasyon amacıyla kullanılmaktadır. Bir kişi görüntülenecekse ve mekan veya ışık uygun ortamı vermiyorsa bu kişinin yerini bilgisayar ortamında değiştirmek mümkündür. Böylesi durumlar basın fotoğrafçısını gerçekten uzaklaştırmaz ama gerçek andan uzaklaştırır. Affedilmeyecek olan ise basın fotoğrafçısının kurmaca olayları photoshop ile yaratmasıdır. Yalan ve kandırmaca ortamlar veya kafada kurgulanan haberleri kullanmaktır. Fotoğrafçılığın ilk yıllarında okuyucu gazetesinde gördüğü her fotoğrafa inanmaktaydı. Fotoğrafın bire bir gerçekleri yansıttığına inanılıyordu. Ancak günümüzde sunulan görüntünün gerçekliğinden emin olunamamaktadır. Okuyucu bundan böyle "acaba bu görüntü gerçek mi?" diye düşünmelidir. Özel hayata dair düzenlemelerin tüm dünyada ve ülkemizde aynı kriterleri taşıdığı görülmektedir: Birincisi şu ya da bu nedenden dolayı kamuya malolmuş kişilerin özel hayatlarını bilmek kamuoyunun hakkıdır. Ancak mahremiyet alanlarına basın giremez. Buna karşılık sıradan bir vatandaşın fotoğrafını çekerken bile izin almak gerekmektedir. İkincisi ise eğer "kamu yararı" taşıyorsa özel alandan dahi fotoğraf alınabileceğidir . Ancak çalışmamızda teori ile pratiğin uyumlu olmadığı görülmüştür. Magazin haberlerinde ihlâl edilen etik ilkelerin genel olarak ne olduğu ve nasıl ihlal edildiğini kısaca açıkladıktan sonra bu çalışmanın ana amacı olan etik çözümleme yöntemine girmek istiyorum: İletişim bilimine ait nasıl ki çeşitli teori ve kuramlar varsa ahlâk felsefesinin (etik) de kendine ait teorileri vardır. Çalışmamızda ilgili ilgisiz pekçok teoriyle karşılaştık. Ancak bunlardan ikisi gazetecilik meslek etiği ile çok yakından ilgiliydi. Sonradan çalışma derinleştikçe gazetecilik meslek etiğine dair bütün yolların bu iki teoriden geçtiğini gördük. Bunlardan biri Kant'ın görev ahlâkı (deontoloji), diğeri ise Stuart Mill'in faydacılık anlayışına uygun olması gerektiğidir. Bir gazeteci bu etik teorilere uygun haberini üretmekteyse, etik anlamda sorun yaşamayacağı savunulmaktadır. Bivins da yönteminde bu teorilerden faydalanmaktadır. Kısaca teorileri açıklamak gerekirse: Kant'ın görev ahlâkı gazeteciye o haberi yaparken kendisini haberi yapılan kişinin yerine koymasını istemektedir. Görev ahlâkını gazetecilik mesleğine uyarladığımızda gazetecinin eyleminin etik anlamda doğruluğu ya da yanlışlığını önceden belirlenmiş ilkelere göre değerlendirebiliriz. Evrenselleştirilmiş birtakım etik ilkeler vardır. Gazeteci bu ilkelere uygun eylemde bulunuyorsa demek ki etik açıdan her koşulda doğru davranıyordur . Mill'in faydacılık kuramı anlayışında ise haberin sonucunu değerlendirmemiz gerekmektedir. Bir haberin sonucundan kimler fayda sağlamaktadır? Bu haber toplumun çoğu tarafından fayda elde edilen bir haber mi? Ya da bu haberden kim zarar gördü? Sadece bir kişi mi? O halde bu haber kamuyu ilgilendiren, kamu yararı sağlayan bir haber değildir . Tom Bivins ABD'nde Oregon Üniversitesi'nde Etik profesörüdür. Medya etiği üzerine çalışmakta ve ders vermektedir. Kullandığı bu yöntemle öğrencilerine (gazeteci adaylarına) en uygun etik davranışı saptamayı öğretmektedir. Burada öğretilenlerin gerçek hayatla uyum sağlamadığını göstermektir. Amacı öğrencilere pratikle teori arasında farkı görmelerini sağlamaktır. Etik sorunların neler olduğunu geliştirdiği bu uygulamalı etik yöntemle ortaya koymaktadır. Bu modeli gazeteciliğin herhangi bir alanına uygulamak mümkündür. Hangi alana uygulanırsa uygulansın yöntem işlemektedir. Çalışmamızda model, magazin fotoğrafları üzerine uygulanmıştır. İlgi alanı spor olan, köşe yazısı olan, ekonomi haberi olan vs. herkes bu yöntemi ilgilendiği alana uygulayabilir. Sonuçta etik sorunun ne olduğu ortaya çıkmakta ve doğruya yakın davranışın nasıl olması gerektiğini göstermektedir*. Bivins'ın bu modeli ile magazin gazetecilerinin mesleği yerine getirirken en çok hangi alanda etik ilkeleri gözardı ettiklerini ve en çok hangi etik teoriye uygun çalıştıkları ortaya çıkmıştır. Bir paparazzinin ya da magazin gazetecisinin önceliklerinin neler olduğunu ve aslında ne olması gerektiğini, mesleğini etik ilkelere uygun yerine getirip getirmediğini örnek haber fotoğrafları üzerinde açıkça görülmektedir. Bivins'ın beş basamaklı modeli şu şekilde işlemektedir : Birinci basamakta haber detaylı biçimde anlatılarak durum tespiti yapılır. ikinci basamakta etik yol ortaya konur. Yani magazin gazetecisi/paparazzi haberi görüntülerken Kant'ın "görev ahlâkı (deontoloji)" kuramına ya da Stuart Mill'in "faydacılık kuramına (utilitarism)" uyup uymadığı tartışılır. Üçüncü basamakta magazin gazetecisi/paparazzi haberi görüntülerken mevcut hangi etik ilkelere uyduğu ya da uymadığı açıklanır. Bunun için kıstas "Basın Meslek İlkeleri" ile "Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi" dir. Öncelikle bu iki hukuki düzenleme göz önüne alınmaktadır. Çünkü şu anda çalışmakta olan gazeteciler bu iki etik düzenlemeye tabidirler. Dördüncü basamakta hem etik teoriler hem de etik ilkeler bağlamında haber fotoğrafı irdelenir. Son basamakta ise doğru davranış kodları (ilkeler) belirlenir. Yani gazeteci bu haberi aslında nasıl görüntülemeliydi? Yani "ben olsaydım ne yapardım?" sorusuna yanıt aranır. Bu değerlendirmeyle gazetecide etik değerler geliştirilmek istenmektedir. Bu çalışmadaki amacım teoride ve pratikte bu mesleğin nasıl olduğunu göstermek ve aradaki farkı bu etik çözümlemeyi yapabilen herkesin görmesini sağlamaktır. Tom Bivins'ın beş basamaklı etik çözümleme yöntemi aşağıda iki örnek olayla açıklanmaya çalışılmıştır: ÖRNEK OLAY:1- METİN AKPINAR Metin akpınar, ünlü (kamuya malolmuş) tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Haber, teleobjektifle alınmış bir paparazzi fotoğrafıdır. ![]() 1- Durum Tanımı: 2- Etik Yol: Bu haber fotoğrafında paparazzinin haber verme ve okuyucunun haber alma hakkı bir çatışma konusudur. Paparazzi rakiplerinden geri kalmamak adına bu görüntüyü onaylamasa dahi çekmek zorunda kalır. Diğer meslektaşlarının bu fotoğrafı çekip gazetesinde yayınlaması durumunda eğer kendisi çekmezse gazetesi tarafında işten çıkarılabileceği endişesini yaşamaktadır. Metin Akpınar'ın çıplak fotoğrafını kamuoyunu çok ilgilendirmediğini düşünse dahi "kamu ilgisi" kriteri adına bu görüntüyü yakalamak zorundadır. Kaldı ki paparazzinin görevi de böyle bir görüntüyü kaçırmamaktır. 3- Etik İlkelerin Belirlenmesi: 4- Örnek olayın seçilen etik yol ve ilkeler bağlamında irdelenmesi: 5- Doğru davranışın belirlenmesi: ÖRNEK OLAY:2 - TUBA ÖNAL Pop müziği şarkıcısıdır. Magazin habercileri onun bir fotoğrafını bilgisayar ortamında değiştirip yeniden yapılandırmışlardır. ![]() 1. Durum tanımı: 2.Etik yol: 3. Etik ilkelerin belirlenmesi 4. Örnek olayın seçilen etik yol ve ilkeler bağlamında irdelenmesi: 5. Doğru davranışın belirlenmesi: SONUÇ Magazin haberi fotoğrafları üzerinde etik çözümleme yaparken iki kriter çok önemlidir. Bunlardan birincisi magazin gazeteciliğinde kullanılan bir fotoğrafın "kamu ilgisine" mi yoksa "kamu yararına" mı yönelik olduğu; ikincisi ise belirlenen bu fotoğrafın etik teorilere uygun olup olmadığıdır. Yani magazin haberi fotoğrafını çeken magazin gazetecisi ya da paparazzi Kant'ın görev ahlâkı (deontoloji) dürtüleriyle mi yoksa faydacılık kuramına uygun olarak mı çalıştığıdır. Bu çözümlemede "kamu yararı" kıstasının olduğu yerde "görev ahlâkı teorisi (deontoloji)"nin ve "faydacılık teorisi"nin birlikte işlediğini; ancak, "kamu ilgisi"nin ağır bastığı fotoğraflarda ise iki etik teorinin de işlemediğini görmekteyiz. Genel olarak sonuçlara baktığımızda ise magazin gazeteciliğine konu olan fotoğrafların büyük bir oranda "kamu ilgisi"ne hitap ettiğini ve dolayısıyla çoğunlukla magazin haberlerinin etikten yoksun olduğunu görmekteyiz. Bu haberlerden toplumsal bir fayda elde edilmesine imkân yoktur. Haberler sadece ilgi çekicidir veya eğlendiricidir. Sıradan insanlarla ilgili haberler ilginçtir; ünlüler ise genel olarak halkın ilgisini çeken kişilerdir ve bunlara dair haberler daima ilgi çeker. Böylesi haberler ise gazeteyi sattırır; televizyon kanalının izlenme oranını arttırır. Günümüzde popüler basının gazete sayfalarının, elektronik medyada ise başta haber bültenleri olmak üzere "prime time" da yer alan programların magazin haberleri ile doldurulduğu görülmektedir. Hatta yavaş yavaş fikir basının da magazin haberlerine ve haberi magazinelleştiren haberlere yer vermeye başladığı gözlenmektedir. Magazin haberleri, serbest piyasa ortamında rekabet eden medya kuruluşları için yaşamsal öneme sahiptir. Etik yol ve etik ilkeler bir gazetecinin özümsemesi gereken çalışma anında bunu bir refleks olarak yaşaması gereken ilkelerdir. Gazeteci daima "ben olsaydım ne yapardım?" Sorusunu kendisine yönelterek, gazetelerdeki haberleri eleştirel gözle okumalı;. Etik ilkeye aykırı bir haberi ve fotoğrafını gördüğünde de karşı çıkabilmelidir. Ancak günümüzde kapitalizmin egemen olduğu bir toplum yapısı içerisinde ahlâkın sesini dinlemek hiç de kolay değildir. Medyanın yüksek sorumluluk bilincine ulaşması bireysel ahlâk boyutunun gelişmesine bağlıdır. Yararlanılan Kaynaklar — Bob Steele, "High Standarts for Hidden Cameras", — Merter Oral, Weimer Cumhuriyeti'nden Günümüze Fotoğraf Ajanslarının Fotojurnalizme Katkıları, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sahne ve Görüntü Sanatları Anasanat Dalı Yayınlanmamış doktora tezi, İzmir, 2000, s.115. - Özden Çankaya, "Kamusal Hayat Alanının Gizlenecek Yanı Yoktur", Bizim Gazete, 27.09.1999, s.5. - Siegfried Weischenberg, Jornalistik Theorie und Praxis Aktueller Medienkommunikation, Westdeutscher Verlag, Oplagen, 1992, s. 152. - http://jcomm.uoregon.edu/people/faculty/bivins.html - Aktaran:Süleyman İrvan, " "Medya Etiği" Dersinin Gazetecilerin Eğitimindeki Rolü", Medyanın Manipülasyon Gücü, Anadolu Üniversitesi Yayınları No:1273, İletişim Bilimleri Fakültesi YayınlarıNo: 43, 2001, s.56-60. | ||||||||||
|