Balkonda artık kadınlar var

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Meclisimizin dünkü toplantısının yabancı basında nasıl algılanacağını doğrusu merak ettim, şu ana kadar okuduklarımdan pek pek umursamadıklarını gene batının kabul etmediği kendi ders kitaplarımızla sınırlı ‘tarih açıp, kapatma’ lardan birini yaşıyoruz gibi geldi bana.
Ekranlarda türlü edepsizliğin kol gezdiği zamandayız .
Edebe davetin bile edepsizce yapıldığı , edebe davet eden edepsizlerin pervasızca pervane olup iktidar ampulünün etrafında dönüp durduğu bir dönem .
Ampul onları yakamıyor ve üzerine yapışanlardan artık neredeyse ışığını kaybetmiş halde.
İktidarın işi zor.
TBMM 31 Ekim’de Sayın Meral Akşenerin yönettiği oturumda kadınların konuşmalarıyla olduğu kadar kadınlardan , özgürlüklerden yana tavır koyan CHP Milletvekili Sayın Muharrem İnce’nin konuşmasıyla tarihi bir gün yaşadı.
MHP Milletvekili Sayın Ruhsar Demirel’in mahremimize girmeyin , özgürlük adı altında yapılan mobbing uyarısı,
BDP Milletvekili sayın Pervin Buldan’ın geçen yıl Sayın Altan Tan’ın verdiği kanun teklifinin AKP’li vekiller tarafından reddedilmesini hatırlatan, ‘ özgürlükler sadece türban meselesinde olmamalıdır ...’ ve sözlerinin devamı , erkeklerin kadınların ne giyeceği, ne yapacakları, ne düşünecekleri hususunda karışmamaları uyarısı ve kadınları bu ilkeler etrafında birleşmeye çağırısı ,
Sayın Şafak Pavey’in duygu yüklü ama bir o kadarda gerçekleri dile getiren konuşması bizlere unutamayacağımız bir gün yaşattı.
Ve Şafak Pavey ‘olmayan bacak’ , ‘olmayan kol’ la bir kadının isterse binlerce yürek ve dimdik ayakta olabileceğini gösterdi.
Bu güzeller güzeli kadın ; Şafak Pavey , Edip Cansever’in ‘hayır hiç yadırgamıyorum yokluğunu! sarılıp gövdesine sımsıkı, bir kadın kendini doğurabilir isterse..!’
mısralarının ta kendisi oldu , ve konuşan diğer milletvekili kadınlarımız mecliste şiir gibiydiler. ‘aa bayılacam şimdi 15 dakika ara veriyorum’ diyen Meclis başkanı Meral Akşener dahil.
Dün mecliste kadınların içinde saklı duran herkesin eşiti insanlar ortaya çıktı.
MHP eski Antalya Milletvekili Dr. Nesrin Ünal’ın meclis dışından televizyonda sorulara cevabı ise meclis içindekiler kadar önemliydi.
İlla mağduriyet kırıp sarmaya çalışan geçmişteki zorluklarla ilgili ısrarlı soruları boşuna çıkardı.
Ve biçare sunucunun ‘ şimdi olsa meclise başörtülü girer miydiniz ? ‘ sorusuna verdiği cevap öyle bir cevaptı ki, samimiyet, dürüstlük, siyasette yerini almak isteyen başı örtülü, açık bütün kadınlar adına bir başka uyarı oladuğu kadar dik bir duruştu.
Dr. Nesrin Ünal hayır girmezdim, seçimlerde başörtülü olarak meclise girmeye talip olduğumda meclise başörtülü girerim cevabı meclise türbanla girdikleri için Pirüs Zaferi kazandırılanlara belki ibret olur.
Meclis konuşmalarla, fikirlerle çiçek açtı.
Siyasette retorik elbette önemlidir. Sayın Başbakan’ın ünlü ‘Balkon Konuşması’ nı hatırlayın.
O balkon insanların kalbiydi. İçimiz titremişti.....
Şimdi balkonda kadınlar var .
İsteyerek mi bilmiyorum, Başbakan balkondan indi yerine meclisin kadınları geçti.
Duygusal konuşmalarıyla zaman zaman balkon konuşmasına taş çıkartan Sayın Bülent Arınç’ın konuşması ise gene çok kişisel, ve eskiden derlenmiş mağduriyet potburisi halindeydi.
Keşke AKP adına konuşmama hakkını kullansaydı siyaseten daha doğru olurdu.
Erkeklerin eril toplum güvencesiyle kadınlar üzerinden edep dersleri vermeleri ve siyaset yapmalarına baş kaldırının başladığı gündür 31 Ekim , kutlu olsun.
Ağızlarından çıkanı artık duymalılar her konuda.
Dover ile Calais’i bağlayan deniz altından geçen 50.5 km. (31.4 mil) tünel malumunuzdur, tarihçesi ilginçtir, Fransız - İngiliz ortak yapımı , karşılıklı olarak başlatmışlar ve lazer yönlendirmesiyle ortada birleşmişler. 1802 de bir Fransız mühendis tarafından ilk teklif yapılıyor , 1994’de nihayet aradaki süreç içinde hesap, kitap , yüzlerce defa vaz geçmelerden sonra açılıyor .
Bizim Marmaray’ın denizaltından geçen bölümü 1.387 kilometre , yetiştiremezsek diye köprüden atlamayı planlayan mühendisler, kanlarını akıtıp yemin etmeler biraz tuhaf olmuyor mu ?
Eğer anlattıkları gerçekse bu adamların ruh sağlığına baktırmak böyle bir projeyi emanet etmeden önce yerinde olurdu. Mühendislikle kan kardeşi olmak, intiharı düşünmek pek bağdaşmıyor.
Elbette projeyi küçümsemiyorum , ama Londra’yı Pekin’e bağladık sözlerinin ipe sapa gelen bir yanı var mı ?
CNN TÜRK’de Sayın Aslı Aydıntaşbaş’ın , o da medyamızda gençlerden yaman bir kadın, Akif Beki’ye sevimli bir hınzırlık taşıyan bakışlarıyla sorduğu Somali Cumhurbaşkanı’nın ne alaka olduğunu anlayamadığı sorusuna Sayın Beki’nin verdiği cevap zekasına olmasa da , İktidar Medya Korosuna pek yakıştı .
Sayın Beki her zamanki cevap yetiştirmeye heyecanlı çocuksu telaşıyla pek çok Cumhurbaşkanının davetli olduğunu Somali ve Romanya Başbakan’larının davete icabet ettiği mealinde konuşunca Ak Parti’nin bütün dünyada itibarları olduğu hususundaki karizmasını biz sıradan insanlara baştan sona çizmiş oldu.
Ak Partinin sorunu çok konuşan taraftarları, keşke o da aslı Aydıntaşbaş karşısında susma hakkını kullansaydı.
Şimdi medyamızda ki orta yolcular meclisteki bu yaman kadınlara ‘Aferin’ diyerek gene eril hükümlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Sen kimsin de kime aferin diyorsun diye azar yemeleri yakındır. Takdir ayrı, aferin çekmek ayrı şeyler.
Kadınlar eski kadınlar değil beyler, muhalafette eski muhalefet değil .
Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli , Sayın Başbakan’ın balkonunu ;
düşünen, ülkesini bütünleştirmek isteyen açık, net fikirlerini ortaya koyan ve fikirleri, özgürlükleri ile var olmak isteyen sömürülmeye, kullanılmaya baş kaldıran kadınlarla , kendilerini ön planda gösterme derdinden uzak son derece demokratik biçimde doldurdular.
Sayın Kılıçdaroğlu’nu hafife alanlara ders oldu 31 Ekim.
Sayın Bahçeli’nin değişmez retoriğinde kadın içindeki insanla yerini aldı 31 Ekim’de.
BDP’de aynı şekilde, şu an kim lider, kim değil bilemiyorum , yeni kurulan parti, eş başkanlar, İmralı, Sırrı Süreyya Bey, seçmen açısından epey karışık bir durum ama dün Pervin Hanım liderliği ele aldı, iyi de etti.
Artık ‘Balkon’ da kadınlar var ve liderleri arkalarında onları yüreklendiriyor besbelli.
Mesudum, şu gariban köşemde erilleşme rezaletine karşı yazdığım yazılar kayıtlarda.
Beni çok yaralayan dışlanmalar, sıkıntılar ve dahası yakışıksız, ayıp işler ise yüreğimde saklı.
Eril işbirlikçisi siyasetin hala devam ettiğini biliyorum .
Hala hamile kadınlara sokağı men etmek isteyen zihniyeti ‘ama o konuktu, istediğini söyleme özgürlüğü var’ diye özgürlükle izah etmeye çalışan ve konuk statüsünün yayıncılıkta ne olduğunu bilmemesi imkansız Sayın Özlem Topal Aysever’in programında beni şaşırttı.
Çaresiz bir savunmaydı malum şahsı, ismini vermiyorum epey güçlü bir şahsiyet baskı uyguluyor yazılara, rica huyu çok gelişmiş , en hafifinden ....
B ir Hocaefendi karşısında benim gibi bir kadının durumu hala ve daha uzun yıllar zordur ....eh hakkını verelim her Hocaefendi Sayın Gülen kadar hoşgörülü olmuyor !
Cemaatten değilim, korumaları altında değilim , boşuna döşenmeyin ama hakikat bu onun için centilmenler kulübü niteliklerini hala muhafaza ediyorlar.
Ak Parti İstanbul Kadın Kolları Başkanı Sayın Özlem Topal savunmayın eril toplumcu adamları, korkmayın ‘Sizi Yedirmez’ meclisteki bu cesur kadınlar, kaldı ki siyasete soyunan zatıaliniz ‘yerlerse yesinler’ diyebilecek cesarette olmalısınız öyle olduğunuzu da düşünüyorum .
31 Ekim öyle bir gündü ki pek çok şey teferruat kaldı, özü çok büyüktü.
Başörtüsü, pantalon, hatta meclise epey promosyonla başörtülü ayak basan 4 kadın milletvekillerimiz ayrıntı kaldılar.
Bu başlangıç ülkenin başı açık kapalı bütün kadınlarına hayırlı olsun.
Bir gün linç edilenlere öldükten sonra ödül değil linç edenlerin adalete teslim edilmesini savunan kadınların olacağı günlerin özlemi ve umuduyla .
Kayda geçiriyoruz.
sevgiyle efendim
Not : Skytürk 360 da başlayan ‘Kayda Geçsin’ programıyla ilgim yok, yıllardır yazdığım köşenin ismini almışlar , yapabileceğim fazla bir şey yok malum öykünme serbesttir ülkemizde , ikidir olmakta alıştık artık. Bolywood’a müracaat etsem mi acaba diye düşünmedim değil, ama değmez muhayyele yoksunluğu diyelim geçelim.




