İktidar olan, ama muktedir olmayan medya
NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Dünyanın herhangi bir yerinde kendi inancından olan olmayan , hatta inançsız insanlar zulüm görürken kahrolmayana insan denebilir mi?
Yazımız insanlar için ve onlar hakkındadır.
Evrensel barış ayrımsız insan hakları ve evrensel hukuk normları olmadan kurulamayacağına göre büyük devletlerin büyük devlet adamları evlatlarını güle oynaya ebediyete yolcu etmek yerine bütün insanlıkla birlikte yaşaması için elinden geleni yapar, nitekim barış sürecimizin amacı bu değil miydi, ‘analar ağlamasın’ ‘cesetler gelmesin’ sloganlarıyla başlayan.
İnsanları ateşe atan iktidar savaşlarından akıllı , uygar toplumlar uzak duruyorlar.
Siyaset bütün hızıyla yapılıyor ama kırmızı noktalar siyasette rekabetin erdem noktaları ve demokrasiyle sağlam pekiştirilmiş ilkeler.
İnanç üzerinden siyaset yapan ve insanları ölmeye davet eden akla ziyan çağrılar , intihar bombacıları , ve nice şiddet içeren eylemler nerede ve hangi inançta yer buluyorsa orada kötü demokrasi, kötü yönetim vardır.
Mısır’ı görüyoruz, herhangi bir tarafın övgüyü hak edecek bir yanı yok.
İçimiz elbette buna kan ağlıyor olmalı sapık mıyız sevinelim, niye bunları yazıyorum toksik medyada kendi üslup ve biçimlerinde yerinmeyenlere utanmaz bir linç başladı ondan.
Akılda, sanatta, ilimde, bilimde, insanlığın ortak değerlerinde aynı inancı paylaştığımız insanların geride kalması, dünyadan kopması bizleri yaralamaz olur mu , canımız yanar ama özellikle ekranlarda ve bazı internet haber sitelerinde gerçekçi olmayan düşünceleri inada çeviren gözü kara edepsizlik , hırs , ve bu üslubu benimsemeyenlere atılan iftiralar ve linç teşebbüsleri artık sıktı, bunları yapanlar acınası haldeler.
Kayda geçsin.
Hiç bir zaman ak kaşık olmamış medya tarihimizde duyulmamış niteleme sıfatları bir yana bayağılık böyle tavan yapmadı.
Nükleer reaktörlere karşı çıkanlar, Gezi direnişine saygı duyanlar, bu sosyal krizin iyi yönetilmediğini düşünenler, polisin şiddet kullanımını , hükümetin Gezi olaylarına yaklaşımını eleştirenler, dış politikamızı doğru bulmayanlar son derece yakışıksız yakıştırmalarla linç ediliyorlar , bu medyamızın son yıllarda gitgide fikir fakiri , edepsizlik halinin tavan noktasıdır.
Yoksa, varsa itiraz elbette belgeleriyle yazmak görevdir.
Bu fikir fakiri, edepsizlik halini kayda geçirelim.
İlk defa ‘Medya’ da iktidar olup , muktedir olamayan bir grup oluştu , gelen gideni aratır haldedir.
Ve ortak hedefleri artık ‘ Köşesiz Özkök’ bile çok köşeli , pek çok programlı bu dar gruba kah Fransa’dan, kah İtalyan, kah Disneyland’dan kıs kıs gülmekte , ne hazin ne hazin.
Son olarak da Maltepe gazetesine yazar olmak için müracaat etmiş, adam haklı olarak dalgasını geçiyor !
İktidar ama muktedir olamayan Ertuğrul Özkök maskarası olmuş medyayı kayda geçirelim.
Bu iktidar olan ama gazetecilik açısından muktedir olamayan medya, Ertuğrul Özkök’e laf yatiştiremiyor ki , iş Sayın Hüseyin Çelik’e kaldı.
Sayın Hükümet Sözcüsü gücünün yetmediği, bilmediği boyundan büyük işlere kalkan ve dayak yiyince ağlayan çocuklara dönen medyaya yardıma giden ağabey gibiydi , ne luzum var kendi bilir !
Elbette darbelere karşıyız, darbeyle gelene de, gidene de
ama ‘ne sandınız paşalar’ tarzı eli belinde mahalle karısı sözleri köşe yazılarında yer buluyorsa ....
Adalet sistemini haklı olarak eleştiren ama iktidarı eleştiremeyen, hatta toz kondurmayan bazı medya mensupları daha ‘ adalet’ kelimesini doğru telaffuz edemeyip ‘edelet’ , vesayeti eleştirirken ‘veseyet’ diyorsa ,
Umarım böyle bir medyayı iktidar , halkla bütünleşme , ‘Türkiye Ortalaması’ mütalaa etmiyordur .
Ortalamamızı yükseltmek için yeterli yetişmiş vatansever insanlarımız vardır , Fatih Terim’le sınırlı değildir .
Halkın çıkarlarını , demokrasiyi cehalete sarılmak olarak algılayan siyaset anlayışı , parlamentomuza da saygısızlık anlamına gelir, darbelere değil parlamentoya inanıyorsak iktidar ve muhalefetin değerli parlamenterlerinin bu anlayışla işi zordur .
Diyanet İşleri Başkanının kadın haklarının ; insan haklarının dünyada en önemli maddesi olduğundan bihaber olması pek tuhaf kaçtı , insan haklarını kadın haklarından ayrıştırıp kendi önceliklerine göre ağzından kaçırmasını kayda geçiriyoruz, yoksa kadınların hayvanlar değil insanlar alemi mensubu olduğu kuşkusuz elbette malumudur.
Eşim Ahmet Uğurlu ile rahatsızlığı sebebiyle hastanedeyim, demokrasi hukuk , bilim , ilme sarıldığım kadar dualara sığınmaya devam ediyorum.
Yazımız insanlar içindir bu da kayda geçsin.
Sevgiyle...




