DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL / ESKİŞEHİR
Star gazetesinde yayınlanan "ayrıntılar" üzerine yazdığım yazının üzerinden çok geçmeden, gazetede Çarşamba günü (13 Temmuz 2005) manşetten yayınlanan haber fotoğrafı dikkatimi çekti. Haber Fotoğrafçılığı dersinde örnek gösterilebilecek nitelikte bulduğum bu fotoğrafı çeken Mustafa İnce'yi ve bu fotoğrafı bu şekilde değerlendirenleri tebrik etmek istiyorum.
Star gazetesinde yayınlanan; diğer gazetelerden daha büyük boyutlardaki fotoğrafların her zaman "aynı işi" yaptığını söylemek zor. Ancak, son zamanlarda yayınlananlar arasında o gün gördüğüm haber fotoğraf, oldukça etkileyici. Yatağan'ın bittiği yerin fotoğrafı...
FOTOĞRAF GÜZEL DE...
"İşte Yatağan" başlığını taşıyan haber fotoğrafında, "ishal ve Hepatit A salgınından sonra zehir solumaya başlayan" Yatağan'ın bittiği yerden alınmış dumanlı bir görüntü yer alıyor.
Aynı gün diğer yaygın gazetelerin manşet haberlerine bakıldığında terör konusu başta olmak üzere, iç siyasete yönelik konuların gündemde ilk sıraları işgal ettiği anlaşılıyor (http://www.ntvmsnbc.com/news/49978.asp). Star gazetesinde ise "Yatağın'da geri dönen kabus" en önemli sorun olarak ele alınıyor.
Ayrıntılara gelince...
"Yatağan'da kabus geri döndü. Zehir bulutları yine kentin üzerine çöktü. Halk panik içinde. Kimi evine kapandı. Kimi de ilçeyi terk ediyor" spotu ile verilen haberin fotoğrafında beyaz bir minibüs, "duman içinde kalmış" Yatağan'a doğru ilerliyor.
Öncelikle yayınlanan fotoğraf, bir haber fotoğrafı olarak okuyucuyu bilgilendirici nitelikte. Haberi güçlendiren, haberde ön plana çıkan unsurları anlatan ve belgeleyen, daha da ötede Yatağan levhasının üzerindeki kırmızı çizgi ile başka anlamlar da çağrıştıran, "bir çok söze ve yazıya bedel" sayılabilecek "inandırıcı" ve tam puanı hak eden bir fotoğraf...
HABER METNİ NASIL?
Fotoğrafa eşlik eden haber metnine gelince...
Haberde şöyle deniliyor: "Yatağan yeniden korku kasabası oldu. Önce ishal, sonra Hepatit A salgınıyla boğuşan vatandaşlar şimdi de zehir solumaya başladı. Termik santralın bacasından yayılan kükürtdioksit oranı arttı. Kentte alarm verildi. Zehir solumak istemeyenler korku içinde evine kapandı. Rüzgar olmadığı için gaz bulutu işte böyle gökyüzünü kapladı. Yatağan Termik Santrali İşletme Müdürü Aziz Tığ, önlem olarak kapasiteyi düşürdü. Gerekirse üretim durdurulacak..."
Daha sonra 5'inci sayfada devam eden "Hasta Yatağan" haberinde, aynı ifadeler farklı cümlelerle tekrarlanıyor. Ayrıca, "havadaki kirliliğin 800 mg/m3'e kadar çıktığı", Yatağan Belediye Başkan Vekili Tarcan Oğuz'un "santralde baca gazı arıtma tesisinin çalıştırılmamasından yakındığı" ve "İşimiz rüzgara kaldı. Alman Bischof firmasının hükümetle anlaşmazlığının cezasını Yatağanlı çekiyor" dediği, ishal şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısının da "dün sabah itibarıyla" 635'e çıktığı belirtilerek, "Muğla Valiliği'nden yapılan açıklamada "Şehre su veren 4 kaynaktan ikisinde fosseptik karışmasından kirlilik saptandığı, bu kaynaklara yönelik iyileştirme çalışmalarının sürdüğü" kaydediliyor.
İŞTE AYRINTILAR...
İnternetten indirdiğim haber, toplam 23 cümle, iki ara başlık ve 185 sözcükten oluşuyor. Kolay okunabilirlik açısından bir sorun görülmüyor. Ancak aynı ifadelerin farklı cümlelerle tekrarlanması dikkati çekiyor. Bununla birlikte, en çok tekrarlanan sözcük, "zehir". Dört kez tekrarlanan bu sözcüğü, üç kez tekrarlanan "eve kapanmak" deyimi ile iki kez tekrarlanan "kabus", "korku", "baca", "alarm" ve "ishal" sözcükleri ile "Hepatit A" terimi takip ediyor. Yatağanlılar için haberde "halk", "kimileri", "zehir solumak istemeyenler" ya da "vatandaşlar" ifadeleri kullanılıyor. Yatağan için ise "ilçe", "kent" ya da "kasaba" sözcüklerinin kullanıldığı anlaşılıyor. "Halk panik içinde" cümlesi ise belki de haber metninin "okuyucuyu inandırmaya çalıştığı" anlamı özetler nitelikte...
Haberi okuduktan sonra aklıma gelen ve haber metninde yanıt bulamadığım sorulara gelince...
Yatağan'da halk gerçekten "panik içinde mi?", "kaç kişi evine kapandı?", "kaç kişi ilçeyi terk etti?", "ilçeyi terk edenler nereye gitti?", "korku kasabası ne demek?", "korku kasabası olmanın başka göstergeleri var mı?", "ishal ve Hepatit A ile kaç kişi boğuşuyor?", "Termik santralin bacasından yayılan kükürdioksit oranı önceden kaçtı, şimdi kaç?", "zehir solumanın ölçüsü nedir?", "kükürdioksit nedir, nasıl bir zehirdir?", "kentte alarm verilmesinin anlamı nedir?", "ne alarmı verildi?", "kim verdi?", "ne zaman verdi?", "zehir solumak istemeyenler kim?", "zehir solumak isteyen var mı?", "gaz bulutu ne anlama geliyor?", "Havadaki kirlilik 800 mg/m3 ne demek?", "tek sorumlu, Yatağan Termik Santrali mi?", "İşletme Müdürü bütün bunlara ne diyor?", "Kapasiteyi düşürmek çare mi?", "Gerekirse üretim duracak, ne demek?", "Gerekmesi için daha ne olması gerekiyor?", "Belediye Başkanı yalnızca baca gazı arıtma tesisinin çalıştırılmamasından mı yakınıyor?", "yakınmak dışında ne yapıyor?", "Alman firması ile hükümetin anlaşmazlığı ne demek?", "bu firma kim, hükümetle hangi konuda, niye anlaşamıyor?", "hükümet bu işe ne diyor?", "Vali bir şey söylemiyor mu?", "635 kişi ishal şikayetiyle hastaneye başvuruyor, bu ne anlama geliyor?", "hastaların durumu nasıl?", "nasıl bir tedavi uygulanıyor?", "kaç kişiye Hepatit A teşhisi konuldu?", "Hepsinin sorumlusu da su kaynaklarına karışan fosseptik mi?", "Su kaynaklarına fosseptik karıştığı ne zaman anlaşılmış?", "Yatağanlılar tüm bu olanlara karşı uyarılmış mı?", "Hastalıkların önüne geçilmesi için ne yapılıyor?", "başka hastalık tehlikesi de var mı?", "Yatağanlılar şimdi ne yapmalı?", "bütün bu konularda dava açılmamış mı, açmayı düşünen yok mu?", "Yatağanlılar olup bitenlere ne diyor?"
Belki bir gün, bir yerlerde bu "ayrıntıların" da yanıtlandığı bir haber okurum. Onu da size yazarım.
-------------------------------
Doç. Dr. Erkan Yüksel
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi