Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    
    


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA D. ARSAN
             FERZENDE KAYA
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KORAY DÜZGÖREN
             MURAT SEKMEN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN

Dördüncü Kuvvet Medya, herkesin görüşlerini rahat bir şekilde ifade edebileceği bir tartışma ortamı oluşturdu. Burada görüşlerinizi aktarabilir, düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

DKM FORUM SAYFALARI

Amerika'daki terör saldırısı bizim medyanın da aklını başına getirdi (!)

YAPTIKLARINIZI NE ÇABUK UNUTTUNUZ!

Televizyon Yayıncıları Derneği, ABD televizyonlarınca gerçekleştirilen ilkeli yayın anlayışınının Türk televizyonları için ders olması gerektiğini belirtti. Oysa daha birkaç hafta öncesine kadar Üzeyir Garih'in kanlı görüntülerini yayınlamak için birbirleriyle yarışıyorlardı.

Televizyon Yayıncılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Çolakoğlu ile birlikte TRT, Show TV, Kanal D, atv, CNN Türk, TV8, HBB, Ege TV, Kanal 7 ve Meltem TV genel müdürlerinin imzasıyla yapılan açıklamada, ABD televizyonlarının saldırının ardından yayınlarıyla halkın korkuya kapılmasının ve böylece teröristin istediği sonuca uluşmasının önüne geçildiği belirtildi. Açıklamada ABD televizyonlarının yapmadığı şeyler şöyle sıralandı ve bunlardan ders alınması gerektiği ifade edildi:

  • Halkı korkutacak, paniğe düşürecek görüntüler ekrana gelmedi. Mutlaka burada da bu olay karşısında şok geçirenler, kendilerini yerden yere atanlar da vardı. Ama biz bunların hiçbirini görmedik.
  • Binlerce insanın parçalanıp öldüğü bu olayda kan, kopmuş kol, ezilmiş cesede rastlamadık. On binlerce ölü ve yaralıdan bir tanesi ekranlarda gösterilmedi.
  • Kurtarma çalışmalarını riske atacak biçimde olay yerinden yayın yapma gayretinde olanları görmedik. Görevliler kimseyi enkaz bölgesine yaklaştırmadığı gibi lüzumsuz yardıma koşanların görüntüleri de yoktu.
  • Ölenlerin fenalık geçiren yakınlarını, acıklı sahneleri getirmediler ekrana.. Ölmeden önce uçaktan arayan yolcuların yakınları olayları metanetle anlattı.
  • ABD'deki bu yayın anlayışı neticesinde terörün yüceltilmediğine dikkat çekilen açıklamada, "Bunun, özellikle de genç arkadaşlarımız için çok önemli derslerle dolu olduğu kanısındayız" denildi.

    Ne çabuk unutuldu

    TV Yayıncılar Birliği'nin bu açıklamasının ne kadar etkili olacağını kestirmek hiç de güç değil. Daha birkaç hafta önce Üzeyir Garih cinayetinin kanlı görüntülerini yayınlayan, serbest bırakılan zanlıları serbest bırakıldıktan sonra kapmak için İstanbul'u birbirine katanlar hakkında herhangibir tavır ortaya koymayan medya mensupları kendilerini haklı çıkarmak için her yolu denemişlerdi. Hatta ve hatta Amerika'daki terör saldırısından bir gün önce Taksim'deki intihar saldırısının kanlı görüntülerini vermek için birbirleriyle yarışan yine bizim medyamızdı.

    İş ders aldık demekle bitmiyor...

    Peki onlar neden kanlı görüntüler yayınlamıyorlar?

    Radikal yazarı ve Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin bugünkü yazısında bu konuya değindi. Şahin'e göre Amerikan medyasının daha sakin ve sağduyulu davranmasının nedeni olarak, kültürel farklılıktan ve Amerikan medyasının bu tür olayları içselleştirmesinden kaynaklandığını yazdı.

    "Bu bir kültürel fark. Bu kültürel farkın medyaya yansımasını da aynı pencereden seyrediyoruz. On binlerce ölü ve yaralı olmasına rağmen televizyon görüntülerinde ne kan, ne kopmuş kollar, ne de yanmış cesetler var. Bizim ticari televizyonların tam tersi yani. Oysa ki, onların televizyonları da özel, onların televizyonları da reyting sistemine göre değerlendirme yapıyor. Orada da kanallar arasında rekabet olduğuna göre, bu nasıl oluyor? Kültür yüzünden: Amerikan televizyonları 'özel yaşam' denen kavramın insanın ölümünden sonra da devam ettiğine inanan bir kültürün içinde iş yapıyorlar. Can vermiş bir insan vücudunun gösterilmesinin özel yaşam ihlali olabileceğinden çekinmenin ötesinde, bunun insana saygısızlık sayıldığının farkındalar. Bu konuda yasaklayıcı bir yasa olmadığı halde neyi gösterip neyi göstermeyecekleri konusunda fevkalade dikkatliler.

    Etik ilkeleri çiğnedikleri zaman toplumdan gelen tepkinin büyüklüğü de frenleyici bir etki yapıyor. Bu gibi etik kaygılar bazı eyaletlerde meslek ilkeleri şeklinde kodifiye edilebiliyor. Örneğin Florida eyaletinde üzeri örtülmemiş bir ceset asla görüntülenmiyor. Kamera zoom yapmak yerine, saygılı bir mesafede kalıyor. Bu türden kurallar medya mensupları tarafından içselleştirilmiş, neredeyse otomatik bir refleks haline gelmiş. Bir 'kültür' haline gelmiş de diyebiliriz. Televizyon denen pencereden bu kültüre bakıyoruz. Amerikan usulü yasta bazı şeyleri anlamakta zorluk çekmemiz biraz da bundan."



    14 Eylül 2001 Cuma