DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL
Her öğretim yılı sonunda yaz aylarında okunması için kitap tavsiyesinde bulunuyorum. Bu yıl da öğretim yılını noktaladık ve yaz için tavsiye zamanı geldi...
Eskiden oldukça uzun okuma listeleri hazırlıyordum. Birkaç sayfalık bu listeleri üç yıldır daha da uzatmama kararı aldım ve giderek azaltarak, geçen yıl "tek bir kitaba" düşürdüm. Artık yalnızca "olmazsa olmaz" kitapları önererek, öğrencilerin mutlaka okumaları için ısrar ediyorum. Bu yıl da öyle yapacağım...
Geçtiğimiz yıl okunmasını önerdiğim kitap gazetecilik bölümü öğrencilerini daha fazla ilgilendiren "olmazsa olmaz" dediğim Araştırmacı Gazetecilik Sigma Delta Chi Ödülü, Harvard University Goldsmith Kitap Ödülü ve Medya Eleştirisi Bart Richard Ödülü sahibi bir kitaptı. Bill Kovach ve Tom Rosensteil'in yazdığı "Gazeteciliğin Esasları"...
Türkçe'ye çevrilerek ODTÜ Geliştirme Vakfı tarafından yayınlanmış olan bu kitabı hala okumayanlar varsa, bir yerlerden bulup okumalarını öneririm. Eşsiz bir gazetecilik temel kitabı olduğunu düşünüyorum.
Bu yılın yazlık okuma tavsiyesine gelince... Bu yılki önerim, yalnızca gazetecilik bölümü öğrencilerine değil, tüm öğrencilere... Hala okumamış olanlar için üç önemli kitabı tavsiye edeceğim ve diyeceğim ki, "hayatınızın bundan sonrasına bu kitapları okumadan geçmeyin".
İLK KİTAP: NUTUK
Kitaplardan ilki; eğer hala okumamış olanlar varsa ya da okumuş olup da eski dildeki sözcükler nedeniyle tamamını anlamamış olanlar varsa onlar için tavsiye edeceğim bir başyapıt. Hele de gururla "üniversite mezunuyum" diyebilmek için "mutlaka ama mutlaka" okunması gereken en temel eser. Daha da ötede, bu ülkenin vatandaşı olan "herkesin ama herkesin" ibretle okuması gerektiğine inandığım, geçmişten geleceğe ders alınacak, bugüne ve yarına ilişkin çare, azim ve cesaret bulunacak, satır satır okunarak irdelenecek bir temek kaynak. Mustafa Kemal Atatürk'ün kaleme aldığı ve bizlere miras bıraktığı Nutuk...
İnsanlık tarihinin örnek kişiliklerinden, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplanan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ikinci büyük kurultayında 15-20 Ekim günleri arasında okuduğu Nutuk, aynı zamanda Atatürk'ün Meclis'e ve milletimize verdiği bir hesap olarak da değerlendirilebilir.
Nutuk, emperyalist devletlerin işgali altındaki Anadolu topraklarında kazanılmış, dünyada eşi benzeri görülmemiş "çılgınca" bir zaferin mimarı ve kahramanı olan Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilk ağızdan anlattığı tarihi bir başyapıt.
O nedenle, Türkiye Cumhuriyeti'nin nereden nereye geldiğinin ve nereye gitmekte olduğunun gerçek bir muhasebesinin yapılması adına Nutuk'un okunması, bilinmesi ve anlaşılması büyük önem taşıyor.
Dolayısıyla, Nutuk'u okumamış birinin, bu ülkenin geleceği üzerinde konuşması ya da yazmasını, kişisel olarak, temelsiz gördüğümü de ifade etmeliyim. İşte bu kadar önem verdiğim bir "olmazsa olmaz" temel eser.
Artık Nutuk'un güncel Türkçe ile yeniden basılmış, üç cilt yerine tek ciltte toplanmış baskılarına pek çok kitapçıda rastlamak mümkün. Oldukça da ucuz diyebileceğimiz bir bedel karşılığında Nutuk'a sahip olabilir ve yazın ilk günlerinde elinizden düşürmeden; ancak bolca düşünerek, zevkle okuyabilirsiniz. Hatta eskiden okumuş olanlara da tavsiyem yeni Türkçe ile hazırlanmış olan yeni baskılarına bir göz atmaları. Hayran kalacağınıza ve "iyi ki okumuşum" diyeceğinize eminim.
"ŞU ÇILGIN TÜRKLER"
İkinci tavsiye edeceğim kitap ise dünyada pek çok ilki gerçekleştirerek, birçok kez tarihin yönünü değiştirmiş olan milletimizin en büyük meydan okuyuşu ve en "çılgınca" diye nitelenen macerasını anlatan, "Şu Çılgın Türkler" isimli tarihi belge-roman.
Ömrünü cumhuriyet tarihimizi araştırmaya ve anlatmaya adamış olan Turgut Özakman'ın kaleme aldığı, 2005 yılında ilk baskısı yapılmış olan kitap, arka kapağında da yazdığı gibi "Dünya'daki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı" olarak mutlaka okunmalıdır.
Elinizden düşürmeyerek bir solukta okuyabileceğiniz bu roman da Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl yoktan var olduğunu anlatan, Anadolu insanının yüreğini ve canını ortaya koyarak verdiği onurlu mücadeleyi dile getiren, Mustafa Kemal'i, onun azim, mücadele ve kararlılık içeren tam bağımsızlık yolundaki eşsiz dehasını, geleceği görüşünü ve hemen her şeye karşı verdiği savaşı özetleyen eşsiz bir çalışma.
Bu belge-romanın da hala okumayanların mutlaka bir an önce okunması gerektiğine inanıyorum. Kurtuluş Savaşı'nın gözlerinizin önünde canlanacağı, duygularınıza hakim olamayacağınız bu kitap, yarattığı coşku seli ile bir nefeste okunacak nitelikte.
ÜÇÜNCÜ KİTAP: DİRİLİŞ
Bu yaz okunmasını önereceğim üçüncü kitap ise Diriliş... Yine Turgut Özakman'ın yazdığı bir kitap. Tarihin akışını değiştiren bir destanın nasıl gerçeğe dönüştüğü anlatan bu belge-roman da; her Türk genci tarafından okunması gereken, benim açımdan "olmazsa olmazlar" arasında yer alıyor.
Kitabın neden okunması gerektiği sorusuna Özakman şu açıklamasıyla kendisi yanıt veriyor: "Bu savaşları, lütfen sabırla, dikkatle, düşüne düşüne okuyunuz. Bunları heyecanlı, kanlı savaş sahneleri anlatmak için değil, hele savaşı övmek için hiç değil; irade, akıl, buluş, yurtseverlik, milli duruş, bilinç, sebat, kararlılık, inanç, benlik, gerçek kahramanlık, insanlık ve karakter sergisi oldukları için, bir milletin dirilişinin, uyanışının aşamalarını oluşturdukları için anlattım, bilmenizi istedim.
Bu olağanüstü zaferi hikâye ederken olayları hiç abartmadım. Ucuz kahramanlık hikâyelerine, hamaset edebiyatına, şovence anlatıma hiç yer vermedim.
Birçok sayfayı, o kan deryası içinde, yarı aç, yarı tok, yurtlarını ve insanlıklarını koruyan kahramanlara duyduğum saygı ve minnet nedeniyle gözlerim yaşara yaşara yazdığımı söylemeliyim.
Diriliş'i yazarken bazı şehitlerin omuz başımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu. Karşı yanın kahramanlarını belirtmeyi de ihmal etmedim. Ayıplarımızı ve başarısızlıklarımızı da gösterdim."
İBRET VE UYANIKLIK İÇİN...
Bu üç kitabı neden tavsiye ettiğime gelince... Kurtuluş Savaşı'nın ilk günlerinde Atatürk'ün söylediği şu sözler sanırım yeterli olacaktır: "Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl direndiğimiz; daha doğrusu, ulusun arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli, gelecek kuşaklar için ibret ve uyanıklığı gerektirmelidir. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki, hiçbir şeyi unutmayacaktır. Geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır."
Keyifli okumalar, sağlıklı ve güler yüzlü bir yaz diliyorum.
-------------------------------
Doç. Dr. Erkan Yüksel
Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi