Dördüncü Kuvvet Medya
      · GİRİŞ SAYFASI YAPIN   · SIK KULLANILANLARA EKLEYİN
AYNA AYNA SÖYLE BANA...
21.12.2004
DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL

Bir süredir Sabah gazetesinin televizyon reklamları dikkat çekiyor. Reklamda hayatın içinden manzaralar eşliğinde, elinde ayna şeklindeki sayfalardan oluşan "gazeteleri" ellerinde tutan kişiler görülüyor ve bu anlatımla, gazetenin "hayatın aynası" İletişim kuramları bağlamında "medyanın ayna rolü" yeni bir görüş olmamakla birlikte, daha önce de Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök bu konuya değinmiştir (1).

Medyanın ayna rolü, "medya toplumda olmayan bir şeyi yaratmaz" düşüncesine dayanır. Bir atasözü gibi de "medya kömürden altın imal edemez" denilir. Medyanın ancak halka sempatik gelen, umut veren bir cevheri işleyebileceği savunulur. Özkök'ün de dediği gibi "Medya bu şekilde olaylara ayna tutar ve aynada da gerçeğin yüzleri görülür." Gerçekten de medya, hayatın aynası mıdır, olabilir mi?

GAZETECİNİN SÖZLEŞMESİ

Literatürde liberal-çoğulcu yaklaşım, medyanın gerçekleri olduğu gibi yansıtması gerektiğini savunur. Gazeteci yazdığı haberinde olaylara ayna tutmalı, kişisel değer yargılarını, görüşlerini haberin içeriğine katmamalı, olabildiğince nesnel davranmalı ve yansız bir biçimde haberini yazmalıdır.

Haberde nesnelliğin de kimi ölçütleri vardır. Temel ölçüt dürüstlük ve denge olmakla birlikte, haber kaynağının tanımlanması netlik kuralı, haberde farklı görüşlere yer verilmesi denge kuralı, farklı görüşlere eşit oranda yer verilmesi de eşit alan ve eşit zaman kuralı olarak tanımlanır. Bu üç ölçüte uymakla nesnelliğe yaklaşıldığı düşünülür. Dolayısıyla medya içeriklerinin oluşumunda belli kurallara dikkat edilir. Haber organizasyonu içerisinde, gerçeğin aynadaki görüntüsünün inşasında pek çok aktör rol alır. Bu süreç, bir görüntünün fotoğrafının çekilip karta basılmasına dek izlenen sürece benzer.

FOTOĞRAFIN BAŞINA GELENLER

Bir görüntünün fotoğraf kartına basılması sürecinde görüntü kalitesine etkide bulunan bir çok unsurdan söz edilebilir. Bunlar filmin formatı, kalitesi, ışığa ve renklere karşı duyarlılığı, hangi tür fotoğraf makinesi ile görüntünün alındığı, pozlama süresi, diyafram açıklığı vs. gibi unsurlar dışında karanlık oda aşamasındaki ortamın ısı ve ışık durumu, banyo kalitesi, agrandizörün ve fotoğraf kartının özellikleri ve kullanılan filtreler gibi unsurlardır.

Bir haberin gerçeğin yeniden inşası olarak kabulü de aynen yukarıdaki sürecin tekrarı anlamına gelir ve bu nedenle sürece etkide bulunan bir çok unsurdan söz edilebilir (2). Bunlar medya çalışanlarının kişisel özelliklerinden başlar. Medya çalışma düzeni ikinci düzeyi oluşturur. Kurumsal amaçlar, medya kurumunun ekonomik ve politik sorgulamasını beraberinde getirir. Kurum dışından gelen etkiler de görmezden gelinemez. İdeolojik eğilimler ise bütün düzeylerin içinde ve üzerinde tanımlanır.

Haber merkezlerine her gün ulaşan binlerce haber arasından ancak belirli sayıdaki haber kimi zaman yeniden yazılarak, kimi zaman başlıkları değiştirilerek, kimi zaman başka haberlerle ilişkilendirilerek yayınlanır ya da önemli bulunmayarak çöp sepetine atılır.

Bu bir anlamda süreci etkileyen unsurları ortaya koyarken, bir anlamda da medya içeriklerinde yansıtılan gerçeğin çöpe atılan ya da değişikliğe uğrayan karelerini ifade eder.

Medya içeriklerindeki görüntünün gerçeğin görüntüsü olmadığına dair pek çok araştırma bulgusundan da söz edilebilir. Gerçek yaşamdaki trafik kazası sayısı ile medya içeriklerindeki haber sayısı orantılı değildir. Brezilya'daki ya da Afrika'daki açlık konusu; orada ölenlerin anlamlı sayısı ile değil, şarkı ve konserlerle, ünlülerin yardım kampanyaları ile gündeme gelir. AIDS, erozyon, alkol ve uyuşturucu ile mücadele, silahsızlanma, terör, deprem, tinerci çocuklar, kız kaçırma olayları, okula gitmeyen genç kızlar, sağlık sorunları vs. pek çok konuda yapılan haberlerin sayısı ile bu olaylara ilişkin gerçek yaşam göstergeleri birbirinden farklıdır (3).

Sonuç olarak medyanın ayna rolü, eksiklerle dolu, ayna parçalarının bir araya getirilerek kurgulandığı, kimi zaman iç bükey, kimi zaman dış bükey görüntülerin oluşabildiği bir aynaya işaret eder (4). Medyanın yansıttığı görüntünün gerçeğin, gerçek bir görüntüsü olduğu düşüncesi şüpheli hale gelir (5). Kötü büyücünün sihirli aynası her zaman doğruları söylemeyebilir. Ancak kamuoyunu bu görüntünün doğru olduğuna inandırmaya ya da ikna etmeye çalışmak ise "başka bir şey" olarak yorumlanabilir.

----------------------------------------
(1) E. Özkök, "Yılmaz'ın Medya Atağı", Hürriyet, 17 Eylül 1993'den aktaran: N. Rigel, Kağıt Kaplanlar, Der Yayınları, İstanbul, 1993:99. (2) P.J. Shoemaker ve S.D. Reese, Mediating the Message, İkinci Baskı, Longman, NewYork, 1996. (3) E. Yüksel, Medyanın Gündem Belirleme Gücü, Çizgi Kitapevi, Konya, 2001. (4). S. Alankuş (Der.), Habercinin El Kitabı: Medya ve Toplum, BİA Yayınları, İstanbul, 2003. (5) E. Yüksel, "Medya Gerçeği, Gerçek Yaşım ve Terör Haberciliği", Terörün Görüntüleri Görüntülerin Terörü, Der.: O. Gökçe ve U. Demiray, Çizgi Kitapevi, Konya, 2004.

------------------------------
Doç.Dr. Erkan Yüksel




Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder
 
   İLGİLİ LİNKLER
· Erkan Yüksel Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
         0 Yorum var
  
   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: