Dördüncü Kuvvet Medya
      · GİRİŞ SAYFASI YAPIN   · SIK KULLANILANLARA EKLEYİN
BİR PAŞA'NIN KALEMİNDEN İNSAN HAKLARI VE MEDYA
14.06.2006
DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL

Erkan Yüksel Emekli General, Prof. Dr. Oktay Alnıak şöyle diyor: "Ben devletten ve medyadan korkarım! [Onların] eline ve diline düştüğünüz takdirde yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. ...Kendinizi savunamazsınız ve suçlu da çıkarsınız! Medya sizi devlet memuriyetindeki göreviniz nedeniyle haksız, mesnetsiz suçlamış olsa da sizi devletin ve kurumunun savcısı, hâkimi, koruyamaz. Böyle bir koruma görevini devlet üstlenmez. Sizin şahsen dava açmanız gerekir." Ardından da paşa, herkesin her yerde adalet istediğini vurguluyor. "10 yaşında çocuk bile adalet istiyor..."

Alnıak'ın bu sözleri, Pelikan Yayıncılık'tan çıkan "Türkiye'de ve Batı'da İnsan Hakları" adını taşıyan kitabından. Ancak kitapta Alnıak, yalnızca Türkiye'nin ve Batı'nın insan hakları konusundaki durumuna ilişkin görüşlerini yazmıyor, medya içeriklerine ilişkin kimi değerlendirmelerde de bulunarak, ortaya çıkan fotoğrafta medyanın yerini tanımlamaya da çalışıyor. Sonra da şunu söylüyor: "Medyadan çok şey değil, her şeyi öğreniyoruz! ... Medyanın kendisi zaten okul değil mi?"

KİMSEYİ SUÇLAMADAN...

Emekli General, Prof. Dr. Oktay Alnıak'la Uluslar arası Kıbrıs Üniversitesi'nden tanışıyorum. Kendisi ile bir yıl boyunca, zamanımızın büyük bölümü birlikte geçti. Hayat tecrübesinden ve kişiliğinden örnekler alabilme şansım oldu. Ardından yollarımız ayrılmış olsa da dostluğumuz devam etti ve ediyor. O, Bahçeşehir Üniversitesi'nde, ben de Anadolu Üniversitesi'ndeyim.

Geçtiğimiz günlerde yeni çalışmalarından oluşan bir paketi bana gönderdi. İçinden son bir yılda kaleme aldığı çalışmalar ortaya çıktı. Türkiye'de ve Batı'da İnsan Hakları (Pelikan Yayıncılık), İnsan Hakları ve Avrupa Birliği (Turk Yayın), Atatürk Hakkında Güncel Bir Yorum (Bahçeşehir Üniversitesi), Savunma Endüstrilerinde Teknolojik Gelişim Stratejileri (TASAM) bu kitapların adlarıydı...

Kitapları büyük bir merakla okudum. Medyaya yönelik değerlendirmelerin altını çizdim. Türkiye'de ve Batı'da insan hakları konusunu ele aldığı kitapta Alnıak; her ne kadar "yazmak bir sanattır. Herkes yazamaz. Ben de yazamıyorum" diye yazsa da, aklından geçenleri kağıda dökmüş ve "biraz ders, biraz hayat bilgisi kitabı olarak kişisel katkılarını" okurlarıyla buluşturmaya çalışmış... Bir yandan da şu düşüncesini not düşmüş: "Herkesin vatan sevgisine, insan sevgisine, hak, hukuk, adalet duygusuna saygılıyız. AB, ABD'yi de suçlamıyoruz. Onları, günlük olayları ve aktörlerini irdeliyoruz. Onlardan ve olaylardan insanların ders almalarını öneriyoruz.... Takdiri okuyanlara bırakıyoruz."

Kitapta, insan hakları konusunda sözleşmeler, kriterler, listeler, bilgi ve belgelere yer verilmekle birlikte Alnıak'ın kişisel yorumları önemli bir yer tutuyor. Osmanlı'dan günümüze batı ile ilişkilerimiz, insan hakları konusunda "iki yüzlü" görünen kimi yargılar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği ve buna ilişkin eleştiriler, Batı'nın Türkiye'ye bakışı ve ona yönelik değerlendirmeler, Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişmemişliğinin nedenleri kitapta irdelenen başlıca konular. Ayrıca kimi noktalarda da Alnıak, Türkiye'deki medya içeriklerine, medyanın yapısal, etik ve kurumsal durumuna ilişkin görüşlerini okuru ile paylaşmakta. Ben de altını çizdiğim, satır aralarında kalmış bazı noktaları yorumsuz olarak sizlere aktarmak istedim.

MEDYA'YA İLİŞKİN GÖRÜŞLER

"Türkiye kadar gündemi anlamlı değişen veya değiştirilen bir memleket zor bulunur"

"Ülkeyi idare ettiğini sananlar, beyni yıkanan ve beyin yıkayan medya, bu işten menfaat sağlayanlar vebal altındadır." "Günümüzde medyanın işlediği ve vatandaşı özendirdiği konular içinde, ses starlarının magazini, mafya dizileri ve evlilik magazini gündemi yansıra AB propagandası, vatandaşlarımızı hiç rahatsız etmeden inceden inceye sürdürülüyor."

"Biri Bizi Gözetliyor, Biz Evleniyoruz, Pop-Star, Televole gibi günün programlarıyla özel ve aile yaşamıyla ilgili sanki gizli bir şey kalmaması yolunda bilinçli bir gündem, medya vasıtasıyla yaratılmaktadır."

"Bizim kültürümüzün aile bağları anlamında deşifre olmaya direnç gösteren muhafazakar yapısının, medya gücüne ve yönlendirmesine ne kadar dayanabileceği okurların takdirine bağlıdır."

"Bilime açık, uygarlığa yönelmiş, çalışkan, saygılı, insancıl, sorumlu, kendi kültürüne yönelik Türk aile yapısının; medya vasıtasıyla kültürümüze uymayan programlarla çökertilmesi TC için, gelecek ve gençlik için bir tehlike olabilir mi? Medyanın etik ölçüleri takdire değer, fakat uygulanması şartıyla! İnsanların evlatlarını korumalarının temeli iyi eğitime dayanır..."

"Ben devletten ve medyadan korkarım! Söz konusu programları yapanların eline ve diline düştüğünüz takdirde yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Devlette bürokratik sorunlar insanı hırpalar. Devlete verdiğiniz vergilerin koçanını mutlaka saklamanız gerekir. Çünkü sizin PTT ile gönderdiğiniz veya banka ile havale ettiğiniz ev veya araç vergisi bu sistemde ilgili vergi dairesine ulaşmaz. Bu vergileri cezalı olarak ikinci defa ödemeye mecbur kalırsınız. Koçanı saklamazsanız üzülürsünüz. Kendinizi savunamazsınız ve suçlu da çıkarsınız! Medya sizi devlet memuriyetindeki göreviniz nedeniyle haksız, mesnetsiz suçlamış olsa da sizi devletin ve kurumunun savcısı, hakimi, koruyamaz. Böyle bir koruma görevini devlet üstlenmez. Sizin şahsen dava açmanız gerekir. Devlette çalışan dürüst görevlileri devletin koruması hususu üzerinde düşünülmesi gerekli bir konudur.

Medyayı ülkenin eğitimine katkısı nedeniyle çok önemsiyoruz. Medyadan çok şey değil, her şeyi öğreniyoruz! ...TC'nin uygarlığa erişmesinde okulların yararı kadar, medyanın da yararı olabilir. Medyanın kendisi zaten okul değil mi? ...Saygın köşe yazarlarımızdan çok şey öğreniyoruz. Medya ile ilgili bilmediğimiz çok şey var.

Medyanın ticari güç olarak siyasi iktidarlara bağımlı olması görevlerini yansız sürdürmede bir sorun olarak görülüyor. Siyasi iktidarın desteklediği bir medyanın, medyanın desteklediği bir iktidarın ülkeye ve demokrasiye verebileceği zararların ve varsa yararların düşünüldüğü, yazıldığı bir ortamdayız."

TÜRKİYE'NİN BATI İLE İLİŞKİLERİ BAĞLAMINDAKİ GÖRÜŞLER

"[Türkiye] Batı'nın politikalarına ve askeri gücüne rağmen kurulmuştur. Batı'nın hesaplarını yıkarak kurulmuştur..."

"Ulusal toplumu zayıflatmak için ulusal değer ölçülerini dejenere etmek ve toplum liderlerini muhtelif sebeplerle pasivize etmek önemli bir propaganda metodudur."

"Beyinlerimiz Avrupalı veya Amerikalı bir ortak olmadan çalışmıyor. Belki doğrusu da bu! Ama yine bir defa daha düşünmekte yarar var." "Bugün milli ve sınırları muharebelerle çizilmiş devlet olma niteliklerimiz adeta handikap olarak Batılı senaryolarda yazılmış! Bu olaya çanak tutan okur, yazar medya ve siyaset erbabı, Batı dünyası ile menfaat üzerine işbirliği yapan kesimler senaryonun oyuncuları olarak rollerini oynuyorlar."

"AB'nin köle gibi çalışan insanlara ihtiyacı vardır."

"[Avrupa Birliği'nde] TC'ye karşı çifte standart uygulandığı izlenimi öne çıkmaktadır. Komünist sistemde yıllarca NATO'ya karşı taraf olarak yaşamış ülkelerin AB'ye kabulü, fakat TC'nin kabul edilmeyişi düşündürücüdür."

İNSAN HAKLARI VE TERÖR KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLER

"Terör olaylarının önlenmesinde, insan hakları müfettişlerini, AB'yi, ABD'yi gününde TC'nin yanında görmek isterdik." "Terörün ve onu meslek haline getirenlerin, affedilir bir yanı yoktur."

"Siyasi amaçlı ve yetkisiz kişilerin,amaçları doğrultusunda ve yanlı olarak bir ülkenin iç işlerine karışmasına ve insan hakları adına teftişte bulunmasına müsaade edilemez."

"İnsan hakları konusunda TC'ye yön vermeye çalışan ülkelerin veya müfettişlerin önce BM'de veto hakkına sahip olan ülkeleri denetlemeleri gerekir."

"AB üyesi söz konusu [etnik toplulukları isyana teşvik eden] devletlerin ve ABD'nin bir gün BM çatısı altında oluşacak İnsan Hakları Mahkemesi'nde yargılanması gerekebilir."

"Dün Afganistan, bugün Irak denildi. Güçlü olunmadığı takdirde zamanında Çanakkale, Antalya, Maraş, İstanbul denildiği gibi bir gün Türkiye denilecektir. Bunlar ne komplo teorisi, ne temenni ne de kehanettir! 'Görünen köy kılavuz istemez' derler... Nerede insan hakları, nerede AB? Hele hele bu işlerin altından Almanya'nın, Fransa'nın, İngiltere'nin, bugün de dolaylı, dolaysız ABD'nin çıkmasına ne demeli? Nerede medeniyet? Nerede insan hakları? Nerede uluslar arası adalet?"

"Yunanistan'ı istismar ederek İzmir'e çıkartan zihniyet, Kürk kökenli vatandaşlarımızı Osmanlı'ya ve TC'ye karşı defalarca isyana teşvik etmiştir. Bu işlerin altında, teşvikçi olan İngiltere, Fransa, ABD ve misyonerleri vardır."

"[Dünya'da] arzu edilen ebedi barışa kavuşulmuş değil. Kavuşulacağı da zannedilmesin! İnsanoğlu vejeteryan olmadıkça bu kan işi durmaz. Ne insan hakları, ne sonsuz barış, ideal manada sağlanamaz. Gücünüz varsa caydırıcı olursunuz ve daha uzun soluklu barışları yaşarsınız. Paranız varsa vatandaşınız daha konforlu ve güvenceli bir yaşama sahip olur."

-------------------------------
Doç. Dr. Erkan Yüksel

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi




Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder
 
   İLGİLİ LİNKLER
· Erkan Yüksel Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
         2 Yorum var
  
Re: BİR PAŞA'NIN KALEMİNDEN İNSAN HAKLARI VE MEDYA ()
Tarih: 24.06.2006
Gönderen: Cengiz Erenoğlu
E Mail:
Yorumu: Sayın Prof.Yümnü Sezen'in DİNLER ARASI DİYALOG kitabının ilk sayfasında yer alan,Said-i Nursi ve Fetullah Gülen'e ait ikişer cümleler ürküntü vericidir.Sözleri bu olanların arkasında saf olanları ne ile sıfatlandıracağı bilmiyorum.
Saygılarımla,
Cengiz Erenoğlu


[ Yorum Gönder ]

Re: BİR PAŞA'NIN KALEMİNDEN İNSAN HAKLARI VE MEDYA ()
Tarih: 24.06.2006
Gönderen: Abdi Korkmaz
E Mail:
Yorumu: Sayın Erkan Yücel,

Öncelikle size sonsuz teşekkürler. Niye mi? Sayın Oktay Alnıak'ın çeşitli görüş,tespit ve düşüncelerini, makale konusu yaparak insanlara ulaştırdığınız için.

Sayın Oktay Alnıak'ın geçmişe ve günümüze yönelik tespit ve değerlendirmeleri ile geleceğe yönelik öngörüleri ;yaşanmış ve yaşanmakta olan gerçeklere dayanan,bilimsel ve nesnel bir zekanın ürünleridir.

Dünyada,ideal manada insan haklarına ve sonsuz barışa ulaşılabilmesi; ancak,insanların "Oktay Alnıaklaşma" sürecini tamamlamasıyla mümkün olabilecek güzel bir hayaldir.

Hayalin kendisi kadar, hayal için uğraşmak bile güzeldir.

Sevgi ve saygılarımla. Abdi Korkmaz


[ Yorum Gönder ]

   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: