Dördüncü Kuvvet Medya
      · GİRİŞ SAYFASI YAPIN   · SIK KULLANILANLARA EKLEYİN
BEDAVASI EN BOL MESLEK!
07.10.2006
DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL

Erkan Yüksel "Ne olacak bu iletişim fakültelerinin hali?". Son zamanlarda sık duyduğum sorulardan birisi bu. Uzun açıklamaların ardından soruya verilen yanıtın gelip dayandığı nokta ise "ne olacak bu memleketin hali" sorusuyla aynı. Yine de kimi yönleriyle medya çalışanlarının diğer meslek çalışanlarından farklı kimi yönlerini vurgulamak mümkün. Bunların en dikkat çekeni ise medya çalışanı olmanın "bedavası en bol mesleğin sahibi olmak" anlamına gelmesi...

ÇALIŞANLARIN DURUMU

Medya çalışanı olmak, bedavası en bol mesleğin sahibi olmak, çünkü bu meslekte "kaymak tabakası" hariç, diğer çalışanların aldığı ücretlerin önemli bir bölümü gazete ya da televizyon haberlerinde de duyduğumuz "açlık sınırı" seviyesinde ya da altında gezinir. Hatta mesleğin "hamaliyesini" yani kablo taşıma, getir-götür ya da en basit görülen diğer işlerini yapan "stajyer" ya da "adayların" birçoğu bu işi "gönüllü" yapan, çoğu zaman ücretsiz ya da asgari ücretle çalışan ve belki sosyal güvencesi de olmayan kişilerdir.

Bir iletişim fakültesi öğrencisi mezun olduğunda; çok "şanslı" olanları söylemiyorum, ama büyük bir çoğunluğu, bir gazete ya da televizyon kanalına gittiğinde, biraz şansı varsa, "stajyer" olarak işe başlayabilir.

Ben de dâhil, birçok arkadaşım ve de öğrencim, öğrencilik yıllarında ya da mezuniyet sonrasında "stajyer" adı altında, ücret almadan ya da çok düşük ücretler karşılığında, geleceği belli olmayan bir şekilde çalıştık. Günümüzde de iletişim fakültelerinden dereceyle mezun olmuş, İstanbul'da girmedik iş kalmamış, ancak hala sigortasız çalışan ya da iş arayan tanıdıklarım var. Birçok iletişim fakültesi mezunu ise alanları ile ilgili işlerde çalışmak yerine bambaşka işlere yönelmiş durumda.

SEKTÖRÜN KENDİNE ÖZGÜ YAPISI

Peki, bu neden böyle oluyor? Bu sorununun yanıtını diğer birçok unsurun yanında, biraz da medya sektörünün kendine özgü yapısından söz ederek açıklamak gerekiyor.

Medya sektörü, iletişim fakülteleri ile birlikte birçok alandan gelen çalışanı kabul eden bir yapıda. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunları, yabancı dil bölümlerinden mezun olanlar, Güzel Sanatlar Fakültesi, Devlet Konservatuarları vs. daha bir çok alandan "yetenekli" ve "istekli" kişiler medyada görev alabilmekte, üst kademelere çıkabilme şansını yakalayabilmektedir.

Hatta örneğin, iktisat bölümü mezunu birinin, iletişim fakültesi mezunundan daha iyi ekonomi muhabiri olabileceği ya da uluslar arası ilişkiler mezunu birinin iletişim fakültesi mezunundan daha iyi dış haberler konusunda haberler yazabileceği de savunulmakta, bunun örneklerine rastlanmaktadır.

Bunlar dışında üniversitede öğrenim almadan da bu meslekte çalışabilmek de mümkündür. Pek çok lise mezunu özellikle yerel yayınlarda iş bulabilmekte ve mesleğe iletişim fakültesi mezunlarından önce başlayabilmektedir.

Yalan ya da yanlış, işin kalitesi pek de önemli olmadan, daha düşük maaşlarla medyada çalışmak için can atan pek çok kişiden söz edilebilir.

Durum böyle olunca da medya çalışma yaşamında, "biri gelir, diğeri gider" bir sistem dönüp durur. O için medya şirketlerinde çalışanlar büyük ölçüde gençlerdir ve onun için geniş ölçüde "amatör" muamelesi görür medya çalışanları.

Öte yandan bir de "emekli" azınlıktan söz etmek gereklidir. Kamu kurumlarından emekli olanlar, özellikle bürokratlar, akademisyenler ve öğretmenler ve bunlar dışında özel sektörde yöneticilik görevlerinde bulunmuş olanlar birer köşe yazarı, hatta program sunucusu olarak medyada görev alabilir.

İşgücü arzı bu kadar yüksek olunca ve bedavaya çalışmak isteyenlerle profesyonel olarak bu işi yürütmek isteyenler arasında bir ayrım gözetilmeyince ve de işin kalitesi ön plana çıkmayınca, medya çalışma yaşamı, bedavası en bol "meslek" haline gelir.

KORSAN YAYINLAR

Gazete, dergi, radyo, televizyon ve sinema sektörleri için geçerli olan bu bedavacılık, şimdilerde internet alanında da kendisini göstermektedir.

Daha önce başka yayın organlarında çıkmış olan haber, köşe yazısı, fotoğraf ya da bilgilerin kopyalanıp, yapıştırılmak suretiyle internet sitelerinde yayımlanması büyük bir bedavacılıktır. Hatta bunlarda ne kaynak belirtilmekte ne de telif hakkından söz edilmektedir.

Aslında bu hırsızlığın özünü oluşturan haber çalma işi çok eskilere dayanmaktadır. Eskiden makasla gazetelerden haberler kesilirken, şimdi bilgisayardan bilgiler indirilmektedir. Hala da devam eden haber ajanslarından alınan haberlerin mahreçsiz kullanılması yine benzer bir uygulamadır.

Telif hakları konusunda ülkemizin gelişmiş ülkelerle kıyaslanmaması gerektiği zaten söylenebilir. Sanat ve fikri eserler konusundaki "korsan" ya da "hırsızlık" olayları artık neredeyse "kanıksanmış" durumdadır. Şarkıcısından kitap yazarına pek çok eser sahibi bu konudan şikâyetçidir.

O nedenle bu ülkede kaset çıkaran da, kitap yazan da, medyada çalışan da bu işleri; "her nedense", gönüllülük esasına göre yapar. Çünkü büyük paralar kazanmak için bu işler yapılmaz.

ÖZVERİ İŞİ...

Aynen öğretmenlik gibidir medyada çalışmak. Özveri ister, kendini bu mesleğe adamayı ister, ömrünü bu mesleğe vermeyi ister.

Ancak benzer noktaları olsa da hiçbir mesleğin çalışma şartları, ücreti ve sosyal güvenlik koşulları ile kıyaslanamaz medya çalışanlarının durumu.

Örneğin bir doktor bedava dert dinlemez, bedava hasta bakmaz belki ama gazeteci tek kuruş almaz haber yapmak için.

Bir avukat bedava akıl vermez, dosya açmadan konuşmaz belki ama bir gazeteci bedava sunar tüm bildiklerini.

Habercilik aynı zamanda zamana karşı verilen bir savaştır. Örneğin bir haberi ortaya çıkarmak ve onu gazetede ya da televizyonda yayımlamak dışarıdan bakıldığı kadar kolay bir iş değildir. "Haber yetişecek" diye sınırlı sürede görüntü ya da fotoğraf bulmak, onu sayfaya yerleştirmek, kurgusunu yapmak, haber metnini düzeltmek kolay işler değildir. Açıkçası tüm hazırlıklar neredeyse, sınırlı süre içinde "deveye hendek atlatmak" ya da "samanlıkta iğne aramakla" eş değerdir.

O nedenle bir haberci çoğu zaman günlük normal çalışma süresinin çok fazlasını işine vermek zorundadır. Gecesini gündüzüne katmak mecburiyetindedir. Gerekirse eve gitmek yerine toplantıya gitmelidir. Gerekirse hafta sonunda gazetede olmalıdır. Bayram tatili, resmi tatil tanımı olmayan bir meslektir habercilik. Televizyon ve radyo programcılığı için de bu iş böyledir. Medyanın diğer çalışma alanları için de böyle.

Dolayısıyla medyada çalışmak oldukça stresli bir iştir. Fazla tatil yapmadan çalışmayı gerektirir. Yine de bu çalışmanın sonunda sizi bekleyen tehlikeler vardır.

Örneğin bir haber için ne kadar çaba harcanırsa harcansın, bir gazete sayfasını yapmak için ne kadar zaman harcanırsa harcansın, bir fotoğrafı çekmek için ne kadar beklenirse beklensin işin sonunda yapılacak en küçük hata ya da yanlış konulmuş bir tek nokta, gözden kaçan küçük bir ayrıntı, "hoşgörü" ile karşılanmaz. Çoğu zaman "iyi" olduğunu düşündüğünüz ve bunun için yoğun emek verdiğiniz işler için takdir de alamazsınız. Bugünün işi ya da başarısı yarın unutulur. Koşturmaca içinde siz de unutursunuz.

Öte yandan yalnızca doğruları ve gerçekleri yazmak da sizi kurtarmaz. Bu kez de bunların yazılmasından hoşnutsuz olanlar peşinize düşer. Tehdit edilirsiniz, takip edilirsiniz, dayak yersiniz, kovdurulur, sürdürülür, perişan edilirsiniz, hapse atılır, sevdiklerinizden olursunuz ve belki tatlı canınızı da alırlar, unutulursunuz.

SENDİKASIZLIK...

Kimi zaman "müdür", "sorumlu", "yönetici" ya da "yardımcı" gibi "şatafatlı" unvanlar alabilirsiniz. Ancak çoğu zaman aynı görkem, maaşlara yansımaz. Kâğıt üzerindeki maaşlar, belki devlet dairesi gibi günü gününe ödenmez. Bazen aylarca maaş almadan çalışır medya çalışanları. Belki daha sonra işten atılır ya da ayrılmak zorunda kalır. Kimisi bir "dava" uğruna bu sıkıntılara katlanır, kimisi bir yere kadar dayanır. En sonunda ister gönüllü olsun, ister gönülsüz, bir yönüyle emeğin sömürüsüdür ortadaki manzara.

Onun için de sendikasız bir çalışma hayatı sunar medya. Kamu yararı adına örgütlü toplumu savunan medya çalışanları, iş kendi örgütlenmelerine gelince aynı duyarlılığı gösteremez. Bir fabrikada işten çıkarılanların haklarını savunur ama işten atılan arkadaşının haklarını aynı duyarlılıkla dile getiremez. Sendikalarla çok yakın temas halindedir, onların dertlerini dinler ama kendi derdini anlatamaz. Bir anlamda, kamunun hakkını savunur ama kendi hakkını savunamaz.

Bedavası en bol meslektir medyada çalışmak. Belki sahnede gülmek ve içi ağlamaktır bu işin özü. Lakin güzel yanları da olmalı ki insanı mutlu eden, "bedava" da olsa çalışmak, yaşamlar feda edilir bu uğurda...

-------------------------------
Doç. Dr. Erkan Yüksel

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi




Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder
 
   İLGİLİ LİNKLER
· Erkan Yüksel Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
         8 Yorum var
  
Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 09.10.2006
Gönderen: yavuz selim ALCI
E Mail: YAVUZ_14@HOTMAİL.COM
Yorumu: HOCAM COK TESEKKÜR EDİYORUZ ARASTIRMASINI YAPTIGINIZ BU KONU İÇİN AMA BİŞEY ÖĞRENMEK İSTİYORUM Bİ GAZETE VAR DİĞERLEİNE NAZARAN DAHA FARKLI TAHMİN EDEBİLİYORUM AMA ÖĞRENEBİLİRMİYİM ACABA HANGİ GAZETE NİN OLDUGUNU ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM HOCAM



[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 09.10.2006
Gönderen: Murat Atikel
E Mail:
Yorumu: Yazınızı okuyunca, geçen günlerde yayınlanan U***** Güldemir'in Oray Eğin'le söyleşisinde dedikleri aklıma geldi: "Başarılı olunca kovulmayacağın tek yer patronluk. Patronluğu bu yüzden istedim" Artık İletişim fakülteleri mezunları bunu da düşünmüyor. İletişim fakültelerinin son dönemdeki mezunlarından kaçı alanında çalışıyor, aslında bunun üzerine bir araştırma yapılması gerekiyor biraz da, "Ne olacak bu iletişim fakültelerinin hali?" sorusunun cevabını görmek için belki de... Herkes bir anlamda gazeteci olabilir, sokaktaki insanlar da bir anlamda birbirlerine haber taşırlar, ama neden iletişim fakülteleri mezunları özellikle tercih edilmez ve neden iletişim fakülteleri mezunları artık gazetecilik yapmak istemiyor? Yazınız için teşekkür ederim.


[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 09.10.2006
Gönderen: Soncan Somji
E Mail:
Yorumu: Istanbul Üniversitesi Iletisim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu biri olarak yazilanlara aynen katiliyorum. Tip tahsili yapmadan doktor olunmaz, hukuk tahsili yapmadan avukat olunmaz ama maalesef gazetecilik okumadan gazeteci olunabiliyor. Örnekleri cogaltmak mümkün. Fakülte yillarimda hocalarimiz bize alayli-mektepli konusunda mücadele etmemiz icin ögüt verirler ve bizi yönlendirirlerdi. Ben su an Almanya'da yasiyorum ve daha dün atv-avrupa kanalinda bir reklam gördüm. Almanya'da yasayan ve gazeteci olmak isteyenlere sesleniliyordu. "Resminizi cekin, yazinizi yazin, yayinlayalim. Ayrica basin karti sahibi olun" deniyordu reklamda. Düsünebiliyor musunuz gazetecilik ne hallerde.. Iste bu ve buna benzer mantikla mücadele etmeiz gerekiyor. Isimiz cok zor ancak basarilamayacak gibi degil..



[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 11.10.2006
Gönderen: Göksel Göker
E Mail:
Yorumu: Fazla söze ne hacet. Hocamız konuyu olanca imkanlarıyla açıklamış. Ben de bir iletişim fakültesi mezunuyum hatta bu alanda bir yüksek lisans yapmışlığım da var ve fakat her nedense başvurduğumuz basın kurumlarında acemi, işi bilmez ve fırsat verilmek için zaman kaybı olarak değerlendiriliyoruz. Netice olarak başka alanlar, farklı fırsatlar peşinde koşmak zorunda kalıyoruz. Akademisyenlik gibi bir hayalim var aslında ama malumunuz üzeredir ki üniversiteler epistemik anlamda değil ama tanıdıkların (Bu tabir büsbütün yumuşatılmış bir ifade ) olması hasebinde seçkincilik peşindeler. Eğer iletişim fakültelerinden mezun olan gençlerimizi yetersiz ve ehliyetsiz görenler varsa onlara şu hatırlatmayı yapayım; tanıdıkları vasıtasıyla "hocalık" makamını elde edenler bu durumun oluşmasında en önemli faktördür. Vesselam.



[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 11.10.2006
Gönderen: oguz Unluer
E Mail:
Yorumu: Söylenecek pek bir şey kalmamış. Erkan hoca hepsini çok hoş bir yazı içinde toplamış. Dilerim okuyanlar daha çok bu alanı pek tanımayanlar olur. Bu arada Erkan hoca'nın okuduğumuz yazısı, içerikte aktardığı süreç ve akıbetleri aynen paylaşıyordur diye düşünmekten alamıyorum kendimi.


[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 11.10.2006
Gönderen: fyilmaz
E Mail:
Yorumu: Sayın Doçent kardeşim senin o överek saydığın gazetelerdeki o sosyal bilimci aydınların ikinci bir meslekleri daha var. "Dindar Kardeşlerim" dediğin insanlara hakareti dillerine sakız yapmak. Yani bana sövenin yanında niye bulunmam gerektiğini de izah ederseniz memnun olacağım.


[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 14.10.2006
Gönderen: dilan
E Mail:

Yorumu: merhaba!değindiğiniz konu gerçekten harika.emeğinize sağlık.
sınıf çapında yapacağımız münazarada bu konu hakkında.kaynak oldu bu yazı bana.hoşçakalın!!




[ Yorum Gönder ]

Re: BEDAVASI EN BOL MESLEK! ()
Tarih: 17.10.2006
Gönderen: Kaan Alper
E Mail:
Yorumu: Elinize, yüreğinize sağlık. Durumu çok güzel özetlemişsiniz. Ancak iletişim fakültesi öğrencilerine okulda yaratılan "pembe" tablonun da hayal kırıklıklarının da etkili olduğu bir gerçek.
Sektörün durumu bir yana, daha öğrencilik yıllarında çalışmaya başlamaları mezun oldukları zaman iş bulmalarını da kolaylaştıracaktır.
Tıpkı sizin him öğrencilik hem de lisansüstü çalışmalarınızda gösterdiğiniz performans ve emek ile kısa zamanda takdir edilen bir akademisyen olmanız gibi onların da biraz ter dökmesi gerekiyor.
Sevgi ve saygılarımla


[ Yorum Gönder ]

   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: