DOÇ. DR. ERKAN YÜKSEL
Medyanın yeni haber aktörleri, öğrenci servisi şirketi sahibi 33 yaşındaki Murat Kılınç ve onun tarafından Tekirdağ Çorlu'da kaçırılan ve 18 gün sonra Çanakkale'de polis operasyonuyla kurtarılan üniversite öğrencisi 17 yaşındaki Zeynep Sağıroğlu medya dünyasının en çok tartışılan isimleri konumunda.
Hürriyet gazetesinde 3 Aralık günü Emin Çölaşan, "Kardeşim Zeynep, şimdi senin başına devlet kuşu kondu. Bu fırsatı iyi kullan. Bu aşamada sana önce reklamlarda oynama önerileri gelecek. Oynayacaksın. Sonra dizilerde rol kapacaksın. Belki televizyonlarda sunucu, hatta haber spikeri olacaksın. En sonunda seni karşımızda sahnelerimizin hanımefendi şarkıcısı, popçusu, arabeskçisi olarak da görebiliriz." diye yazdı.
Daha yazının mürekkebi kurumadan da Number One TV Genel Yayın Müdürü Kenan Erçetingöz'ün, Zeynep'e DJ'lik teklifinde bulunduğu haberi geldi.
Bu arada Mardin Kızıltepe'de 12 yaşındaki Uğur, tanker sürücüsü babası Ahmet Kaymaz'la birlikte "terörist" oldukları gerekçesiyle, adeta "kurşun yağmuruna" tutularak öldürülmüştü. 100 Avukat bu işte bir "gariplik" sezmiş, Mardin'de protesto yürüyüşü yapılmıştı. Ardından TBMM İnsan Hakları Komisyonu acilen bir rapor hazırladı ve "ortada hesabı sorulması gereken bir yanlışlık" olduğunu açıkladı. Ancak konu medyada "kaçırılan Zeynep" kadar yer bulmadı.
Başka haber konuları da vardı popüler medyanın gündemine giremeyen.. Örneğin, Özgür Gündem ve Birgün gazeteleri Gümüşhane'de Jandarma tarafından domuz avlarken öldürülen iki köylü ile Hakkari'de öldürülen çobana dikkati çekti.
Popüler gazetelerden Milliyet'te ombudsman adıyla yazan Derya Sazak, 6 Aralık günü bu konulara değinerek, gazetenin Yazı İşleri'nde Kızıltepe'de "yargısız infaz" tartışması haberinin ilk günden birinci sayfaya çıkartılmamasını "refleks zayıflığı"na bağladı.
Ne hikmetse, diğer popüler yayınlar da aynı "refleks zayıflığını" göstermişti ve yine ne hikmetse, "zayıf gazetecilik refleksleri" başka konularda daha çevik ve atik görünüyordu.
Eleştiriler karşısında HaberTurk'te Tarık Toros, Zeynep Sağıroğlu haberinin ciddi bir haber olduğunu yazdı. "Bal gibi haberdir, çok okunur ve okunacaktır. Herkes her habere ilgi duymayabilir ama diğerlerinin haber alma haklarına da saygı duyulacak. Ya kanalı zaplayacak ya sayfayı çevirecek veya başka bir internet sitesini tıklayacak" diye görüşlerini sıraladı.
BAL GİBİ HABER
Elbette, "kaçırılan genç ve güzel kız" haberi, "bal gibi" haberdir.
Liberal Basın Kuramı açısından da Toros'un söylediklerinde belki de haklılık payı vardır. Ancak iki açıdan, bu ifade eleştirilebilir. Öncelikle liberal kuram, toplumdaki bütün kesimlerin medyada kendisini ifade edebilme gücü ve imkanına sahip olduğu düşüncesine dayanır, ki bu durum ülkemizde tartışmalıdır. İkincisi ve bence daha da önemlisi ise, kamuya ait olan frekanslar aracılığıyla yayınlarını kamuya ulaştıran televizyon ve radyo yayınları için de bu sözlerin geçerli olamayacağıdır. Kamu malı olan frekansların ihale bedellerini ödemeden yayın yapanların, diledikleri gibi "çalıp oynamaları" ve kamuya karşı, bir şekilde sorumluluk hissetmemesi ve de eleştirilmemesi gibi bir durum dünyanın uygar hiçbir ülkesinde olamaz.
Kamu, ağzına "bal çalınarak" daha ne kadar ninniler eşliğinde, "iyi geceler" uykusuna yatırılır, o da ayrı bir tartışma konusudur.
Toplumsal sorunlar karşısında duyarsız kalması beklenemeyecek siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin de bu konulara ilgileri yine ayrı bir tartışma konusudur.
Bu olayların toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutlarının gündeme gelip gelmemesi de ayrıca değerlendirilebilir...
Ancak şimdi, gündemin yükselen trendi "kız kaçırma" konusu olduğu için "kompozisyona uydurma" tekniği gereğince medya, gözü yaşlı anne ve babaları ekranlara ve gazete sayfalarına taşımaktadır.
Olay sayısı, medyanın bugüne dek görmediği bir gerçeği gözler önüne sermiştir. Zeynep, buz dağının görünen kısmıdır. Medya ise, yine ne hikmetse, buz dağının diğer kısmı ile aynı şekilde ilgilenmemektedir.
Çölaşan'ın da Zeynep'e dediği gibi "Çirkin garibanlardan olsaydın, başına ne gelirse gelsin, hiç kimsenin umurunda bile olmazdı".
Dolayısı ile medya toplumda kız kaçırma olayları ile değil, "kaçırılan güzel genç kız" haberiyle ilgilenmektedir ve popüler medyanın her konuda iyi çalışmayan refleksleri bu konuda "oldukça" dinamik görünmektedir.
Gündemin üst sıralarında yer bulamayan haber konularına gelince:
Bal gibi olmadıkça, olmaz!
--------------------------------
Doç.Dr. Erkan Yüksel