Dördüncü Kuvvet Medya
      · ANASAYFA YAPIN   · FAVORİLERE EKLEYİN
MEDYATİK TOPLUMSALLAŞMA VE MEDYA OKURYAZARLIĞI
04.06.2007
YARD. DOÇ. DR. NECLA MORA
Medya okuryazarlığı uygulaması, çocukları ve gençleri medyanın olumsuz etkilerinden korumak amacıyla, medyaya eleştirel gözle bakmasını ve akılcı değerlendirme yapmasını sağlamaya yönelik bir eğitimdir.

GİRİŞ

Dünyada küreselleşme ve bunun Türkiye'de yansıması, var olan değerleri değiştirip dönüştürmektedir. Bu değişim ve dönüşüm medya aracılığı ile gelişmiş ülkelerin, özellikle ABD'nin istek ve çıkarları doğrultusunda olmaktadır.

Günümüzde medya, özellikle televizyon, yeniden üreten, şekillendiren, yöneten, kontrol eden ve hatta yargılayıp, infaz eden bir iktidar aracına dönüşmüştür. Küreselleşme ve bunun yarattığı değişim ve dönüşümler, aile yapısına ve ebeveyn çocuk ilişkisine de yansımıştır. Değişen aile yapısı, çocuğun medya üzerinden toplumsallaşmasına neden olmaktadır (Mora: 2007, 4). Medya okuryazarlığı uygulaması, çocukları ve gençleri medyanın olumsuz etkilerinden korumak amacıyla, medyaya eleştirel gözle bakmasını ve akılcı değerlendirme yapmasını sağlamaya yönelik bir eğitimdir.

MEDYA

Medya, her türden sözlü, yazılı, basılı, görsel metin ve imgeleri içeren çok geniş iletişim araçlarını kapsayan bir kavramdır. Bu kavramın içine gazeteler, dergiler, kitaplar, broşürler gibi basılı, televizyon, sinema gibi görsel-işitsel ve radyo gibi işitsel kitle iletişim araçları girmektedir. Günümüzde bu kavrama internet, billboard benzeri yenileri de eklenmiştir (Nalçaoğlu 2003: 44).

Medyanın temel işlevi haber ve bilgi vermektir. Böylece izler kitlenin yakın ve uzak çevre hakkında bir vizyon edinmesine katkıda bulunur. Bunun için medyanın doğru ve tarafsız olarak gerçekleri duyurması gerekmektedir. Ne yazık ki uygulamada işler farklı yürümektedir. Medya mülkiyeti, siyasi ve ekonomik çıkar ilişkileri, yayın politikası, ulusal çıkarlar, uluslar arası ilişkiler, hedef kitlenin sosyo-demokrafik özellikleri, haber kaynaklarının mesleki ve kişisel çıkarları, benzeri nedenlerden dolayı haber, "yanlış bilgi" ("disinformation"), "eksik bilgi" ("missinformation") ve "yönlendirme" ("manipulation") şeklinde "dolayımlanarak", "dünyasal gerçek", "medyatik gerçeğe" dönüştürülür. Bu nedenle medyada haberin dolayımlanması, kaynaktan itibaren başlayan, muhabirin ve haberin yayımlanacağı kurumun özelliğine göre formatlanarak kitleye sunulmasına kadar çeşitli aşamalarda ve farklı nedenlerle gelişen bir süreçtir.

Haberin sıradan bir meta olarak kabulü gazetecilik mesleğinin farklı bir kamusal hizmet olma özelliğini de ortadan kaldırmaya başlamıştır. Medyanın kamuyu bilgilendirerek "aydınlatması" ve özgürce kamuoyunun oluşumuna katkıda bulunmasını sağlayan işlevi "habercilik" yerini "haber" ve "eğlence" sözcüklerinden türetilen (İngilizcede "information" ve "entertainment") "habeğlence" ("infotainment") işlevine bırakmıştır. Habercilik abartılı, sansasyona dönük sunuşlarla gerçekleştirilmektedir. Bu da "basit" ("mediocre") bir kültürün yeniden üretiminde önemli rol oynamaktadır. (KAYA; http://www.dorduncukuvvetmedya.com/arsiv/akaya.htm). Medyada kamusal yayıncılık, bir kamu hizmeti olarak gazetecilik tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir deformasyon yaşamaktadır. Medyanın giderek etki alanını genişletmesi ve insan yaşamının hemen her alanına ve anına nüfuz etmesi ile birey/toplum üzerindeki etkisi de artmaktadır. İnsanı ilgilendiren her olay, medya için "medyatik malzeme" olarak kullanılmaktadır.

MEDYANIN İŞLEVLERİ

Liberal/Çoğulcu görüşlere göre, medyanın beş temel işlevi vardır. Bunlar; bilgilendirme, kültürel devamlılık, toplumsallaştırma, kamuoyu yaratma, eğlendirmedir.

Eleştirel görüşlere göre medyanın işlevi ise, ekonomik sistemin ve bilinç yönetiminin satışını yapmaktır. Bunu medya ürünlerini dolayımlayarak ya da reklâm ve ilanların sunumu ile birlikte yapmaktadır. Medya ürünleri, egemen güç/iktidarın ve egemen kültürün devamını sağlamaya ve meşru kılmaya yönelik anlayışla üretilirler. Küreselleşme ile birlikte kültürel emperyalizm, medya üzerinden yürütülmektedir. Kültürel emperyalizm/medya emperyalizmi kuramına göre, gelişmiş ülkelerin egemen kültür ve değerlerinin bu ülkelerin, kültür endüstrisi tarafından, bilinçli bir şekilde, ucuz, seri, tek tip ve yapay olarak ürettiği ürünlerin medya ve özellikle televizyon programları aracılığı ile Üçüncü Dünya Ülkeleri'ne tek yönlü olarak akmasıyla, o ülke vatandaşlarının kapitalist değer ve amaçlarını benimsemesine ve kendi değerlerine yabancılaşmasına neden olduğu varsayılmaktadır.

Küreselleşme kapsamında, kapitalist üretim anlayışı çerçevesinde gelişen çokuluslu şirketler, ürettikleri ürünler aracılığı ile tüketimi pompalamakta, kendi ideolojilerini, yaşam ve eğlence kültürlerini tek yönlü ve kendi çıkarları doğrultusunda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere doğru akıtmaktadırlar. Haberleşmenin yanında eğlence kültürünün de bu sektörler tarafından şekillendirilmesi dünyayı onların penceresinden görmemize ve kendimize de onların penceresinden bakmamıza neden olmaktadır.

Medyayı neden izleriz? Sorusuna birkaç ana kavram çerçevesinde bakarsak: Bilgilendirme ve Kültürel aktarım,

1. Medya, yakın ve uzak çevrede neler olduğunu,
2. Siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelerin neler olduğu,
3. Ben kimim? biz kimiz? Sorularının yanıtlarını,
4. Dünyadaki yerimiz hakkında bilgi,
5. Hava ve yol durumunun nasıl olacağını,
Eğlendirme, Sosyalleşme ve kamuoyu oluşturma
6. Eğlenceli vakit geçirme,
7. Nerede nasıl davranılır,
8. Hangi sinemada hangi film izlenir,
9. Toplumun geneli ne düşünüyor,
10. Bizi ilgilendiren olaylar karşısında kamunun genel yaklaşımı nedir? benzeri olay, olgu ve fikirleri medyadan doğru bir şekilde edinmek isteriz.

MEDYA OKURYAZARLIĞI

Yasemin İnceoğlu ( 2006, 11), medya okuryazarlığını, "yazılı ve yazılı olmayan formatlardaki (Televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet vs. ) iletilere erişim, onları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği" olarak tanımlamıştır.

Medya okuryazarlığı iki işlevi kapsamaktadır. Bunlar: 1. Bireyin medyadan gelen mesajları eleştirel bir bakış açısı ile değerlendirebilme ve süzebilme yetisi, 2. Bireyin kendi mesajlarını yaratacak biçimde medyayı, tanımak ve kullanmak yetisini edinmesini içeren bir kavramdır (Pekman: 2006, 24).

SONUÇ

Yurttaş olma bilincinin gelişmesi, kendi geleceğine, yaşamına, ülkesine, toplumuna, kültürüne sahip çıkma bilincinin oluşması ile gerçekleşir. Bu nedenle doğru bilgilenmemiz ve medyadan doğru bilgiye ulaşmamız çok önemlidir. Küreselleşme ve medyanın şirketlerin eline geçmesi ve haberin meta olarak algılanması medyanın temel işlevlerinin değişmesine neden olmuştur. Ayrıca şirket medyalarının mülkiyetlerinin giderek tek elde toplanması ve tekelleşmenin yol açtığı ikinci olumsuz durum nedeniyle farklı kaynaklardan bilgi alarak sentez oluşturma olanağı da azalmaktadır.

Buna karşılık internet ortamında yapılan medya faaliyetleri, alternatif olarak ufkumuzu açmasına ve birçok konuda birçok farklı kaynaktan bilgilenmemizi sağlamasına rağmen alınan bilgilerin doğruluğu konusunda dikkatli olmamızı gerektirmektedir. Bu nedenle hem anaakım medyayı, hem de alternatif medyayı eleştirel bakış açısı ile değerlendirmek, aldığımız bilgilerin kaynağını sorgulamak ve akıl süzgecinden geçirmek zorundayız. Bunu sadece yetişkinlerin yapması yeterli değil, bu sorgulamayı yeni yetişen kuşaklara öğretmemiz çok daha önemli ve gereklidir. Bu eğitimi verecek insanları da çok iyi ön eğitimden geçirerek durumun önemini kavramalarını sağlamalıyız. Ortaöğretim kurumlarında medya okuryazarlığı derslerini verenlerin ve verdirenlerin bu sorumluluğun farkında olmaları gerekmektedir. Medya hakkında bilgisi olmayan, medyanın nasıl işlediğini bilmeyen, şirket medyasının amacının halkı bilgilendirmek değil, malını daha fazla insana satmak felsefesi ile hareket ettiğinin bilincinde olmayanların bu konuda yarardan çok zarar vereceği açıktır.

KAYNAKÇA

Kaya, A. R.,"Türkiye'de 1980 Sonrası Medyanın Gelişimi Ve İdeoloji Gereksinimi" http://www.dorduncukuvvetmedya.com/arsiv/akaya.htm.
İnceoğlu, Y. (2006), "Medyayı Doğru Okumak", I. Uluslar arası Medya Okuryazarlığı Konferansı, Marmara üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Metinleri, İstanbul.
Mora, N., (2007), "Medya Ve Kültürel Kimlik", Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü Uluslararası Türklük Bilgisi Sempozyumu, 25-27 Nisan 2007, Erzurum.
Nalçaoğlu, Halil (2003), "Medya Ve Toplum İlişkisini Anlamak Üzere Bir Çerçeve", Sevda Alankuş (Der.), Medya Ve Toplum, İstanbul: IPS İletişim Vakfı Yayınları, S. 44.
Pekman, C., (2006), "Avrupa Birliği'nde Medya Okuryazarlığı", I. Uluslar arası Medya Okuryazarlığı Konferansı, Marmara üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Metinleri, İstanbul.

----------------------------------------
Necla Mora: Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi.




Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder
 
   İLGİLİ LİNKLER
· Eski Araştırmalar
· Araştırmalar
· Araştırmalar Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: