Dördüncü Kuvvet Medya
      · ANASAYFA YAPIN   · FAVORİLERE EKLEYİN
NUR VERGİN, ÜNSAL OSKAY, CEMİL İPEKÇİ VE ELİT KLAN BASKISI
09.01.2008
ERTUĞRUL ACAR / EDİTÖR

Ertuğrul Acar Prof. Dr. Nur Vergin'in 2007 yılının son günü Vatan'da yayınlanan söyleşisi sonrasındaki tartışmalar derinlemesine bir analizi hak ediyor. İletişimci Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın, "Nur Vergin'e yapılan Elit Klan Baskısı" şeklindeki eleştirisi, Vergin'i eleştirenleri çileden çıkarmaya yetti. Vergin, sahibi olduğu bir arsaya villa yapma hakkı elde etmek için yağcılık yapmakla suçlandı, benzer türden tezleri savunan Cemil İpekçi hakkında ise "Patlat Demeci, kap ihaleyi" türünden haberler yayınlanmaya başlandı.

31 Aralık tarihli Vatan'da Prof. Dr. Nur Vergin'nin şu sözü manşetten verilmişti: "AKP, Türkiye'nin emniyet kemeri!". Vergin, Türkiye'nin makas değiştirdiğini söylüyor ve Özal döneminde başlayan uzun soluklu bir değişim süreci olduğu görüşünü ortaya atıyordu. "AKP, Türkiye için böylesi bir geçişte emniyet kemeri oldu" diyordu ardından...

Vatan Muhabiri, "Bu da nereden çıktı?" diyecekken, Vergin cevabı veriyor: "AKP; radikal dinci hareketleri ve etnik başkaldırıyı yumuşatıyor. Bu yumuşama olmasaydı, bu süreç çok daha çalkantılı, hatta kanlı yaşanabilirdi!"

Kısaca özetlediğimiz Nur Vergin'in bu sözleri başta Ertuğrul Özkök, Reha Muhtar, Mustafa Mutlu olmak üzere bazı köşe yazarlarının tepkisini çekmeye yetti. Taha Akyol ve Fehmi Koru da konuya köşelerine taşıyarak Vergin'e yapılanın linç girişimi olduğunu savundular. Hatta Koru, Vergin'in sözlerine eleştiri yapanlara "Piranha Cemaati" tanımlaması yaptı.

İşte Nur Vergin hakkında yazılanlardan bir derleme:

ERTUĞRUL ÖZKÖK: Yılın son günü Vatan Gazetesi'nde bir mülakat yayınlandı. Konuşan kişi, yakın tanıdığım bir arkadaşım. Özal zamanından beri, birçok konuda fikirlerimiz de birbirine çok yakındır. Ama gazeteye söylediği bazı şeyler var ki, itirazımı hemen kayda geçirmezsem rahat edemem. Çünkü, o sözlerde, bu ülkenin "laik hayat tarzını" benimsemiş, o konuda hassasiyeti olan insanlara atılmış öylesine ağır bir iftira var ki, hepimizin şiddetle itiraz etmesi gerekiyor. (2 Ocak 2008)

REHA MUHTAR: Hocam'ın elbette "Müslamanlara baskı vardı" sözleriyle Boğaz'daki 2.5 dönümlük inşaat izni olmayan arazisi arasında bir bağlantı yoktur... Benim nacizane maruzatım o ki , hani o inşaat izni olmayan arazinin üzerinde emekli büyükelçi olan rahmetli üvey babası Nurettin Vergin'in ismi yazıyor... Nur Hocam da, Türkiye'de baskı olduğunu anlatmak için, "Namaz kılan bir büyükelçi var mıydı?.." diye sormuş... Babası rahmetli kılar mıydı bilmiyorum... Ama babasının arazisinin inşaat izni yok onu biliyorum... (3 Ocak 2008 )

YALÇIN BAYER: Vergin'in Marx yorumundaki bu durum, aslında pek çok atıfında da vardır. Birçok düşünüre yaptığı atıf, aslında o düşünürün kaleminden çıkan sözler değil, o kişilere atfedilen sözlerdir. Nur Vergin'in kamuoyunda varsayılan zekásı, onun bu yüzeyselliğini gizlemeye yetmemektedir. Bu bilgiler eşliğinde Nur Vergin'in gündemdeki açıklamalarını daha iyi okuyup, 'derin(siz)liği'ni anlayabilirsiniz. (3 Ocak 2008)

MUSTAFA MUTLU: Hiç kimse Ramazan'da "Oruç tutuyorum, etraf ne düşünür" demez ama oruç tutmayanlar yolda sigara içmemeye, bir şeyler yememeye özen gösterir! "Toplumdan kopuk toplumbilimci"ye duyurulur... (4 Ocak 2008 )

FEHMİ KORU: Piranha, yani 'kan içici balık' benzetmesi yaparken mübalağa etmiyorum. Yaptığı açıklamalardan sonra Prof. Vergin'in akademik başarılarını küçümseyen, hocalığına dil uzatan, yaklaşımını basit gören bir yazıya yer verdi Hürriyet... Koskoca profesör görüşlerini açıkladı diye başına gelenlere bakın...Piranhalar her yerde. (5 Ocak 2008 )

TAHA AKYOL: Nur Vergin, Vatan gazetesine mülakat verdi. AKP'nin "kenar" ile "merkez" arasında bağlantı kurarak varoşların öfkesini azalttığını söyledi... "Mahalle baskısı"nın yüksek sınıflarda dindarlara karşı işlediğini anlattı. Uzun, üç gün süren mülakat! Vay sen misin bunları söyleyen! Hatta Vatan'da bir yazar, Nur Vergin'in arsasına imar almak için AKP'yi övdüğünü yazdı! Halbuki Vergin babasından kalan arsayı yıllar önce satmıştı! Ve malum çürük sakızlarla yürütülen bir linç kampanyası: "Yalaka, satılmış, hain..." (7 Ocak 2008 )

ÜNSAL OSKAY VERGİN'DE DESTEK VERDİ RAHATSIZLIK DAHA DA ARTTI

Tartışma kendi seyrinde devam ederken geçtiğimiz Pazartesi günü, İletişim Profesörü Ünsal Oskay'ın, Vatan'a verdiği mülakat yayınlandı. Oskay Nur Vergin'e yüksek sesle destek veriyor ve Vergin'e yönelik eleştirenleri "Nur Vergin'e yapılan Elit Klan Baskısı" diye tanımlıyordu.

Vatan muhabiri Mine Şenocaklı; 'Peki mahalle baskısı sadece dindar kesim için mi geçerli? Vergin'e yönelik tepkiler de mahalle baskısı değil mi?' diye soruyor, Oskay 'Hayır' diyor ve devam ediyor: 'Bu klan baskısı! İttihat ve Terakki zamanında başlayıp çok yakın zamana kadar toplum üzerindeki ekonomik ve siyasal hakimiyetini rakipsiz olarak sürdürebilen geleneksel elit, artık hakimiyetini kaybediyor. Şimdi taşradan gelen ve ekonominin yeni dallarından zenginlik kazanmış, eski elitten çok daha pragmatik ve farklı bir ahlâka sahip yeni klanlar topluma hakim oluyor. Bu yola giren çeşitli çevrelerin her biri klan haline geldi... Aslında çizgi aynı çizgi. Ama ritüeller değişti. Ritüeller değiştiği için birilerinin asabı bozuluyor.'

Ünsal Oskay'ın Vergin'in sözlerine gösterilen tepkiyi "Elit Klan Baskısı" olarak tanımlaması karşı cepheyi daha da kızdırdı. Üstüne üstlük Taha Akyol'un Nur Vergin'e yapılan eleştirileri "Linç" olarak nitelendirmesi ortamı daha da gerdi. Özkök konuyla ilgili iki yazı yazdı. 8 Ocak tarihli "Avam dokunulmazlar" başlıklı yazısında hem Ünsal Oskay'a hem de Taha Akyol'a cevap veriyordu:

BAKIN, Prof. Nur Vergin'in, "Dindarlara çok baskı yapıldı" tezini eleştirdiğimiz için başımıza neler geldi? Dün Vatan Gazetesi'nde yayınlanan bir mülakatta "elit klan"ın bir üyesi ilan edildik. Türkçe'ye çevirirseniz, "seçkinci aşiret" üyesiyim yani. Onu söyleyen de hem arkadaşım hem hocam Prof. Ünsal Oskay. Bir başka ağır suçlama da hiç beklemediğim bir yerden geldi. Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol bizleri, Nur Vergin'i "linç etmekle" suçladı. Neyle linç etmişiz? Taşla recm ederek mi? Elimizde sopa vura vura mı, yoksa yağlı ipi boynuna geçirerek mi?

Taha Akyol yukarıda aktardığımız Özkök'ün kendisine yönelik eleştirilerine Milliyet'teki köşesinde yanıt vermişti.

Elbette Türkiye'de ibadetlere kimse karışmıyor; tam bir özgürlük vardır. Ama tartışma, "mabet ve vicdan" içinde kalan ibadetlerden değil, dini muhafazakârlığın toplumda görünür hale gelmesinden çıkıyor.AİHM içtihatlarına göre, dinin toplumsal görünürlüğü demokratik bir haktır. Dinin toplumsal görünürlüğünün laik yaşantı üzerine baskı kurmamasına özen göstermek, laikliğin getirdiği özgürlükleri savunmak demokratik bir tavırdır. Ama aynı demokrasi, laik elitlerin muhafazakâr hayat tarzları üzerinde baskı kurmasına, onları aşağılamasına karşı çıkmayı da gerektirir. Türkiye'deki jargonlara bakın, aşağılayıcı terimler ve "öteki"ne karşı kibirli tavırlar en çok hangi kesimlerde; görürsünüz. (9 Ocak 2008)

"Mahalle Baskısı" kampanyasının en önemli bayraktarı Özkök'ün tartışmayı sürdürmekte kararlı gözüken yazısı ise daha sertti.

"Tezleri şu değil mi?"Cumhuriyet döneminde dindarlara çok baskı yapılmıştır." Ben ısrarla diyorum ki: "Bu bir iftiradır." Cevapları ne: "Hayır doğrudur. Dindarlara baskı yapılmıştır." Peki, kabul ediyorum. Cumhuriyet döneminde dindarlara baskı yapılmıştır. Öyleyse gelin bu insanlık dışı baskının "asli faillerini" teşhir edelim. Cumhuriyet kurulalı 85 yıl oldu. Bunun 25 yıla yakın bölümünde, Cumhuriyet'i kuran tek parti iktidardaydı. Geriye kalıyor son 60 yıl. Yani Cumhuriyet'in neredeyse üçte ikisi. Son 60 yılda bu ülkeyi kim veya kimler yönetti? "Laikçi ceberrut sol Kemalist iktidarlar mı?" (9 Ocak 2008 )

ELİT KLAN BASKISI BU OLSA GEREK

Birkaç ay önce Prof. Dr. Şerif Mardin'in sözlerinden hareketle Hürriyet ve Ertuğrul Özkök tarafından başlatılan "Mahalle Baskısı" tartışması hala hafızalarımızın bir köşesinde duruyor...

Özellikle Nur Vergin, Cemil İpekçi ve Ünsal Oskay tarafından "Mahalle Baskısı" kavramına getirilen ters yöndeki eleştiriler, başta Ertuğrul Özkök olmak üzere aynı görüşü paylaşan köşe yazarları tarafından çok sert tepki alması dikkatlerden kaçmayan bir husus...

"Mahalle Baskısı" kavramına kendileri gibi anlam yüklemeyen kişiler "Menfaatçi" suçlamalarına maruz kalıyor...

Mesela; Nur Vergin... Bebek sırtlarında sahibi olduğu bir arsaya villa yapma hakkı elde etmek için yağcılık yapmakla suçlanıyor... Hem de sözü edilen arsanın üç yıl önce satılmış olmasına rağmen...

Mesela Cemil İpekçi... Çıkıp şahit olduğu bir olayı anlatıyor ve "Asıl Mahalle Baskısı Türbanlılara karşı yapılıyor" diyor, hemen ardından "Ver Demeci, kap ihaleyi. Modacı Cemil İpekçi, son aylarda verdiği demeçler, yaptığı çıkışlar ve ardından aldığı kamu ihaleleriyle dikkat çekmeye başladı." türünden haberler yayınlanıyor.

İşte "Mahalle Baskısı"nı ters tarafından anlamanın bedeli...

Ünsal Oskay hakkında da mutfakta birşeyler hazırlanıyor mudur acaba?

---------------------------------------
ERTUĞRUL ACAR
E Mail:




Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder
 
   İLGİLİ LİNKLER
· Yazarlar
· Ertuğrul Acar Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: