I.BÖLÜM

İLETİŞİM KAVRAMI

            İletişim, gerek sözcük düzeyinde gerekse kavramsal düzeyde doğrudan, yani yüzyüze, veya bazı dolayımlarla bütün enformasyon akışını ifade etmekte kullanılan çok geniş bir açılıma sahiptir. Yapılan bir arastırma sonucunda 4560 çesit kullanımı saptanmış (Zillioğlu, 1996: 4), olan iletişim kavramının geçerliliği, anlamlı kodlar içeren iletinin yerine ulaşmasına ve buna bağlı olarak da ileti kaynağının bir şekilde hedefin tepkileriyle etkileşmesine bağlıdır ve bu bağımlılık ilişkisi belirli yöntem, teknik ve mekanizmaları içerir. Dolayısıyla, iletişim bir "yayımlama eylemi" (Şenyapılı, 1981: 39), olduğu kadar aynı zamanda "alma ve tepki göstermeyi de (reaksiyonu) kapsar." (Şenyapılı, 1981: 40)

 

      1.1.İletişim'in Tanımı

.....     Iletisim (communication), latince "communis" (ortak) kelimesinden türemistir. Iletisim insanlar arasinda etkilesimi ve enformasyon akisini saglar. Bu yüzden insan hayatinin en önemli unsurlarindan biridir. Iletisim, insanlarin fiziksel ve sosyolojik ihtiyaçlarini karsilamasini saglar. Iletisim temelde bir ileti (mesaj) göndermedir. Ama iletisim çok genis bir anlam tasir. Iletisim yasama dair herseydir; enformasyon yaymadir, görüs bildirmedir, bir bakistir, mimiklerdir, yüzyüze konusmadir, medyadir, kültürdür, düsünce paylasimidir, giyinis tarzimizdir, duygularimizin ve kisisel özelliklerimizin disa vurumudur, yasamin ta kendisi ve en temel noktasidir. Bir sanattir, bilimdir, amaç içeren bir süreçtir ayni zamanda dogal bir süreçtir.(1)

        Iletişimin taşidigi bu anlamlara daha yüzlerce ekleme yapilabilir. Gerçekten tam olarak doyurucu bir tanim yapilmasi çok zordur. Çünkü iletisim disiplinlerarasi bir alandir. Ertugrul Özkök, iletisim olgusunu açiklamada tüm disiplinlerin isbirligine deginmektedir. Ona göre iletisim bilimi ayri bir disiplinden çok disiplinler ittifakidir ve su sekilde açiklama yapar: " Eger bir insanbilimcisi olan Levi-Strauus'un, bir toplumbilimcisi olan H.Marcuse'nin, bir dilbilimcisi olan F.Saussure'nin iletisim olgusunun anlasilmasina katkida bulundugunu kabul ediyorsak bu yeni bilim dalinin çok disiplinli özelligini de kabul etmek zorundayiz. (Özkök,1985,sf 17-18). Wilbur Schramm da bu konudaki düsüncesini söyle dile getirmistir: "Insan toplulugu ve davranislari ile ilgili her dalin iletisimle ilgilenmesi zorunludur(WilburSchramm). Iletisim görüldügü gibi insan yasamina ait her alani kapsamaktadir. Bu nedenle iletisimin 126 degisik tanimi yapilmistir. Bilisim terimleri sözlügü(1981) ne göre iletisim "bir yerden, bir kisiden, bir makinadan bir baskasina herhangi bir ortamdan yararlanarak bilgi göndermedir".

            Ana Britanica ansiklopedisinde "iletişim" bireyler arasinda ortak bir simgeler sistemiyle gerçeklestirilen anlam ve bilgi alisverisidir" sekline tanimlanmaktadir.

            Shannon ve Weaver'in 1949 yilinda yaptiklari Mathematical Theory and Communication    ( Matematiksel Iletisim Kurami) adlı yapıtlarına göre iletisim en genis anlamda bir aklin bir baska kisiyi etkiledigi tüm islemleri içerir, bu da çok genis bir anlami oldugunu vurgular. Görsel sanatlardan, yazi yazmaya kadar bütün insan davranislarini kapsar.

            Berlo' ya göre iletisimde temel amacimiz, organizmamiz ile kendimizi içinde bulundugumuz çevre arasindaki özgün iliskiyi degistirmektir. Baska bir deyisle, dis güçlerin hedefi olmak yerine kendimizi etkili bir güç durumuna getirmek oldugunu, çünkü etkilemek için iletisim kurdugumuzu söyler(1960).

----------------------------------------------------

(1)-http://www.iletisimciler.com/iletisim.htm

 

Frank Dance iletisimin sürekli degistigini, incelenmekteyken bile degistigini gözlemlemekte, bu nedenle iletisimin bir etkilesim oldugunu söylemektedir (1967).

            Raymond Williams düsüncelerin, bilginin ve tavirlarin, kisiden kisiye aktarilmasi olarak tanimlamakta, basim, telgraf, fotograf, film, radyo, televizyonu da bu aktarmadaki yeni yollar olarak saymaktadir(1968). Frank Dance 1967 yilinda iletisimin sürekli degistigini vurgularken sanirim bugünkü uydu sistemlerini, bilgisayar ve internet agini tahmin edebiliyordu. Zira iki yil sonra yani 1969' da Amerikada ARPANET(Advenced Resarch Project Agency Net) yani ileri

arastirma ve proje kurumu agi tarafindan, iki eyalet içindeki 3 merkezi birlestirmek için internet kullanilmistir. Frank Dance' in belirttigi yollara hemen bir yenisi eklenmistir. Bugün internet kullanimi bütün dünyaya yayilarak, milyonlarca insanin iletisim kurmasini saglayan en önemli araçlardan biri haline gelmistir. Charles Cooley' e göre iletisim insan iliskilerinin varolmasina ve gelismesine yarayan mekanizmadir. Aklin yarattigi tüm simgeler ve bunlarin uzayda iletimini, zaman içindeki saklanmasini saglayan araçlardir. Bu da yüzdeki anlamlari,tavirlari ve davranislari, sesin tonunu, sözcükleri, yazimi, basimi, demir yollarini, telgraflari, telefonlari, ve zaman ile yerden kazanmadaki tüm basarilari içerir(1972).

            Ruben' e göre iletisim, ister bilgiyi yaymak, ister egitmek, ister eglendirmek, ister etkilemek ya da yalnizca anlatmak olsun, bilgi vermeye iliskindir, bilgiye yönelik davranistir.(1984).

            Gabriel Rodrigues iletisimin sadece bilgi ya da ileti göndermeyi kapsayan bir olgu degil, ayni zamanda birlikte çalisan insanlarin etkinliklerini koordine ettigini söyler(1987).

            MacBride' a göre genel anlamda iletisim yalnizca haber ve ileti alisverisi degil, görüsler, olgular ve verilerin iletimi ve paylasimini içeren bireysel ve ortak etkinliktir.(1988) Iletisim çok hizli gelisen ve sürekli yenilenen bir bilim dalidir, yasama sürecedir, hayatin anlamidir.

 

1.2.İletişim'in İşlevleri

 

            Iletisimin ne olduguna ve önemine bakildiginda iletisimin islevleri açikça görülmektedir. Her zaman savundugum gibi iletisim insan yasaminin temelidir ve iletisim olmadan insan da olmaz. Cherry' e göre iletisim toplumsal bir islevdir (1957). Iletisim insanlar arasinda enformasyon dagilimini ve degisimini saglar. Toplumun en dogal hakki olan haber alma, bilgilenme islevi iletisim ve kitle iletisim araçlari sayesinde gerçeklesir. Iletisim bilgilendirme disinda duygu ve düsünceleri bildirme, egitme ve ögretme, sorunlari çözme ve kaygilari azaltma, bireysel ve dolayisiyla toplumsal gelisim saglama, eğlendirme, toplumsal statü kazandirma, bireyin kendine güvenmesini saglama v.b. gibi birçok islevi yerine getirmektedir. Uluslararasi alanda ise enformasyon gücünü dünyaya ileten, bildiren bir islevi vardir. Bu da uluslararasi arenada siyasi, ekonomik, toplumsal bir güç kazanmanin en etkili yoludur. Günümüzde gelismenin ölçütü olarak enformasyon yogunlugu ve üretimi kullanilmaktadir. Bir toplum ne kadar fazla enformasyon üretiyorsa o oranda gelismis, güçlü ve saygin bir toplum sayilir. Enformasyonu pazarlamanin bir tek yolu vardir; tüm dünyayla iletisim kurmak. Iletisim bireyler arasi ve toplumlara arasi etkilesimin temelidir. Bilgilerin, teknolojinin, deneyimlerin, düsüncelerin, duygularin iletilmesi ve paylasilmasi iletisim sayesinde olmaktadir. Bu iletme ve paylasma süreci iki yönlü bir gelisme saglar. Kaynak konumunda bulunan bilgisini, duygu ve düsüncelerini simgelestirerek, kodlayarak kendini ifade etme yetisini kazanir. Alici da bu kodlari çözümseyerek dinleme, okuma, izleme dolayisiyla kendini gelistirme, enformasyon çagina ayak uydurma sansini yakalar. Bu arada geribildirimde bulunarak ne anladigini ne ögrendigini sinayarak kaynak olma rolünü üstlenir. Bu iletisim sürecinde kaynak konumunda bulunan, bilgisini, dünya görüsünü paylasirken alici konumunda olan bireyden etkilenerek yanlis bildigini farkedebilir, bunu düzeltebilir ve dünya görüsünü degistirebilir. Bu durumda kaynagin hedefi, amaci degisir ve alici konumuna gelir ve roller degisilmis olur.

 ....Schramm göre iletisimin toplumsal islevleri vardir;

1- Kaynak açisindan;                       2- Hedef kitle (alici) açisindan;

a- Bilgilendirir                                   a- Anlamak                                                            

b- Ögretir                                         b- Ögrenmek                                                               

c- Eglendirir                                      c- Eglenmek                                                  

d-Önerir veya ikna eder                    d- Karar vermek                                                                                                 

 

                                                                                    Schramm 1971, 1972

 ...Lasswell' e göre de iletisimin toplumsal açidan islevleri vardir;

1- Iletisim, toplumun bireyleri arasinda etkilesimi saglar

2- Iletisim, çevreyi denetleyerek toplumun da degerlerini denetler,

3- Iletisim, toplumsal geleneklerin sürmesine yardimci olur.                           

.....MacBride artik iletisimden daha köktenci islevler beklenmesi gerektigini vurgulamakta ve bu tezini su sekilde açiklamaktadir; ...Iletisimi bilgilendirmede kisisel, ulusal ve uluslararasi kosullari anlamak , tepki göstermek ve karar verebilmek için gerekli iletileri toplamak, biriktirmek, ve dagitmak; toplumsallastirmada toplumun etkili üyeleri olabilmek için ortak bilgi saglamak; güdülemede her toplumun amaçlarina ulasimasi için bireysel ya da toplu etkinlikleri desteklemek; tartismada ortak ilgi alanlarini bulmak; egitimde bilgi aktarip her asamada aydin bir kisilik olusturmak ve beceri kazanmayi saglamak; kültürde geçmisin mirasini, sanat ürünlerini saklamak ve ufuklari genisleterek yaraticiliga yönlendirmek, eglencede bireysel ve toplu eglence için tiyatro, dans, güzel sanatlar, edebiyat, müzik, spor, v.b yaymak ve bütünlesmenin kisilere, topluluklara, uluslara degisik iletilerle ulasma olanagi saglamak olarak degerlendirmektedir. (MacBride, 1988)

 

 

1.2-KİTLE İLETİŞİMİ ve KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

           

Kitle iletisimi, kitle iletisim araçlari kullanilarak yapilan iletisim çesididir. Bu yüzden üç sekilde olmaktadir; fotografli ve yazili iletisim (gazeteler, dergiler v.b), sözlü iletisim (radyo), hem sesli hem de görüntülü iletisim (ty, sinema v.b.) yüzyüze olmayan iletisimdir. Bu örneklere müzik CD' leri, plaklar, kasetler, ses kayitlari, tv, sinema filmleri, Video Cd' ler gibi diger araçlari ekleyebiliriz.

 

1.2.1-Kitle Kavramı

Kitle iletisimini anlatmadan önce kitle kavramina deginmek istiyorum. Kitle iletisimindeki kitlenin iki anlami vardir;

1- Sosyolojik Anlami: Sosyal gruplarin ögelerine sahip olmayan, devamlilik arzetmeyen bir yapidadir. Kitleyi meydana getiren bireyler arasinda karsilikli baglilik, hareket ve tavirlarda ayni standartlarin paylasimi yoktur. Özellikleri ayni olmayan, ayni norm ve degerleri tasimayan kümelerdir.

2- Genis Anlami: Belli bir alanda varoldugu kabul edilen büyük sayidaki insan toplulugudur. Kitle iletisim araçlari sayesinde bilgi, duygu, düsünce ve tutumlarin tek yönlü olarak insan veya gruplara ulastirilmasidir.(2)

.....Denis McQuail' e göre kitle kavrami, toplumsal düsüncede hem olumlu hem de olumsuz anlamlarda ele alinmaktadir. Olumsuz anlamda; "kanunsuzlarin, kültür, akil ve mantiktan yoksun

-------------------------------------------------

(2)-http://www.iletisimciler.com/kitle.htm

insanlar ve cahilllerin olusturdugu kitledir". Olumlu anlamda ise "çalisan insanlarin dayanismasi ve gücüdür" (Mcquail, 19879).

.... Yine Denis McQuail' e göre kitle iletisim araçlarinin izleyicisi olarak "kitle", grup, kalabalik ve kamudan farkli nitelikler tasir. Bu nitelikler:

1- Kitle, kalabalik ve kamudan daha büyüktür.

2- Kitle olabildigince daginiktir; üyeler birbirini tanimaz, ayni zamanda izleyicileri biraraya getiren kisi de üyeleri tanimaz.

3- Kitle, belirli amaçlar için biraraya gelip birlikte eylemde bulunma yeteneginden yoksundur.

4- Degisen sinirlar içinde kitleyi olusturan birimler degisik yapilar gösterir.

5- Kitle, kendi basina eylemde bulunamaz, aksine kitle üzerinde eylemde bulunulur.

.... Kitle kavramina bu sekilde degindikten sonra kitle iletisim tanimlarina yer vermek istiyorum.

.... Melvin Defleur ve Everette Dennis' e göre kitle iletisimi bir süreçtir. Bu süreç te 5 ayri asamadan olusur:

1- Profesyonel iletisimciler, sunu için degisik içerikli iletiler olustururlar;

2- Bu iletiler mekanik araçlar araciliginda hizli ve sürekli olarak dagitilir ya da yayinlanirlar;

3- Ileti çok çok sayida ve çesitli izleyiciye yani kitleye ulasir;

4- Kitle içindeki bireyler iletiyi kendi deneyimlerindeki anlamlara göre yorumlar.

5- Sonuçta bireyler su ya da bu sekilde etkilenir.

(Defleur,Dennis, 1981

 

 

1.2.2-Kitle İletişim Araçları

 

            Kitle iletisim araçlari sayesinde kitle iletisimi dogmus, ve iletisimin boyutlari genislemistir. Kitle iletisim araçlari enformasyon dagilimin da büyük bir rol üstlenmistir. Özellikle gazete, radyo ve tv' nin enformasyon yaymadaki gücü ve etkinligi tartisilamaz. Ama kitle iletisim araçlari bunlarla sinirli degildir. Tokgöz' e göre kitle iletisim raçlarini su sekilde siralamak mümkündür: Radyo, tv, video, basin, kaset, plak, sinema, kitap, dergi, tiyatro, afis, el ilani, duvar, yazisi, siyasal miting, konser, telefon, telgraf,teleks, telefoto, faksimile, radyo foto, radyo link sistemleri, kablolu televizyon, iletisim uydulari, bilgisayarlar (Tokgöz, 1983).

            Tabi günümüzde bu araçlara yenileri de katilmistir ve katilmaya devam edecektir. Bu araçlar kitle iletisiminin gelismesini ve yayilmasini saglamistir. Bence günümüzün ve gelecegin en büyük iletisim araci bilgisayar ve internettir. Çünkü bilgisayar hem kitle iletisim aracidir, hem de yüzyüze iletisimi saglayan bir araçtir. Bir iletisim araci ile kurulan iletisim, geribildirime olanak sagliyorsa yüzyüze iletisim sayilir. Buna örnek olarak da telefonu göstermistim. Bilgisayar da fiziksel uzakligi ortadan kaldirarak yüzyüze iletisimi saglayan bir araçtir. Bugün bilgisayar ve internet sayesinde dünyanin öbür ucundaki bir insanla chat yapip, Japon kardesle tavla oynayabiliyorsak, bilgisayarin iletisim teknolojileri içindeki yerini ve önemini tartisamayiz. Hatta bilgisayar ve iletisim teknolojileri birbirinden bagimsiz düsünülemez olmustur.

            Anthony Oettinger, computer ve communication kelimelerinden olusan "compunications" kavramini olusturmustur. De Sola Pool bilgisayarin iletisim agina devrim niteliginde girdigini söylemis ve su açiklamayi yapmistir:

             XIX. yüzyilin ortalarindan itibaren telgraf ile baslayan iletisim alanindaki devrim, daha sonra telefon, sonra da radyo ve televizyonla gelisir. Mesajlarin, yüzeyde görülür isaretler yerine, elektronik dalgalar araciliginda aninda baska yöreler aktarilmasi( bu mesajlar sadece sözcükler degil ayni zamanda ses ve grafiklerdir ) enformasyonu islemede önceki iki devrim ( yazinin icadi ve yazili mesajlarin çogaltilmasi) kadar önemli bir devrimdir. XX. yüzyilin ortasinda bilgisayar da en az bu devrimler kadar iletisimde devrim yaratmistir fakat farkli bir biçimde. Ilk kez olarak yapay bir zeka, iletilen mesajlari yaratmakta veya tamamlamaktadir. Bundan önceki her iletisim aygiti bir insan tarafindan yaratilan mesaji alir bunu degistirmeden bir baska insana aktarirdi. Bilgisayarla ilk kez bir insanin gönderdiginden oldukça farkli bir mesaj alinabilen iletisim aygiti ortaya çikmis oldu. Böylece bir yüzyil arayla iletisim alaninda iki devrimsel nitelikte gelisme bir araya gelerek, daha önceleri hiçbir sekilde görülmeyen sekliyle bir iletisim sistemi yaratir.

 

1.2.2.1Başlıca Kitle İletişim Araçlarının Tarihsel Gelişimine Kısa Bir Bakış

 

Bu başlıkta telgraf,radyo ve televizyon un ortaya çıkışı ve etkileri üzerinde kısaca duracağız ve bunların internetle olan etkileşimini yada internet karşısında eksiklerine kısaca değineceğiz.

 

1.2.2.1.1.Telgraf

Samuel Morse, ilk telgraf mesajını 1873 de gönderdi. İlk geçek telgrafın gönderilmesi iseyedi yıl aldı. Bu, teknolojinin laborutuvar ortamından günlük hayata geçişinin ne kadar sürdüğünügösteren iyi bir örnektir. İlk donanımlar, kovboy filimlerinde gördüğünüz makinelere çok az benziyordu. Morse"un derdi, telgrafın sadece 15-20 mil arası bir uzaklığa gidebilmesiydi. Bu alanın genşliyebileceği daha sonra anlaşıldı.(3)

            İlk telgraftaki ikinici sorun bir defada sadece bir mesajın gönderilebilmesiydi. Aynı anda başka bir mesaj gönderilirse noktlar karışıyordu. (Bu günümüzde band değişikliği sorunu olarak bilinmektedir). Aralarında Thomas Edisonun da bulunduğu diğer muteciler iki yönde de aynı anda ve çok sayıda mesaj göndermenin yolunu buldular. (Buna günümüzde multiplexing denmektedir).

            Daha sonraki yıllarda özellikle, 2.Dünya Savaşı sırasında mikrodalga iletimi ile birlikte telgraf evrim geçirdi; modern faksın ilk adımları atılarak, yazı, resim, vb. gönderilip alıması mümkün oldu.

            Mourse"un ilk mesajı göndermesi üzerinden 100 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra herkez acil mesajlar, doğum haberleri sv. için telgrafı bir iletişim aracı olarak kullanılmaya başladı. Tabii ki sonradan telefon ile konuşmak ve radyodan önemli haberleri dinlemek olanağına kavuştuk.

            Telgrafın borsa, yönetim, savunma ve diğer sosyal alanlarda güçlü ve etkili oldu. Duman ve davullardan sonra ilk defa bir iletişim aracı alanında bir çoktaya bilgi gönderebiliyordu. Artık bir yatırımcı yeni bir iş anlaşmasını öğrenebilir ve haber yayılmadan hisse senedi alabilirdi. Hükümet, düşman kuvvetleri saldırmadan önce haberini alabilirdi. Fakat bir çok sırdan tüketici, için bunun tüm anlamı, günlük yaşamlarında hiç görmedikleri bir yenilik olmasından ibaretti.

           

1.2.2.1.2.RADYO

 

            Yazılı basından İnternet"e kadar kitle iletişimi alanındaki en önemli ilerlemenin radyo olduğu inancındayım. Bu, muhtemelen Marconi adının her düzeyde tarih dersi kitaplarında yer almasının bir nedenidir. Ama yinede, Marconi"nin ilk mesajı ne zaman gönderdiğini ve mu mesajın içeriğinin ne olduğunu bilen bir okuyucu "bir ödülü" hak ediyor demektir.1894 de Marconi kablosuz olarak telgraf gönderdi; insan sesi değil. Morse gibi onun da gönderme alanı sınırlıydı ve hatta ilk mesajı; bir mil öteye gidebilmişti. Sistem gittikçe Morse'a göre daha hızlı sinyal gönderimi gerçekleşti. Marconi 1899 da Manş Denizinin öteki kıyısına sinyal göndermeyi başardı. İki yıl sonra İngiltere den Newfoundland'e sinyal gönderdi.

            Peki sesin iletilmesine ne zaman başladı? Bu gün bildiğimiz hali ile radyo, 1906 yılının Noel

----------------------------------------------------------------------------------------------------

(3)-Murpy Tom/Web Kuralları Çeviren:İnci Berna Kalınyazgan, Ankara-2000 (s.33)

 

arifesinde Reginald Fessenden"in kablosuz telgraf yoluyla sesini duyurmasıyla başladı. Ses yüksek tondaydı ve net olarak anlaşılıyordu. Fessenden'in ünü, Nobel ödülü kazanan Marconi"nin çalışmasına bilimsel bir katkı yapmaktan ziyade soyal bir etki kazandırmasıdır. İnsan sesi radyonun temel unsuru oldu ve bu durum radyoyu milyonlarca insan açısından sahip olunması gereken bir teknoloji haline getirildi.

            David Sarnoff'un American Marconi Company'deki üst düzey yöneticeleri radyo için bir tüketici pazarı olduğu yönünde ikna etmesi 10 yıl sürdü. Daha sonraları radyo'yu ilk benimseyen binlerce kişi ilkel antenler yer kabloları ve bir parça kristal ile kendi radyolarını yapmaya başladılar. İlkel kristal radyoları ayarlayıp kulaklığı seramik bir kabın içine koyarak sesi yaymaya çalıştılar.

            İlk yayını öncülerinden biri, Victrola plakları çalan Frank Conrad adlı bir mühendisti.  Conrad sadece ilk dj değil aynı zamanda çalıştığı şirket olan Westinghouse electric Corporation için yaptığı vericiden 1920'de Warren Harding'in başkan seçildiğini duyuran ilk radyo sunucusuydu. 1926 yılında yaklaşık 5 milyon radyo satıldı ve Kongre Federal Radyo Komisyonu'nu oluşturdu.

            Radyo istasyonlarının ortaya çıkması ile birlikte radyo programcıları ve sunucular süper star oldular. 1930'da Fessenden'in yaptığı tarihi olaydan 24 yıl sonra radyo iyice yaygınlaştı. 7 Aralık 1941'de Franklin Roosevelt radyo yayıncılığı tarihinde en dramatik mesajlardan birini verdi ve Pearl Harbor'a Japonlar tarafından saldırıldığını duyurdu. Böylece tarihte ilk defa milyonlarca insan ülkelerinin savaşa girdiğini bir kaç saniye içinde öğrenmiş oldu. Radyo bir çılgınlıktan yeri doldurulamayan önemli bir teknoloji haline geldi. Bugün Amerika'da bir çok evde telefon olmayabilir ama radyonun olmadığı ev bulmak çok zordur.

            Bununla beraber radyonunda zayıf olduğu durumlar vardır; örneğin band genişliği burada da bir soundur. Halkın alabileceği frekanslara uyumlu belli sayıda program mevcuttur. Radyo çok büyük bir sosyal güç olamasına rağmen bu güç ne yayınlayacağına karar veren yayıncıların elinde toplanmıştır. Tüketiciler sevdikleri programları dinleyerek ve sevmediklerini dinlemeyerek bu gücü az oranda da olsa paylaşırlar.

            Bu kontrol düzeyine web de gezinenlerin istemedikleri siteden çıkmalarına benzetebiliriz. Ama arada önemli farklar vardır. Örneğin radyoda sınırlı sayıda frekans varken internette böyle bir sınır yoktur. Son olarak medya birleşmeleri büyük medya zincirlerine yol açarak pazarda birkaç sayıda radyo istasyonunun kontrol kurmasına neden olmuş tüketici kontolünü sınırlandırmaktadır. Bu internette olamayacak bir durumdur. Çünkü büyük medya kuruluşları program üretmeye devam etseler bile sayısız alternatif var olmaya devam edecek ve kendilerini var eden teknoloji ucuzladıkca ucuzlayacak.

            Herhangi birisi internetin Frank Conrad'ı olabilir. Yüz binlerce insan kendi web sitesini oluşturmuştur. Küçük işletmeler internetin ticari potansiyelini farkederek büyük kazanımlar peşine düşmüşlerdir.

            Büyük Amerikan firmaları radyonun potansiyelini farketmekte çok yavaş kaldı. Unutmayın ki, Marconi'nin ilk kablosuz telgrafı ile Conrad'ın Harding'in zaferini duyurması arasından tam 26 yıl geçmiştir. Benzer biçimde ilk geniş çaplı ticari web sitesi internetin ortaya çıkışından 25 yıl sonra açıldı.(4)

 

1.2.2.1.3.TELEVİZYON

 

            Federal Radyo Komisyonunun kurulduğu 1927 yılında Philo Fransworth televizyonun kalbi sayılabilecek yeni bir tip vakum tübü geliştirildi ve radyo dalgaları yolu ile görüntü iletimi

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

(4)-Murpy Tom/Web Kuralları. Çeviren:İnci Berna Kalınyazgan, Ankara-2000 (s.34-35)

 

hakkındaki şüpheler giderildi.Bir yıl sonra, çok az insan tarafından izlenmesine rağmen ilk yayın New York eyaletinde gerçekleşti.

            11. yıl gibi uzun süre bir süre sonra RCA bir televizyon prototipini 1939 New York dünya fuarından sergiledi. Fransworth'un keşfinden 18 yıl sonra bu gün internette görüştüğümüz bir çılıgınlığın benzeri başladı. 1948 itibari ile hükümet bu ani büyümeden endişenlendiği için istasyonlara lisans verme işlemini durdurdu.

            4 yıl süren yasak sürecinde televizyonu durdurmak mümkün olmadı. İkinci Dünya savaşının bitiminden 10 yıl sonra her üç Amerikalı ailenin ikisinin evinde televizyon vardı. 1960'ların sonunda bu oran %95'e yükseldi. Bu gün bu oran %97'dir ve ortalama bir aile günde 7 saat televizyon izlemektedir. Yarım yüzyıllık bir geçmişine rağmen televizyon hala potansiyelini gerçekleştirmede başarısız olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

            ABD'de analog televizyon sinyallerinden dijitale geçiş yolundaki evrim 2006'da tamamlanacak. Bunun anlamı nedir? 2006 itibariyle bir televizyon alıcısı bir kişisel bilgisayarın yaptığı gibi sinyalleri dalga boyu yerine "0" ve "1" rakkamları ile veri olarak alacak. Bu tüketiciler internetteki herhangi birşey de dahil olmak üzere programları kayıt edebilecek demektir. 4 VHF şebekesi bir kaç UHF istasyonu ve kamuya yönelik sıkıcı kanallar yerine dünyanın her yerindeki Frank Conradlardan sınırsız program seçebilmek mümkün olacaktır. Programların teknik kalitesi ise amatör düzeyden profosyonel düzeye yükselecek. Yinede şuna inanıyorum ki izleyiciler teknik olanaklardan çok kişisel tercihlerini göz önünde bulunduracaklar tıpkı milyonlarca insanın teknik kalitesi daha yüksek moron televizyon programları yerine durağan web sayfalarını izlemeyi tercih etmesi gibi..

            Bu gün internet sadece bir avuç entellektüel ve aşırı siyasi uçlardaki insanların cenneti olsaydı bu, beklediğimiz gelişmeler için zayıf bir gösterge oldu. Oysa milyonlarca insan internet kullanıyor ve finans, haber, bisiklet ve alternatif tıp gibi geniş bir yelpazeye yayılan alanlarla ilgi gösteriliyor. Elbette seks bilgisayar oyunları riskli sohbet odaları ve ticari medya sitelerine de çok fazla ilgi var ama genelde tüketiciler ne görmek istediklerine kendileri karar veriyorlar.(5)

 

1.3.İnternet in Tanımı ve Tarihçesi

            Elektronik medya yı ve işlevlerini daha iyi anlamak açısından önce internetin ne olduğunu iyi bilmemiz gerekir.Ayrıca internetin tarihsel sürecinede bir göz atmalıyız.Bu bölümde internetin değişik boyutlarını ve tanımlarını ortaya koymaya çalışacağız.

 

13.1.Kitle İletişim Aracı Olması Bakımından

            Toplumsal yasama yeni giren bir olgu olarak internet aslinda çok genis bir kapsama sahiptir. Internet yalnizca bilgi paylasimi demek degil, küresel dünyanin büyük oranda temsil edildigi öyle bir platformdur ki, artik kendine özgü terminolojisi, kurallari ve araçlariyla insan zihnindeki sinirlara bile meydan okumaktadir. Gündelik yasamimiza soktugu pek çok yenilikle birlikte, genel olarak bir iletisim biçimi olan interneti anlamak için bir anlamda öncülleri olan KIA(*)'yla ilgili degerlendirmeleri gözden geçirmek, aradaki benzerlik ve ayrimlari kisaca bulgulamak gerekmektedir. Çünkü geleneksel KIA hakkindaki görüs ve düsüncelerden referans almak, sosyal bir olgu olarak interneti anlamamizi kolaylastiracaktir.

            Kitle iletisiminin diger iletisim biçimlerinden ayirici özellikleri genel olarak su sekilde siralandirilabilir: Öncelikle kamusaldir ve kurumsalligi gerektirir. Ancak burada kurumsallik, 'kamu yararina' oldugu varsayilan belli ilke ve politikalarin olusturulmasi ve uygulanmasi etkinliklerini de içermektedir. Bundan baska KIA tarafindan yayilan kültürel ürünler halkin çogunlugu tarafindan kolayca elde edilebilir. Bütün bu özellikleriyle birlikte kitle iletisimi, tek bir kaynaktan çok sayida tüketiciye yönlendirilmis sürekli bir bilgi akisini ifade etmektedir.

Internetin ne tür bir kitle iletisimi gerçeklestirdigi de önemli bir soru olarak karsimiza çikmaktadir. KIA genel olarak görsel, isitsel ve görsel-isitsel olmak üzere üç ana grupta siniflandirilmaktadir. Tüketiciler açisindan baktigimizda KIA ve internet arasinda önemli bir farklilik mevcuttur. Her bir KIA'nin olanaklari çerçevesinde belli sinirliliklari vardir ve tüketiciler de bu sinirlari gözetmek zorundadir. Örnegin, isitsel bir aygit olarak radyo, dinleyicisine yalnizca isitsel olanaklarin elverdigi ölçüde enformasyon akisini gerçeklestirebilir. Ancak internet bütün bu kategorilerden daha fazlasini yapisinda barindirdigina göre, su ana kadar gelistirilmis KIA tanimlarinin disinda bir yer almalidir. Internet her ne kadar kurumsal ve kamusal içerigiyle KIA'na benzer bir yapiya sahip olsa da, hem radyo, hem televizyon, hem film izleme aygiti, hem de yazili basin islevlerini bir arada barindirdigi gibi, bunlarin da ötesinde elektronik posta ve sohbet olanaklarina da sahipti! r.!

Dolayisiyla internetten sözederken, onun bir KIA degil, daha çok bir kitle etkilesim araci oldugunu düsünmek daha dogru olacaktir. Çünkü internetin en belirleyici özelliklerinden biri enformatik akisin kullanicilar tarafindan yönlendirilebilmesidir. Diger bir deyisle kullanicilar, enformasyonla etkilesme olanagina sahiptir.

            Aslinda bilgi paylasimi veya tüketiminin internet gibi bir ortam sayesinde kolayca gerçeklesebilmesi yeni bir siyasal ve sosyal ütopyanin da olusmasina olanak tanimistir. Gerçekten de internet insanlik adina son derece heyecan verici bir olgu olarak karsimiza çikmaktadir.

            Gerek KIA, gerekse internet hakkinda düsünürken zaman ve zamanin kullanim biçimleri önemli bir ölçüt olarak karsimiza çikmaktadir. Çünkü zaman, "toplumsal gelismenin belli bir basamagindan itibaren olaylarin akisi içindeki yerlerini tayin edebilmek için insanlarin ögrenmek zorunda olduklari bir araç" olarak, (Elias, 2000: 35) önemli bir kültürel ve dogal kosullanmadir. 

            Internetin kanimca en belirleyici özelligi, modern insanin zaman kavrayisina belli noktalarda hitap etmemesidir.  Bir internet kullanicisi için  bu anlamda bir dogal, 'ideal zaman'dan söz edilemez. Çünkü internetin önemli bir özelligi, her bir veriyi zamandan bagimsiz olarak kullaniciya iletmesidir. Diger bir deyisle internet kullanimi sirasinda kullanici bir anlamda tarihselliginden arinir. Kullanici gündelik yasamindaki zamana iliskin sinirliliklarindan bagimsizlasmistir. Artik geçmis ve gelecek kavramlari, internet kullanimi sirasinda pek anlam tasimaz. Bunun bir nedeni, internetin zaman ve mekan farkliliklarini önemsizlestiren bir elektronik bilgi agi olarak, istenen her yerden ve her zaman erisime olanak tanimasiyken, diger bir nedeni de internetteki veri akisinin sürekliligi ve bu sürekliligin belli bir periyoda sahip olmamasidir. Bu noktada internet ile kitle iletisim araç! la! ri arasindaki ayrim belirginlesmektedir: Kitle iletisim araçlarinin temel özelliklerinden biri zamana bagimli olmalaridir, yani belli periyotlarla enformatik akisi gerçeklestirirler. Gazeteler günlük veya haftaliktir, radyolar ve televizyonlar yayin akislari uyarinca belli formatli yapimlari belli gün ve saatte yayinlamak zorundadirlar. Bu durum ayni zamanda kitlesel iletisimin bir temel kosuludur. Her bir KIA, tüketici hedefine neyi nerede ve ne zaman bulabilecegini yapisi ve isleyisi geregi bildirmek zorundadir.(6)

 

(*)KIA:Kitle İletişim Araçları

 

1.3.2.Genel Olarak İnternet Tanımlamaları

 

            Internet, sanayi toplumundan bilisim toplumuna geçisin habercisi, tasiyicisi, bir ön modelidir. Internet bilimsel ve teknolojik gelismenin önemli bir etmeni, tasiyicisi, kendisi sürekli degisen, bilgi teknolojilerini degistiren, giderek toplumu ve yasamin tüm boyutlarini degisime zorliyan bir teknolojiler kümesidir. Internet'de geç kalmak, telafisi mümkün olmıyan sonuçlar

------------------------------------------------------------------------------------------------------

(5)- Murpy, Tom. Web Kuralları. Çeviren:İnci Berna Kalınyazgan, Ankara-2000(s.36)

(6)- Eltugay, Özer. İnternet ve Yabancılaşma adlı makalesi

 

dogurabilir; Internet en basitinden çagdas matbaadir.

            Bill Gates internet konusunda şöyle diyor: "Dünya da satışa sunulan tüm malları inceleyebilir, kıyaslayabilir, hatta size uygun hale getirebilirsiniz.. Birşey satın alamk istediğinizde bilgisayarınıza, onu sizin için en uygun fiyat ve koşullarda bulması için komut verebilirsiniz. Tüm dünya ya yayılmış server ler sayesindeihalelere girebilir, önerileri değerlendirebilir,kazanç şartlarının gerektirdiği her türlü transferi sağlayabilirsiniz. üstelik kontrol ve güvenlikte garanti edilmekte.. kısacası alışveriş için bir cennettir...." (7)

            Kısaca internet üzerine bazı tespitler verdikten sonra internetin tanımlamasını yapmak gerektiğini düşünüyoruz:

1)Kisaca "aglarin agi" olarak da ifade edilen internet dünya çapinda milyonlarca bilgisayari birbirine baglayan bir sistem olarak tanimlanabilir. (Çagiltay,1997:5).

2)internet nedir sorusuna verilebilecek en genel yanit internetin bir bilgi paylasim agi oldugudur. Bu agda, bilgisayar ortamina aktarilan her türlü veri, hemen herkes tarafindan kullanilabilmekte ve kullanicilar sinirsiz bir enformatik olanaga kavusmaktadir.

3)Internet, birçok bilgisayar sistemini TCP/IP protokolü ile birbirine baglayan dünya çapinda yaygin olan ve sürekli büyüyen bir iletisim agidir. Internet, bilgiye kolay, ucuz, hizli ve güvenli ulasmanin ve onu paylasmanin günümüzdeki en geçerli yoludur.

            Internet'in önemi, 'Olmazsa Olmaz' derecesinde sürekli olarak artmaktadir.
Bu, biraz teknik bir tanim oldu. Hem yeni baslayanlarin; hem de bu isi biraz bilenlerin klasik internet tanimi. Internet farkli bir ortam, farkli bir uzay. Kendi, yazili olmayan, kurallari olan; kendi toplumu olan bambaska bir uzay. Klasik yasama biçimlerini, deger yargilarini degistiren; hayatimiza yeni kavramlar, yeni ugraslar getiren bir sey. Hayatimizi etkiliyor. Hem de çok fazla bir biçimde.
            Internet'i her yönüyle tanimlamak zor ama, etkilerini görmek ve onu hissetmek daha kolay. Hayatimizda normal sartlarda yaptiklarimizi göz önüne getirelim ve Internet'in bunlari nasil degistirdigini; bunlara nasil yeni anlamlar yükledigini gözlemleyelim. Belki bazilarimiz için daha az (ya da hiç), bazilarimiz için daha çok (ya da asiri çok) etkilenmeler olacaktir. Ancak gerçek olan, önümüzdeki yillarda (2000'e girerken) Internet olgusu her yönüyle bizimle olacak ve hayatimizda onunla ilintili pek çok sey yapiyor olacagiz (Ag üzerinden alisverisler, uçak/tren rezervasyonlari, günlük gazetelere erisim, bilimsel dergileri okumak gibi.)

internet ile ilgili tanımlamalara birçok yerde rastlamak mümkün yukarıdaki tanımlamaya ek olarak bir başka tanım daha verebiliriz:

            Internet, sanal bir dünyaya (cybespace) verilen bir addir. Kisaca net denir, sanal alem olarak da adlandirilir. Inter ve net kelimelerinin birlestirilmesiyle olusmustur.Inter kelimesi arasinda olarak çevrilebilir, net ise ag demektir. Internet de aglar arasi ag,bilgisayar aglarinin agi olarak çevrilebilir. Yani internet milyonlarca bilgisayarin meydana getirdigi bir agdir.Bu bilgisayarlar üzerinde bilgi tasiyan ana bilgisayarlar ve evimizden, isyerimizden baglandigimiz kisisel bilgisayarlar olaraak ikiye ayrilir.Üzerinde bilgi tasiyan bilgisayarlara server(sunucu) denilir. Sunucuya ve ondaki bilgilere ulasmak için evimizdeki, isyerimizdeki yada internet cafedeki bilgisayarlari kullaniriz.(8)

 

1.3.3.İnternetin Tarihsel Gelişimi

 

            Yukarıda tanımlamaya çalıştığımız internet olgusunu tarihsel süreçte inceleyecek olursak, bu kavramın yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip olduğu söylenebilir.

--------------------------------------------------------------------------------------

(7)-Erdinç, Nurgün. Haber Portallarının Medyadaki Yeri: İstanbul-2000

(8)-http://www.iletisimciler.com/internetnedir.htm

 

Katie Hanfner ve Matthew Iyon a göre "tarih" kelimesi , internet sözkonusu olduğunda biraz aşırıya kaçırılmış gibi görünebilir. Bugün iletişimde vazgeçilmez gibi görünen internet, bundan kırk yıl kadar önce hayal bile edilemiyordu.1960 lı yıllarda pekçok uzman için bilgisayar demek hesap yapan bir makine demekti.Ama bilgisayarı bir iletişim aracı olarak gören biri yada birileri vardı.

            Internetin köklerini 1962 yilinda J.C.R. Licklider'in Amerikan'in en büyük üniversitelerinden biri olan Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) tartismaya açtigi "Galaktik Ag" kavraminda bulabiliriz. Licklider, bu kavramla küresel olarak baglanmis bir sistemde isteyen herkesin herhangi bir yerden veri ve programlara erisebilmesini ifade etmisti. Licklider 1962 Ekim ayinda Amerikan Askeri arastirma projesi olan Ileri Savunma Arastirma Projesi'nin (DARPA-Defense Advanced Research Project Agency) bilgisayar arastirma bölümünün basina geçti. MIT'de arastirmaci olarak çalisan Lawrence Roberts ile Thomas Merrill, bilgisayarlarin ilk kez birbiri ile 'konusmasini' ise 1965 yilinda gerçeklestirdi.

1966 yili sonunda Roberts DARPA'da çalismaya basladi ve "ARPANET" isimli projesi önerisini yapti. ARPANET çerçevesinde ilk baglanti 1969 yilinda dört merkezle yapildi ve ana bilgisayarlar arasi baglantilar ile internetin ilk sekli ortaya çikti. ARPANET'i olusturan ilk dört merkez University of California at Los Angeles (UCLA), Stanford Research Institute (SRI), University of Utah ve son olarak University of California at Santa Barbara (UCSB) idi (Gromov ,1998).

            Kisa süre içinde birçok merkezdeki bilgisayarlar ARPANET agina baglandi. 1971 yilinda Ag Kontrol protokolü (NCP-Network Control Protokol) ismi verilen bir protokol  ile çalismaya basladi. 1972 yili Ekim ayinda gerçeklestirilen Uluslararasi Bilgisayar Iletisim Konferansi (ICCC-International Computer Communications Conference) isimli konferansta, ARPANET'in NCP ile basarili bir demontsrasyonu gerçeklestirildi. Yine bu yil içinde elektronik posta (e-mail) ilk defa ARPANET içinde kullanilmaya basladi. NCP'den daha fazla yeni olanaklar getiren yeni bir protokol, 1 Ocak 1983 tarihinde Iletisim Kontrol Protokolu (Transmission Control Protocol/internet Protocol -TCP/IP) adiyla ARPANET içinde kullanilmaya basladi. TCP/IP bugün varolan internet aginin ana halkasi olarak yerini aldi. 1986 da Amerikan Bilimsel Araştırma Kurumu "Ulusal Bilim Kuruluşu" (NSF) , ARPANET için ülke çapında beş büyük süper bilgisayar merkezi kurulmasını içeren kapsamlı bir öneri paketi sundu.ARPANET,  Amerikan hükümetinin sübvansiyonu ile NSFNET olarak düzenlendi. 1990 lı yıllarda başlayan özelleştirme süreci 1995 yılı mayıs ayında NFS'nin internet omurga işletmeciliğinden tamamen çekilmesi ile tamamlandı.(9)

 

1.3.3.1.İnternetin Türkiye'de Gelişimi

 

            İnternet kullanımı Türkiye'de ve tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor. Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalardan biri de Amerikan The Roper Reports Worldwide şirketine ait. 30 ülke üzerinde yapılan araştırmaya göre Türkiye'nin, son 2 yılda internet kullanıcı sayısı en hızlı artan ülke olduğu ortaya çıktı. İnternet kullanım ve bilgisayarlaşma oranlarını tespit etmeyi amaçlayan ve son iki yıldaki gelişmeleri baz alan araştırma kapsamında 30 ülkede 30 bin bilgisayar kullanıcısıyla görüşüldü. Araştırmaya göre, 30 ülkede ortalama her 10 bilgisayar kullanıcısından 3'ü kişisel bilgisayara sahip. Bilgisayar ve internet pazarından en çok gelir elde eden 5 ülke sıralamasında ise Japonya ilk sırada, Türkiye ikinci sırada yer aldı. Türkiye'yi Tayvan, Almanya ve Suudi Arabistan izledi. Son iki yılda internet kullanımındaki gelişmeler değerlendirildiğinde de Türkiye, 30 ülke arasında internet kullanıcı sayısı en hızlı artan ülke olarak gösterildi. Türkiye'de internet kullanım oranının yüzde 19 olduğu belirlendi. Nüfusunun yüzde 44'ü internet kullanan ABD ise son iki

------------------------------------------------------------------------------------

(9)- Erdinç, Nurgün. Haber Portallarının Medyadaki Yeri: İstanbul-2000

yıldaki kullanıcı artış hızı ile Türkiye'nin ardından ikinci sırada yer aldı.(10)

 

İnternet teknolojisinin Türkiye’ye ilk olarak 1987 yilinda Ege Üniversitesi’nin öncülügünde kurulan Türkiye Üniversite ve Arastirma Kurumlari Agi (TÜVAKA) ile geldigini biliyoruz; ODTÜ’den 1993’ün Nisan ayinda internet baglantisi gerçeklestirilmistir. Bu baglanti TR-NET araciligiyla olmustur. TR-NET Türkiye internet baglantisini gerçeklestirmek için 1991 yili içerisinde ODTÜ - TÜBITAK tarafindan ortaklasa olusturulan bir proje grubudur. Bu grubun olusturulma amaci ülkemizde çok gecikmis olan internet baglantisini bir an önce saglamak ve ardindan ülke içinde yaymakti. TR-NET kurulmadan önce ülke içi genis alan aglari konusunda TÜVAKA kurumu çalismalari yürütmekteydi ve TR-NET ‘den farkla olarak sadece akademik tabanli ag idi. TR-NET ise tüm sektörleri internet dünyasina kazandirmayi amaçliyordu.
            1991 yilinda baslayan çalismalar 12 Nisan 1993 yilinda 64 Kbit/s hizindaki ODTÜ Washington internet baglantisinin çalismaya baslamasi ile sonuçlandi. Ilk asamada hizla büyük üniversitelerin internet baglantilarinin gerçeklestirilmesinden sonra istekli tüm diger kuruluslarin da baglantilari saglanmaya baslandi. bu durumda 12 Nisan 1993 yilinda Ankara-Washington arasinda kiralik hatla kurulan baglanti ile Türkiye’nin gerçek anlamda internet teknolojisiyle tanistigini ve vatandaslarin kullanimina açildigi tarihtir.Bu nedenle 12 Nisan’in “internetin Türkiye’ye gelisinin yildönümü” olarak kutlanmaktadır.

            Türkiye de internet in gelişimini internet üst kurulu başkanı sayın Mustafa Akgül'ün sözleriyle aktaralım:
            Ayni yil ODTÜ ve Bilkent üniversitelerinin, Türkiye’nin ilk web sayfalarini yaptigini, 1994 yilinda Türkiye’de kurumlara ve firmalara internet hesaplari verilmeye baslandigini kaydeden Akgül, bu arada ilk internet servis saglayici Tr.net’in hizmete girdigini ifade etti.
Akgül, 1996 yilinda Türkiye’nin ilk internet altyapisi olan TURNET’in devreye girdigini, ayni yil ‘Interneti öldürmeyin’ basligini tasiyan ilk sanal mitingin gerçeklestirildigini vurguladi.
Akgül, 1998 yilinda internet üzerine çalismalar yapmak üzere Ulastirma Bakanligi bünyesinde Internet Üst Kurulu’nun olusturuldugunu dile getirdi. Üniversitelerin kullanimiyla yasama girmeye baslayan internetin, 12 Nisan 2001’de 8. yasgününü kutlayacagini animsatan Akgül, Türkiye’de bugün internet abonesinin 2 milyona, kullanici sayisinin da 4 milyona ulastigini belirtti.
            Internete bagli bilgisayar sayisinin 100 bin, ‘tr’ uzantili web sayisinin 27 bine yaklastigini kaydeden Akgül, Türkiye internetindeki gelismenin, özellikle özel sektörün bu alana yaptigi yatirimlarla gerçeklestigini vurguladi.(11)

1.3.4.İnternet ve Gelecek

            Arkadaşım Erıc Benson'ın 1990'ların başında bilgi otoyolu ile ilgili tartışmlar çerçevesinde söyledikleri dikkatimi çekimşti.Eric' e göre bilgi otoyolu zaten buradaydı ve adı da ''İnternet''ti..

            Ben o kadar emin olmamama rağmen, bu konuda çok bilgili olan Eric ne söylediğini biliyordu.Sonradan Netscape 'de çalışmaya başladı.Şirketin zirveye ulaşmasından sonra beraber çalıştığı karısı ile işten ayrıldı ve online kitapçı Amazon.com için çalışmaya başladılar.(12)

              Diğer gerçek zamanlı medya araçları da yeni iş olanakları yarattılar.Telgraf ile Western Union, telefon ile Ma Bell,radyo ile RCA ve televizyon ile birçok şebeke ortaya çıktı.

             İnternet'in etkisi ise daha geniş olacaktır;çünkü bireysel düzeyde interaktivite olanağı tanıyan ilk gerçek zamanla kitle iletişim aracıdır.Şu ana dek İnternet'ten doğan en ünlü şirketler

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------

 

10- Erdinç, Nurgün. Haber Portallarının Medyadaki Yeri: İstanbul-2000

11-http://www.stargazete.com.tr/akgul.html

12- Murpy, Tom. Web Kuralları. Çeviren:İnci Berna Kalınyazgan, Ankara-2000(s.37)

 

Amazon, Yahoo! ve AOL'dür.Fakat bunlar daha ilk adımdı ve yakında hemen her sirketin sanal

ortamda iş yaptığını görecegiz.Telefon şirketleri ,televizyon kanalları , kablolu yayın devleri, radyolar ve çiplerden bilgisayara ,yazılıma kadar önde gelen tüm teknoloji şirketleri interaktif medyanın yeni dünyasında yerlerini alabilmek için çaba göstermektedir.Bu süreç tamamlandığında bütün bahisler de sona erecektir.İnternet, kar marjının doğasını,rekabeti,hizmeti,iş olanaklarını,geliri ve iş yapmanın günümüzdeki hemen hemen tüm unsurlarını değiştirecektir.

             Çok beğendigim,yatırım üzerine yazılmış A Randow Walk Down Wall Street adlı kitabın yazarı olan Princeton Üniversitesi'ndenekonomist Burton Malkiel interaktif gelecek için şunları söylemektedir:''En az geçen yüzyıldaki endüstri devrimi kadar önemli olan bilgi devriminin ortasında bulunduğumuza dair bir süphe yoktur.Bununla ilgili bir şüphe olduğunu sanmıyorum.''

            Bu devrimin en meraklı gözlemcilerinden birisi Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan'dır.Greenspan ve diger federal yçneticiler ekonominin gelişimi konusunda teknolojiye güvendikleri için sükranla anılırlar.Greenspan bir konuşmasında modern tıptan tarıma kadar tüm alanlarda verimin artmasına yönelik olarak teknolojinin etkisinden söz etmişti:''Bilgi teknolojileri dedigimiz yeni buluşlar, iş yapma ve değer yaratma yöntemimizi değiştirmeye başladı ve bunlar beş yıl önce tahmin bile edilemiyordu.''

          Önemli bir konuya, kar artışına gelelim.Verimliliğin artması daha büyük karlar elde edilmesine imkan sağlar.Başkanının artması daha büyük karlar elde edilmesine imkan sağlar Başkanının belirttiği gibi 1990'ların ortasında Institutional Brokers Estimate System 'in yaptığı ankete göre %11 oranında kar artışı tahmin 5 yıl sonra %13.5'a çıkmıştır.Bu oranları teknoloji dışındaki bir sektörde bu denli çarpıcı bir biçimde ön görmek mümkün degildir.Teknoloji sektöründe yıllık kar artış hızı 3-4 kat daha fazladır.

            İnternet'in gücünü tam anlamıyla kabul eden bir ekonomiste rastlamak zordur.Birçok Net kökenli şirketin kara geçmesi şimdilik uzak görünüyor.Web teknolojisi ile verim artışı arasında doğrudan bir bağlantı kurmak zor gibidir.Sözü geçen konuşmada Greenspan 'in teknoloji ile ilgili bazı negatif degerlendirmeleri de vardı:''Şu anda yeni bir dönem yaşadığımızı söyleyemem;çünkü o kadar yeni dönem gördüm ki geldiler ve gittiler.Geçmişte ekonomide sıkça görülen yapısal değişimlerden birini yaşıyoruz.''

            Bu yapısal dönüsümden en büyük payı tüketiciler alacaktır.Aklıma gelen en iyi örnek kitap sektöründendir.1990'ların ortalarındaki dev kitap zincirlerini anımsarsanız küçük çaptaki satıcıları,tehdit ediyorlardı.Amazon daha iyisini yaptı. Masrafları daha az oldugu için Amazon fiyatlarında %40 ' a kadar indirim yapabildi.1999'da barnesandnoble.com'un kamuoyuna tanıtılmasından bir hafta önce Amazon ,NewYork Tımes bestseller' larında %50 indirim yaptı.

          Peki ya, Books-a-Million 'un bir hafta sonra yaptığı gibi, maliyetleri daha düsük bir Web sitesi %60 oranında indirirse ne olur?Web'de rekabet eden firmaların sayısının artması ve teknolojinin ucuzlamsı fiyat rekabetini kaçınılmaz kılar ve bunun sonucunda kitap  kitap satıcılarının ulaştıgı %40-60 gibi kar oranları yerine bugün gıda sektöründe gördügümüz %1-%2 gibi küçük kar oranları ile yetinilir.     

           Malkiel'in de belirtiği gibi ,''Ekonomi-101 dersinde öğretildiği gibi, ortada tam rekabet koşulları varsa,herkes pazara girer ve kar marjı neredeyse sıfıra düşer.''

           Aslında bu durum özelikle kısa vadade tüketiciler için harikadır.Bu,30 dolarlık bir kitap %60 indirim ile 12 dolara alınabilir demektir.Kar marjında sürekli bir düşüş yaşanmaktadır.Bu kısa vadeden sonra uzun dönemde fiyatlar yavaş yavaş artmaya başlar.Bu nedenle, azılı bir eflasyon düşmanı olan Greenspan, eski kalıpların yeniden oluşaçagı beklentisinde olduğunu söylemektedir.Benzer biçimde, Net ile artan verimlilik yeni ve tahmin edilebilir bir yapının bir parçası olacak ve zamanla bir normallik duygusu yaratarak bizi degerlendirmelerimizde geleneksel metotlara döndürecektir.

             Kitap fiyatları kısa vadede düştüğünden söz ettik.Hepsi bu değil.Benzer fiyat indirimleri ile hemen her şey İnternet'te satılabilir:Şampuan,CD,uçak bileti,bazı giyecek türleri ve diğer bazı çesitler.

           Bazı ürünler fazla bir indirime gidilemeyeceği için büyük bir ihtimalle Net'te satılmayacak.Peki ya arabalar? Eğer orman yeşili, iki kapılı, bir saturn istiyorsanız Web'den sipariş verebilirsiniz.Herhalde şu reklamı hatırlarsınız:Bir üniversite öğrencisi bu yolla Saturn sipariş ediyor ve araba pizza gibi yatak odasına kadar getiriliyor.Doğal olarak araba fiyatlarında %60 indirim bekleyemezsiniz.Saturn içinönceden ne ödüyorsanız yine o fiyatı ödeyeceksiniz.Yani,en büyük masraflar halen geçerli.Saturn 'ün rekladaki pizza aynı pizzadır.Restoranaki servis elemanlarının masrflı pizza taşımacılığına eklenir.Bu nedenle büyük bir fiyat farkı olmaz.

             Daha önce süpermarketlerdeki gıdaların kar marjlarının düşükolduğunu belirmiştik.Bundan dolayı, kendinizi evinize getirilien bir paket çorbanın mı yoksa markette satılan mı daha ucuz olduğunu  sormak zorundasınız.Ayrıca bazı insanlar meyve ,sebze ve eti markete gidip seçerek almak isterler.Ama yiyeceklerin eve kadar getirilmesinin rahatlığı giderek  daha fazla rağbet görmektedir.

           Finans ve tıp hizmetleri Web nedeni ile köklü değişikliklere uğrayacak gibidir.Televizyonunuz gelecekte belki de bankanız olacak ve para yatırmak dışında bütün işlemleri yapabileceksiniz.Ancak gelecekte muhtemelen çol az nakit kullnanulıyor olacaksınız ve para yerine geçen kredilerin yüklendiği ''para kartı'' ya dae-cüzdan-markette gazete veya bir düzine yumurta aldığınızda ödeme yaparken kullnabileceğimiz bir cihaz-gibi bir sey taşıyacaksınız.Hisse alıp satma konusunda epeydir e-brokerlar faaliyet gösteriyorlar ve bu konuda 24 saat alım-satım yapabilmeye doğru bir eğilim göze carpmaktadır.

           İnternet'teki bir siteye danıştığınızda hastalığınız hakkında bilgi almanız sağlanacagı ve sağlık hizmeti konusunda önemli degişmeler olacağı  görünüyor.Bir bilgisayar,sizi yatağınızda muayene eden doktorun yerini alamayabilir ama en azından teşhis konmadan önce tüm olanakları öğrenmenize yardımcı olur.

           Bana göre araba tamirinin eğitime kadar birçok alanda alışageldiğimiz yöntemler devam edecek.Ama bunlar bile İnternet 'te daha da gelişecek.İnternet , bir ögretmene öğretim planını hazırlama konusunda veya bir tamirciye 20 yıllık bir karbüratörün şemasını bulmasında yardımcı olabilir.

          Buradaki önemli nokta, Web'de hizmet sunma ve satış başarısının, üründen ürüne, kar marjına, üretim, tanıtım ve taşıma ile ilgili üretim maliyetlerine göre değişecek olmasıdır.

 

1.3.4.1.Türkiye’de İnternetin Geliştirilmesi Çabaları

            Yukarıda internetin tarihsel gelişim üzerine bilgilerini aldığımız sayın Mustafa Akgül Türkiyede internetin gelişmesi için ençok çabayı sarfedenlerden;bu nedenle bu konuyada yine onun sözleriyle başlamayı uygun buldum.
            Akgül, internet ve bilgisayar sahibi olma konusundaki verilere bakildiginda, Türkiye’nin, dünya ortalamalarina göre binde 5 düzeyinde oldugunu belirtti.
Internetin istenen düzeye ulasamamasinin altyapi eksikligi, fiyatlarin yüksek olmasi ve yasal bosluklarin fazlaligindan kaynaklandigini vurgulayan Akgül, “Türkiye’de internetin önünü açmaya yönelik bilinçli çaba görülmüyor. Interneti gelistirmeye yönelik herhangi bir politika yok. Özellikle kamu kurumlari, KOBI’ler ve okullarin internete baglanmasi konusunda sinifta kalmis durumdayiz” diye konustu.(13)

Sayın Akgül'ün bu konuşması biraz karamsar gibi görünsede kendisi bundan sonrası için

-----------------------------------------------------

13-http://www.stargazete.com.tr/akgul.html

 

hiçte ümitsiz değil ve internet üst kurulu ile beraber birçok çalışmaya imza atmakta.Şimdi bu çalışmalara kısaca bir değinelim:Yukarıdada sözünü ettiğimiz internet haftası etkinlikleri internet üst kurulu öncülüğünde dört yıldır düzenlenmekte ve bu etkinliklerde çeşitli panel,konferans, basın bildirileri yer almakta bu şekilde interneti Türkiye'nin gündemi ve geleceği haline getirmeye çalışılmaktadır.Bu yıl dördüncüsü düzenlenen internet haftası açılışında sayın Mustafa Akgül'ün söyledikleri bizim için çok önemli:

            Türkiye Internete yatirim yapmak zorundadir. Çünkü, Internete yatirim ülkenin parlak gelecegine yatirimdir. Internetin getirdigi teknolojilere ayak uydurmak, bir tercih meselesi degil, bir zorunluluktur. Internet haftasinda, ülkenin Internet politikalarinin olusmasi için uygun bir tartisma, düsünme, ortak akil üretme süreci olarak düsünmeliyiz.

            Türkiye bu günlerde AB için Ulusal Program olusturmak ve bir eylem plani yapmakla mesgul. Internet içinde benzeri partiler üstü politikalarin, gerekli katilimci mekanizmalarin ve esnek, takvime bagli, eylem planin olusturulmasi gerektiginin altini çizmek isteriz. Avrupa Birligi ve Internet, bir bütünün ayrilmaz parçalaridir. Internet ve temsil ettigi teknolojilerde geri kalan bir Türkiye'nin AB'nin istedigi gelismislik ve demokrasi seviyesini yakalama sansi yoktur. Öte yandan Internetde gelismis bir toplum dogal olarak AB' ye gelisme ve fikir düzeyinde yaklasacaktir. AB'nin, yeni katilacak ülkeler için, e-avrupa benzeri bir girisimi var. Henüz çizim masasinda olan bu proje e-avrupa adını almaktadir.

            İnternet haftasının yanısıra 95 yılından bu yana yine internet üst kurulu tarafından internet konferansları düzenlenmektedir.Yine sayın Mustafa Akgül'ün ağzından bu konferansların amaçlarını ortaya koyalım;aşağıdaki konuşma 98 yılında düzenlenen internet konferansının basın bildirisinden alınmıştır.Bu çalışmalar son yıllarda artarak devam etmekte ve ne kadar kapsamlı ve yararlı olduğunu bu konferans hakkında yayınlanan basın bildirisi ile ortaya konmaktadır:

.........13 - 15 Kasimda Lütfi Kirdar Uluslararasi Kongre ve Sergi Sarayi Salonlarinda IV. "Türkiye'de Internet" Konferansi yapildi. Daha önce Bilkent, Yeditepe ve ODTÜ'de yapilan konferansin bu sene evsahipligini Istanbul Teknik Üniversitesi, ana sponsorlugunu da SIEMENS/SIMKO yapti. Ulastirma Bakani Arif Ahmet Denizolgun'un açilisini yaptigi konferansta 7 paralel salonda toplam 30 oturum yapildi. 14 Panel/Çalisma grubu, 15 egitim semineri, 70 akademik bildiri sunuldu. Firmalarin standlarinin yaninda 13 firma tanitim sunumu vardi.

            Konferansta en fazla ragbet gören konu E-Ticaret oldu: hukuki altyapidan, teknik altyapiya, Türkiye'de yasanan deneylerden, ne yapilmasi gerektigine iliskin oturumlar ilgiyle izlendi.

            Egitim oturumlarinda farkli görüsleri içeren bildiriler sunuldu. Aralarinda temelde BDE'i sorgulayan görüslerden, degisik teknolojik yaklasimlari, pratikte yasananlari anlatan bildiriler de vardi. TBV'nin Yeni Ögrenim Modeli ve Egitimde Bilisim Teknolojileri Raporu paralelinde, BDE projesinin temeline donanim yazilim ve egitim metodolojisi açisindan bakmaya çalisan "Egitimde Model Arayislari" çalisma grubu/paneli oldukça hararetli tartismalara sahne oldu; görüsler arasinda farkliliklar ortaya çikti.

Internet ve Hukuk oturumunda Internet'de islenen suçlarla ilgili Emniyet Genel Müdürlügü'nün bildirisi ile "Telekom Hukuku ve Rekabet" baslikli çalisma grubu ilgiyi çekti.

Saglikla ilgili 4 oturum vardi. Herkesin bundan sonra da ilgisini çekecegini düsündügümüz çalisma grubu/panel ise "Internetin Toplumsal ve Bireysel Sagliga Etkileri" konusuydu.

Genis bir katilim olan Kütüphanecilere yönelik bir dizi oturumda elektronik kütüphaneler, otomasyon, çesitli standartlar, kaynak paylasimi ve web egitimi konusuldu. Kütüphanecilik çalisma grubunda, kütüphaneciligin mesleki sorunlari tartisildi ve bilgi hizmetleri politikalari konusuldu.

            Internet Konferanslarinin önemli bir misyonu da Internet için teknisyen yetistirmektir. Bu amaçla 2 tane 3 saatlik kullanici egitimi, kriptografi ve ag güvenligi konularinda 3'er saatlik egitim, yogun bir Linux ve Kütüphanecilere yönelik Web üretimi egitimi yapildi. Elektronik ticaretin teknik altyapisina yönelik kurslara talep yogundu.

            Konferansa kayit olan herkese Linux/Turkuaz CD ve kitabi dagitildi. Konferans öncesinde 2 günlük yogun Linux egitimine ek olarak konferans sirasinda verilen linux ve Internet servisleri yönetimi egitimine talep yogundu.

Internet'de Türkçe yazismanin sorunlari, ve genelde Türkçe bilisimin sorunlarinin tartisildigi oturumda : TBV/TBD/TUSAD/TRUUG'un destegi ile yeni olusan Türkçe Bilisim Grubu yapilmasi gerekenler konusunda konferans katilimcilarina bilgi verdi.

8 ülke disindan gelen arastirmaci ve bir o kadar Türkiye'den arastirmaci Internet'in global görüntüsü ve teknolojik boyutlarini tartisan yer yer teknik bildiriler sundu.

Akademik ag oturumunda mevcut ulaknet agi ve üzerinde verilen/planlanan hizmetler irdelendi. Subat 99'da Akademik hesaplama konusunda bir konferans yapilmasi kararlastirildi. Buna ek olarak üç büyük kentin disinda kalan üniversitelerimizde l bulunan yöneticilerle Internetin alt yapisi ve etkin kullanimi konusunda çesitli toplantilar yapilmasi fikri benimsendi. Bu oturumda, Üniversitelerin yapilan tüm akademik çalismalari, Internet üzerinden halka sunmasi ilkesi benimsendi. Bu kapsamda, master ve doktora çalismalarinin kurumsal webe yerlestirilmesinin, mezuniyet için sart sayilmasi gündeme geldi. YÖK'e bu yönde bir öneri götürülmesi kararlastirildi.

            Bu konferansin önem verdigi konularin basinda ise yeniden yapilanma geliyordu. Türkiye'de Internetin kisa, orta ve uzun vadeli sorunlarini masaya yatirma, çesitli taraflar arasinda bir isbirligi ve koordinasyon ortami yaratma, ve bir ortak vizyon yaratma çabasi ile 3 oturumda, DNS, teknik boyutta örgütlenme ve Ulusal boyutta örgütlenme tartisildi. Bu tartismalarda servis saglayicilari, donanim ve yazilim gruplari ve bilisim basininin köse yazarlari yoktu. DNS yönetimine yardimci olacak en azindan bir danisma kurulu veya hakemler kurulu olusturulmasina karar verildi. Teknik örgütlenme oturumunda haber gruplari, proxy, yönlendirme için ilgili teknik elamanlardan olusacak çalistaylarin kurulmasina karar verildi. Milletvekilleri Ali Talip Özdemir, ve Ilyas Yilmazyildiz'in katildigi, `Ulusal Boyutta Örgütlenme' de ise, Telekom'un özellesmesi, rekabete açilmasi, ve Internet için kurumsal yapilanma konusuldu. "Türkiye Internet Kurumu" kurulmasi önerildi. Özerk, ve katilimci mekanizmalarla, kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin de karar mekanizmasina ve finansmanina katildigi bir yapilanma önerildi. Kurumsal yapilanma hayata geçinceye kadar, Internet Üst Kurulunun görev yapmasi fikri benimsendi. TBMM Bilgi Teknolojileri grubuna sunulmak üzere;

1) Internetin önünü açmak için, anayasa ve mevcut yasalarda yapilmasi gerekenlerin tespiti,

2) mevcut mevzuat icinde neler yapilabilir konusunun arastirilmasi için bir çalisma grubu kuruldu.

            Konferansa 730 kisi kayit oldu, firma sunumlari davetlileri ile birlikte katilimci sayisinin 1200 civarinda oldugu söylenebilir.

            Kapanis oturumu olarak düzenlenen "Turkiye Internetini Tartisiyor" adli forumda, konfernasin degerlendirilmesi yapildi ve izleyiciler Türkiye Internetine genel bakislarini dile getirdiler.(14)

 

 

1.3.5.İnternet Ahlakı

            Ağ üzerindeki her kullanicinin, servisleri, sistemleri kullanmalari konusundaki sorumluluklarini fark etmeleri önemlidir. Kullanici, agdaki her servise ulastiginda yaptigi hareketlerden sorumlu olma zorundadir.
            "Internet" ya da kisaca "Net" , tek bir ag degildir, hatta bir birinde ayri protokollere,

---------------------------------

14-http://www.inet-tr.org.tr

 

yapilara sahip binlerce irili ufakli aglarin toplamidir. Internet'teki bilgi akisi, bir çok degisik ag'dan gelip geçmekte, ulasacagi yere öylece varmaktadir. Bu yüzden, her kullanicinin, kendi bölgesindeki ag yükünü dengede tutmasi gerekmektedir.
            Bir ag kullanicisi olarak, baska bilgisayar aglarina ulasmaniza izin verilmis olabilir. Her agin kendine ait sorumluluklari, kurallari ve yasaklari vardir, Ag üzerindeki izin verilmis islemler, bu agdaki sorumlular tarafindan her zaman izlenebilecek sekildi tasarlanmistir. Fakat, bir yerde izin verilen bir hareket , baska bir agda yasaklanmis olabilir. Bu kurallari bilmek ve bunlara uymak, kullanicinin sorumlulugundadir. Sunu unutmayin ki, izin verilen hareketleri kötü yönde de "yapabilirsiniz", ama yapmaniz gerekmez.
            Ag'in, özellikle Internet'in kullanimi, bir "hak" oluşunun yanında bir "ayricalik"tır. Bu ayricalik, istenildigi zaman, kötüye kullanim ya da baska sebeplerle, elinizden alinabilir. Bu kötüye kullanim, bir sistemdeki gizli bilgileri hileli yollarla almak, kötü, anlasilmaz mesajlarla digerlerini rahatsiz etmek, sistemin kaynaklarini kullanip sistemi yavaslatmak, ard arda mesajlar postalayarak baskalarinin e-posta kutularini doldurmak, ag üzerinde yasalarla belirlenmis kurallarin disina çikmak vs vs olarak sayilabilir.(15)
            Bulundugunuz ag'in durumuna göre, disiplin cezasindan isten çikarilmaya; hesabinizin silinmesinden hapse kadar cezalara çarptirilabilirsiniz.

Bilgisayar Ahlaki Üzerine 9 Altin Kural

1.Kesinlikle, bilgisayari, baskalarina zarar vermekte kullanmayin.
2.Kesinlikle, bilgisayarla, baskalarinin isine mani olmayin.
3.Kesinlikle, baskalarinin dosyalarini karistirmanin yollarini aramayin.
4.Kesinlikle, bilgisayari hirsizlik yapmakta kullanmayin.
5.Kesinlikle, bilgisayari yalanci sahitlikte, sahte delil hazirlamada kullanmayin.
6.Kesinlikle, sahibinden izinsiz baskalarinin bilgisayar kaynaklarini kullanmayin.
7.Kesinlikle, baskalarinin fikirlerini bilgisayarla çalip kendinize mal etmeyin
8.Kesinlikle, sosyal içerigini düsünmeden bir program yazmayin.
9.Kesinlikle, bilgisayari, saygi ve ilgi göstermeksizin kullamayin.

>