Netbul.com 'un yayin yönetmeni Elif Dagdeviren Ergani, bazi internet haber sitelerinin habercilik anlayisini yorumladi

CANLARI NE ISTERSE ONU YAZIYORLAR

İsmail Üstün

Sizin bir gazetecilik geçmisiniz var, bu tecrübenin isiginda klasik medya (günlük gazetel,radyo ve tv.) ile intenet üzerindeki medya arasindaki benzerlikleri ve farklari degerlendirir misiniz?

Ben, klasik medyada hem genel yayin yönetmenligi, hem köse yazarligi, hem de muhabirlik yaptim. Yani en alt seviyesinden en üst seviyesine kadar bu isleri yaptim 10 yil kadar. Dolayisiyla ikisinin nerelerde kesistigini nerelerde ayrildigini net olarak söyleyebilirim. Birincisi su internetteki okuyucu -ki biz ona kullanici diyoruz- ile dergi, gazete okuyucusu ve tv izleyicisi üçü de birbirinden tamamen farkli üç kitle. Simdi yazili medya ile internet medyasinin kesistigi bir nokta var. Ikisinde de eylem okumak; fakat klasik medya ile -bütün gazeteciler internete geçiyorlar bütün olamasa da birçogu- onlarin yaptiklari en büyük hata, ki biz o hatayi yapmadik. Internet basinda oturan insanla gazete okuyan insanin ayni oldugunu düsünüyorlar. Halbuki ikisi birbirinden tamamen farkli.

Gazete okuyucusu gazeteyi okumak için gider bayiden satin alir, yani bir eylem yapar gazeteye ulasmak için ve alternatifi de çok fazla degildir. Dolayisiyla gazeteyi aldigi vakit gazete almak amaci neyse, köse yazari okumak, ropörtaj okumak, spor, çocuk sayfasi vs. ora ile ilgili vakit geçirmek üzere onunla bir iliskiye girer. Halbuki internetteki kullanici böyle degil. Internetteki bir kisi kendisine bedava sunulan seçenekler arasinda yolculuk yaparak -tabi gazete gibi kisitli degil- binlerce alternetifi var. Türkçe ile sinirlasak bile en az 30-40 alternatifi var. Bunlar içerisinde bilgisayara ayidigi kisitli sürede en çok hangisinden özet, net, kolay, eglenceli, yani eglence ise amaci eglenceli, bilgi ise bilgiye yönelik hap seklinde Amerikalilar'in ve Ingilizler'in söyledigi gibi "to the point" esas noktaya vurup ordan onu çikartabilecegi verinin pesinde kosar.

Dolayisiyla, klasik gazete ile internet gazetesi arasindaki en büyük fark bu. Okuyucu ile kullanici arasindaki ayirimi bilmek ve o ayirimi bildikten o insani tanidiktan sonra ona yönelik bilgi ya da haber sunumunu saglamak. Yani su anda internetteki klasik gazetelerin Hürriyet ,Milliyet vb. siteleri çok fazla hit almiyor ya da girilip üzerinde çok fazla vakit geçirilmiyor. Bunun da tek nedeni bu; çünkü gazetede yazilani aynen alip internete aktariyorsunuz. Bunu yaparsaniz intenette kaybedersiniz.

Son dönemde günlük gazetelerin internet versiyonlarina son dakika bölümü eklendi ve gelismelere göre sayfaya haber girilmeye baslandi.

Son dakika bölümlerinde de ayni mantik var. Hemen bütün sitelerde bu son dakika bölümü zaten var. Ama onlar haberleri ayni mantikla koyuyor, yani baslik ,spot ve uzun bir haber o kadar. Oysa ki internet interaktif birsey kisa görecek, tamam aninda görmesi çok önemli ama suanda herkes ayni seyi yaptigi için söylüyorum; kisa görecek ve haberle ilgili yorum yapabilecek ve haberi diger insanlara dagitabilecek. Aslinda internet üzerindeki gazeteyi okuyucu-kullanici birazda kendisi yaratiyor ve dagitiyor.

Eger onu yakalarsaniz -kullaniciyi- gazeteniz elden ele çok fazla dolasmaya basliyor. Aradaki en büyük fark bu. Birsey daha var internetin en büyük nimetlerinden biri bu, Türkiye'de bunu henüz hiç kimse yapmadi, bizim bu konuda bir projemiz vardi (su anda askida duran) ; internet gazetesi normal gazete gibi sadece kagit üzerinde duran birsey degil, konusur, anlatir , beraber birseyler paylasabilirsin vs. Yani o gazetenin canli bir varlik oldugunu algilamak lazim.

Bu arada okuyucunun dogru haberi nasil yakalayacagi, internetteki haberin güveniliriligi sorunu var. Ben netbul 'un habercilik yönünü basta bilmiyordum, daha sonra bunu ögrendim ve alternatiflerim artti. Bu alternatifler arasinda tercih neye göre yapilacak?

Netbul 'un ilk baslangici haber ve arama motoru olarak. Daha sonra talep üzerine portal olarak devam ettik. Dikkat ettigimizde su beni internette korkutan birsey var. Gazeteden ayrilan , isini kaybeden, yada biriyle arasinda sorun olan herkes internete giriyor ve iste en dogru haber bizde, basinin yazamadigi haber burda diyerek ; kendilerine yonttuklari yada kendi bakis açilarindan çokta dogru olmayan haberler verebiliyorlar. Benim yakaladigim enaz 3-5 tane yalan haber var, adamin cani istedigi için öyle yazdi.

Dolayisiyla internet kullanicisinin sokaktaki herhangi birisinden biraz daha kalifiye biri oldugunu kabul etmek lazim. Yani onlara o kadar yalani yutturamazsiniz. Ama su anda tehlikeli bir durum var tabiki. Türk internet kullanicisi dünyadakilerden biraz farkli, birazda medya tekelinden bunaldigimiz için hepimiz onun üstüne "mal bulmus magribi" diye bir laf vardir onun gibi saldirdik. Orada bir denetim lazim. Biz mesela mutlaka kaynagi belli olan haberlerden faydalanmaya çalisiyoruz. Anadolu ajansi yada herhangi bir büyük gazetenin ajansi yada burada eger biri bir laf ederse karsisinda belgeleriyle durabilecek bir haber ajansimiz var dört kisinin çalistigi.

Buraya gelen haberlerin eger belgesi ve kaniti varsa kullanabilecegimiz haberler seklinde yani kaynak belirtbilecegimiz haberleri yayinliyoruz. Dolayisiyla digerlerinden bizi ayri tutan bir noktada bu oldu. Çünkü bizim yogun kullanicimiz yurt disinda ve onlar Türkiye'de yasayan Türkler'den çok daha bilinçli Türkler ve disaridan çok daha objektif görebiliyorlar nerde ne dogru ne yanlis.

Okuyucunun tepkisi sizi yönlendiriyor mu? Bu tepkiyi nasil ölçüyorsunuz? Internetin feedback avantajini ne ölçüde kullaniyorsunuz?

Tabi biz simdi birsey koyduk. Yine hiç yoktu simdi bir iki yer koyuyor galiba. Yorumunuzu katin diye bir bölüm her haberin altinda. Ilk basta bu çok serbesti yani kisi gelip haberi okudukdan ve yorumunu yazip enter yaptikdan sonra o sitede aninda online oluyordu. Fakat Türk internet kullanicisinin sadece kendine has bir özelligi var. Niye bilmiyorum bir yere mi vardiriyor boylarini mi uzatiyor nedir? Küfretme aliskanligi var. Bu nedenle bu yorumlari artik editörlerden geçiriyoruz. Bu biraz da iyi oluyor.

Biz de böylece ögrenmis oluyoruz, tanimis oluyoruz kullanici kitlesini. Çünkü diger sekilde hepsini tek tek okumak mümkün olmuyor. Simdi genellikle insanlarin bir de soruyoruz anketler yapiyoruz zaman zaman: "Siz niye netbul'u tercih ettiniz?" Birincisi demin anlattigim sey; tabi artik pek geçerli olmayacak -satildigi için bir büyük gruba ait olmadigimiz için- ikincisi; çok kisa özet ve olayi yorumsuz olarak alip yorumu kendimiz yapabilecegimiz bir haber sitesi oldugumuz için, bu internet kullanicisi için çok önemli. Çünkü çok fazla site ve alternatif oldugu için bir yerde çok fazla yasamak istemiyor. Girip pat diye alip istiyorsa yorumunu yapip ondan sonra baska bir yere gitmek istiyor. Dolayisiyla kisa özet haberleri tercih ediyor.

Bir üçüncüsü; kullanici yorumlarindan bazilarini söylemek istiyorum. Bu yorumlari editörlerden geçirmeye basladigimizdan beri söyle bir tepki dogdu. Küfredenler madem yayinlamiyacakdiniz neden böyle bir bölüm açtiniz diyor. Onlara tek tek cevap yaziyoruz. Ahlaka aykiri çocuklarin okumamasi gerek yada propaganda içeren seyleri yayinlamiyoruz diye.

Mesela ilk baslarda çok yogun bir sekilde bir takim yasa disi örgütlerden propaganda vari asiri islami kesimlerden, agir solcu kesimlerden kürtlerden vb. kesimlerden çok yagun tepki geliyordu. Onlar kesildi simdi yayinlanmadigini görünce. Aslinda bu durumda kullaniciyi kaybetmis gibi oluyoruz. Ama biz bunu tercih ettik. Siteye bir baska gelis nedenleri ya da orada yorum yapis nedenleri oradaki yorumlarla birbirleriyle tartisabiliyor insanlar. Biz malum kahvelerde bir takim toplanti ve sohbetlerde tartismayi çok seviyoruz ya. Iste onu internette yapabiliyor insanlar. Tanimadigi ama ayni ilgi alanina sahip. Çünkü ikisi de ayni haberi okumus ve yorum yapmis insanlarin bir araya gelip tartisabildikleri bir haber ortami olmus oldu.

Peki internet gazeteleri yada internetteki haberler gündemi etkiliyebiliyor mu? Internet gündem belirler mi?

Belirleniyor. Netbul'da ve netbul disinda bir çok yerde bunun örneklerini gördük. Netbul'la ilgili hemen bir örnek vereyim. Ahmet Altan bir yazi yazdi Aktüel'de yayinlandi bu yazi. Kürt oldugu ve bir örgüte mensup oldugu için onüç yasinda bir kiz çocugu hapishanede kalbinde bir kursunla yasiyor. Biz bununla ilgili bir yorum yapip siz bu konuda ne düsünüyorsunuz diye sorduk. Bu bir anda çok ilgi gördü, çocukla da bir ropörtaj yaptik hapishanede. Bir kamuoyu olustu ve onbes gün sonra çocuk serbest birakildi. Burada ilk tasi Ahmet Altan atti ama bunu günden haline getiren netbul oldu.

Bir baska örnek. Yeni Binyil'da bir haberimizden alinti yapildi. Sadece bizde çikmis bir haberdi ve altinda netbul kaynak gösterildi. Bir kaç örnek daha verilebilir bu konuda ama en vurucusunu hatirlamaya çalisiyorum. Bence en vurucusu kanser asisiyla ilgili olan. Ethen Mahcupyan'la bir ropörtaj yapildi. Ethen Mahcupyan'in Amerikada bir klinikde kansere karsi güçlendirilmis bir asi bulundugu üzerine bir yorumu vardi. Bu ropörtajdan sonra konu bir anda Türkiye'nin gündemi oldu, yine netbul'dan çikmis bir sey bu.

Bunun disinda Ufuk Güldemir'in sitesi Habertürk'te çikan bazi haberler ciddi olarak gündem yaratiyor. Yani internet alinti yapmamalarina ragmen bu Ethen Mahcupyan yada kalbinde kursunla yasayan kizin (adi Sevgi) nerden çiktigini kimse bilmiyor ama biz biliyoruz ve o gündemi yarattigimiz için bu ise güvenimiz artti. Birde en son yine bir sey oldu bu günlerde, bir gazetede okudum. Tarkan'in ilk defilesi meselesi. Halbuki ilk degildi onu biz yazdik ve ardindan bir kaç gazete yine bizden alinti yapti. Böyle seyleri tutabiliyoruz ama patentinin bize ait oldugunu kimse bilmiyor. Bu o kadar da önemli degil.

Internetteki sitelerin izlenirligi yada diger deyisle okunurlugu dogru sekilde ortaya koyulabiliryor mu?

Tabi, bunu bir gazetenin satis rakamlarindan daha net olarak biliyoruz. Mesela bir gazete 800.000 satti, ama kaç kisi okudu bilemeyiz. Satin alan ne kadar okudu onuda bilemeyiz, ama internette öyle birsey yok. Hangi satirda kaç kisi kaç saniye vakit geçirdi birebir hepsini ölçebiliyoruz, böyle bir özelligi var. Esasen bu durum reklam veren açisinda bir altin madeni.

Internet gazeteciligi gelecekde nasil olacak? Gerek içerik gerekse kullanici kitlesiyle ilgili ne gibi degisimler olabilir?

Daha büyük kitlelere yüzde yüz ulasacak. Içerik olarak ise, o içerigi birazda kullanici belirleyecek. Nasil ki, biz sadece haber ve arama motoru olarak baslayip baska seylerde katarak bir net kapisi haline geldik, ayni öyle. Çünkü gazetedeki gibi yada dergideki gibi, format bu ben bunu koydum bunu okursan oku okumazsanda "hayallah ne okuyacaksin ben bunu nasil okuyacagim?" gibi bir soru isareti gelmiyor. Kulanici bakiyor ben bu formati begenmedim diyor sizde aninda degistirebiliyorsunuz. Internetin böyle bir özgür yapisi var. Teknik olarak bunu yapmak çok kolay dolayisiyla zaman içerisinde kullanici içerigin "ne kadar hangi konuda ve ne genislikde" olacagini ögretecek içerik saglayiciya.

Internet gazetecilerine basin karti verilmesi konusu Amerika'da gündemde bu. Türkiye için mümkün mü? Bu konuda çalisma varmi?

Çalisma hiç yok, simdilik olacaginida zannetmiyorum. Çünkü bazi dergilere bile suanda basin karti vermiyorlar. Illa bilmem nereye üye olacaksin bilmem kaç yil çalisacaksin su olacak bu olacak vs. dolayisiyla bana önümüzdeki 3-4 yil için bu pek mümkün gelmiyor. Ama eninde sonunda olacak, interneti bir medya olarak gördükten sonra.

Son dönemde inernet sitelerinin abonelik sistemine geçme istegi sözkonusu en son Cumhutiyet bu konuda ciddi bir baslangiç yapmak hazirliginda. Bu konu hakkinda ne düsünüyorsunuz? Bunu siz yada diger sitelerde uygulayabilir mi?

Hayir, çünkü cumhuriyetin farkli bir konumu var. Onlarin çok köklü bir arsivi var. Esasen Newyork Times'da bunu yapiyor. Bence Cumhuriyet yanlis yapti. Günlük abonelik uygulayacak, halbuki dogrusu Newyork Times'in yaptigi gibi günlük olarak bazi haberlere girebileceksiniz, haber detaylari ve arsiv için abone olarak sistemden yararlanacaksiniz. Hatta abone oldukdan sonra bir takim bilgilere yine bedava ulasabilceksiniz. Simdi eger internet sektörü bunu kendi içersinde oturtamazsa, para kazanamayacak, çünkü sadece reklamla geçinmek mümkün degil. Bu durumda gelecegi tehlikeye girecek. Aslinda Cumhuriyet prensipde dogru birsey yapti ancak uygulamada yanlis yapti. Ama bizim böyle bir arsivimiz olmadigi için bizim esas isimiz medya -klasik anlamda medya- olmadigi için biz net kapisiyiz suanda bizde böyle bir sey yok. Suanda bizim sitede bir sürü ayri ayri islerden herhangi birine abone olan dolayisiyla öbürlerinede ulasmis oluyor.

Bu gün Habertürk disindaki haber amaçli sitelerin bu islerden para kazanamadigi yönünde tespitler var. Bu isten para kazanmak mümkün olacak mi? Ne tür yeni gelir kaynaklari bulunabilir?

Internet için baslangiçta bir iki sene hiç bir gelir yeterli olmaz. Çünkü ciddi bir altyapi gideri var ancak bir süre sonra reklam sektörü interneti kesfettigi andan itibaren ve bilinçli kullanici internet üzerinde yasamaya basladiginda evet gelir yapmaya baslayacak. Aksi halde internet tamamen "beck to beck"e yönelik bir olay haline gelir. Bizde siradan evde oturan kullanicilar olarak internet sansimizi yitirmis oluruz, hiçbirimizde bunu istemeyiz.

Internet cafelerde takip ettigimiz bir gözlem var. Kullanicilar sadece vakit geçirmeyi amaçliyor, interneti ciddi kullanan çok az.

Bunu herkes söylüyor. Ben de diyorumki vakti zamaninda tv ortaya çiktiginda da benzer bir durum vardi. Ama tabiki bizimki çok bize özgü birsey. Avrupa ve Amerikada tv.nin yayilisinin en önemli etkenlerinden biri kent kültürünün kir kültürüne hakim olup herkesi bir kaç sinif yukari atlatmasiydi. BIzde ise tam tersi kir kültürü kent kültürüne hakim oluyor ve asagiya çekiyor, sinif düsüyoruz. Bu sadece Türkiye'ye özgü birsey dünyanin hiçbir yerinde yok bu.

Bilgisayarda da ayni sey. Bütün dünyanin izledigi ve oy verip yorum yaptigi internet üzerindeki bazi yarismalar vb. organizasyonlarda herkes girip oy verip öneriler sunarken bir tek Türkçe küfür görüyoruz. Ya da yine Türkiye'den girenler önemli ölçüde saçmalamis geyik olsun diye yazmislar. Olayin su yönü de var. nsan dogasi geregi oyundu, pornoydu, eglenceydi, geyikdi vs. oralardan girecek ve insanlar zamanla interneti daha amaçli kullanmayi ögrenecek.

Dikkati çeken bir diger nokta da, gençlerin hatta çocuklarin internete ilgisi büyük. Web üzerinde gençlerin özellikle 15-20 yas grubunun hazirladigi çok sayida web sayfasi var.

Haklisiniz, biraz altyapi ve olanak saglanirsa Türkiyenin bu konuda çok ciddi bir is potansiyeli var. Yani nasil Hindistan'a gidip herkes eleman bulmaya çalisiyor, çünkü dünyanin en iyi elemanlari orda. Türkiye'de ayni seyi yapabilir. Ama biraz her konuda oldugu gibi Türkiye'de mesela turizmden dünyanin en zengin üç ülkesinden biri olmamiz gerekirken hala üç liraya oda satamiyoruz böyle de bir durumumuz var. Bilgisayar ne internet konusundada bu tip bir tehlike söz konusu. Ne kadar akillica bu ise girilir bilmiyorum ama girilirse turizm ve internet Türkiye'nin geleceginin iki yildizi olur.

 

Bu röportaj http://www.dorduncukuvvetmedya.com  da yayınlanmıştır

 

..........................................................................................................................................................................

 

 

KEREM ÇALIŞKAN
NTVMSNBC GENEL YAYIN YÖNETMENİ


Sorular ve yanitlar
1-Türkiye de bugün internet üzerinde yapilan yayinciligi nasil görüyorsunuz(özellikle klasik medya dan ayrilan ve kesisen yanlarini gözönüne alarak)
YANIT: Internet üzerinde üç tip yayincilik yapiliyor.

1)Klasik medya (yani gazeteler) kendi günlük içeriklerini ve yazarlarini web sitesine tasiyor.
2)Bizim de arasinda bulundugumuz birkaç site günlük haber giriyor.

3) Bazi siteler dedikodu haberleri ile gündemi degisik biçimde izlemeye çalisiyorlar. Klasik medya (TV ve gazeteler) günlük haber akisini daha çok ajans ve sinirli ölçüde özel muhabirle izliyor. Internet siteleri henüz özel habercilikte çok zayiflar. Bu açik yorum, analiz ve elestiri yayinciligi yöntemi ile doldurulmaya çalisiliyor.


2-internet gazeteciligi bir gazeteci olarak sizi tatmin ediyormu,heyecaninizi ve birikiminizi ifade ettiginizi düsünüyormusunuz.
YANIT: Internet gazeteciliginin enformasyon çemberi diye tanimladigim bir sistemde önemli yeri oldugunu düsünüyorum. Bugün gazetecilige TV, gazete, internet gazeteciligi gibi ayri dal ve sifatlarla bakmak mümkün degil.Aslinda hepsi bir tür "enformasyon saticiligi".Bu netlikte bakinca, Internet'in enformasyon satma kanallarindan yalnizca biri oldugunu görüyorsunuz. Gelecek bütün kanallari ve mecralari (TV, gazete, dergi, radyo, internet,wap, SMS, teleteks) koordineli ve her mecranin kendi özelliklerine uygun format ve zenginlikte kullanabilen multi-medya merkezlerinde olacak. Günümüzün medyasi çok fonksiyonlu yüksek teknoloji kullanan fabrikalar olarak tasarlanmak zorunda. Zaten ABD'de ve dünyanin bazi bölgelerinde bu sisteme gidiliyor. Bu sistem super-muhabirlere gereksinim duyuyor. Örnegin Reuters ajansi bir haberi ayni anda hem TV, hem radyo, hem de yazili formatta çok kisa sürede üreten muhabirler kullaniyor.Muhabirler bu yönde egitiliyor. Böylece insanlar o enformasyonu o siradaki kosullari neye uygunsa (evde TV, otomobilde radyo, kahvede gazete, isyerinde veya evde internet, sokakta yürürken cepe gelen mesaj) o mecradan
izliyorlar.
3-internet yayinciliginin maliyet yönünden ucuz oldugunu biliyoruz fakat öte yandan gelir yönündende düsük bu açidan isverenlerin yada girisimcilerin bu yayinlara bakisini nasil görüyorsunuz.
YANIT: Internet yayinciligi maliyet olarak basili gazetelere göre daha ucuz, ancak etki ölçümü ve reklam alma sansi henüz klasik medya düzeyinde degil.Bu yüzden internet basili gazeteyi öldürür mü? tartismalari için henüz erken. ABD'de internet üzerinden haber izleyenlerin sayisi hizla artmakla
beraber, basili gazetelerin satisini arttirdigi gibi arastirmalar da var.Isverenlerden çok, herhangi bir patron veya kurumdan bagimsiz çalismak isteyen gazeteciler için internet tüm dünyada yni olanaklar sunuyor. Bunu Mc Donalds restoran zincirine karsi kösede tek basina dönerci açan büfeye de benzetebilirsiniz. Internet bu tür bireysel ve küçük gruplara dayali habercilik sistemleri için daha uygun bir alan.
4-NTVMSNBC olarak haber toplamada haberi sunmada dikkat ettiginiz unsurlar nelerdir?Habercilikte hiz olarak diger medyanin önünde olmasi gereken internet gazetecileri haberleri diger basin kuruluslarindan mi aliyor.internet gazetelerinin muhabir ve ajanslarinin olma sansi varmi? olursa nasil olur? baska bir deyisle bugünkü haber edinimi anlayisi ile olmasi
gerken haber anlayisinin tespitini yaparmisiniz?
YANIT: Haberleri öncelikli olarak ajanslardan ve kendi kurumumuz NTV'den aliyoruz. Bir televizyon bünyesinde internet yayinciligi yapmak büyük avantaj sagliyor. Çünkü hem tüm yurtiçi ve yurtdisi muhabir agini kullanabilmek, hem de canli yayinlardaki haberleri aninda internete aktarmak mümkün oluyor. Bunun disinda internetin özelliklerinden yararlanip daha genis ve ayrintili (derinlikli)haber ve analizler vermek de mümkün oluyor.Zamanla büyük medya kuruluslarinda internet yayinciliginin kendi özel muhabirleri ile ürettikleri haberlerin daha genis yeralacagina da inaniyorum. Biz ntvmsnbc'de bunu bir ölçüde yaptik ve yapiyoruz.

5-internet gazeteciligini gelecekteki durumu ne olacak sizce. bugün pekçok basin mensubu bir internet sitesi üzerinden habercilik yapmakta bu bir zenginlik isaretimi yoksa bozulmami sizce
YANIT: TV kanallarinin finans yetersizligi içine düsmeleri ve büyük gazete kurumlarinin da ayni nedenlerle zorluk içine düsmeleri, gazetecilerin bir bölümünü internet ortamina kaydirdi. Türkiye'de medya ve basin-yayin kuruluslarinin gelecekte biraz daha küçülecegini ve daha sinirli sayida kurum kalacagini düsünüyorum. Tipki bankalar gibi. Bu açidan medya sektöründe gelecek göremeyen birçok genç arkadasin simdiden sektör degistirmesi daha yerinde olur düsüncesindeyim. Internet yayinciliginin tek basina bir yayin dali haline gelmesi oldukça zor.Böyle daginik ve bireysel çabalarin da bir beslenme ve reklam kapasitesi var. Internet yayinciliginin da giderek biçim alacagini ve büyük medya gruplari disinda ancak küçük, iyi organize ve özel alanlarda spesifik yayin yapan gruplarin ayakta kalacagini düsünüyorum. Spesifik yayindan ekonomi, spor, eglence gibi yayincilik türlerini kasteriyorum.


Simdilik selam ve sevgiler

Kerem Çaliskan
                                                                                                                           Söyleşi:İsmail Üstün

 

..........................................................................................................................................................................

 

 

CÜNEYT ÖZDEMİR

DEEPNOT.COM EDİTÖRÜ

 

 Merhaba sayın Özdemir.. Sorularımı asagıda yolluyorum. ilginize tesekkür ederim.


1-Türkiye de bugün internet üzerinde yapilan yayinciligi nasil görüyorsunuz(özellikle klasik medya dan ayrilan ve kesisen yanlarini gözönüne alarak)

YANIT:Türiye'nin en bagimsiz medyasi su anda interntette demek abarti olmaz. Ama bu özgürlük ne yazik ki denetimsizligi de beraberinde getiriyor. kimi sitelerde ciddi habercilik yapilirken kimilerinde kisisel hirslar, öcler ön plana çikiyor. özellikle sermayesinin normal bir basin kurlusunun kurulusu ile kiyaslandiginda ucuz oldugu varsayilirsa sayilari simdilik çok az. Bunu da gazetecilerin teknolojiye yabanciligina yormak mümkün.
Ama sonuçta nasil televizyonlar 10 yil önce ÖZEL yayinlarina basladiginda küçük bir bebek diyse. Şimdi de internet medyasi ayni durumda.Henüz yeni dogdu ve büyüyecek. elbette kimi yol kazalari ile birlikte büyüyecek...

2-internet gazeteciligi bir gazeteci olarak sizi tatmin ediyormu,heyecaninizi ve birikiminizi ifade ettiginizi düsünüyormusunuz

YANIT:Henüz etmiyor. çünkü su anda kendi update sistemim olan bir program yok. ama kisa bir süre sonra buna kavusacagim. o zaman daha bagimsiz olacagima inaniyorum. bir de ne olursa olsun internette de olsa muhakkak yogun bir ilgi gerektiriyor.İlgiden kastim zaman elbette...


3-internet yayinciliginin maliyet yönünden ucuz oldugunu biliyoruz fakat öte yandan gelir yönündende düsük bu açidan isverenlerin yada girisimcilerin bu yayinlara bakisini nasil görüyorsunuz.

YANIT:Şu anda kimilerine soguk bakiyorlar tutanlara ise inanilmaz paralar ödemeye hazir gözüküyorlar. açikçasi bir proce enflasyonu oldugu kesin . ama önemli olan burada kisisel yeterliligini ve objektifligini kanitlamak. kanitladiktan sonra elbette bir ilgi olusuyor. ama buradada baska bir sorun sizi bekliyor. haber yapmak ayri bir is, reklamcilarla görüsmek apayri bir disiplin. burada da ciddi bir örgütlenmeye gitmek gerekiyor. Örgütlenme demek elbette PARA anlamina geliyor. yani gözüktügü kadar ucuz ve kolay bir is degil.

4-Deepnot olarak haber toplamada haberi sunmada dikkat ettiginiz unsurlar nelerdir?Habercilikte hiz olarak diger medyanin önünde olmasi gereken internet gazeteciligi haberleri diger basin kuruluslarindan mi aliyor?

YANIT:Ben açikçasi internet medyasini yalnizca hhizla degerlendirmennin yalnis olduguna inaniyorum ki gazetecilik anlayisimi da hiçbirzaman hiza mahkum etmedim. Çünkü kimin önce haber verdigi benim için çok da önemli degil.Önemli olan haberin dogrulugu, içerigi ve ne söyledigi. yoksa tabiri caizse televizyonlarda yasanan bir sidik yarisinin internette yasanmasina karsiyim.Biz deepnot da geneld kendi izlenim ,arastirma dosyalari ve haberin disinda da denemelere yer veriyoruz. Şu hali ile bir gazeteden çok dergi görünümünde. Haber yapmak söyledigim gibi ciddi bir is ve tek kisi ile ister internette isterse baska ortamlarda yapmak kolay degil ekip kurmak gerekiyor. bilgisayarin basinda yalnizca bilgisayara bilgi giriylir. Haber ise sokaktadir,uzaktadir, arastirilmasi, okunmasi, konusulmasi gerekir.Yani diyecegim o ki az olsun geç olsun öz olsun. benim prensibim deepnot.com çerçevesinde en azindan bu ama yarin öbürgün bir haber portali olayina girilirse süphesiz farki olacaktir.

5- İnternet gazetelerinin muhabir ve ajanslarinin olma sansi varmi? Olursa
nasil olur? Baska bir deyisle bugünkü haber edinimi anlayisi ile olmasi
gereken haber anlayisinin tespitini yaparmisiniz?

YANIT:Şu anda genelde issiz gazetecilerin ferdi yada çok küçük ekipleri ile yürüttükleri bir eylem internet gazeteciligi ama bence ideali ciddi bir haber kadrosunun bulunmasidir. bununda ayni mekanda olmasi gerekmiyor.Farkli sehirlerde farkli hatta birbirini tanimayan kisilerden kurulacak bir haber agi bile online internetin kendi mantiginda çok farkli bir içerik de olabilir. Bu konu ile ilgili ayrintili düsüncelerim hatta şemalarim da var.Ama izninizle simdilik kendime saklama taraftariyim. Profesyonel olarak ilgi duyanlara ise yardimci olabilirim.

5-internet gazeteciligini glecekteki durumu ne olacak sizce. bugün pekçok basin mensubu bir internet sitesi üzerinden habercilik yapmakta bu bir zenginlik isaretimi yoksa bozulmami sizce

YANIT:Bence gelecek internetin. ama internet denilince akliniza hemen bir bilgisayar ekrani ve tuslar gelmesin. Benim gözümde internet demek ileride televizyon demek , cep telefonu demek, interaktivite demek v.b.Bozulanlar her zaman her yerde vardir ama internet dünyasi bir kaç kendini bilmezi entegre edip dislayacak kadar gelecegi olan büyük bir medya en
azindan bence..

6-Amerika da internet gazetecilerine basin karti verilmesi gündemde. Bu
Türkiye için mümkün olabilirmi ?

YANIT:Olacaktir ve olmalidir da. Ama o kart ne ise yarar bilmiyorum. su anda sari basin karti sahibi olarak bu kartinda ne ise yaradigini tam olarak bilmiyorum.yani kart yalnis bir simge . Önemli olan kabul edilir olmasi.Yoksa kart mart hikaye, sayginlik var mi , okunuyor mu , okundugunda ciddiye aliniyor mu ona bakmak gerekiyor...


7- Cüneyt bey son olarak bu konu ile ilgili varsa kaynak konusundaki
görüslerinizi rica ediyorum.

YANIT:Ben olsam medyakronik.com sitesine bir göz atip iliski kurardim onlar bu konuya bayagi bir kafa yor(masalarda)arlar gibi gözüküyor.Aslinda tipki özel tv'ler gibi bir süre sonra herkes bundan kaçamayip ilgilenmeye mecbur olacak.

Hadi bakalim iyi çalismalar benden bu kadar..
sonuçlari bana da gönderirsen bir göz atarim sevinirim..

Cüneyt ÖZDEMİR

                                                                                      Söyleşi:İsmail ÜSTÜN

 

 

..........................................................................................................................................................................

 

Basinda katliam, ahlaki çöküntü

 

Su anda, basin sektöründe sokaga birakilanlarin sayisi 3000'e yaklasti. Bu Türkiye'nin sürüklendigi "ekonomik kriz"in toplumda yarattigi çalkantilar ve asabiyet, ülkenin en agir "ahlaki kriz"lerinden birini gözlerden sakliyor. "Basindaki katliam"!

sayinin önemli bir bölümü, "habercilik" mesleginin, halka "bilgi tasima" mesleginin "isimsiz kahramanlari", "meçhul askerleri". Klasik deyimle, basin emekçileri. Ancak, bu sayinin içinde çok büyük sayida "ünlü" isimler de yer aliyor. Yillar boyu, kamuoyuna olaylari yorumlayan, görüslerini sunan, toplumun görüslerini seslendiren isimler. Bir kalemde, "basinda katliam"in hedefi oldular.

"Ahlaki kriz" bunun neresinde?

Toplumun bundan haberi olamamasinda! Yeni Safak dahil, birkaç gazete istisna edilirse, 3 milyon gazete okurunun neredeyse tümüne yakini, her gün ellerine aldiklari gazetelerde, basin tarihinin en büyük sarsintisindan haberdar olamiyorlar. Milyonlarca insanin, her gün defalarca izledikleri televizyon ekranlarinda, medyada bugüne dek görülmemis ölçüdeki "temizlik" hakkinda, birakin bir fikir sahibi olmayi, haberleri bile olmuyor.

Bu, bir yönüyle hiç sasirtici degil. Çünkü, büyük medya, uzun bir süredir "haber" vermiyor. 28 Subat sürecindeki "kirli rolü"nden bu yana, büyük medya, Türkiye'deki iktidar mücadelesinin, kamu mali yagmalanmasi ve halkin soyulmasinin "bas aktörleri" arasinda. Dolayisiyla, "haber" diye verdigi, aslinda "gerçeklerin çarpitilmasi", "gündem"in patronlarinin çikarina uygun biçimde olusturulmasi.

Eline Hürriyet, Milliyet, Sabah, Posta, Radikal, Star vs. gazetelerini alanlar, Kanal D, Atv, Star, Kanal 6, CNN-Türk vs. ekranlarinin basina geçenler, Turhan Selçuk'un, Bedri Koraman'in, Yalçin Dogan'in, Nilgün Cerrahoglu'nun, Duygu Asena'nin, Yalim Eralp'in, Sahin Alpay'in, Umur Talu'nun, Zeynep Oral'in Milliyet'ten "atildigini" ögrendi mi? Hürriyet'teki temizlik furyasini biliyorlar mi? Star gazetesinde 300 kisinin bir gün içinde isten çikarildigini, geri kalanlarin maaslarinin yariya indirildiginden haberdar oldu mu? Gazeteciler Meclisi adinda büyük bir "taban hareketi"nin varligindan haberi var mi? Gazeteciler Meclisi'nin önceki gece saat 21'de Abdi Ipekçi Aniti önünde toplanip, Sabah gazetesi ve Atv'ye yürüyüse geçtigini ve Sabah gazetesi önüne "hortum" biraktigini ögrendi mi?

Bunlari ögrenemezler. Adi Sabah gazetesiyle birlikte "kurumsallasmis" Ahmet Vardar'in, hakkinda adli sorusturma açilmasina ramak kalmis olan Dinç Bilgin'in "ceketini alip gidip" ama Milliyet'teki "katliam"i gerçeklestiren Aydin Dogan'in destegiyle Sabah'a geri gelmesinin ardindan "arkadan vurularak" sokaga birakilmasini, yine Can Atakli'nin yokedildigini ögrenemediler ki, bunlari ögrensinler.

Bu öylesine bir "ahlaki çöküntü"dür ki, Sabah gazetesinin, banka hortumculugu saibesi altindaki yöneticileri tarafindan kendileriyle "dayanisma göstermedikleri" için görevlerinden uzaklastirilan insanlarin yerine, gazeteleri kapatildigi için sokakta kalma tehlikesiyle yüzyüze bulunan birkaç kisi, "Sabah, çitayi yükseltiyor" slogani ile yerlestiriliyor. Onlar, sessizce bu "ahlak disi çarpitma"yi kabullenmek zorunda kalip, yazilarini Sabah'in hizmetine veriyorlar. Bazilarinin bu çaresizlige düsürülmüs olmaktan "utanç duydugu"nu biliyorum. Bazilarinin ise, bu "rol"ü gönüllü biçimde kabullendigini. Bir "suça istirak" durumu. Ve, bu konuda, medyada tek bir yazi yazilmiyor ve "suça istirak" boyutlari genislemis oluyor.

En "ironik" durumlardan biri, medyanin kendi meslek örgütlerinin açiklamalarina bile "sansür" uygulamasi. Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikasi ve diger basin meslek örgütlerinin hiçbir açiklamasini -ki, son günlerde sürekli yayimliyorlar- medyada göremiyorsunuz.

"Ahlaki degerleri"ni bunca yitirmis bir medyanin, kamuoyunda inandiriciligi ne kadar olur? Nitekim, Tesev'in yolsuzluklar konusunda hane halkina dönük anketi, halk nezdinde en itibarsiz kisilerin "gazeteciler" oldugunu olanca çarpiciligiyla ortaya koyuyor.

Yazili ve görsel medya, böylesine "sefil" bir duruma düsürülünce, internet ortami imdada, gücü oraninda yetisebiliyor. Gazetelerin ve televizyonlarin büyük bir bölümünde izleyemediginiz, ögrenemediginiz haberleri yani "gerçekleri", internet ortaminda yayinlanan gazetelerden izlemek ve ögrenmek mümkün oluyor.

www.haberturk.com, www.medyakronik.com, /, www.internethaber.com, www.imedya.com, www.haberatak.com, www.ajanturk.com bunlar arasinda akla ilk gelenler. Medyanin bu "sefil" hali devam ederse ve kamuoyunun teknolojiye uyumu artarsa, internet ortamindaki gazetelerin tirajlari, yazili basini kisa süre sonra altedecek. Örnegin, www.haberturk.com'un izlenme orani, promosyonsuz satilmalari halindeki Milliyet, Sabah, Star, vs.'den daha fazla. Hürriyet'i yakalayip geçmesi pek yakin.

Türkiye'de önümüzdeki bir yil içinde, her konuda olacagi gibi, medya alaninda da, basdöndürücü gelismelerin gerçeklesecegi kesin. Bunu söyleyebiliyoruz. Bir de sunu:

Kurban Bayrami arefesinde, kurban edilen sevgili meslektaslarimiz: Biz, meslegini icra etme imkanini sürdürenler, sizleri unutmadik, unutmayacagiz ve unutturmayacagiz!



Bu yazı Sayın Cengiz ÇANDAR' ın Yeni Şafak Gazetesindeki köşe yazısından alınmıştır.

 

 

..........................................................................................................................................................................

 

 

 

 

Sayın Ahmet Tezcan Internet gazeteciligi konusunda konusalim biraz.. Siz internet gazeteciliginin pirlerindensiniz. Bu konuda ne düsünüyorsunuz?


-Simdi Gazeteciler Meclisi Girisimi’nin eylemleri, faliyetleri de göstermistir ki ‘internet gazeteciligi’ gazeteciler için bir çikis kapisi bir kurtulus kapisidir.. Türkiye gibi nüfusu genç bir ülkede internet gazeteciliginin önü her zaman açiktir. En azindan seslerini rahat duyurabilecekleri bir ortam. Internet gazeteciligi bir alternatif medya olusturabilir. Ancak, nasil gazeteciler televizyondan kalma aliskanliklarini tasidilar ise, internette de gazetecilikten kalma aliskanliklarini ve zaaflarini da tasiyorlar. Yani rayting. Buradaki rayting TIK hasabi. Kaç TIK alirsak o kadar reklam aliriz hesabi yapiliyor. Isin ahlaki noktasina bakarak söylüyorum.. Internetin gazetecilikten ve televizyonculuktan çok daha tehlikeli bir boyutu var.. Sinirsiz özgürlük söz konusu. Bu özgürlük dinamit gibi birsey. Bir çocugun eline verdigin zaman mazallah nerede patlatacagi hiç belli olmaz. Bunun önüne geçmek için gazetecilerin meslek ilkelerine bagli kalmalari gerekir. Bir patron olusturmalari gekiyor ki, bu patron da Meslek Ilkeleri olacak. Yoksa alternatif medya degil, kuse kagida baskili gazetenin sanal versiyonu olur.

 

Sayın Ahmet TEZCAN ın görüşleri İnternethaber.com adlı sitede kendisiyle yapılan tele-röportaj dan alınmıştır.