dördüncü kuvvet medya
Özgür Gazeteciler Platformu
Şehit Gazeteciler Günü’nde Emre Kongar’dan büyük suçlama: 
          “Gazetecileri daima 
         devlet katletmiştir!” 
      Basın şehitleri, geçtiğimiz hafta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin, İstanbul Cağaloğlu’ndaki
 Basın Müzesi’nde düzenlenen bir törenle anıldı. Serbesti yazarı gazeteci Hasan Fehmi’nin öldürüldüğü
 gün olan 6 Nisan, Gazeteciler Cemiyeti tarafından 3 yıl önce Şehit Gazeteciler Günü ilan edilmişti. Bu
 nedenle ilk tören, Hasan Fehmi’nin Basın Müzesi yanındaki mezarı başında yapıldı. Serbesti yazarı
 Hasan Fehmi Bey, 6 Nisan 1909 günü İstanbul’da katledilmiş ve böylece Türk Basın Tarihi’ne
 ilk şehit gazeteci olarak geçmişti. 
      Öğleden sonraki törene, Devlet Bakanı Fikret Ünlü ile birlikte çok sayıda gazeteci ve şehit
 gazetecilerin yakınları da katıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli, Bakan Fikret
 Ünlü  ve Kültür Bakanlığı eski Müsteşarı Profesör Emre Kongar birer konuşma yaptılar.  
      Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli, bugüne kadar toplam 61 gazetecinin öldürüldüğünü
 söyledi. 
      MEHMET AĞAR DÖNEMİNDE 23 ŞEHİT VERDİK 
      Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli’nin konuşmasında verdiği bilgilere göre," 75
 yıllık Cumhuriyet tarihinde öldürülen gazeteci sayısı 47. Bunların yüzde 80’i siyasi cinayete kurban
 gitti. Cumhuriyet döneminde her 19 ayda bir gazeteci öldürüldü. Gazetecilerin en yoğun olarak
 öldürüldüğü dönem ise, İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu
 1992-93 yılları. Gazeteci cinayetlerinin neredeyse tamamı faili meçhul olarak kaldı, yahut üzeri
 örtüldü veya yargılamadan herhangi bir sonuç çıkmadı."  
      Nail Güreli konuşmasında, her gazetecinin ölümüyle halkın haber alma hakkının hedef alındığını
 söyleyerek “Bu cinayetlerin aydınlatılması için toplumun gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir.”
 dedi. Güreli şöyle konuştu:  
      “Ve soruyoruz: Önümüzde genel seçim var, hangi parti seçim beyannamesinde, bunca faili
 meçhul cinayeti aydınlatmayı vaad ediyor? Son olarak gerçeğin bir yüzünün daha altını çizmek
 istiyoruz: 90 yıldır gazeteciler öldürülse de, gerçekleri halka bildirmek görevini cesaretle yapan
 gazeteciler daima olmuştur ve olacaktır. Şu bilinmelidir ki, özgür basın asla susturulamayacaktır ve
 basının özgürlük mücadelesi sürecektir. Çünkü bu mücadele halk adına yapılan bir özgürlük ve
 demokrasi mücadelesidir.” 
      EMRE KONGAR SERT KONUŞTU 
      Törenin özel konuşmacısı olarak kürsüye gelen öğretim üyesi-sosyolog-yazar Prof.Dr. Emre
 Kongar ise doğrudan devleti suçlayarak şunları söyledi: 
      “Gazeteciler hemen hemen daima iktidardaki güçler yani devlet tarafından katledilmişlerdir.
 Sadece, cinayetleri aydınlatmak devletin görevi olduğundan dolayı değil, onları devletin destelediği ya
 da bizzat içinde olduğu çeteler öldürmüş  bulunduğu için de, katilleri yakalayana dek kovalamak,
 Türkiye Devleti’nin kaçınılmaz görevidir. Buradan soruyorum: Abdi İpekçi’yi, Çetin Emeç’i, Uğur
 Mumcu’yu kim öldürdü? Ve daha önemlisi niçin öldürdü? Savcı Doğan Öz, Doçent Bahriye Üçok ve
 Profesör Muammer Aksoy cinayetleri ile bunların ilişkisi neydi? Bu soruların yanıtları verilmeden,
 devletin, basın özgürlüğü bir yana, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini bile koruduğu
 söylenemez.” 
      Profesör Kongar, bir kaç istisna dışında televizyonların ve gazetelerin büyük sermayenin
 egemenliğine girdiğini isimler sıralayarak belirtti ve şöyle konuştu: 
      “Şehit edilen gazetecilerin katillerinin izini sürme konusundaki kamuoyu baskısını
 oluşturmak bundan sonra büyük sermayenin merhametine ya da ahlakına kalmış görünüyor. Ama
 ben atak ve acar medya mensuplarının, namuslu ve çalışkan gazetecilerin ve televizyoncuların,
 meslektaşlarının katillerinin izini sürme onurunu ihmal etmeyeceklerine, böylece devletin
 suskunluğunu da telafi edeceklerine inanıyorum.” 
      KATİLLER MECLİS’E TAŞINIYOR 
      Gazeteci cinayetlerine karıştıkları sabit olmuş kişilerin yeni seçimlerde milletvekili adayı olarak
 parlamentoya da giğrmeye hazırlandıklarına dikkati çeken Kongar, sözlerini şöyle tamamladı: 
      “Katilleri Meclis’e taşıyan bir sistemin adı Demokrasi olamaz. Medya, bu konuda da, bunları
 kamuoyuna teşhir ederek şehit meslektaşlarına karşı görevini yapmalıdır."