forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

BU DURUMDA HANGİ KAPILAR DIŞA AÇILACAK?

ETİKETLER:Ünal Bolat

unal_bolatson

Genç bir avukat, tedavi için gittiği hastanede tavalete girdiği bir sırada kalp krizi geçiriyor. Hemen yardımına koşuyorlar. Lakin tuvaletin kapısı içeride, yere yığılan hasta olduğu için açılamıyor. Yetkililer, ne yapacağız ne edeceğiz, derken hasta hayatını kaybediyor.

Milyonda bir olabilen böyle bir vaka skandal olarak değerlendiriliyor. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı konuya sağlıklı bir çözüm üretiyor.

Burada sorun olsa olsa tuvalet kapılarının içeri doğru açılmasındandır.

Hastaya hataneden bir refakatçi olup olmadığı, hastanın tuvalete gönderilip gönderilmemesi, hastanın durumu boyu, kilosu dikkate alınarak farklı bir yöntem uygulanabilirliği vb. sorgulanmıyor. Buna gerek duyulmuyor. Çünkü sorun belli…

Sorun kapıda… Kahrolası kapı içeri açılıyor. Kapı eğer dışarı açılsaydı, bu hasta kesin kurtarılırdı…

***

Ve talimat veriliyor. Kapılar konusunda hassas olunacak. Artık hastanelerde kapılar dışarıya açılacak şekilde dizayn edilecek. Şimdi bir yönetmelikle mevcut hastanelerin ve polikliniklerin kapıları tadilattan geçirilecektir.

Çünkü sorun kapılardadır…

***

Biz sağlık Bakanlığımızın bu gibi durumlardaki pratik çözümlerine bayılıyoruz.

Nitekim, geçtiğimiz yıllarda ortalığı kasıp kavuran “Kuş Gribi”ne karşı da böylesi pratik ve kesin sağlıklı mı sağlıklı bir çözüm bulmuştu.

Köyde, mezrada, çayırda ovada ne kadar tavuk varsa hepsini kireç kuyularında canlı canlı itlaf ederek kuş gribini () ortadan kaldırıvermiştik. Ne zararı var değil mi? Şimdi çiftlikteki makine tavuklarıyla ve makinelerin saydığı hijyenik (!) yumurtalarla besleniyoruz.

Bu bakımdan, tuvalette kriz geçirmeye karşı da kapıların dışarı açılması fikri kökten çözüm. Herkesin aklına gelmeyecek kadar mükemmel bir sağlıklı yöntem.

Yalnız şöyle bir sağlık skandalımız daha var efendim. Hemen arz edelim.

***

Aydın'da yaşayan bir vatandaş var. Bel fıtığı yüzünden tam 19 defa ameliyat olmuş. Skandal bu değil.

55 yaşındaki hasta, bunca ameliyata rağmen bel fıtığının yol açtığı şiddetli ağrılar yüzünden yürüyemez hale gelince kendisine son çare (!) olarak 47 bin dolarlık ithal bir cihaz tedarik ediliyor. Kalça üzerinden deri altına yerleştiriliyor.

Cihaz yaydığı titreşimlerle ağrıyı kesiyor. Sağlığımızdaki şu ilerlemeye bakın. İlk cihaz başarıyla yerleştiriliyor. İkincisi için 15 gün sonraya gün veriliyor.

Bundan sonra bakın neler yaşıyor hastamız…

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde lokal anestezi ameliyatı için ta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden doktor çağrılıyor. Allahtan ithal doktor değil. Lakin kahrolası cihaz bir türlü yerleştirilemiyor. Hastamız da sabırlı maşallah. Doktor şimdi gidiyor, 15 gün sonra yeniden geliyor. Bir 4 saat daha uğraşıyor. Iı ıhh. Olmuyor. Alet “ben bu bele olmam” diye diretiyor.

Ama hekim öyle kolay pes eder mi? İlla yerleştirecek… Yerleştirme işi, 15 gün sonraya erteleniyor. Oh be… Bu kez başarılı (!) bir şekilde yerleştiriliyor. Ama hay aksi… Meğer yanlış yere yerleştirilmiş.

Tabii bu durum, ağrıların bir süre daha da artmasıyla ortaya çıkıyor. Yapılan muayenede cihazın kalça kemiğine çok yakın bir yere yerleştirildiği ortaya çıkıyor.

Bu da skandal sayılmaz bize göre… Zaten hastamız da emanet edildiği hekimlerini bildiği için pek öfkelenmiyor. Diyor ki:

“Normalde ağrı başlayınca cebimdeki kumandaya basıp ağrılarımı dindiriyordum. Ancak ikinci cihaz kalça kemiğine yakın olduğu için ağrılarım şiddetlendi. Doktor, cihazın 2 parmak daha yukarıya çekileceğini belirterek, 20 gün sonrasına gün verdi. Ama bu ameliyatta da doktor yanlışlıkla cihazın kablosunu kesmiş. Böylece bu ameliyat da yarım kaldı. Hastane 1500 liralık kablo için ihaleye çıktı.”

İşte skandal olan kısım ihaleden bir türlü sonuç çıkmaması. Sağlıkta skandal yok… İhalede var…

Olacak ya, o ara sayın Bakanımız Aydın’a geliyor. Hani şikayet etmek maksadıyla (!) değil de hazır gelmişken Sağlık Bakanı Recep Akdağ’la görüşmek istiyor hastamız. Şu ihaleye bir el atsa diye…

Eee Bakan ile elini kolunu sallayarak görüşyemezsin ya. Şöyle bir üst aramasından geçmesi lazım. Hiçbir şey olmazsa üzerinde yumurta olabilir. Derken küçük bir aksilik de burada başlıyor:

Güvenlik maksadıyla üst aramasında beldeki cihazı gören korumaların yüreği ağzına geliyor.

“Canlı bomba var!” alarmıyla hastamızı apar topar gözaltına alıyorlar.

Ee Tabi canım, ne bilsin koruma bir fıtık için bir bele gerektiğinde 47 bin dolarlık cihaz bile takıldığını…

Bu duruma hastanın doktoru Prof ise sağlıklı bir yorum getiriyor:

“Bu hasta, gördüğümüz en şanssız hastalardan biri.” Niye? “ Çünkü, deri altına yerleşen o cihaz, fiyatı yüzünden artık Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da karşılanmıyormuş?”

O kolay… Çözümü için Sayın Bakanımıza hemen sorarız:

Bu durumda, hangi kapıları dışa açacağız efendim?

unalbolat@hotmail.com

 

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN