forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

İNSAN OLMAYI KOLAY MI SANDIN?

Aktif .

ÜMİT OTAN - EGE'DEN 

Aslında baharın tüm renkleri, kokuları her yanımızı sarmalamışken "kötümser" yollara savrulmak "akıllı" işi değil, ama öyle şeyler oluyor ki, katlanması zor mu zor.

 

Hele sevgili dostum Umur Talu da yazılarıyla, "sen de bir şeyler söyle" der gibi "çekiştirince",  parmaklar klavyeye gidiveriyor...

Medyamızda sorun, artık etik boyutunu unutturacak "şiddette" insan olma, "adam olma" sorununa dönüştü. Aslında yıllardır tartışılıyor da bugünlerde daha bir su yüzüne çıktı. Kimlerin "çıtır çıtır" kırılıp ortalığa savrulduğunu, bir zamanlar aslan kesilenlerin nasıl "kediye" dönüştüğünü, aslan kesilmesi gereken zamanlarda "sus pus" olup da şimdilerde "hata yaptım" diye günah çıkaranları izledikçe, "ey insanlık" diye çığlık atmak bile az gelebiliyor...

Umur Talu, Habertürk'teki köşesinde,(29.Nisan.2002) aslında çok önemli olan, ama onca karamaşa içinde "kimvurduya" giden bir meseleye dikkat çekiyor.  Gazeteciliğin fark etmek, fark ettirmek ve fark yaratmak mesleği olduğunu söylüyor, ama diyor; bu ama çok önemli:

"Eşi dostu fark etmek, kendini fark ettirmek, muktedirler namına fark yaratmak değil..."

Medyayı izleyenler kendini fark ettirme çabasında "yoğun mesai" harcayanları "şıp" diye anlıyorlardır.

Ben Umur'un dikkat çektiği başka bir "mesele"ye takıldım. Çünkü yazısını okuduğum anlarda bir yakın dostumla aynı konuyu tartışıyorduk.

Konu şu:

"Gazetecilik sana çok benzer düşünenlere sürekli mektup yazıp durmak da değildir."

Biraz açarsak...

"Ciğeri beş para etmeyen", gazetecilkle uzaktan yakından ilgisi olmayan ve hatta insanlık onurundan "bihaber" "köşecimiz", sırtını sıvazlayacağı, duygularını volkana çevireceği, gönüllerini hoş tutacağı o "bulunmaz" görüşlerinin "tıpkısını" yıllar boyu şırınga edip duruyor. Çok da okuru oluyor.

Peki bunun sırrı ne?

İşte sohbete daldığımız dostum, bir okur olarak bu "sırrı" ortaya seriverdi.

Yazılanlara kapılmayıp, yazanı da adam mıdır, insan mıdır diye sorgulamak gerektiğini belirtip, bir "sürü" uyanıkın benzer düşünenlere sürekli aynı mektupları yazarak ve de kendini parlatarak insanlıklarını unuttuklarını anlatmaya çalıştım.

Dostumun yanıtı çok çarpıcıydı:

"Olsun, ne yaparlarsa yapsınlar, ama bugün onların yazdıklarına ihtiycımız var..."

Yani şöyle:

Yeter ki benim kafamdakilerle örtüşsün, yeter ki ben nasıl bakıyorsam o da öyle baksın, yeter ki bizim tarafta olsun, isterse insanlıktan hiç "nasip" almamış olsun...

Olayın medya boyutuna bakarken, okur, izleyici tarafını da es geçmemek lazım.

Öyle keskin çizgilerle bir yerlere savrulduk ki, insan olmanın, sahici olmanın, "adam olmanın" erdemini ara ki bulasın.

Eeeee, durum böyle olunca, "bu devranın kaymağını" yiye yiye bitiremeyen, "cennet hayatına" her şeyi feda eden ve etmeye hazır "kalabalıkların" vur patlasın, çal oynasın hayatları kıymete biniyor...

İnsan olmayı, "adam olmayı" anımsamak da kolay olmuyor...

umitotan@gmail.com

http://twitter.com/#!/umitotan

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN